İçeriğe geç

Sözler ve Gözler

Bölüm 6 · 4 dk okuma

Sözler ve Gözler

Bölüm 6

Işık

Gözler ışığında sözler yol olur insana. Ben bu yola yolcu, onun yoluna bekçi hale geldim. Günlerden Pazartesi. Yaz güneşinin yerini yaprak dökümlerine bıraktığı mevsime geldik. Aylardan Eylül. Okulun başlama günü yani!

Lanet olası yere yeniden zaruri teşrifimi yapacağım. 9 Ay teşrif mi olur arkadaş? İşin ciddi boyutuna bakılacak ise 11. Sınıfa geçtim. Hayallerimi süsleyen bir işe sahip olmak adına gireceğim sınava 1.5 yıl kaldı. Bu hudutta derslerime daha odak olmalı, her şeyden öte şu lanet yeri kendime sevdirebilmeliydim. Sabah saat 7 de hiddetli bir yorgunlukla uyandım. O uyanıştaki cefa bana okulun varlığını hatırlattı. Normalde sabahın erken saatlerinde kahvemi yudumlar ve gökyüzüne tan ağarırken bakardım. Şimdiyse okula gitmek için bu saatlerde kalkıyorum. Bu şeraitte hava dahi bana kötü hatta adeta ruhlar alemi gibi geliyordu. Havaya her baktığımda içimi üstün bir karamsarlık silsilesi sarıyor ve bu tüm günümü yegane etkiliyordu. Her neyse. Kalktım ve okula gitmek için üstümü başımı değiştirdim.

Aynaya baktığımda karşılaşmam gereken aciz benliğimi aşık benliğim almıştı. Okulların açılması ile sevdiğim kızı 9 ay boyunca muhtemelen her gün görebilmenin sevinci ve onun ayrılmaz yancısı heyecanı bütün benliğime hakim olmuştu. Yüzüm gülüyordu yani. Derhal evden çıktım ve yeni sınıfıma giriş yaptım. Oda ordaydı. Birbirine bağlı gibi gözükse de aslen bağımsız, ikisi de göğe hitap eden lakin farklı anlamlar taşıyan beni, beni farklı, uçsuz bucaksız diyarlara, kelimenin tarifesini aşacak katlara mekanlara götürüyordu. Araftan cenneti izlerken bu kadar heyecanlanmazdım cenneti böyle yaşarken.

Geçen ki amca benim aklımı bir hayli karıştırsa da kendi benliğime yazık etmek istemiyorum. Zira bu üstün bir heyecan. Onun bana bakışları, konuşmalarımız, ona karşı içimde beliren hisler ve benzerleri. Beni bu hayattan soyutlayacak haddede heyecanla karşılıyor. Bu benim pek hoşuma giden bir durum olmasına karşın bu vaziyetin lağvedilmesini en nihayetinde bunu benim yapmamı doğru bulmuyorum. Zira bu bana ve duygularıma ihanet olacaktı. Sırama oturdum, çoktan kitapları teslim almıştık bile. Sırtım kopacak haddeye gelmiş sırama sonunda oturduğumda içimi bir rahatlama sarmıştı. Tam o sırada bir nefes hissettim tenimde. Kafamı yana çevirdiğimde o vardı.

Evet yanıma gelmişti. Derhal ona dönüp merhaba dedim. Ne naziğim ama! Öyle nazikçe dedim ki sanırsın bir Paris beyefendisi, bakın İstanbul bile demiyorum Paris. Oda bana karşılık verdikten sonra nasılsın diye sordu:

-Nasılsın Batu?

-Batu: İyiyim sen?

-Ben de iyiyim çok teşekkür ederim.

Çok güzel konuşuyordu. Gözlerine bakarken göz bebeklerim büyüyor o her konuştuğundaki dudak hareketleri beni cezbedecek haddede kusursuzlukla süre geliyordu. Bir soruyla muhabbetin devamlılığını sağladım:

-Batu: 11. Sınıfa geçtik. Hazır sınava bu denli yaklaşmışken ne düşünüyorsun?

-Bilmem sen ne düşünüyorsun? (Gülerek)

-Seni düşünüyorum.

Tabii ki bunu demedim! Ey kâri¹ sen bilmez misin beni?

-Batu: Subaylık ya da Psikoloji...

-Anlar mısın Psikolojiden?

-Batu: Yani işte, biraz

-Peki, sence ben aşık mı oldum? Bunu bilebilir misin ruh hallerimden

Lanet olsun. Yutkunamadım. Bir an duraksadım, dilim tutuldu. Sonra bozuntuya vermeden:

-Batu: Aşık mı oldun?

-Hayır tabii, şaka yapmıştım (gülerek)

-Seni hiç seven oldu mu? Diye sorduğunda ben şoktan yeni çıkmıştım. Ve cevabım:

-Batu: Hayır

-Neden? Fena değilsin aslında. Düzgünsün, yakışıklısın, zekisin

- Batu: Aşk bu standartlarda mı gizli sence?

-Hayır tabii

-Batu: Senin için aşk ne peki?

-Benim için aşk sonsuzluktur. Bu sonsuzluk seni içine çeker ve sonsuz bir mesudiyet vaadiyle sana güzel bir hayat yaşatabilir.

-Batu: Bu vaadi ben veriyor olsam?

-Sen çok iyi bir insansın Batu seni beğenmeyen kız dönüp bir düşünmeli bence

Aman Allah'ım. Hayır sevgili, kimse düşünmesin. Bir sen bak dönüp. Düşlerimin mekanına bak şayet. Gez orada, dolaş. Arada sırada kalbime de uğra. Aman sakın ihmal etme. Zira senin aşkının temennisinde atıyor o mekan. Düşlerimin mekanının en tepesi, kalbimin merkezi şayet beynimin en uç ve en zarif noktasında sen varsın sevgili. Bu mekanların hüküm vericisi olarak bahsettiğin mesudiyeti yaşat bana diye düşlerimde kurulmuşken hoca geldi. Dersler birbirinin ardını izledi ve sonunda okul bitti. Evlere döndük. Bu sırada akrep yelkovanı kovalarken bu benim için geçersiz olmuştu.

Zaman durmuş, okulda onunla konuştuklarım aklıma geldikçe hayatın derinliklerine iniyor ve mutlu oluyordum. O gün gece uyuyamadım. Onu düşünmek, bana hiç uyanmak istemeyeceğim bir rüya edasında etki etti. Bu bakımdan bu aciz bünye muhtemelen uyumayı reddediyordu. İşin aslı artık bir karar vermiştim. Cesaretimi yegane toplayacak ve hayatımın aşkına ilanı aşkı edecektim. Bu zamanın ne zaman olacağına dair fikirlerimde ne en ufak bir plan ne de bir kurgu vardı. Nasıl yapacağımı dahi bilmiyordum. Ama yapacaktım fikrimce. Bir şekilde bunun üstesinden gelip hayallerimin kadınına sahip olmalıydım.

İşin sonu her ne olursa olsun keşke demeyeceğimden emindim sadece. Yeniden düşlerimin mekanına çekildim ve çıktım en tepesine. Birgün onunla burada buluşacak ve ebedi olacaktık. Bu sözü nihayet kendime vermiştim. Bir ışık yansıdı gözlerime. Onun ışığıydı bu... Artık umut görülmüş bu alanda bütün cesaretim yerine gelmişti. Hayallerimi süsleyen o kız benim olacak ve kalan hayatımızı mutlu ve mesud geçirecektik...

¹ Okuyucu,Okur

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.