Selam asklarımmm
Biliyorum yb birazcık gec geldi cünkü win untouchable ile ilgileniyorum yapacak bisi yok. Bu arada ona da bi bakın mükemmel gidiyor ikiz delta taehyung falan olcak ay spoi verdim kız
BÖLÜM BAŞI KISA Bİ SMUT VAR BU BÖLÜM YANİ cünkü zaman gitgelleri olacak bir iki bölümcükk
COCUKLARI PİSTTEN ALALIM LÜTFEN!!
bebeler gittiyse (hey sen! niye hala burdasın 18 yas altı birey!) bölüme gecelimmmmtrong>
*
*
*
1 hafta sonra
"B-buradasın.."
Jungkook elini göbek deliğinin hemen altında hissettiği çıkıklığa yerleştirdi. Sevgilisinin sertliğini karnında, küçük elinin altında hissedebiliyordu. Keza sertliği öyle uzun ve büyüktü ki, hissedilmeyecek gibi değildi.
Taehyung, Jungkook'un sırtına doğru eğilmiş vaziyetteyken elini beyaz, narin elin üzerine yerleştirmiş ve hassas kulak memesini emip kulağına fısıldamıştı.
"Buradayım güzel bebeğim. En derinlerindeyim..."
Sıcak nefesi Jungkook'un tenine vururken, onu nasıl bozguna uğrattığını izledi öylece.
Onun güzelliğine dayanamıyordu.
Penisini tamamiyle kavrayan minik deliği kendisini delirtiyor, her ne kadar Jungkook'un canını acıtmamak için kendini tutsa da onu resmen dağıtıyordu.
Altında titriyor, inliyor, yalvarıyordu.
Taehyung elini, güzelinin ince boynuna attı ve Jungkook'un kendisine döndürmeye çalıştığı yüzünü yatağa gömdü. Bununla beraber daha fazla ortaya çıkan dolgun kalçaları kendisine muazzam bir manzara sunmuştu.
Jungkook'un yumuşak bacaklarını kendisi için biraz daha araladığında penisinin minik delikteki hareketleri bir anlığına durmuş, sevgilisinin yüzünü yan yatırarak acı dolu bir inleme sunmasını sağlamıştı.
"Ahh Taehyung! Ha-Hareket et acıyor.."
Taehyung ise lafını ikiletmeden tekrar hareket etmeye başladı. Jungkook'un pembe deliği kendisini tamamen kavrıyor, uzunluğunu hepten içine alabiliyordu.
"Sikeyim! Nasıl kavrıyorsun beni.."
Sıcaklığı, darlığı kendisini resmen deli ediyordu.
Jeon Jungkook, kendisini deli ediyordu.
Kulağına dolan tiz inleyişler, kendisini bir an bile durdurmadı. Keza güzelinden duyduğu her inleme, kendisinin o deliği dağıtmak istemesine sebep oluyordu.
En başta acıtan sertlik şimdi en derinlerine vururken, Jungkook sadece yavaş yavaş tatmaya başladığı zevki yaşıyor; olabildiğince itiyordu kalçasını Taehyung'a doğru. Çünkü her zaman daha fazlasını istiyordu.
En derinlerinde bile olsa, daha fazlasını istiyordu. Yetmiyordu.
"Taehyung.. Hızlan-"
Kalçasına yediği ağır şaplak ile gözlerinin dolduğunu hissetti.
Cezalandırılmak istiyordu. Sevgilisinin kendisini ayrı kaldıkları her ne bir saniye için cezalandırmasını istiyordu.
Şu saniyelerde, ilk defa Kim Taehyung'un düşmanı olmak istiyordu.
***
1 hafta önce
Busan
Hava aydınlanmaya yüz tutmuştu. Sabahın en erken saatleriydi. Uykusuz geçen, bir mezar kazılan, mezardan çürümüş bir ceset yerine tozlanmış bir not bulunan bir gece sonunda sona ermişti.
Bu gece benim hiç olmadığım kadar umut dolduğum geceydi.
