İyi okumalarrr...
Yorum ve tahminleriniz bekliyorumm...
________________________
Erez Kaya'dan...
Hakan elindeki bıçakla üzerime doğru gelmeye başlayınca Kayra'nın sesini duydum.
"Erez!" Saliselik onlara baktığımda Efe'nin Kayra'yı tuttuğunu ve birşeyler söylediğini gördüm. Geri önüme söndüğümde Hakan şerefsizce sırıttı.
"Son sözleriniz nelerdir Erez Kaya?" Yüzümü buruşturdum.
"Öleceğimi kim söyledi?" Kayra'nın arkadan bana seslendiğini duyabiliyordum ama şuan ilgi odağım Hakan'dı.
Hakan yavaş adımlarla yanıma geldi ve birden bıçağını savurdu. Refleksle bıçağı tutan elini tutarken dişlerimi sıktım.
Kimseye birşey olmadan burdan çıkmalıydık!
"Erez dikkat et! Lan sende bi bırak amına koyayım!" Kayra'nın sesi odayı doldururken Hakan daha fazla güç uygulayarak beni geriye itti.
İster istemez sendelerken Hakan'ın öbür eliyle yüzüme attığı yumrukla dengemi tamamen kaybettim.
Ben yere düşerken Hakan üstüme çıktı ve bıçağa daha fazla güç uyguladı. İki elimle birden bıçağı tutup ittirmeye çalışırken aynı zamanda gücümün ona nasıl yetemediğini sorguluyordum.
Lan bu puşt hap falan mı almıştı?
Hakan öbür eliyle de bıçağa baskı uygulayarak bana doğru ittirdi.
Kesinlikle hap almış olmalıydı!
Efe'nin inlemesini duyunca başımı oraya çevirdim. Kayra Efe'nin karnına dirsek atmıştı.
"Bırak dedim bırakmadın anasını satayım! Benim mi suçum bu!" Bize doğru bir adım attığında bağırdım.
"Gelme!" Kayra olduğu yerde durdu ve bir Hakan'a bir bana bakmaya başladı.
Hakan bıçağa baskısını daha da arttırdı. Gözümün önündeki bıçağa bakıp yutkundum. Kollarımdaki güç gitgide azalırken içimden de küfrediyordum.
Bıçakla aramızdaki mesafe azalırken gözleri yumdum.
Alacağın hapa sokayım!
"Son sözlerin ne?" Hakan'ın keyifli sözleriyle gözlerimi araladım.
"Ebene selam söyle." Ama bu söz bana değil Kayra'ya aitti. Efe hızla adımlarla gelip Hakan'ın boynuna kollarını doladı ve onu geriye çekti.
Hakan bıçağı çekip ona doğru savururken Kayra bileğini havada yakaladı ve ters çevirdi. Kırılma sesi hava yankılandı.
Hakan'ın bağırışı kulaklarıma gelirken yüzümü buruşturdum.
Hakan'ı itekleyip sırtımı yerden ayırdım ve oturur pozisyona geldim. Ağrıyan bileklerimi ovuşturdum.
Kayra tam karşımda eğildi ve kollarını boynuma doladı. Bende kollarımı beline dolarken yüzünü geri çekip bana baktı.
"İyisin öyle değil mi?" Endişeli bakışlarına zorlukla gülümsedim.
"İyiyim." Elini çeneme koyup bakışlarını patlayan dudağıma çevirdi.
"Emin misin hastaneye gidelim mi?" Baş parmağını hafifçe dudağıma bastırdı. Acıyı umursamayarak başımı iki yana salladım.
"Gerek yok." Konuyu daha fazla uzatmamak için başımı iki yana salladım. Aynı zamanda ayağa da kalkmıştım.
Kayra'yı da oturduğu yerden kaldırırken dış kapının yumruklanmasıyla başımı oraya çevirdim. Kaşlarım kendiliğinden çatılırken Kayra kapıyı açtı.
İçeri birden ellerinde silahla Poyraz ve Ateş girince afalladım.
"Nerde lan o orospu çocuğu!" Poyraz sinirle bağırırken arkadan Emin Ateş'i ittirerek elleri cebinde içeri girdi.
