İçeriğe geç

SQUID GAME | TAEKOOK +18

Bölüm 3 · 9 dk okuma

SQUID GAME | TAEKOOK +18

Bölüm 3

2

Haiii ben geldiim!

İlk bölümü nasıl buldunuuzz? Umarım bu bölümü de seversiniz.

Yazım yanlışlarım varsa affoluna. Keyifli okumalar dilerim lokumlarım! Xx

+++++

Ayağımdan tutarak çekiştirip benden yardım isteyen, önümde can çekişen kişiye eğilmek üzereyken biri arkamdan elimi sıkıca tuttu ve hareket etmeme engel oldu. Başımı çevirmek için harekete geceçeğim sırada dişlerini sıkarak konuşan derin sesi işittim. "Sakın kıpırdama."

Ve korkudan aklım yerinden çıktığı halde, onca silah sesleri ve çığlıkların arasından bile işitmeyi başardığım derin sesin sahibine, yani Taehyung'a itaat ettim.

Tam o esnada, benden yardım isterken ayağımdan tutunmaya, paçamı çekiştirmeye çalışan kişiyi tam alnının ortasından vurulduğunda gözyaşlarım yanaklarıma süzüldü.

Keskin nişancılar köşelere gizlenmişti, atış noktalarının nereden geldiğini bile çözemiyor, anlamlandıramıyordum.

Robot bebek hareket eden herkesi algıladığı anda keskin nişancılar devreye giriyor ve bariz şekilde kıpırdayarak görüş alanına giren herkesi tarıyorlardı.

Robot başını bir baykuş misali geri çevirdiğinde, "Kırmızı ışık, yeşil ışık." diye seslendi. Sesi mekanikti, titreşimliydi.

Hayatta kalan kişiler tıpkı Yoongi'nin söylediği gibi, robot arkasını döndüğü anda onun bulunduğu kırmızı çizgiye son sürat koşmaya başladı.

Vurulan insanlara takılıp, hatta üstlerine basarak koşup ilerlemeye çalıştıklarında, dizlerim bedenimin ağırlığını taşımakta güçlük yaşadığı için zemine çöküp kaldım.

Tam önümde göğsünden ve alnından vurulmuş, az önce benden yardım dilenen adam vardı. Hıçkırarak, "Gitmek istiyorum..." diye fısıldadım.

"Jungkook!" Hoseok'un sesini işittiğimde kulaklarım uğulduyordu.

Hoseok epeyce uzağımda duruyordu. Kalabalığın içerisinden bana seslenmişti.

O kalabalığın arasında korku dolu gözlerimi gezdirirken Taehyung'un bitiş çizgisine doğru yönelmek yerine bana doğru geri koştuğunu gördüm.

Avuçlarımı kulaklarıma kapatıp sessizce çöküp kaldığım zeminde ağlarken Taehyung haykırdı. "Jungkook kıpırdama!"

"Gitmek istiyorum, gitmek istiyorum..." diyerek hıçkırırken başımı sallayıp kulaklarımdaki parmaklarımı saçlarıma kaydırarak saçlarımı çekiştirdim.

Tam o sırada üstüme müthiş bir hızla çöreklenen ağırlıkla neye uğradığımı şaşırırken sırtüstü yere kapaklandım.

Taehyung tam üstüme sıçrayarak atlamıştı. "Vurulacaksın sersem!" diye tısladı. Ben yerdeydim, o da benim üstümdeydi. Hıçkırarak ona bakarken, "Sakın kıpırdama." diye beni uyardı.

Robot bizim bulunduğumuz tarafa dönmüş ve görüş alanına hareket algısı takıldığı anda hareket eden herkes taranmaya yeniden başlamıştı.

Taehyung, üstüme atlayarak benim hareket etmemi engelleyerek hayatımı kurtarmıştı. Çünkü ben transa girmiş, yaşadığım o dehşeti üstümden atmayı başaramadığım için ağlayarak sallanıp duruyordum.

