Doktorun elindeki gazeteye dikkatle baktım.
Fotoğraf...
Birkaç saniye önce bana aitti.
Şimdi ise tamamen değişmişti.
Gazetedeki kişi...
Kapüşonlu kızdı.
Altındaki başlık hâlâ aynıydı.
"Metro kazasında hayatını kaybeden genç..."
Ama isim de değişmişti.
Elif Aras.
Başımı kaldırdım.
"Bu nasıl mümkün olabilir?"
Doktor şaşkınlıkla yüzüme baktı.
"Neden bahsediyorsun?"
"Gazetedeki fotoğraf değişti!"
Doktor gazeteye baktı.
"Hayır."
"Yıllardır aynı."
Kalbim sıkıştı.
Sadece ben görmüştüm.
Telefonum yeniden titredi.
Gerçeğe %31 kaldı.
Yüzde...
İlk kez artmıştı.
Demek doğru yoldaydım.
Tam o sırada hastanenin hoparlörlerinden mekanik bir kadın sesi duyuldu.
Hasta 713, lütfen Peron 7'ye gelsin.
Koridordaki herkes normal davranıyordu.
Kimse bu anonsu duymamış gibiydi.
Doktora döndüm.
"Duydunuz mu?"
"Neyi?"
"Anonsu."
Doktor kaşlarını çattı.
"Burada hiçbir anons yapılmadı."
Boğazım düğümlendi.
Ses yalnızca bana gelmişti.
Telefonumdaki ekran bir anda karardı.
Ardından beyaz harfler belirdi.
HASTA 713 BULUNDU.
Bir saniye sonra yeni bir satır eklendi.
Kimliğini öğrenmek ister misin?
Altında iki seçenek vardı.
EVET
HAYIR
Parmağım ekrana yaklaştı.
Tam "EVET" seçeneğine dokunacakken...
Biri bileğimi sertçe tuttu.
Arkamı döndüm.
Kapüşonlu kızdı.
Bu kez nefes nefeseydi.
Gözlerinde ilk kez korkudan daha güçlü bir duygu vardı.
Pişmanlık.
Titreyen sesiyle sadece şunu söyledi:
"Ne olursa olsun..."
"...o sorunun cevabını öğrenme."
O anda telefon kendi kendine seçim yaptı.
EVET.
Ekran birkaç saniye boyunca karardı.
Sonra tek bir isim belirdi.
Hasta 713: EGE YILMAZ
Donup kaldım.
Bu...
Benim adımdı.
Tam o anda hastanenin bütün ışıkları söndü.
Koridorun sonundan ağır adımlarla biri yürümeye başladı.
Beyaz hasta önlüğü giymişti.
Başını kaldırdığında yüzünü gördüm.
O kişi...
bendim.