Bu bölüm düzyazı olcak bebeklerimm farkındayım bölümü bi türlü atamadım cünkü internet yok aq zar zor sona kalan mb'larımla hayata tutunmaya calısıyorum... Bu arada edebiyattan 94 almısım yeeyyy (bu hala matten 13 aldıgım gercegini degistirmiyo ama😞😞)
Neyse bölüme gecelim Oy Ve Yorum atmayı unutmayınnn💖💖
İyi okumalarrrr
~
Jungkook
Seokjin hyungun bir kaç saat önceden rezervasyon yaptırdığı mekana gelmiştik. Oldukça şık ve sade görünümlü bir yerdi. Etrafta öyle çok fazla ses yoktu. Sakindi.
Ben, Hoseok hyung, Namjoon hyung ve Seokjin hyung masada öylece otururken bir kaç dakikanın ardından diğerleri de gelmişti. Mingyu, Wonwoo ve...
Eunwoo.
Onlar geldiğinde hepimiz oturuşumuzu düzeltmiş, ayaklanmıştık. Mingyu ve Wonwoo heyecanlı bir ifadeyle gülümserken, Eunwoo biraz tuhaf duruyordu. Normalde hep gülümseyen, enerji dolu biriyken şimdi hiç olmadığı kadar morali bozuk duruyordu.
Hepsi benim suçumdu.
"Hoşgeldiniz." Mingyu'yla selamlaşırken diğer ikiliye de ufak bir bakış atmıştım. Ama Eunwoo dönüp bakmamıştı bile. Özellikle göz temasına girmekten kaçınıyor gibiydi. Görünen o ki zorla gelmiş olmalıydı.
Diğerleri de yerlerine oturduklarında, sadece bir yer boş kalmıştı.
Taehyung'un yeri...
Neden böyle davranıyordu, ne yapmaya çalışıyordu, anlayamıyordum. Sadece iyi şeyler yapmadığından emindim. Çoğu şeyden emindim aslında. Aynı zamanda emin olmadığım, ama olmak için delirdiğim şeyler de vardı.
Bilinmeyen numaranın bahsettiği konu gibi.
Taehyung katil miydi?
Saçmalamıştı belli ki, bana bir şaka yapıyor olmalıydı. Ama neden aklımdan bir türlü çıkmıyordu bu düşünce?
Peki ya camı parçalayan o taşa sardığı kağıtta yazanlar? Onlar da mı şakaydı?
Baban ne zaman öldü, Jeon?
O sikik adamın geberip gittiğini kim biliyor olabilirdi ki? Ben ve hyungum dışında hiç kimse bilmiyordu bunu. Polis olayın intihar olduğunu anladıktan sonra davayı çok da inceleme gayretine girmemiş, umursamamıştı.
Tıpkı o adama layık bir ölüm. Kendi cezasını kendi vermişti. Ne doğru bir karar...
Bunu bilen kişi kim olabilirdi?
"Jungkook..."
İlk olarak Taehyung'un katil olduğunu söyleyip, sonra da babamın ölümünü açığa çıkartan kişi... Düşündükçe daha da işkilleniyordum. Babamın öldüğü doğruydu. Peki ya, Taehyung?
'Kirli ellerim sana her değdiğinde kendimden iğreniyorum...'
İşte buydu aklımı kurcalayan. Sarhoş da olsa, insan şüpheleniyordu. Ama bir yandan da...
Ah sikerler.
Taehyung katil falan olamaz.
"Jungkook?"
Adımın seslenilmesiyle daldığım düşüncelerden sıyrılıp Wonwoo'ya döndüm.
"Efendim?"
Güldü. "Dalmış gitmişsin. Kim varsa artık aklında..."
Mingyu'nun boğazını temizleme sesiyle masadaki kişiler kıkırtısını durdurmuştu. Neden dediklerini az çok biliyordum. Eunwoo yüzündendi.