Bileklerimi başımın iki yanında zemine sabitlemiş ve üstüme kapanır gibi eğilmişti. İkimizde kıpırdamadan dururken hıçkırınca Taehyung üstten bana bakarak, "Şşşh." diye fısıldadı.

Buraya geldiğime o kadar pişman olmuştum ki. Gidecek bir yerim olmasa da sokakta kalsaydım, ya da cezaevine girseydim bile buradan daha iyiydi. Burada para kazanma uğruna gelip oyunu kaybeden herkes katledilerek öldürülüyordu.

Silah sesleri beynimin içinde yankılanırken gözlerimi yumarak sessizce ağladım. Dudaklarım titremesin diye dişlerimi kıracak şekilde sıkıyordum.

Silah sesleri kesildiği anda Taehyung üstümden kalkınca gözlerimi ürkekçe araladım. Taehyung bileğimden yakalayarak beni ayağa çekiştirerek kaldırdı. "Kırmızı ışık yeşil ışık."

Robot tamamen arkasına döndüğünde herkes koşmaya kaldığı yerden devam etti. "Jungkook hadi!"

Bitiş çizgisine vurulmadan yaklaşan kişiler vardı. Başlangıç noktasında duran bir tek ikimiz vardık. "Yapamayacağım..." diye fısıldadım. Dizlerim titriyordu, koşamazdım.

"Lanet olsun uyuyan güzel." diyerek ellerimizi iç içe geçirip parmaklarımızı birbirine kenetlerken koşmaya başlayıp beni de peşinden çekiştirdi.

Ayakta bile durmakta güçlük yaşarken aniden onun koşmaya başlamasıyla adımlarına ayak uydurmaya çalışırken buldum kendimi.

Geri sayım devam ediyordu ve sadece 2 dakika kalmıştı. Bitiş noktasına o kadar çok mesafe varken zangır zangır titreyen bu ayaklarla oraya ulaşabilmem mümkün değildi.

Elimi bırakması için onu itekledim. "Taehyung yapamayacağım. Git kurtul..." diye fısıldadım. Ellerimiz ayrıldığında duraksayıp bana döndü. "Birlikte kurtulacağız."

Yeniden uzandı ve elimden yakaladığı gibi koşmaya devam ederken bir yandan da desteğiyle benim ayakta kalmamı sağladı.

Robot başını önüne çevirdiği anda Taehyung diğer elini önüme doğru uzatarak durmamı sağlarken yeniden önüme geçti.

Elimden sımsıkı tutmaya devam ediyordu. Avuçlarım ter içinde kalmıştı. Soluk soluğaydım.

Bitiş çizgisine çok yakın olduğu için koşmaya devam eden birkaç kişi daha vurulduğunda titredim. Taehyung elimi daha çok sıkarak, "Sakin ol..." diye fısıldadı kulağıma.

Şu içerisinde bulunduğum korkunç durumda sakin kalabilmemin mümkünatı yoktu. Can pazarı vardı resmen burada. Oyun kazanmaktan ziyade, canını kurtarmaya dönüşmüştü olay.

Taehyung olmasaydı ben de kaybedenlerin arasına girerek vurulacaktım. Kazanmak, hayatta kalmak anlamına geliyordu, kaybetmekse ölmek...

Silah sesleri sustuğu anda hayatta kalanlar gibi bizde koşmaya devam ettik. Ellerim feci şekilde terlediği için sıkı tutmasına rağmen avuçları arasından sıyrıldı.

Gözlerim yere takılıp kaldığında hamile bir kadının boynundan vurulduğunu görünce donup kaldım. "Jungkook, hadi! Vaktimiz kalmadı!"

Son 50 saniye kalmıştı. Taehyung aramıza biraz mesafe açıp peşinden gelmediğimi fark edince duraksayarak bana dönmüştü. "Süremiz bitiyor Jungkook!"

Bitiş çizgisine geçen Hoseok'un sesini duydum. Bana koşmam için işaret verip yerinde zıplayıp duruyordu.

