İyi okumalarr...
Uzun zamandır yoktum. (ne uzun zamanmış amk dediğinizi biliyorum.)
Size soru sormak istiyorum. Bu bölüme kadar okuduğunuz ve en sevdiğiniz karakter hangisiydi? Ve bu karakteri 3 kelimeyle nasıl açıklardınız?
Yorum ve tahminlerinizi bekliyorummm...
_______________________
Bu siktiğimin puştu burda napıyordu!
Sinirden gerilen bedenimi umursamamaya çalışıyordum. Omuzlarımı dikleştirdim.
"Senin burda ne işin var!" Babam kükrercesine Poyraz'ın yanındaki Murat'a bağırınca içimden yine küfrettim.
Dert bitmiyor ki amına koyayım!
Murat sırıttı.
"Kızımı görmeye geldim." Ben yüzümü buruştururken Poyraz hızla ayağa kalktı. Kalkmanın etkisiyle sandalyesi de düşmüştü.
Poyraz'ın kalkmasıyla Deniz ve ben dışında herkes ayaklanırken sandalyeme daha da yayıldım.
Daha önce de demiştim. Benim en büyük silahlarımdan biri hiçbir şeyi siklemeyip insanları sinir etmemdi.
"Gel ben sana göstereyim kızını!" Murat'ın yakasından tutup onu da kaldırdı. Poyraz'ın bu hareketine karşı ortam daha da gerilirken Murat Poyraz'ın ellerini sertçe yakasından çekti.
Alayla güldü.
"Bu kadar gerileceğinizi düşünmemiştim." Bende alayla güldüm.
"Bende bu kadar seviyesiz olabileceğini düşünmemiştim." Rahat bir tavır takınıp ayağa kalktım.
"Ne istiyorsun?" Dediklerime Murat dudaklarını büzdü.
"Kızımla baş başa vakit geçirmek." Ateş kahkaha attı.
"Başka bir emrin daha var mı paşam?" Yavaş adımlarla Murat'ın yanına gitti. Tekrar alayla güldü ve kolunu Murat'ın omzuna atarak işaret parmağıyla beni gösterdi.
"Şu kızı görüyor musun? Hah, işte o benim kardeşim." Eliyle omzunu dostane olmayan bir şekilde sıktı ve gözlerini onun gözlerine dikti.
"Ona dokunursan canını yakarım!" Dişlerini sıkarak dedikleri sonrasında tehditkarca gülümsedi.
"Bence anladın sen." Omzunu fırlatırcasına bıraktı ve geri çekildi. Ortamın gerginliği bir tık daha artarken Emin elini ceplerine sokarak aynı Ateş gibi Murat'ın yanına gitti.
Emin Murat'ın tam karşısına geçti ve başıyla kapıyı işaret etti. Deniz sırıttı.
"Bu 'siktir git' demek." Gözlerini devirdi ve oturduğu yerde biraz daha yayıldı.
"Tabii anlayana." Kısık sesle dese de herkes duymuştu.
Murat tekrar güldü.
"Bu kadar agrasif olmaya gerek yok bence." Yavaş adımlarla yürüyüp yanıma doğru gelirken babam önüne geçip onu durdurdu.
"Söylediklerimi tekrarlamayı sevmem Murat." Başıyla aynı Emin gibi kapıyı gösterdi.
"Çık git, bir daha da gelme. Bu sana son uyarım." Sesindeki dinginlik bile olacakların habercisiydi.
Murat tekrardan güldü. Yüzünü bana doğru çevirdiğindeyse ifadesizce ona bakmaya devam ettim. Gülümsemesi daha da büyürken göz kırptı.
Bana, 4 abimin ve babamın yanında, göz, kırptı...
Geçmişin gözümün önüne gelmesiyle sertçe yutkundum ama omuzlarımı daha da dikleştirdim.
Ortam anında sessizleşirken ne ara geldiğini anlayamadığım Erez hızla Murat'ın yüzüne yumruk attı.
Murat iki adım geriye sendelerken bu sefer kafenin tamamında büyük bir sessizlik oluşmuştu.
Erez aralarındaki mesafeyi kapatarak Murat'ın yakalarından tuttu.
"Seni bir daha Kayra'nın yakınlarında görmeyeceğimi söylemiştim!" Fazlasıyla sinirli olduğu bu mesafeden bile belliydi.
Tekrar zorlukla yutkundum ve başımı iki yana sallayıp silkelendim.
Geçmiş geçmişte kalmıştı.
Murat sinirle Erez'in ellerini ittirdi.
"Bir de sen vardın demi?" Tehlikeli bir şekilde gülümsedi.
"Seninle kapanmamış bir hesabımız var!" Tıslarcasına konuşup yavaş adımlarla Erez'in üzerine yürümeye başladı.
Erez kılını bile kıpırdatmazken babam Murat'ın omzundan ittirerek gerilemesini sağladı.
"Defol git burdan!" Babam hiddetle bağırırken Murat ağır ağır başını salladı ve parmağını Erez'e doğrulttu.
"Bu iş burda bitmedi!" Bir süre daha Erez'le bakıştı ardındansa arkasını dönerek kafeyi hızlıca terk etti.
Bir süre Murat'ın arkasından baktıktan sonra Deniz'in sözleriyle ona döndüm.