Şimdi ise en son ne zaman geldiğimi bile hatırlamadığım, dedemin dağ evindeydik. Evet. Ben, Seokjin hyung ve elimden gelse bir kaşık suda boğacağım Park Jimin.
"Tanrım... Uyumak istiyorum."
Belki de yolda geçirdiğimiz 2 saat boyunca aralıksız söylenen Jimin'e sinirle dönüp kaşlarımı çattım.
"Gelmeseydin."
"Yılların olayı çözülüyor. Bunu kaçıracağımı mı sandın?"
"O zaman söylenmeyi kes."
"Of! O tavşan suratını dağıtmak istiyorum!"
"Asıl ben o pembe saçlarını teker teker yolup, ağzına tıkmak istiyorum!"
"Kendimi sikeceğim artık. Ne kadar çok kavga ediyorsunuz..."
Hyungum yine ve yine bizi tartışmadan kurtarırken, elini babacan bir tavırla omzuma koyarak okşadı. Bakışları ahşap işlemeli evde geziniyordu. Ormanın koca ağaçları eve kasvetli bir manzara sunarken, bir yandan da sabahın ilk ışıklarının getirdiği huzur insanı inanılmaz bir ikilime düşürüyordu.
Şimdi, o adam bu evde miydi?
"Emin misin?"
Bu eve girecek olmaktan, çocukluğun ile yüzleşecek olmaktan emin misin?
Gözlerim evden bir saniye bile ayrılmazken, aklıma dolan anılarımla kafamı bilmiyorum der gibi salladım. Bilmiyordum.
Bu evde dedem ile olan güzel anılarımı hatırladıkça, bu evi o güzel anılarla hatırlamak istediğimi fark ettim. İçeride olacakları az çok biliyordum. Hiç de güzel şeyler olmayacaktı.
Hiç olmazından, bu evi son anımın güzelliğiyle hatırlamak isterdim. Yıllar önce dedem ile şömine ateşinde sıcak çikolatamı yudumlarken mesela. Ya da dedeme yalvar yakar yaptırdığım ağaç evde geçirdiğim ilk gece gibi.
Ağaç ev.
O evi düşününce ister istemez bakışlarım sağ tarafımdaki çam ağacına gitti. Nedensizce gözlerim dolmuştu.
Oradaydı.
"Bilmiyorum hyung... Sanırım yapamayacağım-"
"Hey! 2 saat yolu boşuna mı çektik?!"
Gözlerimden yaşlar düşmesine rağmen, bu durumda bile Jimin beni gıcık edebildiği için dişlerimi sıktım. Sinirli bir nefes verdiğimde Seokjin hyung da ona tuhaf tuhaf bakıyor olmalı ki, sesini kesip ne? der gibi baktı. Sonra ise boğazını temizledi. Bakışları yerdeydi.
"Yani... Biliyorum, zor günler atlatıyorsun ama... Gerçeklerden hep kaçamazsın. Ben senin ne kadar güçlü olduğunu biliyorum."
Tuhaf bir şekilde, ciddi anlamda tatlı gözüktüğünü düşünürken, akan burnuma karşın kıkırdadım. Bakışları bana yükselmiş, büzülen dudaklarını salmıştı.
"Nereden biliyorsun?"
Bakışları tekrar etrafta gezinmeye başlarken, derin bir nefes verdi. Sessizdi. Konuşacak fakat biraz düşünmesi gerekiyor gibi görünüyordu.
"Taehyung'a olan aşkın için her şeyi yapıyorsun. Karakol köşelerinde gezindin. Nefret etmene rağmen bana geldin, yardım istedin. Kötü şeyler yaşamış olmana rağmen Busan'a tekrar geldin. Sen... Babanın mezarını bile kazdın Jungkook. Bunlar..." Gözlerimiz birbirimizi buldu.
"...Bunlar benim yapabileceğim şeyler değildi. Her ne kadar bu zamana kadar Taehyung'a aşık olduğumu söylesem de seni gördükçe bunun bir takıntıdan başka bir şey olmadığını anladım. Çünkü gerçek aşkın ne olduğunu gördüm."