Orada aptal gibi dikilmeye son verip koşmak için harekete geçtiğim anda yerdeki cansız bedenlerden birine ayağımın takılmasıyla yere kapaklanmam bir oldu.

Cesedin üstüne düştüğüm için hıçkırarak korkuyla bağırdım. "Aman Tanrım..." Her yer kan gölüne dönmüştü.

"Jungkook!"

"Yapa-yapamayacağım..." diyerek başımı iki yana salladım.

O anda bedenimin hışımla çekilerek kaldırıldığını hissetmemle ayaklarımın yerden kesilmesi bir oldu. Başımı çevirdiğim anda Taehyung'u gördüm. Beni kucağına alarak bitiş çizgisine koşmaya devam etti.

En son geri sayımda 10 saniyemizin kaldığını görünce gözlerimi yumarak başımı Taehyung'un omzuna yasladım. "Beni bırak, kendini kurtar..."diye fısıldadım.

Başım onun kucağından sarsılırken gözlerimi açıp geri sayıma bakmaya bile cesaret edemedim.

Ta ki siren sesi çalmaya başlayana dek. Siren sesi çalmaya başladığı anda yere sert bir şekilde düştük.

Kendimi zeminde, Taehyung ile birlikte düşmüş bir şekilde bulduğumda çizginin tam diğer tarafına geçmeyi başardığımızı fark ettim.

Hoseok koşarak bana sarılırken ayağa kalkmama yardımcı oldu. "Kurtulduuuun." derken çizginin dışında kalan, geçemeyen birkaç kişi taranmaya başlayınca başım deli gibi döndü.

Çizgiye ramak kala geçemeyen kişiler teker teker vurularak öldürüldü. Ben de onlardan biri olacaktım, saniyeyle kurtulmuştum, kurtulmuştuk... Taehyung bizi kurtarmıştı...

Üstüme bulaşan ve sıçrayan kanlara baktığımda o metal koku nedeniyle yoğun bir öğürme isteği geldi.

Bitiş çizgisinden çıkmadan orada beklerken, bir sürü kırmızı tulumlu, şekilli maskeli kişiler ellerinde pembe fiyonklu siyah hediye paketi gibi görünen büyük kutular ile geri döndüler.

O kutuların aslında ölen kişilerin konularak götürüleceği tabutları olduğu gerçeğiyle yüzleşince elimle ağzımı kapattım. "Tanrım..."

"Tamam, güvendeyiz. En azından şimdilik. Şu siktiğimin oylamasını yapalım ve buradan siktir olup gidelim." diye bağırdı Taehyung. "Bu cani çılgınlığa bir son verilmesi şart!"

Kırmızı tulumlu, kare maskeli biri gelip bekleme alanına yönelebileceğimizi söylediğinde herkes onun peşinden ilerlemeye başladı.

Benim gözlerim ise diğerleri tarafından toplanılarak tabutlara bırakılan cesetlere takılıp kalmıştı. İnsanlık dışı bir olayın içerisindeydik. Kanım çekilmişti.

Hoseok elini omzuma atarak beni yürümem için çekiştirirken Taehyung ile göz göze geldim. O da diğerleri gibi biraz uzaklaşmış ama gelmediğimizi fark edince duraksayıp bize dönerek bizi beklemişti.

Aramızdaki birkaç adımlık mesafeyi kapattığımda, "Hayatımı kurtardın..." diye fısıldadım. Kendi hayatını da riske atarak beni kurtarmayı seçmişti. Diğerleri gibi bitiş çizgisine geçip hiçbir şey yapmadan bekleyebilirdi, ama o öyle yapmamıştı.

Koşmaya mecalim ve gücüm olmadığını anlayınca beni kurtarmak için taşımayı bile göze almıştı.

"Teşekkür ederim Taehyung." diye mırıldandığımda yarım ağız gülümsedi. "Teşekkürünü, bu sikik yerden kurtulmak için oy kullanarak edebilirsin." dedi ve sonra da ilerlemeye devam etti.

