Vagondaki herkes aynı anda telefonuna uzandı.
Ama...
Hiçbir bildirim gelmedi.
İnsanlar şaşkınlıkla ekranlarına bakıyordu.
"Telefonum bozuldu galiba."
"Az önce titreşti ama hiçbir şey yok."
Kimse ne olduğunu anlayamıyordu.
Ben ise donup kalmıştım.
Demek sistem değişmişti.
Telefonum sessizce yeniden aydınlandı.
Bu kez mesaj sadece bana görünüyordu.
Tebrikler.
Simülasyondan çıkan ilk kişi sensin.
Altında tek bir seçenek vardı.
ÇIKIŞ
Parmağım ekrana yaklaştı.
Tam dokunacakken arkamdan tanıdık bir ses geldi.
"Ege..."
Kapüşonlu kızdı.
Bu kez gözlerimin içine bakıyordu.
"Beni yine bırakacak mısın?"
Nefesim kesildi.
"Beni tanıyor musun?"
Başını yavaşça salladı.
"Hepsini hatırlıyorum."
"Yedi döngüyü de."
Telefonum yeniden titredi.
Yeni bir uyarı geldi.
İzin verilmeyen hafıza tespit edildi.
Siyah takım elbiseli adam ayağa kalktı.
İlk kez telaşlı görünüyordu.
"Hayır..."
"Kızın hatırlamaması gerekiyordu."
Bir anda vagonun ışıkları söndü.
Camlarda derin çatlaklar oluşmaya başladı.
Telefonumdaki ÇIKIŞ düğmesi kırmızı renge döndü.
Altında yeni bir açıklama belirdi.
Çıkış yaparsan yalnızca sen kurtulacaksın.
Kalırsan sistem sonsuza dek silinebilir.
Kalbim sıkıştı.
Yıllardır bunun için savaşmıştım.
Tek bir dokunuşla kurtulabilirdim.
Ama...
Kapüşonlu kıza baktım.
Sonra vagondaki insanlara.
Sonra elimdeki telefona.
İlk kez karar verirken korkmuyordum.
Telefonu yavaşça kapattım.
"Bu kez..."
"...kimseyi geride bırakmayacağım."
Tam o anda bütün vagon beyaz bir ışıkla kaplandı.
Ve telefonum kendi kendine son bir bildirim gönderdi.
Son Protokol etkinleştirildi.
Sistem Silme İşlemi Başlıyor...