Üçümüz arasında tekrardan bir sessizlik hakim olurken, gülümsedim ve boğazımı temizledim.
Sanırım tek yapmam gereken şu eve girmek ve bir daha asla adımımı dahi atamamaktı.
"Gidelim."
***
1 hafta sonra
Taehyung güzel saçlarını yolmak istermişçesine kavrayıp kendine doğru çekerken; durmadan deliğine vuruşlar yapıyor, adeta kendisini delirtiyordu. Jungkook'un ise yapabildiği tek şey, ince dudaklarından sevgilisinin ismiyle inlemek, onu yapabildiği kadar orta yolda karşılamaktı.
Ancak deliğine yüklenen hız öylesine büyüktü ki, Taehyung'un penisini deliğinden uzaklaştırarak ucuna kadar getirip tekrardan içine yüklenmesi, Jungkook'un kendini inanılmaz derecede kasmasına neden olmuştu.
Ve bu darlığın tüm ayarlarını bozduğu, kendisini deli ettiği birisi varsa, o da Kim Taehyung'tu.
Jungkook kendisini öyle güzel sarmalıyordu ki içinde yarattığı deniz penisini bir cennette gibi hissettiriyor, resmen onu delirtiyordu. Güzel bebeği, bağırarak kendi ismini inliyorken aklına mukayet olması ne kadar mümkündü ki?
"T-Taehyung! Durma sevgilim~"
Sevgilisiydi.
Aşkıydı.
Tutkusu, hatta şehvetiydi.
Kim Taehyung, onun en vazgeçilmez günahıydı.
Ve bu günah iki bedeni öylesine sarmalamıştı ki; bembeyaz teninde açılan yaralar, bedeninden süzülen kanlar, deliğini adeta yırtan büyük sertlik... Sadece onu daha da kışkırttı.
Önünde sallanan zavallı penisi şişmiş ve sertleşmişti. Onu kesinlikle rahatlatması gerekiyordu. Elini güneylerine götürürken arkasındaki adam, kendisine bir vahşi hayvan edasıyla köklenirken penisini sarmalamakta zorlanmıştı. Sonunda sarmaladığında ise yapabildiği kadar çekiyordu.
Fakat Taehyung elini ittirerek kendi elini götürdüğü an, elini çekmek zorunda kalmış tüm hakimiyeti ona bırakmıştı Jungkook.
Taehyung çocuğun içine son hız köklenirken bir an bile durmayıp, bir yandan da Jungkook'un penisini çekiştiriyordu. Çocuğun hiç olmadığı kadar artan inlemeleri, kulağında yankılandığı her bir saniye olabilirmiş gibi daha da hızlanıp en derinlerine kadar giriyordu.
Onu orta yolda karşılayan güzel bebeğinin kızaran kalçaları, hayalarına her vurduğunda odada büyük bir ses yankılanıyor, ikisinin de arsız inlemeler sunmasını sağlıyordu.
Taehyung'un hayalarıyla beraber çektiği penisi artık sızdırmaya ve titremeye başlarken anladı Jungkook orgazmın yaklaştığını. Saçlarını sarmalarken kendisini beceren adamın kemikli, büyük elini tuttu ve tırnaklarını geçirdi.
"Geleceğim! Ahh! D-Durma- Ahmm Yalvarırım durma!"
El işini olabildiğince hızlandırdı ve çocuğun saniyeler içerisinde titreyerek çığlık çığlık boşalmasını sağladı. Jungkook resmen -bir tsunami misali- sevgilisinin eline kendini bırakmış, inanılmaz bir orgazm geçirmişti.
Orgazm olduğu an ise kendisini öyle bir kasmıştı ki, içindeki penisin sıkışmasına neden olmuştu. Taehyung kendisine sunulan bu darlıkta her ne kadar zorlansa da olabildiğince hızlanmış, geleceğini bildiğinden darlığa sahip olmaya devam etmişti.
