Fotoğrafı elim titreyerek aldım.
Kapüşonlu kız gözlerini kapattı.
"Sana onu göstermemeliydin..."
Fotoğrafa yeniden baktım.
Dört kişiydik.
Ben.
Kapüşonlu kız.
Ve daha önce hiç görmediğim iki genç.
Fotoğrafın çekildiği yer tanıdık geliyordu.
Arkamı döndüm.
Koridorun camından dışarı baktım.
Kalbim yerinden çıkacak gibiydi.
Fotoğraftaki bina...
Tam karşımdaki hastaneydi.
Ama fotoğrafta hastane yepyeniydi.
Güneşli bir gündü.
Herkes gülümsüyordu.
Sanki hiçbir şey olmamıştı.
Fotoğrafın sağ alt köşesinde küçücük bir tarih vardı.
18 Ağustos 2032
"Bu tarih..."
Henüz yaşanmamıştı.
Telefonum yeniden titredi.
Gerçeğe %40 kaldı.
İlk kez yüzde bu kadar yükselmişti.
Hasta 713 sessizce konuştu.
"O fotoğraf çekildikten üç saat sonra her şey başladı."
"Ney başladı?"
"Peron 7."
"Peron 7 ne?"
Cevap vermedi.
Tam o sırada hastanenin hoparlörlerinden aynı mekanik ses yükseldi.
Denekler hazır olsun.
Denekler...
Bu kelime içimi ürpertti.
Koridorun sonundaki kapılar aynı anda açıldı.
İçeriden onlarca boş hasta yatağı çıktı.
Yataklar...
Kendi kendilerine hareket ediyordu.
Kapüşonlu kız geri çekildi.
"Geldiler."
"Kim?"
Yataklardan birinin üzerindeki dosya yere düştü.
Dosyayı açtım.
En üstte büyük harflerle şunlar yazıyordu:
PERON 7 DENEYİ
Altında dört isim vardı.
Ege Yılmaz
Elif Aras
Üçüncü ismi görünce nefesim kesildi.
Doktor Kerem Aksoy
Dördüncü isim ise siyah mürekkeple tamamen karalanmıştı.
Kim olduğu bilinmiyordu.
Tam o anda bütün yataklar aynı anda durdu.
Koridorun sonunda ağır ağır alkışlayan biri belirdi.
Siyah takım elbiseli, orta yaşlı bir adam...
Yüzünde rahatsız edici derecede sakin bir gülümseme vardı.
"Sonunda..."
"...hepiniz yeniden bir araya geldiniz."
Adam gözlerini bana dikti.
"Hoş geldin, Denek 713."
Telefonum son kez titredi.
Ekranda yalnızca tek bir cümle vardı.
Dördüncü ismi bulmadan döngü kırılamaz.