İçeriğe geç

SQUID GAME | TAEKOOK +18

Bölüm 4 · 10 dk okuma

SQUID GAME | TAEKOOK +18

Bölüm 4

3

Haiii ben geldiim. Squid game uyarlaması olarak fice başlamış olsam bile tamamen aynı yazmama ihtimalimin yüksek olduğunu belirtmiştim. Tamamen aynı beklemeyin yani eheheh :')

Yazım yanlışlarım varsa affoluna. Keyifli okumalar dilerim lokumlarım! Xx

+++++

Herkes yataklarına geçmişti. Bize küçük bir kapta yiyecek verilmişti. Ama onu bile yiyememiştim çünkü midem almamıştı.

Tüm bu olanları atlatabilmiş değildim, önümde onca insan canlı canlı taranarak vurulurken elimden hiçbir şey gelmemişti.

O anları düşündükçe elim ayağım titremeye devam ediyor ve gözüme de uyku girmiyordu. Tüm ışıklar sönmüştü ve aralarında konuşan insanların sesi de gittikçe azalmış, en sonunda herkes sessizleşmişti.

Bu kadar büyük bir odada kimseden çıt çıkmıyordu. Tüm her şeye rağmen burada kalmayı seçenlere inanamıyordum, aklım almıyordu. Nasıl bu kadar cani olabilirlerdi? Nasıl bu kadar bencil düşünebilirlerdi?

Yattığım yatak sırtıma batmaya başladığı için gözüme uyku girmeyeceğinin bilinciyle yavaşça yataktan doğruldum.

Ranza şeklindeydi yataklar ve ben ranzanın en alt kısmındaydım, Hoseok ise hemen yanımdaki en alt yataktaydı, tıpkı benim gibi.

Karanlıkta yüzünü seçmeye çalıştım, uyuyor gibi görünüyordu.

Dudaklarımı şişirerek ofladım. Sıkışmıştım, tuvalete gitmem gerekiyordu. Ama buraya getirildiğimiz andan bu yana tuvalete gitmemize izin verilmemişti.

Yavaşça yataktan çıkıp karanlıkta kapıya doğru yürümeye çalıştım. Kilitli kapıların arkasında kalan koridorun ışığı yanıyordu ve içeriye cılız bir ışık sızıyordu.

Bu içerisinde bulunduğumuz odanın hiçbir yanında pencere yoktu, her yer duvarla kaplıydı.

"Seni de mi uyku tutmadı?" Kısık bir ses işittiğimde başımı çevirip sol köşeden kapıya yönelen kişiyi gördüm. "Adın neydi, Jungkook'tu değil mi?"

Bugün, o lanet oyuna çıkmadan önce tanıştığım bir diğer kişi de Jimin'di. Onunla pek konuşmaya fırsatım olmamıştı çünkü oyuna başlamamız gerektiği bildirisi gelmişti.

"Böyle sikik bir ortama arkadaşımla girdiğim iddia yüzünden geldiğimi biliyor musun? Beynimi sikeyim..." diye homurdandığında saç diplerimi kaşır gibi sıvazladım. "Tanrım... Senin için çok kötü olmuş olmalı..."

"Sen neden düştün bu ölüm tuzağına?" diye sordu. Kapının önünde yan yana dikilirken iç çektim. "Dolandırıldım. Ben sandım ki, para kazanmak için oyunlar oynayıp yarışacağız..."

"Buraya ne hayallerle gelenler var, kaybedenlerin burada ölümle cezalandırılarak acımasızca katlediliyor olduğunu kim bilebilirdi ki?"

Başımı salladım. Sadece bunu duymak bile kanımı dondurmaya yetiyordu. Gözlerimin önünde yere kanlar içerisinde yığılan o bedenleri unutamıyordum.

"Yalnız sen de ölmek üzereydin, ne kadar korkarsan kork dikkat etmek zorundasın. Hiçbir şey sandığımız gibi çıkmasa da, yaşamak için çabalaman gerekir. Her zaman seni kurtaracak birilerini bulacak kadar şanslı olmayabilirsin." dediğinde oynadığım parmaklarıma düşürdüm bakışlarımı.