-

Saatler geçmiş olmasına rağmen ellerim hâlâ titriyordu. Üstüme bulaşan kanların kokusu burnumu esir almıştı sanki. Nefes aldıkça midem bulanıyordu.

Bizi buraya kapatıp kilitleyip gitmişlerdi. Ne gelen vardı ne giden. Tuvalete bile gitmemize izin verilmemişti.

"Resmen ölüm oyununa gelmeyi kabul ettik..." diye fısıldadım.

Tam o sırada kapı açıldı ve üç kırmızı tulumlu maskeli kişi içeriye girdi. En ortadaki en öne geçti ve ellerini arkasında birleştirdi.

"İlk oyunu kazanan herkesi tebrik ederim." dedi ve sonra arkasında kalan kapıya yansıyan numaralarda elenen kişilerin hepsinin ışıkları teker teker sönmeye başladı. Bununla birlikte aynı anda da elenen kişilerin numaraları anons edildi. Elenmekten kastı öldürülmüş olmalarıydı. İlk oyunda ölen kişi sayısı o kadar fazlaydı ki...

O oyun anını düşündükçe içim titriyor, korkudan kaskatı kesiliyordum. Resmen mucizevi eseri hayatta kalmıştım. Taehyung bana yardım eli uzatmış olmasaydı asla kurtulamayacaktım.

Çünkü ne bitiş çizgisine tek başıma koşmaya cesaretim ne de gücüm yoktu. Taehyung sayesinde başarmıştım... Daha burada tanıştığım birine can borcum vardı, gerçek anlamda bir can borcu...

Ekrandaki yazılar silinip kaybolduğunda bu kez tavandaki bölümde saklı tutulan dev fanus açığa çıktı. İçerisindeki tomar tomar duran paralara yenileri eklenmeye başladı. Para havuzu gibi kağıt paralarla döşenircesine doldu fanus.

"Elenen kişilerden sonra para ödülü daha da artıyor gördüğünüz üzere. İlk oyundan bu kadar kazanma hakkınız varken, ilerleyen oyunlarda bu çok daha katlanarak çoğalacak. Daha fazlasını kazanma şansınız için kalmayı da seçebilirsiniz, gitmeyi de. İlk oyun bittiğine göre oylamaya başlayabiliriz." dedi ortada dikilen kişi. Onun elini kaldırmasıyla birlikte içeriye kırmızı tulumlu siyah maskeli dört kişi daha girdi.

İkişerli olarak bir kürsüyü taşıyarak tam onların önüne getirdiler. Kürsünün üstünde kırmızı ve yeşil renkli butonlar vardı.

"Oylamaya başlayabiliriz. 001 numara!" Kürsüleri taşıyanlar diğerlerinin arkasına geçtiğinde numarası seslenilen kişi oyuncuların arasından geçerek ilerlediğinde onun Yoongi olduğunu fark ettim.

"Gitmeyi seçenle kırmızıya, kalmayı ve devam etmeyi seçenler yeşil butona basacak!" diye uyardı içlerinden biri bizi.

Telaşlı bir bekleyişe girdim. Bu oylama olumlu sonuçlanırsa buradan kurtulacaktık!

Yoongi yan yana duran kürsülerden birinin önüne geçti ve kırmızı butona bastı. Nefesimi tuttuğumu bile o an fark edebildim. Rahatlamış bir şekilde iç geçirirken, sıradaki kişi anons edildi.

437 numaralı kişi kalmaktan yana olumlu bir oy kullandı. "Hepimizin buraya borcu yüzünden geldiği aşikâr. O fanustaki paradan çok daha fazlasına ihtiyacım var benim!" diye bağırdı.

298 numaraya geçti sıra ve o da hasta bir çocuğu olduğunu, onu tedavi ettirmek için devam etmekten başka şansı olmadığını söyledi.