Üstünde öbürlerinin aksine takım elbise vardı. Ben afallarken tam önümde durdu ve elini cebinden çıkardı. Elinde bir kart vardı. Sırıttı.
"Emin Soylu. Avukatınım." Elindeki kartı bana uzattığında daha da afalladım.
Bu aşağılık yerde ne oluyordu?!
Emin sırıtmaya devam ederken bileğimden tutarak elimi kaldırdı ve avucumun içine kartını bıraktı. Kaşlarımı çatarak onlara bakarken daha demin olduğu gibi Ateş'te Emin'i ittirdi.
Ellerini birden yanaklarıma koydu ve yüzüme bakınmaya başladı.
"İyi misin? Yaran var mı?" Kaşlarım daha da çatılırken ellerini ittirdim.
Ateş? Beni? Merak? Etmek?
"İyiyim iyiyim Ateş abi de siz nasıl geldiniz buraya?" Kayra saçlarını savurdu.
"Ben ve mükemmel zekam sağolsun." Kayra'nın dediklerine ister istemez güldüm. Gülmemle tüm bakışlar bana çevrilince yalandan öksürdüm.
4 abi ne ya...
"O zaman artık gitsek mi?" Bunu dememle Poyraz yüzünü buruşturdu.
Deniz birden enseme vurunca o tarafa döndüm.
"Sen konuşma hödük." Efe başını başka tarafa çevirip gülünce gözlerimi devirdim.
Gül sen gül.
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Kayra Soylu'dan...
"Bırakın kalemleri!" Gözetmenin dediğiyle kalemi çöpe fırlattım.
Evet, evet bildiğiniz fırlattım...
Coşkuyla ayağa kalkarken kağıdı çoktan gözetmene vermiştim. Benimle aynı sınıfta sınava giren öğrencilere baktım.
"Başınız sağolsun." Birkaç kişi gülerken bazıları göz devirmişti. Onları takmadan sınıftan dışarıya çıktım.
Walla şu an fevkaladeyim.
Aylar öncesinden Hakan manyağını hapse tıkmış ve hayatımızı bir düzene oturtmuştuk.
Merdivenlerden keyifle indim ve dışarıya çıktım. Sınav mükemmel geçmişti.
Zekiyim evelAllah.
Bahçeye bizimkilerin yanına gittiğimde babam, Deniz ve Ateş'i görünce gülümsedim.
Arklar siz siz olun ikiziniz olmasın. Neden mi? Çünkü ailenin yarısı orda amına koyayım!
"Nasıl geçti kızım?" Babam beni kolunun altına alırken sırıttım.
"Öndekinden kopya çektim." Babamla Deniz hayretle bana dönerken gözlerimi devirdim.
"Gerizekalı yarısını yanlış yapınca bunda hayır yok deyip yandakinden baktım ama naparsın işte." Saçlarımı savurdum.
"Kimse benim gibi olamıyor." Deniz beni babamın kolunun altından aldı ve omuzlarımdan tutarak beni kendisine çevirdi.
"Abicim sen yıl boyu it gibi çalıştın ve kopya mı çektin?" Sırıttım.
Yoo çekmemiştim ama onların bilmesine gerek yoktu.
"Evet." Ateş gözlerini devirdi.
"Yalan söylüyor. Sırf avukat olmak için ölürde işini kopyaya bırakmaz."
Vayy bizi de tanırmış vesselam.
Gururla Ateş abime baktım.
"İşte abi gibi abi!" Deniz'den kurtulup kollarımı ona doladım. Güldü.
"Arabayla kaçtığında gördük neler yapabildiğini." Sırıttım.
"Bende seni canım bende seni." Ateş göz devirirken telefonumun çalmasıyla ondan ayrıldım. Telefonumu vermesi için babama döndüğümde ekrana bakarak göz devirdi. Sınava girerken ona vermiştim.
Telefonu isteksizce bana uzattığında kaşlarımı çattım. Arayana baktığımda Erez olduğunu gördüm. Kendimi tutamayarak güldüğümde babam triplenircesine başka tarafa döndü.
"Efendim Erezciğim." Gözlerine sokmak istercesine yaptığım vurguya sadece göz devirdiler.
"Alo Kayracığım." Kudurtmak istercesine babamgile baktım.