"Haklısın." dedim başımı sallayarak. Taehyung bana yardım etmek zorunda değildi, ama bunu yapmıştı.

Kapıya dönüp yumrukladı. "İşemem lazım, aç şu kapıyı."

O sırada karanlıkta birinin daha kapıya doğru yürüdüğünü fark ettim. "Sizde mi uyuyamadınız?" Tanıdık gelen sesle buruk bir şekilde gülümsemeye çalıştım. Sanki karanlıkta fark edebilecekmiş gibi.

Gelen Taehyung'tu. "Çişim varken uyumamı bekleme benden Taehyung." Onlar daha önce tanışmıştı, zaten beni de Yoongi ve Jimin ile tanıştıran Taehyung'tu.

Kapının diğer tarafında nöbet tutan kırmızı üniformalı asker bizi duymazdan gelmeyi seçti.

Jimin kapıyı daha sert yumrukladı. "Altımıza mı işememizi bekliyorsunuz lan? Açsanıza şu sikik kapıyı!"

"Bir dakika kenara çekilsene uyuyan güzel." dediğinde kenara kayarak ona yol verip kapının önünü açtım.

Taehyung o sırada Jimin ile omuz omuza kapıya dönük bir şekilde dururken, "Açmazsanız bizde bir güzel buraya işeriz olur biter." diye bağırdı Taehyung. Ve sonra da eşofmanının lastiğini hafifçe kaydırdığında ağzım bir karış aralandı.

Tam o sırada kapıdan kilit sesi yükselirken Taehyung ve Jimin birbirine sırıtarak eşofmanlarını düzeltti.

Taehyung bana döndü. "Etrafı batırma ihtimalimizden korkup açtı, numara işe yaradı." diyerek kolunu omzuma attı.

"Açmasaydı işeyecek miydin yani gerçekten?" diye sorduğumda kısık bir sesle kıkırdadı. "Ben işerdim." dedi Jimin hızla.

Kapıyı açan askerin elinde tüfek tuttuğunu görünce ellerim buz kesti. "Sorun çıkarmadan ilerleyin."

Jimin kapıdan ilk çıkan olurken Taehyung yavaşça ilerleyip peşinden gelmediğimi fark edince duraksayıp bana döndü.

Koridorun ışığı yüzüne vuruyordu. "Gelmeyecek misin?" diye sordu bana. "Oyalanmayın!" Asker bize bağırdığında titreyerek kapıdan çıktım. Adım atmamla birlikte Taehyung'ta önüne dönüp yürümeye kaldığı yerden devam etti.

"Tek sıra halinde yürüyün!"

Taehyung'un yanına doğru geçmeye ve ona yetişmeye çalıştığımda aldığım uyarıyla olduğum yere çivilenip kaldım. Sırtımda hissettiğim tüfeğin namlusunun baskısıyla zangır zangır titredim.

Tam o esnada bileğimde bir dokunuş hissetmemle bulunduğum noktadan köşeye doğru kaydırılmam bir oldu.

Taehyung bileğimden yakalayıp beni donup kaldığım noktadan ayırarak arkasına geçmeme yardımcı olmuştu.

"Önüne dön!" Bu uyarı ise ona gelmişti. "Sadece beni takip et, sakin ol uyuyan güzel." diye mırıldandı Taehyung.

Tüfekten patlayan sesle yerimden sıçradım. "Sana önüne dön dedim!" Yere doğru ateş etmiş ve ödümü patlatmıştı.

"Siktiğimin piçi..." diye söylenerek önüne döndü Taehyung. Ellerini iki yanında yumruk yaparak Jimin'in peşinden ilerlerken, ben de titreyen bacaklarım eşliğinde Taehyung'u takip ettim.

Koridorun sonunda eli silahlı başka bir maskeli asker karşımıza çıktı. O en öne geçip bizi yol konusunda yönlendirirken, diğeri de arkamızdan silah tutarak ilerlemeye devam etti.