En son o gün konuşmuştuk onunla. Benden vazgeçmesi gerektiğini söylemiştim. Ama aramız böyle de olsun istemezdim. İki yabancı gibi...
Her ne olursa olsun, doğru olan buydu. Kendim için başkasının hislerini kullanmazdım.
"Geçmiş olsun. Dikiş atılmış sanırım, topuğuna." Kafamı salladım Mingyu'ya karşı. "Evet, maalesef."
"Nasıl oldu ki?"
Tüyler ürpertici.
"Mahalle bebeleri kendince oyun oynamışlar işte. Camı taşlamışlar. Kook'un da ayağına girmiş cam. Dikkat etmiyor ki hiç kendine."
Hoseok hyungun ikaz eder gibi çıkan imasına karşı gülümseyebildim sadece. Kurtarmıştı beni şu durumdan neyseki.
~
Hepimiz yemeklerimizi yemiş, içkilerimizi de bitirince biraz kafayı bulmuştuk. Çişim fazla geldiği gibi tutamayacakmış gibi hissedip hızla ayaklandım.
"Nereye?"
"Tuvalete hyung!"
Hızlı adımlarla tuvalete doğru adımladım. Buraya ilk defa geldiğim için tuvaletin yerini bilmiyordum ama arasam bulurdum herhalde.
~
Bir kaç dakika etrafta gezinsem de bulamamıştım. Bu yüzden aklıma gelen ilk şeyi yapıp çalışana sordum.
"Restoranımızın sol arka tarafında efendim."
Kafa sallayıp, yalpalayarak ilerlemeye başladım.
Koskoca restorantta sadece 1 tane mi tuvalet vardı Tanrı aşkına! Tanrım! Buracıkta altına işemem an meselesiydi!
En sonunda tuvaleti bulduğumda rahat bir nefes alıp herhangi bir kabine girdim. Mayışmıl gibi kendimden geçerken işimi bitirip sifonu çektim. Ama tam çıkacağım sırada duraksamamı sağlayacak bir şey yaşandı.
"Çekiştirmesene kolumu!"
Çok tanıdık bir sesti.
"Ne demek şimdi bu? Sen! Şaka mı yapıyorsun Jimin?!"
Yoongi hyung? Hyungumun burada ne işi vardı? Ve bir dakika... Jimin mi?
O tanıdık ses... Tabi ya!
"Ne duyduysan o işte. Seviyorum hâlâ! Unutamıyorum anlıyor musun?!"
Yüzüm duyduklarımla gerim gerim gerilmiş, milimine dek kaskatı kesilmişti. Aklıma gelen düşünceler her dakika daha çok moralimi bozmaya başlamıştı.
Ama normal değil miydi? Jimin'den bir anda ayrılmıştı Taehyung. Kullanmış gibi... Kim bilir Jimin ne kadar kötü hissetmişti.
Unutamamıştı.
Bir ağlama sesi duyulmuştu o anda. O ilk seste sanki yüreğime yumruk yemiş gibi olmuştum.
Benim yüzümdendi. Her şey benim yüzümdendi.
"U-Unutamıyorum işte... Olmuyor Yoongi! Beni terk edip ona gitti yine... Hep gitti. Taehyung he-hep Jungkook'a gitti."
'Taehyung hep Jimin'e gitti.'
'Jimin varken beni neden sevsin ki?'
'Jimin kadar güzel olsam beni sever mi hyung?'
Bu zamana kadar dediğin her şey aklımın her bir ücrasında dolanırken gözlerimin dolmasını engelleyememiştim. Şimdi bunların aksini Jimin'den duymak öylesine tuhafıma gitmişti ki... İçime bir rahatsızlık çökmüştü.
"Yoongi... Ta-Taehyung yine beni terk etti-"
"Seni terk falan etmedi Jimin. Sevgili bile değildiniz."
Ne?
Ne diyorlardı onlar?
"Öyleydik!"