Normal koşullarda dokunmaya kıyamayacağı yumuşacık saçları şimdilerde acımasızca çekiştiriyor, cezalandırmak istercesine beceriyordu onu. Elinin üstündeki büyük tırnak izleri kanamaya başlarken bile bir saniye bile duraksamamış, elinin acısına karşın sertçe şaplak atmıştı dolgun kalçalara.
İçindeki hız kendisini tekrardan erekte ederken, zaten hassas olduğu noktasına değen penis yüzünden yorgunluğuna rağmen titredi Jungkook. Belki de üçüncü turlarıydı ama hâlâ doyamıyordu sevgilisine.
Güzel bedenine bambaşka pozisyonlarda, bambaşka saatlerde, bambaşka yerlerde sahip olmasını istiyordu sevgilisinin. Ayrı geçirdikleri bir kaç haftanın hıncını bedeninden almak istiyordu.
"Siktir! Siktir!"
Deliğine hiç olmadığı kadar hızlı köklenen Taehyung orgazm olacağını belli ederken, sonunda saçlarını bırakmış ellerini Jungkook'un iki yanına yerleştirerek destek alıyordu.
Bu hızı ikisinin de titremesini sağlarken bir süre sonra çocuğun içine gelmiş, yankılı bir şekilde inlemişti. Jungkook ise sadece bir kaç dakika önce boşalmasına rağmen, içindeki sıcak ve kaygan zemin ile tekrar boşalmış, sevgilisiyle beraber inlemişti.
Taehyung derin ve rahatlamış bir nefes verirken aletini Jungkook'un deliğinden çıkarttı ve yataktan destek aldığı ellerinden birini aletine götürerek gitgel yapmaya başladı. Gitgelleriyle sona kalan menilerini kızaran kalçalarına attırarak tamamen geldi. Ardından ise elini penisinden çekti ve çocuğun kalçasındaki menilerine götürdü.
İşte şimdi, gerçekten sahip olmuştu ona.
Kendini yüz üstü şekilde uzanan sevgilisinin üstüne bıraktı ve ellerini göğsüne sarmalayıp, gözlerini yumdu. İlk olarak boynuna ardından esnesine, çenesine, omzuna, saçlarına üst üste öpücükler kondurmuş çocuğun cilveli bir şekilde kıkırdamasına sebep olmuştu.
Resmen, yorgunluktan ölüyor gibiydi. Ama hâlâ utanmadan, sıkılmadan cilve yapıyordu kendisine.
"Çok yaramazsın."
Tekrar kıkırdadı.
Kalçasını tam olarak kalça arasında sıkışmış penise doğru kaldırmış, kalçasındaki meniler kayganlık sağlarken kışkırtmak istercesine sallamıştı.
Ve hissedebiliyordu.
Taehyung'un kendisinin yaptığı tek bir harekete bile sertleşebildiğini, hissedebiliyordu.
"Öyleyimdir."
Taehyung, Jungkook'un yaptığı bu harekete sadece oyuncu gülümsemesini sundu ve yatakta doğrularak ellerini çocuğun bedenine sarmalayarak kucakladı. Jungkook bunu beklemediğinden kısık bir çığlık atmış, tekrar gülmüştü. Elleri ensesinde birleşmiş, bacakları belini sarmalamıştı.
Adımlarını odalarının banyosuna doğru ilerletirken burnuyla çocuğun burnunu dürtüklemiş, ince dudaklarını dudakları arasına alarak sakince emmişti.
Sıcak nefesi doğrudan sevgilisinin yüzüne vuruyordu.
"Sana doyamıyorum."
.
.
.
Dağ evi sahnesi bir sonraki bölümde
Umarım bölümü begenmissinizdirr oy ve yorum sayısı cok azaldı ve okunmalar da inanılmaz düstü... Ama yine de okuyucular icin bölüm atmaya devam edecegim bebeklerim
Hepinizi cok loveu
Öpüldünüzzztrong>