"Gelin içeriye, beraber işeyelim isterseniz?" Jimin'in kinayeli sesi sonrası tuvaletin kapısını sertçe kapatırken, "Çabuk olun!" diye bağırdı askerlerden biri.

"İyi, en azından çükümüzü görmeye meraklı değiller." diye söylendi Jimin ve sırıtarak kabinlerden birine geçti.

Taehyung'ta diğer kabinlerden birine geçerken etrafıma bakındım. Buradan kaçıp kurtulabilmemin bir yolu olabilir miydi?

Tuvalet duvarları da, tıpkı koridorlar gibi pembe sarı renkliydi. İkisi de işlerini görüp ellerini yıkamak için dışarıya çıktıklarında Taehyung aynadan bana baktı. "Jungkook iyi misin?"

"Buradan... Kaçamaz mıyız?" diye fısıldadım ona dönerek. "Dışarıda sadece iki asker var. Onları haklayıp kaçmayı deneyebiliriz aslında." dedi Jimin gözlerini düşünceli bir şekilde kısarak.

Kendimi az önce öyle bir kasmıştım ki tuvaletim bile geri kaçmış gibi hissediyordum, sanki bu mümkünmüş gibi...

Kapı aniden açıldığında nefesim kesildi. İçeriye Yoongi girdi.

"Hepinizin aynı anda çişi mi geldi lan?" diyerek elleri ceplerinde dururken kapı kapandı. Kapının dışına kapanmadan önce bakmaya çalışırken yalnızca tek bir kişiyi görebildim.

"Kapıda şu an kaç asker var?" diye sordum ona. Tek kaşını kaldırarak bana dik dik baktı. "Tek şu an, niye sordun?"

"1 kişi mi var şu an?" diye soludu Jimin. "Evet, niye şaşırdınız bu kadar?"

"Az önce iki kişi vardı, ayrıca sen nasıl çıktın ki? Kapıyı arkadan kilitlediler?" diye sordu Jimin. "Kapıya arkanızdan tıklattım. Başka birisi gelip direkt açtı ve şu an buradayım. Ne bu ya, tuvalete geliyorum sorgu yağmuruna tuttunuz iki dakikada. Salın beni, işeyeceğim."

"Eğer bu dingil doğru söylüyorsa kapıda tek kişi varsa alt etmemiz çok daha kolay. Biz şu an 4 kişiyiz." dedi Jimin.

Kabine girip kapıyı kilitleyen Yoongi'nin sesini işittim sonra. "Dingil seni öyle bir siker ki, kendine gelemezsin! Düzgün konuş sikmeyeyim o ağzını!"

Taehyung, Jimin'in kulağına doğru eğilip kısık bir sesle, "Mafya o. Bence bulaşmak istemezsin." dediğinde ağzım kocaman açıldı. "Mafya mı?"

Taehyung sessiz olmam için parmağını dudağına yaslayarak bana işaret verirken alt dudağımı kemirerek yutkundum.

"Götümün mafyası. Külahıma anlatsın, sen de yuttun mu bunu? Külliyen yalan söylüyor." dedi Jimin kendinden emin bir sesle.

Kapı sertçe açıldı ve Yoongi içeriden çıktı. "Götünün üstüne oturamayacak hale gelmeye pek bir heveslisin sanırım?" Kollarını sıvayarak ellerini yıkarken Jimin'e kötü kötü baktı.

Jimin histerik bir şekilde gülerken, tuvaletin kapısı açıldı. "Hadi çıkın çabuk!"

"Jungkook, sen çişini yaptın mı?" diye sordu Taehyung o esnada. Başımı iki yana salladım.

"Boşalt tuvaleti, hadi!" diye bağırdı asker.

Taehyung , bakışlarını benim yüzümden ayırıp askere döndü. "Bir dakika daha beklesen ölmezsin bence. Yine gelmiş tuvaleti çünkü." diyerek beni gösterdi.