"Sevgilim?" Üçünün birden kaşları çatılırken içimden kötü kadın kahkahaları attım.
"Nasıldı sınavın?" Sırıttım.
"Güzeldi. Senin?"
"Beklediğimden iyi geçti." Başımı onaylarcasına salladım.
"O zaman sevgilim sonra görüşürüz." Yine 'sevgilim' kelimesine baskı yapmıştım.
Erez yaptığımı anlamış olacak ki güldü.
"Pedere selam söyle." Sırıttım.
"Aleyküm selam." İkimizde telefonu kapattığımızda sırıtmaya devam ederek babamgile döndüm.
"Size selamı varmış." Deniz abim göz devirirken Ateş abim yüzünü buruşturdu. Babamda göz devirdi.
"Aleyküm selam." Sessizce mırıldanmasıyla sırıtmam daha da büyüdü.
Bunları kudurtmaya bayılıyordum!
Ateş abime döndüm.
"Ne zaman evlenecektin sen?" Ateş abim göz devirdi.
"Sanane Kayracığım?" Şerefsizce sırıttım ve başımı salladım.
"Doğru, bu sevgilinin problemi. Sonuçta o da seninle birlikte evde kalacak." Deniz babamla beraber bıyık altından gülerken Ateş kafama vurdu.
Evet, evet. Bildiğiniz vurdu...
Kaşlarımı çatıp ona baktım.
"Napıyon lan?" Sırıttı.
"Vuruyorum." Kaşlarımı daha da çattım.
"Vuruyorsun?" Başını onaylarcasına salladı. Gözlerimi kıstım ve elimle yaklaş hareketi yaptım.
"Gelsene sen bi." Sırıtıp yüzüme doğru eğildiğinde yumruğumu havaya kaldırıp tüm gücümle yüzüne vurdum.
"Hassiktir!" Ateş geriye çekilirken ben çoktan koşmaya başlamıştım.
Ne? Yapmayan da yani ne biliyim...
Hızımı artırıp aramızdaki mesafeyi açarken arkamdan onunda geldiğini çok iyi biliyordum.
"Lan Kayra! Hele bir elime geçiriyim ben seni napıyorum!" Arkamdan bana bağırdığında birkaç saniyeliğine ona baktım.
"Niye kızıyon ki? Alt tarafı vurdum." Önüme döndüm ve daha hızlı koşmaya çalıştım.
Pezevenk ışınlanmayı bulmuştu!
"Hem ben sana kızıyor muyum?" Nefes nefese ona seslendiğimde aynı zamanda Yiğit'in sınava girdiği okulun yanındaki kafeye doğru koşuyordum.
Neymiş efendim orda buluşacakmışız. Daha yakın bir yer seçseler ölürlerdi!
Ateş aramızdaki mesafeyi kapatırken telefonumu çıkarıp Poyraz abimi görüntülü aradım.
Az şerefsiz değilim vesselam.
"Alo güze- Noluyo lan!" Abim telefonun öbür ucundan bağırınca yüzümü buruşturdum.
"Abi Ateş abim beni öldürecek!" Nefes nefese dediklerime abim kaşlarını çattı.
"Niye?" Sorusunu umursamadan konuşmaya devam ettim.
"Elinde silah var! Organlarımı deşip satacak! Kurtar abi beni!" Koştuğum için nefes nefese dediklerime abim güldü.
"Adam doktor olmasa belki inanabilirdim." Önümdeki yoldan sağa döndüm ve kendimi zorlayarak aramızdaki mesafeyi açtım.
"İyi. Bir tanecik, biricik, güzel, muhteşem kardeşin gebersin o zaman." Yüzüne telefonu kapattım ve başımı çevirip abime baktım.
Bana 'bittin sen' bakışı attı. Aramızdaki mesafe her ne kadar hatrı sayılacak kadar olsa da bana daha fazla yaklaşmasını istemiyordum.
Adam doktor olabilir ama bu beni neşterle deşemeyeceği anlamına gelmezdi!
Bu sefer Emin abimi görüntülü aradım. Biraz çaldıktan sonra açılan telefona baktım. Abim ilk sırıtan yüzüyle kadraja girdi ama sonra benim halimi görmüş olacak ki kaşlarını çattı.