"Değildiniz! En başında da söyledi sana. İlişkiniz gerçek değildi. Tek amacı kendini Jungkook'dan uzak tutmaktı. Bile bile kabul ettin. Şimdi Taehyung'u suçlamayı bırak."
"N-Ne yapsaydım? Yine Jungkook'a gitmesine izin mi verseydim?"
"Gidecekti. O hep gidecekti. Biliyordun-"
"Ama Jungkook onu sevmeyecekti. Sevmedi. Onu be-benim kadar sevmedi!"
Duyduklarım beynimde balyoz yemiş etkisi yaratırken, kalbim patlayacak gibi atıyordu. Nabzım kulaklarımda yankılanıyor, vücudum titremeye başlıyordu.
Onlar... Sevgili olmamışlar mıydı?
Peki ya sebebi? Taehyung neden benden uzak durmak isteyebilirdi ki?
"Ju-Jungkook onu hak etmiyor."
Gerçekten de öyle miydi? Hak etmiyor muydum Taehyung'u? Sevmiyor muydum? Ağlamıyor muydum sanki her gece onun için?
Parlak irislerinde yansımamı görmek için yaşamıyor muydum aslında?
"Taehyung'a söyledim. Gerçekleri anlatacak Jungkook'a. Oyunun bitmesine az kaldı Jimin. Sen de unut artık Taehyung'u."
Gerçekleri anlatacak.
Gerçekler...
Hangi gerçekler?
Bir sessizlik çökmüştü boş tuvalette. Sadece nefes sesimi duyabiliyordum. Ama kalbim öylesine hızlı atıyordu ki, nabzım kulaklarımda yankılandığından o sıcak nefesleri bile bastırabiliyordu.
Taehyung bana gerçekleri söyleyecek.
Benim bilmediğim gerçekleri...
"Ge-Gerçekleri anlatacak öyle mi?"
Benim bilmediğim ne olabilirdi ki?
"Söylesene o zaman! Jungkook gerçekleri öğrendiğinde yine de onu kabul edecek mi?"
Duyduğum ince tonlu erkek sesi; içimde günlerdir körüklenen şüpheli düşünceleri yüzeye çıkartıyor, ama inanmamakta ısrar ettiğim için hepsini bir bir kovmamı sağlıyordu.
Olamazdı.
Başka bir gerçek olmalıydı.
"Ben cevaplayayım, hayır! Jungkook onu olduğu gibi kabul etmez. Ne zannediyorsun? Onun bir katil olduğunu öğrendiğinde de yine onu seveceğini mi?"
Katil.
Taehyung bir katil.
Bazı gerçekler can yakardı. Bazıları ise can alır...
Eğer ki can alacaksa, gerçekler bilinmez kuytularda saklanmalıydı.
Bir aşkı öldürecekse; o gerçek, hiç gerçek olmamalıydı.
"Kirli ellerim sana her değdiğinde, kendimden iğreniyorum."
Kirli miydi elleri sahi? Kirli miydin sen Taehyung'um?
"Sessiz ol Ji-"
"Kardeşin de senin gibi sessiz kalır mı peki bu cinayete?"
"Kes sesini Jimin!"
"Jungkook, Taehyung'un kendi babasının katili olduğunu öğrendiğinde de hâlâ aşkı olacak mı sence Yoongi?"
.
.
.
Taehyung gelip anlatamadan öğrendi bu aq olmaz mı böyle. Of nolcak benim bebeklerimin bu cektigi:((
İkisi de cok asık ama birbirlerinden sakladıkları seyler var. Bi ortaya çıksa rahatlicaklar. Amaaaann neyse hiç olmazından artık her şey gün yüzüne çıktı. 1-2 bölüm sonrası her şey yerli yerine oturur merak etmeyiniz bebeklerimm
Oy ve Yorum atmayı unutmayın💖💖 asıgım size kelebeklerim
Öpüldünüzzz🍒🍒🍒