"Saatlerce sen tut bakalım ne hâle geliyorsun." diye eklediğinde maskeli asker silahıyla birlikte geri çekilip kapıyı gürültüyle çarparak kapattı.

"Geç yap hadi." dedi Taehyung bana. Bu kez hızlıca boş kabinlerden birine geçip işimi gördüm ve rahatlamış bir şekilde geri çıktım.

Ellerimi yıkarken, Jimin ile Yoongi'nin alınlarını birbirine yaslamış bir şekilde birbirlerine dayılanıp diklendiklerini görünce şaşkınlıkla gözlerim irileşti.

Taehyung onları omuzlarından tutarak araya girip ayırdı. "Arkadaşlar sakin olur musunuz?"

"Ben bunu döverim!" diye tısladı Jimin. O sırada Yoongi sabır diler gibi başını iki yana sallarken sırıttı. "Elimde kalacak, bir şey değil bir sıkımlık canı var." dedi Yoongi.

"Konuşma benimle ya! Kes irtibatı!" diye cırladı Jimin. Yoongi gülerek, "Cazgır seni." diye homurdanarak kapıya yöneldi.

Kapıyı açtığı anda karşısında askeri görmesi bir oldu. "Bu arkadaşlar kaçmaya çalışacaklarmış, konuşurlarken duydum." Yoongi'nin sözlerini duyduğum anda yüzüm şokla çarpıldı.

Yoongi kapının dışında kalırken asker elinde silahla içeriye dalarken, bir anda duraksadı. Yoongi'nin arkasından ona vurduğunu fark ettim. Tam da o esnada Yoongi silahı büyük bir hızla arkası dönük askerin elinden aldığı gibi onu vurup yere serdi. Sadece saniyeler içerisinde her şey gerçekleşirken gözlerim irileşmiş bir şekilde ayağımın önüne düşen askere baktım.

"Kaçmayı istemiyor musunuz? Niye mal gibi bakıyorsunuz kıpırdayın hadi!" dedi Yoongi sıktığı dişleri arasından.

"Bir an bizi sattığını düşündüm." dedi Taehyung şaşkın bir sesle. Hepimiz şaşırıp kalmıştık. "Sağ gösterip sol vurmayı severim." dedi Yoongi ve göz kırparak elindeki tüfeği Taehyung'un eline tutuşturdu.

"Oyalanmayın."

"Onu öldürdün mü?" diye sordu Jimin o sırada. "Ölmez, yaşar. Ama biraz daha kalırsan seni öldürmeyi düşünmeye başlayabilirim." diye homurdandı Yoongi.

"Atışmayı kesin, gitmemiz lazım." dedi Taehyung ve elindeki tüfekle yavaşça kapının dışına çıkıp etrafına bakındı.

Ardından bize dönüp gelmemiz için işaret verdi. Hep birlikte koridora çıktığımızda Yoongi'nin sesini işittim. "Siz kaçıp kurtulun, arkanızdan size yetişirim." dediğinde Taehyung duraksadı. "Nereye gidiyorsun?"

Yoongi cevap vermek yerine koridordan sola saparak gözden kayboldu. "Kendini geberttirmeye hevesli." dedi Jimin söylene söylene. Sonra da bizi takip etmek yerine Yoongi'nin gittiği yöne koşmaya başladı.

İkimiz yalnız kalınca, Taehyung "Arkama geç uyuyan güzel." diye mırıldandı. Arkasından onu sessizce takip ettim.

Duvarların kenarlarına sinerek etrafı kolaçan ederek sessiz adımlarla ilerledik. Ben onun komutlarına uymaya çalışıyordum. Nereye doğru gitmemiz gerektiğini bile bilmiyorduk. Çıkışı ararken daha çok çıkış kapısından uzaklaşıyor olmadığımız gerçeğini umut etmek istiyordum.

Buradan bir an önce çıkıp kurtulmak istiyordum. Gerginlikten midem öyle bir kasılıyordu ki, ter içerisinde kalmıştım.

Labirent gibi yerdi. Pembe renkli merdivenlerden inerken Taehyung başımı tutarak, "Eğil." diye fısıldadı.

