Telefonun ekranı tamamen karardı.
Bu kez geri sayım yoktu.
Bildirim yoktu.
Sadece siyah ekran...
Ve kendi yansımam.
Bir anda ekran çatladı.
Çatlaklar örümcek ağı gibi yayıldı.
Sonra hepsi kayboldu.
Telefon yeniden açıldı.
SON DÖNGÜ
Başlatılıyor...
Etrafımdaki beyaz boşluk yavaş yavaş silinmeye başladı.
Gözlerimi açtığımda yine metrodaydım.
Ama bu kez her şey farklıydı.
Yolcular konuşuyordu.
Çocuklar gülüyordu.
Hiç kimsenin telefonunda bildirim yoktu.
Sanki hiçbir şey yaşanmamıştı.
Telefonuma baktım.
Saat...
05.59.58
İki saniye vardı.
Kalbim hızlandı.
Bu kez her şeyi hatırlıyordum.
Peron 7...
Kapüşonlu kız...
Hasta 713...
Kurucu...
Hepsi zihnimdeydi.
Karşı koltukta oturan genç kıza baktım.
Kapüşonlu kızdı.
Ama beni tanımıyordu.
Kulaklığını takmış, camdan dışarıyı izliyordu.
Tam ona seslenecekken telefonum son kez titredi.
Son Kural
Kimseye geleceği söyleme.
Altında küçük bir satır daha belirdi.
Söylersen döngü yeniden başlayacak.
Boğazım düğümlendi.
Tam o sırada tren tünele girdi.
Işıklar bir anlığına söndü.
Telefonumun ekranındaki saat ilerledi.
05.59.59
Bir saniye...
Sadece bir saniye kalmıştı.
Başımı kaldırdım.
Vagonun diğer ucunda siyah takım elbiseli adam oturuyordu.
Bana bakıp hafifçe gülümsedi.
Sanki son hamlemi bekliyordu.
Ve karşı camda...
Yansımam bana tek bir kelime fısıldadı.
"Seç."
Saat değişti.
06.00.00
Aynı anda bütün telefonlar titremeye başladı.