Perondaki sessizlik kulaklarımı acıtıyordu.
"Döngü... yedinci kez."
Bu cümle beynimde yankılanıp duruyordu.
Yedi kez.
Demek daha önce altı kez başarısız olmuştum.
Ama hiçbirini hatırlamıyordum.
Telefonumu cebime koyarken arkamdan bir alkış sesi geldi.
Yavaşça döndüm.
Kapüşonlu kız yine oradaydı.
Sanki hiç kaybolmamıştı.
"Bunu ne zamandır biliyorsun?" dedim.
Kız birkaç saniye sustu.
"İlk döngüden beri."
"İlk döngü mü?"
"Evet."
"Peki ben neden hiçbir şey hatırlamıyorum?"
"Çünkü her başarısız olduğunda hafızan sıfırlanıyor."
Sözleri içime oturdu.
"Yani... ben bu yaşadıklarımı tekrar tekrar mı yaşıyorum?"
Başını salladı.
"Aynı gün."
"Aynı ölüm."
"Aynı hata."
"Neden?"
"Çünkü biri seni bırakmıyor."
Ne demek istediğini soracaktım ki telefonum yeniden titredi.
Bu kez ekranda sadece koordinatlar vardı.
Peronun en sonundaki kullanılmayan bakım odasını gösteriyordu.
Kapıya doğru yürümeye başladık.
Kapının üzerinde paslanmış bir levha vardı.
PERSONEL DIŞINDA GİRMEK YASAKTIR
Kapıyı zorlayınca gıcırdayarak açıldı.
İçerisi küçücük bir odaydı.
Toz içindeki masanın üzerinde eski bir bilgisayar duruyordu.
Şaşırtıcı olan...
Bilgisayar hâlâ çalışıyordu.
Ekran kendi kendine açıldı.
Tek bir video vardı.
Dosya adı:
DÖNGÜ_01
Videoyu açtım.
Görüntüde bir oda vardı.
Kamera yavaşça döndü.
Sandalyede oturan kişi...
Bendim.
Ama daha yorgun görünüyordum.
Gözlerinin altı mosmordu.
Kameraya baktı.
Sonra konuştu.
"Eğer bunu izliyorsan..."
"...yine başaramadım."
Derin bir nefes aldı.
"Şimdi beni dikkatle dinle."
"Eğer kapüşonlu kıza güveniyorsan..."
Sözünü bitiremedi.
Ekran bir anda karardı.
Ardından görüntü tekrar geldi.
Bu kez sandalyede kimse yoktu.
Sadece duvarda kanla yazılmış tek bir cümle vardı.
"Çok geç kaldın."
Tam o anda odanın kapısı büyük bir gürültüyle kapandı.
Elektrikler kesildi.
Zifiri karanlığın içinde yalnızca telefonumun ekranı yanıyordu.
Yeni bir bildirim gelmişti.
UYARI
Odada yalnız değilsin.
Arkamdan yavaş bir nefes sesi geldi.
Sıcaklığı ensemde hissedebiliyordum.
Ama...
Kapüşonlu kız tam karşımda duruyordu.