Daldığım düşüncelerden sıyrılmamı sağlayan şey Lee Know'un müthiş sesi oldu.
"Kimse kalmadı galiba. Biz de gidelim artık istersen. Ha,istemezsen itiraz etmem. Sonsuza kadar burada seninle beraber kalabilirim ona göre."
Onun bu hâline ve sözlerine güldükten sonra;
"Hadi çıkalım."dedim.
Ağır ağır benden ayrılarak kapıya doğru yaklaştı. Onun sıcaklığı... Benden uzaklaşır uzaklaşmaz bir anda üşüdüm resmen.
Lee Know kapıyı hafif aralayarak ortalığa bir göz attı. Ardından kısa bir süre bana döndü ve elimi tuttuktan sonra;
"Çıkabiliriz."dedi. El ele onunla beraber bu küçük ama sıcacık olan odadan çıktık. Evet,neyseki ortalıkta kimsecikler yoktu.
"Lee Know?"diye seslendim el ele merdivenleri çıkmaya başlamışken. Bana döndü ve;
"Efendim."diyerek karşılık verdi. Ben de aklıma takılan o soruyu cesur kalmaya çalışarak sordum.
"Sevgili olduğumuzu herkes bilecek mi? Bu... Bu şu an..."
"Utanç verici mi? Bence değil. Merak etme. Ben senin yanında olacağım."
"Kimin ne dediği en başından beri umurumda değildi zaten. Ama hep tek başıma mücadele ederdim. Yanımda birinin olması beni mutlu hissettirdi. Aslında biliyor musun? En başından beri hep yanımda olduğunu söyledin ve benim dışıma ördüğüm sert duvarları kırdın. Bana gerçekten yanımda olduğunu hissettirdin. O Moon Dok Soo denen çete liderine karşı beni savunman,kendi iyiliğim için beni savunman ve daha fazlası. Sana o zaman da güveniyordum. Şimdi de güveniyorum."
"Sözlerin beni gaza getiriyor. Daha bir enerjik hissediyorum sanki."
Yine güldüm. Bomboş koridorlarda sadece ders anlatan öğretmenlerin sesi yankılanıyordu. Ah,tabii bir de yaramazlıktan geri durmayıp öğretmenlerine aldırış etmeden konuşup duran öğrencilerin uğultusunu unutmamak lazım.
Bizim sınıfın da bir üst katında bulunan koridora çıkarak tam ortasında durduk.
"İşte burası. Bak,bu koridorun sağ köşesindeki oda kızlara ait. Diğer ucunda bulunan sol köşedeki oda da erkeklere. Burada ayrılalım. İşimizi bitirince de yine burada buluşalım."
"Tamam."
"Ah,bu arada. Sınıftaki dolap numaran kaçsa içeride bulunan aynı dolap numarası sana aittir. Eşofmanların ve spor ayakkabıların mutlaka içindedir."
"Tamam,teşekkür ederim. Görüşürüz o zaman."
"Tabii ki görüşeceğiz."
Onun o güzel gülümsemesini, gülünce ortaya çıkan sevimli tavşan dişlerini bir süre tebessümle izledikten sonra geri geri gitmeye başladım. Elimi salladım ve arkama dönerek kızlara ait olan odaya doğru ilerledim. Lee Know da benim tam tersi yönüme gidiyordu.
📚
Eşofman takımlarımızı giyer giymez buluşmuş ve sınıfa yine beraberce inmiştik. Ama hâlâ kapının önündeydik.
Lee Know bana bakıp onayımı aldıktan sonra kapıyı tıklattı. Öğretmenimizin 'gir' sesini işitir işitmez hemen kapıyı açarak içeri girdik.
Tıpkı öğretmen gibi herkesin gözü ikimizin üzerindeydi.
"Neredeydiniz çocuklar? Neden üzerinizde eşofman var? Bu hâliniz nedir?"
Lee Know hemen tebessüm ederek öğretmenin sorduğu soruyu cevapladı.
"Ufak bir kaza. Müdür Bey'in haberi var sonsengnim (öğretmenim). O da oradaydı."
"Tamam çocuklar, oturabilirsiniz."
Öğretmene saygıyla hafif eğildikten sonra ikimiz de yerlerimize geçtik. Hyunjin'in yanına oturduğumda bir bana bir de Lee Know'a çatılan kaşlarıyla bakmaya başladı.
Öğretmen bir yandan konuyu anlatıp bir yandan tahtaya yazı yazmaya devam ederken Hyunjin kulağıma doğru eğildi ve fısıldayarak, sessiz bir şekilde sordu.
"Neden sadece ikiniz? Nasıl bir kaza bu? Eşofmanlar değişmiş, saçlarınız ıslak. Neler oluyor Yeon Soo?"
Gerilmedim değil. Gerçekten bu sefer beni geren bir şeyler vardı.
Ben de tıpkı onun gibi fısıldayarak cevap verdim.
"Yanlış anlama. Lee Know ile temizlik yapıyorduk. Kovadaki köpüklü su yere döküldü. Biz de kayarak o suyun üzerine-"
Bir anda susuverdim. Yeni yeni idrak edebildiğim ağzımdan çıkan kelimelerle bir an duraksadım. Ardından;
"Bir dakika ya?"dedim. "Ben niye sana hesap veriyorum ki sanki?"
Sırıttı.
"Bana hesap vereceksin tabii ki. Bugün... Sana söylediğim o itiraftan sonra artık tamamen benim olduğunu kabullenmen gerekiyor. Attığın her adımın hesabını vereceksin. Çünkü sen... Benimsin. Seni bir başkasıyla, özellikle de düşmanımla bu kadar samimi görmek istemiyorum."
...









