İçeriğe geç

Stray Kids // FanFiction

Bölüm 6 · 4 dk okuma

Stray Kids // FanFiction

Bölüm 6

📚6.Bölüm:"Tesadüfün Bu Kadarı"📚

📚1 Hafta Sonra...📚

"Hazır mısın Yeon Soo?"

Bana seslenen amcama- daha doğrusu babam demeliyim artık- oturduğum kahvaltı sonrasından hızla kalkarak, "Hazırım hazırım," diye seslendim.

Ancak kalkar kalkmaz Seon Hwa teyze, aman yani annem tarafından geri oturtuldum. Elindeki reçelli ekmeği bana uzatırken ısrar ediyor, ben de ısrarlarına dayanamayıp bana ne verirse ikiletmeden ağzıma atıyordum.

"Şunu da al. Hemen at onu da ağzına Yeon Soo. Ah,dur! Bak sandviç de hazırladım. Bunu da elinde giderken yersin."

"Doydum bile ben, gerek yoktu gerçekten."

"Ben onu bunu bilmem. Bu da yenilecek küçük hanım."

Bir kere daha seslenildi mutfak dışından.

"Yeon Sooooo!"

"Geldim geldim."

Ayağa kalkıp elime sıkıştırılan sandviçle beraber mutfaktan çıktım. Babam beni eli kapı kolunda bekliyordu.

Hızla yanına vararak kenarda duran spor ayakkabılarımı ayağıma geçirmeye başladım. Bu esnada annem de hemen arkamdan mutfaktan çıkmış babama sokranıyordu.

"Ne acele ettiriyorsun kızı?! 2 dakika bekleyemiyor musun?!"

"Geç kalırız hayatım. Benim herkesten önce orada olmam gerekiyor. Hem biricik kızımızın da okuldaki ilk günü olacak. Geç kalmamak icap eder."

"Yeon Soo, hava çok soğuk. Güneşe aldanıp da üzerindeki ceketi çıkarma olur mu?"

"Merak etmeyin. Çıkarmam."

Ayakkabılarımı giydiğimde babam kapıyı açtı. Beni önüne katarak ilerletti. Bu esnada annem yüzünde gülücük saçarak bana el sallıyordu. Aynı şekilde ben de ona el sallayıp arabanın kapısını açtım. Babamın hemen yanına, ön koltuğa oturdum.

Bu âna 1 hafta içerisinde nasıl geldim?

3-4 gün önce gözlerimi açtığımda kendimi hastanede buldum. Duyduklarıma göre beni o çocuklar hastaneye getirmişler. Ancak bir süre sonra işleri olduğu için çıkmak zorunda kalmışlar.

O gün hastaneye babamın kan kardeşi olan çok ama çok yakın bir arkadaşı Min Seok amca geldi. Kendisi şu an tam yanımda arabayı kullanmakla meşgul olan kişi olur.

Min Seok amca henüz 40 yaşında ve bir okul müdürü. Eşi Seon Hwa ise ondan 5 yaş küçük, şirin mi şirin bir kadın.

Hastanedeyken Min Seok amca kim olduğunu anlattı. Sonra babamdan aldığı son haberleri. Şu an babam İngiltere'de işleri yoluna sokmaya çalışıyormuş. Benimle Min Seok amcanın ilgilenmesini de özellikle rica etmiş.

Min Seok amca içinde bulunduğum tehlikeli durum dolayısıyla da beni, arkadaşının emanetini ancak evlatlık alarak koruma altına alabileceğini söyledi. Babamla bu konuyu uzun uzun konuştular.

Söylediklerinde kelimesi kelimesine haklıydı. Babam da hak verdi. Min Seok amcanın hukuk bürosundaki yakın arkadaşları sayesinde aynı gün babam beni evlatlıktan reddetmek için dava açtı. Uzun sürmedi. 2 günün ardından dava sonuçlandı ve Min Seok amca beni evlatlığı olarak nüfusuna aldırdı.

Şu an yasal olarak onların kızıyım.