"Abicim?" Tedirgin çıkan sesiyle konuşmak için derin bir nefes aldım.
Dalak, böbrek, bağırsak ne varsa şişti lan! Nefes alamıyordum!
"Avukatımla konuşmak istiyorum." Telefonu geriye çekip arkadan koşan abimi gösterdim.
"Kaç yıl yatar?" Emin abim dudaklarını büzdü.
"Annemin de etkisiyle komaya 6 ay net girer gibi." Başımı onaylarcasına salladım. Yüzümde şimdiden şerefsiz gülümsemesi oluşmuştu.
"Telefonu anneme ver o zaman." Emin abim de aynı benim gibi sırıttı.
"Memnuniyetle." Kadraja saniyeler sonra annem girince dudaklarımı büzdüm.
"Kayra kızım-" Konuşmasını devam ettirmesini beklemeden konuştum.
"Anne senin 6 yıl tıp okumuş amip beyinli sürüngen oğlun beni öldürüyor!" Annem şaşkınca bize bakarken telefondan gülme sesleri geldi.
Annem kaşlarını çattı.
"Abine ver sen telefonu." Yüzümde tekrar şerefsiz gülümsemesi oluşurken koşmayı durdurdum.
Anasını satayım birazdan ciğerlerimi kusacam!
Ben derin derin nefesler alırken abimde yanıma gelmiş benim gibi soluklanıyordu. Telefonu ona uzattım.
"Annem." Telefonu başımla gösterdiğimde Ateş böcüğü ilk kaşlarını çattı ardındansa elimden telefonu aldı.
"Anne-" Abim tam konuşmuştu ki annem onun sözünü kesti.
"Sen niye Kayra'yı kovalıyorsun, bu bir. Baban nerde ve neden sizi durdurmadı, bu iki. Koca adamsın çocuk kovalıyorsun! Bu da üç!" Sonlara doğru bağırınca Ateş abim yerinde sıçradı.
"Ya anne ilk kızın başlattı! Yumruk attı lan bana yumruk!" Annem kaşlarını daha da çattı.
"Sen ne yaptın da attı o yumruğu Allah bilir!" Sırıtmaya devam ederken kameraya göstermeden kapak çektim. Ateş abim ilk dişlerini sıktı ardındansa sakinleşmek istercesine derin bir nefes aldı.
"Tamam anne." Annem işaret parmağını kameraya doğrulttu.
"Kızım buraya tek parça gelecek Ateş!" Abim gözlerini devirdi.
"Tamam anne." Annem omuzlarını dikleştirdi.
"Aferim. Babana de hızlı gelin." Abim tam ağzını açmışken annem telefonu kapatınca dakikalardır tuttuğum kahkahayı bıraktım.
Gülmemi zorlukla durdurdum ve sesimi kalınlaştırarak taklidini yaptım.
"Tomom onno." Ben tekrar kahkahalarla gülmeye başlayınca Ateş abim yine kafama vurdu.
Yeter lan yeter! Beynimde hücre kalmadı!
Telefonumu elime tutuşturdu ve başıyla önünü işaret etti.
"Yürü." Sırıttım.
"Tamam anne." Dediğim şeye dişlerini sıktı ve birkaç saniyeliğine gözlerini kapattı.
"Kayra kardeşimsin demem ağzına sıçarım. Yürü lan!" Sonlara doğru hiddetle bağırınca yerimde sıçradım.
"Tamam lan ne bağırıyon?" Sanki az önce onu delirtmemiş gibi önüne geçtim ve yürümeye başladım.
Bir süre ikimizde sessizce yürüdük. Görüş açıma kafe girince adımlarımı hızlandırdım.
Bu süre içinde sitresten altı kere altıma sıçmıştım la.
Kafeye girip içeride gözlerimi gezdirdim ve annemgilin masasının yanına gittim. Sandalyeyi çekip oturdum.
"Selam gençler." Poyraz abime döndüm.
"Ve kendini genç sanıp evde kalanlar." Poyraz abim kaşlarını çatınca triple ona baktım.
Gebersem umrunda değil Poyraz bey. Yazdım bi kenara.
