İçeriğe geç

Stray Kids // FanFiction

Bölüm 5 · 4 dk okuma

Stray Kids // FanFiction

Bölüm 5

📚5.Bölüm:"Ağır Ol Babalık"📚

"Evet,"dedim.

"Beni her gördüğü yerde rahatsız eden, sürekli kaçsam da peşimi bırakmayan psikopat herifin teki o!"

Sözlerimden sonra kavga edecekmiş gibi görünen bu çocuklar birbirlerinin gözlerine bakıp başlarıyla anlaştıktan sonra bildiğiniz bir oldular ve hep beraber önüme kapandılar.

Bir kalkan gibi önümde yan yana dizilerek psikopat herife sert bir şekilde bakmayı sürdürdüler.

Psikopat herifin her zaman yanında bulundurduğu sağ kolu denebilecek adam da soluk soluğa onun yanına yetiştiğinde önüme kalkan olan genç erkeklere bakarak donakaldı.

"Bana bak Yeon Soo. Zorluk çıkarmadan derhâl buraya geleceksin!"

Dişlerinin arasından âdeta tıslarcasına konuştu. İğrenç suratına tiksinircesine baktım. Ardından tam ağzımı açmış asla gelmeyeceğimi söyleyecekken ismini bilmediğim çocuklardan birisi-hani o gözünün altında bir ben olan- bir adım daha öne çıktı. Elleri ceplerinde onun tam karşısına geçti.

"Ağır ol babalık!"

Başını bir sağa bir sola ağırca yatırıp psikopat herifi inceledi.

Sakin sakin, "Ne derdin varsa söyle?" diye sordu.

O psikopat herif bir süre çocuğu inceledikten sonra cevap verdi.

"Sizlik bir şey yok veletler. Benim derdim o kızla. Çekilin aradan. Aksi takdirde sizin de peşinizi bırakmam."

Sanki güzel bir kelime söylemiş gibi öğrenci çocuk histerik bir kahkaha attı. Arkasındakiler de öyle. Her biri sırıtıyordu.

-Demeye kalmadan bir anda birisi arkamdan gelip hızla kolunu boynuma doladı. Diğer elinde de bıçak vardı ve bıçağın keskin tarafı boynuma dayalıydı.

Bu kişi her kimse beni rehin alır almaz korkarak ufak bir çığlık attım. Önümdeki 5-6 çocuk bunun üzerine arkalarına, bana döndüklerinde yüzlerindeki ifade ciddileşti.

Arkamdaki kişi, "Gidebiliriz patron!" diye bağırdı.

Aynı zamanda bu öğrenci çocuklarla çevremizi bir 10 kişi çevirdi.

Bu sefer başları olan psikopat herif kahkaha atmaya başladı. Ellerini aynı o çocuğun yaptığı gibi ceplerine atarak alay edercesine yüzüne baktı.

"Kendi işinize bakın veletler. Bize müsaade."

Buraya kadar geldim. Bu saatten sonra teslim olmam! Her ne kadar boğazıma dayalı bir bıçak olsa da umurumda değil. Beni öldürürse borç morç alamaz. Bunu kendisi de biliyordur.

Bu yüzden kendimi toparlamaya çalıştım. Adamın boynuma sardığı kolunda olan ellerimi kullanacaktım. Hızlı olmalı ve bir an önce uygulamaya geçmeliydim. Daha fazla beklemeden beni tutan adamın boynuma doladığı kolunu içimdeki bütün siniri de atmaya çalışarak oldukça sert bir şekilde ısırdım.

O çığlık atmaya başlayınca yeniden herkes bu tarafa yöneldi. Bir elimle de adamın bıçağı tuttuğu elini sert bir şekilde çevirmeyi başardım. Bıçak ellerinden kayıp düşerken zayıf düşen adamın kolunun arasından çıkıp ona döner dönmez erkekliğine sert bir şekilde diz geçirdim.

Bunu çok yapıyorum ama ne yapayım? En zayıf oldukları nokta resmen. Zayıf oldukları noktadan vurmazsak yazık olur.

Beni tutan kişi kıvranarak yere uzandı. Bu esnada o çocuklara bir kere daha dönüp minnet dolu bakışlarımı her birinin üzerinde gezdirdikten sonra yeniden koşmaya başladım.

Gelen adamlar peşime düşmeye çalıştı ama o çocuklar onların önlerine geçerek engel oldu. Son gördüğüm şey de bu oldu çünkü arkama bakmadan koşuyordum lâkin görmesem dahi arkamdan gelen ayak seslerini işitebiliyordum.

En sonunda yine kolumdan yakalandığımı hissettim.

Ne kadar cesur durmaya çalışsam da ben de gerçekten korkuyordum. İrileşen gözlerimle beraber arka tarafıma çevrildim.

Evet, o adamlardan biriydi.

Sağ kolumu sıkıca tutuyor, bırakmıyordu.

Çırpınmaya, elinin arasından kolumu kurtarmaya çalıştım.

"Bırak beni! Bırak!"

Adam oldukça sinirli görünüyordu.

"Eeeh! Yeter be!"diye bağırarak diğer eliyle sol yanağıma sert bir tokat yapıştırdı.

O kadar sertti ki acı işerisinde yere savrulup başımı çok sert bir şekilde taşa vurdum.

Şu an çektiğim acı dışında hiçbir şeye odaklanamıyordum. Yanağım değil de başım o kadar acıyordu ki, o zonklamalar oracıkta öleceğimi hissettiriyordu.

"Kalk ayağa!"

Bir de üzerine yine kolumdan tutarak beni zorla ayağa kaldırdı. Ayağa kalkar kalkmaz olduğum yerde sendeledim. Yine düşecek gibi oldum. Kendimi tutamıyordum.

"Bırak onu şerefsiz!"

Duyduğum ses üzerine sesin geldiği tarafa baktım. Koşarak buraya doğru gelen gözünün altında ben olan çocuk çok geçmeden burada oldu. Yumruğunu beni zorla götürmeye çalışan adama geçirdi.

Adam, az önce benim olduğum gibi yere savruldu ama çocuk onu boş bırakmadı.

Ben dengemi kaybedip düşmemek üzere elimi yanımdaki duvara yaslarken o, adamın üzerine çıkmış yumruklamaya devam ediyordu.

Bir süre sonra kalktı.

Nefes nefese yanıma geldi.

Nazikçe kolumu tuttu.

"Hadi, gidelim. Merak etme, biz sorunu hâllettik. Yah! İyi misin?"

Artık görüntüsü giderek bulanıklanışıyor, sesi giderek uğulduyordu.

Her şeyin yorgunluğunu bir kenara bırakarak kendimi tamamen bıraktım. Yere düşmeden beni kollarının arasına aldı. Belimin altına geçirdiği koluyla beni tutuyor ve şaşkınca bana bakıyordu.

Kısık gözlerimle biraz daha baktım bulanık görüntüsüne. Ardından daha fazla dayanamayarak ağırlaşan göz kapaklarımın yorgunluğunu hafifletmek için gözlerimi kapattım.

Bu çocuğun kolları arasında derin bir uykuya daldım.

...

Bölüm sonu

9 yorum