Şöyle bir şey var ki, ikisinin de yıllardır çocuğu olmadığı için bana gerçekten öz kızlarıymışım gibi davranıyorlardı. O kadar sıcak ve o kadar samimilerdi ki, daha önce anne sevgisi tatmayan ben dahi Seon Hwa teyzede anne sıcaklığının nasıl bir şey olduğunu hissettim.

Her neyse, kısaca böyle işte.

Ah! Bir de yaralı ceylan var tabii. Ben hastanede gözümü açtığımda 2 gün geçmiş meğersem. Min Seok amcadan rica ettim. Benim gitmem tehlikeli olacağı için kendisi gidip baktı ama kimse yokmuş.

Bir de ona beni beklemesini söylemiştim. Nereden bilebilirdim ki başıma bunların gelebileceğini?

"Baban senin iyi bir eğitim almanı hep isterdi Yeon Soo. Önceki gibi olmayacak. Çok zorlanacaksın belki ama-"

"Okul okuldur, baba. Sen olmasaydın şimdi kim bilir ne hâlde olurdum?"

Ah, bu arada. Seon Hwa teyze de Min Seok amca da onlara teyze ya da amca dememi kesinlikle yasakladılar.

Babam iflas etmeden önce özel bir okulda okuyordum. Her türlü sporla uğraşıyor, her türlü müzik aletini çalabiliyordum. Piyano çalmak ve dans etmek ise benim nefes alma sebebim gibiydi.

Şu an hepsinden uzak kalıyor olmak gerçekten yaşamıyormuşum gibi hissettiriyordu.

Okul eve yakındı. Babam arabayı durdurduğunda kemerimi çıkararak arabadan indim. Onu bekledim. Yanıma doğru gelirken elindeki anahtarla arabanın kilit tuşuna basıp kilitledi.

Beraberce okula doğru yürüdük. İçeri girdiğimizde kendisi durdu.

"Sınıfın 2. katta. Rahatlıkla bulabilirsin. Benim odam ise giriş, yani bu katta. Unutma. Ne zaman istersen yanıma gelebilirsin."

"Tamam. Ben çıkıyorum o zaman."

"İyi dersler."

Merdivenlerden yukarı çıkmaya başladım. Okul özel değildi ama dış görünüşü olsun, içi olsun o kadar da fena sayılmazdı.

Yapabilirdim.

Neyini yapamayacaksın falan diye içinizden geçirmeyin. İnsanların alışkanlıkları farklıdır. Benimki de öyle. Şimdi dahi kendimi o kadar yabancı hissediyorum ki...

Tabelada 2. kata geldiğimi gösteren yazıdan sonra ilerledim. Son sınıflar ayrı ayrı değil, tek bir sınıf içerisinde topluydu.

Kapıdaki yazıyı okuduğumda doğru yerde olduğumu anlayarak kapıyı tıklattım. İçeriden, "Gel!" sesini duyunca da beklemeden kapıyı açarak sınıftan içeri girdim.

Sınıftaki öğretmene eğilerek selam verip onun yanına doğru ilerledim.

"Yeni öğrencimiz sen olmalısın. Müdür Bey senden bahsetmişti. Hoş geldin. İsmin nedir?"

"Hoş buldum. İsmim-"

Lafımı tamamlayamadan sınıftan şaşkınca, "Lee Yeon Soo!" sesini işittim.

Anında oraya döndüm ve gördüğüm kişiyle gözlerimin irileşmesine engel olamadım. Benim de ağzımdan şaşkınca, "Yaralı ceylan," kelimeleri döküldü.

Ayrıca... Ayrıca gördüğüm tek kişi o değildi! Gözüm arka taraflara kaydığında gördüğüm kişilerle, beni kurtaran o çocuklarla şaşkınlığım ikiye katlandı. Hepsi tam kadro buradaydı ve onlar da en az benim kadar şaşkındı.

İşaret parmağımla onları işaret ettim.

"Siz!" dedim.

Aynı şekilde onlar da hep bir ağızdan, "Sen!" dediler.

Hepimizin arasında garip bakışmalar başladı.

Ahh!

Tesadüfün de bu kadarı!

...

Yaşasın. Hikâyeye gerçek anlamda bir giriş yapabiliriz artık. 🙌

Bizimle kalın.😊💙

Bölüm sonu

11 yorum