Kapı ardımdan kilitlendi.
Defalarca kolu çevirdim.
Açılmadı.
Telefonumun ekranı yeniden yandı.
Hedef: L-07 dolabını bul.
Odanın içinde benden başka kimse yoktu.
Ya da öyle sanıyordum.
Tam arkamı dönecekken aynadan bir tıkırtı sesi geldi.
Yavaşça baktım.
Yansımam yerinde duruyordu.
Ama bu kez elini kaldırıp koridorun sonunu işaret etti.
Bir anda ayna eski hâline döndü.
Sanki hiçbir şey olmamıştı.
Kapının kilidi kendiliğinden açıldı.
Koridora çıktım.
Koridor bomboştu.
Duvarlarda art arda dizilmiş metal dolaplar vardı.
L-01...
L-02...
L-03...
Numaraları takip ederek yürüdüm.
En sonda paslanmış, siyah renkli bir dolap duruyordu.
L-07
Kapısında küçük bir anahtar deliği vardı.
Cebimdeki anahtarı çıkardım.
Tam kilide yerleştirirken arkamdan bir ses geldi.
"Sakın açma."
Kapüşonlu kızdı.
Bu kez yüzü bembeyazdı.
"Neden?"
"Çünkü içinde görmek istemeyeceğin bir şey var."
"Artık korkmaktan yoruldum."
Anahtarı çevirdim.
Çıt.
Dolap yavaşça açıldı.
İçinde tek bir kutu vardı.
Kutunun üzerinde eski bir etiket duruyordu.
DENEK 713 - KİŞİSEL EŞYALAR
Nefesimi tuttum.
Kutuyu açtım.
İçinden eski bir telefon...
Kırık bir kol saati...
Kurumuş kan lekeleri bulunan bir gömlek...
Ve küçük bir ses kayıt cihazı çıktı.
Kayıt cihazının üzerinde tek bir düğme vardı.
Bastım.
Cızırtılı bir ses duyuldu.
Ardından tanıdık bir erkek sesi konuşmaya başladı.
Bu...
Benim sesimdi.
"Eğer bu kaydı dinliyorsan, deney başarısız oldu."
Kalbim hızlandı.
"Sana yalan söylediler."
"Peron 7 hiçbir zaman bir metro istasyonu olmadı."
Bir anda kayıt kesildi.
Telefonum çılgınca titremeye başladı.
Ekranda yeni bir bildirim belirdi.
UYARI
Sistem konuşmayı engelledi.
Tam o anda dolabın kapağı büyük bir gürültüyle kapandı.
Koridordaki bütün ışıklar söndü.
Karanlığın içinden aynı erkek sesi tekrar duyuldu.
Bu kez çok daha yakından.
"Bu kez... sonuna kadar hatırla."
Ses tam kulağımın dibinden gelmişti.
Ama koridorda...
Benden başka kimse yoktu.