Emin abim başını farklı bir yana çevirip kısıkça gülünce Poyraz abim ona ölümcül bakışlar attı. Yiğit ise bana döndü.
"Sınavın nasıldı?" Omuz silktim.
"İyiydi. Sen?" Yiğit sırıttı.
"Mükemmel." Egosuna göz devirdim ve tamamen ona döndüm. Bu sırada babamgil çoktan gelmiş ve sandalyelere oturmuşlardı.
"Ne olacaktın sen?" Yiğit sırıtmaya devam etti ve başını hafifçe omzuna doğru eğdi.
"Savcı." İddialı sesine tek kaşım havaya kalkarken masadaki herkes bir anda suspus olmuştu.
"Savcı mı?" Emin'in küçümseyici sesine Yiğit başını salladı.
"Aynen öyle." Masaya doğru sır vermek istercesine eğildim.
"Yiğit." Masadakilerin gözleri beni bulurken o da aynı benim gibi eğildi aynı zamanda gözlerini de kısmıştı.
"Efendim?" Dudaklarımı yaladım ve kendimden emin bir şekilde konuştum.
"İstersen cumhurbaşkanlığına aday ol, ama yine benim gibi bir şahsiyet olamazsın." Gururla arkama yaslandım.
"Kayra Soylu olmak ayrıcalık ister." Dudaklarımı büzdüm.
"İkiz kardeşim olsan bile." Emin gururla bana bakarken Deniz yüzünü buruşturdu. Yiğit alayla güldü. Şimdi masadaki herkes ona dönmüştü.
"Kayracığım, ben istersem senin gibi 50'sini cebimden çıkarırım. Ama olay da bu zaten. Sen bir ben edemezsin." İddialıca kollarımı göğsümde birleştirdim.
"Yanlışın var Yiğitçiğim ama hor göreceğim." Bacak bacak üstüne attım duruşumu dikleştirdim.
"Ben, bir sen edemez değilim. Sen sadece 8 derece miyopsun." Alayla gülümsedim.
"Ve lütfen, rica ediyorum ki cebinden birşey çıkarmaya da çalışma. Çünkü bırak beni, bir orangutanı bile zor çıkarırsın." Emin Deniz'e döndü ve kapak çekti.
Yiğit tekrar alayla güldü.
"Siz avukatların bir sıkıntısı var Kayracığım." Dudaklarını büzdü.
"Fazla egolusunuz. Ama unutmamak lazım ki her davayı kazanamazsın." Dediklerinin ardından göz kırptığında bu sefer Deniz Emin'e kapak çekti.
Gözlerimi kıstım.
"Siz savcıların da bir sıkıntısı var Yiğitciğim." Gülerek başımı iki yana salladım.
"Kendinize fazla güveniyorsunuz. Ama unutmamak lazım ki haklı kimse o kazanır, sizin seçtiğiniz taraf değil." Rahat bir tavırla arkama yaslandım.
"Tabii rüşvet almıyorsanız." Sözlerim üzerine Emin Deniz'e ilk kapak sonra nah ve ardındansa orta parmak çekti.
Deniz somurturken onların bu haline güldüm. Babam Emin abimin kafasına fiske attı.
"Napıyon lan sen kardeşine!" Emin abim kötü kötü babama baktı.
"Bilmem farkında mısınız ama ben onun abisiyim ve o da bana el hareketi çekti!" Hiddetle Deniz'i gösterdiğinde Deniz kaşlarını çattı.
"Ne alaka lan? Hem küçüklere sevgiye noldu?" Emin abim yüzünü buruşturdu.
"Sen büyüdüğünde sevgide yok oldu Deniz, yok oldu!" Elini çırparak dedikleri şey üzerine güldüm.
"Tamam susun artık!" Annemin araya girmesiyle herkes sustu.
Deniz abim ve Emin abime kötü kötü bakışırken gözlerim Yiğit'inkilerle buluştu.
Gözlerini kısarak dudaklarını 'bittin sen' dercesine oynattı. Elimi havada salladım ve bende dudaklarımı oynattım 'boş yapma'.
Yiğit bana kötü kötü bakmaya başladığında Poyraz'ın yanındaki sandalyenin çekilmesiyle bakışlarım oraya döndü.
Yuh! Çüş! Oha!