Panikleyerek eğilip saklandım. Sol köşeden önümüze çıkan askeri Taehyung bir an bile beklemeden vurup yere serdi.

Titreyerek duvara sinip kaldım. "Jungkook, hadi..." Taehyung ilerleyip sonra da benim için geri dönmüştü. Bense yerde hareketsiz yatan askere bakakalmıştım.

Taehyung bileğimden yakalayarak ayağa kalkmamı sağladığında peşinden köşede kalan kapıya yöneldim.

Kapıdan o asker çıkmıştı ve şimdiyse önünde durmamıza rağmen açılmıyordu. "Bir dakika." dedi ve koşarak az önce vurduğu askerin yanına döndü.

Ceplerini kurcalayıp kapının açılmasını sağlayan bir geçiş kartı olup olmadığını kontrol etti. Ve olmadığını fark edince de yüzündeki maskeyi çekip çıkartıp yanıma geri döndü.

Maskeyi kapıya doğru tuttuğunda işe yaramadı. Sonra Taehyung maskeyi yüzüne doğru yaklaştırdı ve tam da o sırada kapıdan bir tıkırtı gelip açıldı.

Taehyung kapının arkasında biri olduğunu zannedip hızla ateş etmeye hazırlansa da kapının diğer tarafının boş olduğunu görünce beni peşinden gelmem için çağırdı.

Etrafıma bakına bakına ilerlerken demir kapılar görüş alanıma girdi. "Taehyung, sol köşeye bak, sanırım çıkışı bulduk!"

Taehyung , elindeki maskeyi atıp demir kapıya doğru temkinli bir şekilde ilerlerken ben de onu takip ettim.

Özgür kalmamıza çok az kalmıştı. Kurtulmak üzereydik. Etrafta hiç kimse yoktu. Hava iyice soğumuştu.

Demir kapı açılmazsa üstünden tırmanarak diğer tarafa geçip kaçabilirdik.

"Etrafın bu kadar boş olması şüpheli geldi." dedi. "Ya kapının önüne vardığımızda keskin nişancılar saklandıkları yerden bizi tararsa?" diye şüpheyle ve korkuyla soludum.

"Herkes uyuyor olabilir, nöbet tutan askerlerden birini Yoongi, diğerini ben indirdim. Olumlu düşün uyuyan güzel, buradan kurtulmak istemiyor musun?" diye sordu.

Başımı hızla olumlu anlamda salladım. "İstiyorum, her şeyden çok istiyorum..."

"O zaman arkamdan bana yakın yürümeye devam et, siktir olup gidelim şu lanet yerden." diye homurdanarak silahı daha sıkı kavradı.

Demir kapıların önüne sağsalim varmayı başardığımızda Taehyung son kez etrafına bakınıp çevreyi gözleriyle taradı.

Elindeki silahı yere bıraktığı gibi demir kapıya uzandı. Cızırtı sesi gelirken, Taehyung sarsılarak yere yığıldı. Demir kapılarda elektrik akımı vardı ve Taehyung çarpılmıştı.

"Taehyung!" diyerek hızla yanına eğildiğimde etrafımızı saran kırmızı tulumlu askerleri görmem bir oldu.

Kapılardan kaçamamamız için tuzak bile kurulmuş olduğuna inanamıyordum. Kaçma ihtimalimizi bile düşünmüş ve önlem mi almışlardı yani?

"Siktir, b planımız yok uyuyan güzel..." Taehyung kısık gözleriyle bana bakarak fısıldadı.

Tam silaha titreyen ellerimle uzanacağım sırada başıma aldığım darbeyle inleyerek Taehyung'un üstüne yığılıp kaldım.

**

Bölüm sonu :') Umarım bölümü sevmişsinizdir, bol bol oy ve yorum isterim. Gelecek bölümde görüşmek üzere, sağlıcakla kalın. Seviyorum sizi baiiii!! Xx

Instagram: Sevvyniz / Çizgistudio: Sevvyniz

-Şevval

Bölüm sonu

5 yorum