Yeşile basan kadar, kırmızıya basan da oldu. Oylar eşit gidiyordu ve benim mideme gerginlikten kramplar giriyordu. Bayılacak gibi hissediyordum. Ense köküm yanıyordu.

Sonra 222 yani Hoseok'a sıra geldi. O da gitmekten yana kullandı oyunu. 321 numara anons edildiğinde kalabalığın arasından sıyrılarak geçen Taehyung'u gördüm.

"Burada kaldığımız sürece sağ kurtulabilmemiz gittikçe zorlaşacak bunu tahmin etmek çokta zor değil, aptallığa son verin ve şu siktiğimin yerinden kurtulmak için oy kullanın! Ölünce para sizi kurtarmayacak!" diyerek kırmızı butona sertçe bastı.

Ardından hızlı adımlarla bekleyen bizlerin arasına geri döndü. Eşitliği Taehyung bozmuş oldu. 21'e 20 şeklindeydi şu anki oylama durumu.

055 numara anons edildi. Ve sonra 277 ve sonra da 136. Hepsi de gitmekten yana oyunu kullandı. Arayı açsak bile sonrasında üst üste kalmayı kabul ettiğine dair oy veren 5 kişi oldu.

"123 numara!"

Taehyung ile göz göze geldiğimizde parmağını kaldırıp eşofmanımın sol yakasında duran numarayı işaret etti. "123 numara!" diye yineledi anons.

Bakışlarım Taehyung'un gösterdiği noktaya kayınca 123 numaranın benim olduğu gerçeğiyle yüzleştim.

Gerginlikten midem düğüm düğüm olmuşken orada dikilmeye son verip kürsüye yöneldim ve bir an bile tereddüte düşmeden kırmızı butona basarak gitmek için oyumu kullandım.

Geri dönerken Taehyung ile yeniden göz göze gelince, bana doğru yaptın der gibi yumruğunu havaya kaldırıp göz kırptı.

Oylama devam etti bir süre daha. Ve fark kapanır gibi olduğu esnada üst üste kalmayı seçen kişiler yüzünden yeniden fark açıldı.

Oylama sona erdiğinde ise 20 kişi farkla kaybedenler olmuştuk. Kazanan taraf kalmayı seçen taraf olmuştu.

"Oylama bitmiştir. İkinci oyunda görüşmek üzere." diye bildiren adam arkasını dönüp diğerleriyle birlikte çıktığında büyük kapılar üstümüze kapatılarak kilitlendi.

Ağlayarak peşlerinden koştum ve kapıyı yumrukladım. "Gitmek istiyorum, bırakın beni!" diye haykırdım.

"Lütfen bırakın gideyim, söz veriyorum hiç kimseye burada yaşanılanları anlatmayacağım! Lütfen sadece gitmeme izin verin..."

Kapıyı tekmeleyip yumruklarken, "Devam etmek istemiyorum!" dedim ağlaya ağlaya. O sırada yumrukladığım bileklerimde bir tutuş hissettiğim gibi arkama döndürülmem bir olduğunda Taehyung ile karşı karşıya kaldım.

"Sakin ol Jungkook. İkinci oyunu oynamak zorundayız. Ve sıradaki oyunu kazanmaktan başka çaremiz yok." dedi derin sesi.

"Oylamayı kaybettik Taehyung..." diye fısıldayarak ona uzandım ve sarıldım. "Burada kalmak istemiyorum..."

Sarılışıma karşılık vermesi uzun sürmedi. Sırtıma pat pat vurarak sıvazlarken, "Birlikte kurtulacağız buradan uyuyan güzel." dedi ağır ağır derin sesi.

**

Bölüm sonu :') Umarım bölümü sevmişsinizdir. Bol bol oy ve yorum isterim, gelecek bölümde görüşmek üzere. Sağlıcakla kalın seviyorum sizi baiii! Xx

Instagram: Sevvyniz / Çizgistudio: Sevvyniz

-Şevval

Bölüm sonu

4 yorum