"Ne hesabı bu?" Erez'e bakarak dedikleri üzerine Erez'le göz göze geldik. Ben sertçe yutkunurken başını olumsuz anlamda iki yana salladı.
"Önemli bir şey değil."
Gözümün önüne gelen anılarla burukça gülümsedim.
Hayır, önemli bir şeydi...
3 yıl önce...
İlahi bakış açısı...
Genç kız hızla önündeki sokaktan dönerken aynı zamanda arkasını kontrol ediyordu. Babası görünürlerde yok gibiydi.
Genç kız ilk derin bir nefes aldı ardındansa elini yanındaki duvara koyup biraz soluklandı. Sık sık nefesler alıyor, göğsüne giren sancıyı umursamamaya çalışıyordu.
Sırtını duvara yasladı birkaç dakika soluklandı. Nefesleri düzene girdiğindeyse sırtını tekrardan duvardan ayırdı ve yürümeye başladı.
Sanki her şey tam takırmış gibi bir de üzerine bu panik atak saçmalığı çıkmıştı. Cebindeki telefonun titremesiyle irkildi.
Cebinden telefonunu çıkardı ve arayan isimle bir süre bakıştı.
Murat Aymaz... Güya babası olan kişi...
Genç kız sertçe yutkundu ardındansa aramayı umursamayarak sahile doğru yürümeye başladı.
Murat ise sakin hareketlerle sokakta yürüyor kızının her halükarda eve geleceğinin rahatlığını yaşıyordu. Zaten kızının bir yere gitmesine ihtimal vermiyordu.
Telefonunu çıkardı ve bir kez daha kızını aradı. Telefon onca çalışa rağmen açılmasa da nereye gittiğini az çok tahmin edebiliyordu.
Sahile ya da parka gitmiştir, diye düşündü. Kararlarından oldukça emindi çünkü biliyordu, kızının hiçbir yere gidemeyeciği belliydi. Sonuçta saat gecenin 3'üydü.
Kayra adımlarını daha da hızlandırdı. Ondan yine kaçamayacağını sabaha karşın yine o lanet eve gideceğini biliyordu.
Aramalar nihayet bir iki dakika da olsa durmuş ardındansa bir bildirim düşmüştü.
Genç kız yine sağını solunu kontrol etti. Manyak babasıyla karşılaşmak, yeniden sözlü olarak tacizlerine katlanmak istemiyordu.
Titrek bir nefes aldı ve gelen bildirime baktı. Düşünceleri yanlış değildi, babası mesaj atmıştı.
Murat: Arkandayım.
Kayra hızla arkasına döndü ve onu aradı. İçinden bir küfür savurdu. Lanet olsundu ki onu göremiyordu!
Nefes alışverişleri daha da hızlanırken o, bunu umursamadan adımlarını hızlandırdı. Aynı zamanda telefon rehberine bakınıyor Erez'i aramalı mıyım, diye düşünüyordu.
Bir tarafı deli gibi korksa da Erez'i aramaya utanıyordu. Çoğu zaman arkadaşı ona yardımcı oluyordu. Kızı olabildiğince az babasının yanında bırakıyordu hatta çoğu kez onlarda kalmasını ısrar ediyordu.
Kayra tekrardan bir küfür savurdu. Bunalmıştı ve maalesef ki yapabileceği bir şey yoktu.
Ofladı ve Erez'i aradı. Telefon bir iki kere çaldı ama yine de açılmadı. Gözlerini devirdi. Arkadaşının uykusunun ne kadar ağır olduğunu biliyordu.
Tekrardan aradı, telefon biraz daha çaldı ve nihayetinde açıldı.
"Alo?" Erez'in yorgun ve uykulu sesi onu biraz daha mahcup etti. Evet, hiçbir şeyden utanmayan kız şu anda arkadaşına karşı mahcup hissediyordu.
"Erez." Düşük tonda çıkan sesiyle Erez kaşlarını çattı.
"Bir şey mi oldu?" Erez'in sesi endişeli çıkmıştı çünkü babasının nasıl bir şerefsiz olduğunu biliyordu. O adamın Kayra'ya zarar vermesini hatta bir metre yakınına yaklaşmasını bile istemiyordu.
"Sahile gelebilir misin?" Kayra tekrar etrafına bakındı. Derin bir nefes verdi, babası hala ortalıklarda yoktu.
Erez genç kızın dediğini sorgulamadan onayladı. Olayları az çok tahmin edebiliyordu.
"Geliyorum." Arama bitince Kayra rahat bir nefes verdi. Rahatlamış ve hafiflemiş hissediyordu. Sanki az önce babasından kaçan o değilmiş gibiydi.
Tam telefonu kaptacakken üstten düşen bildirimle kendini durdurdu.
Murat: Arkana dön.
Genç kız gözlerini sımsıkı yumdu ve titrek bir nefes aldı. Korkarak arkasına döndüğünde karşısında Murat'ı görmek onu şaşırtmadı, aksine omuzlarını dikleştirmesine sebep oldu.
"Ben geldim." Murat'ın sözleri üzerine Kayra hiçbir tepki vermedi. Murat sırıttı.
"Evimize gidelim mi bebeğim?" Genç kız yumruklarını sıktı. Harika sözlü tacizleri de başladı, diye içinden geçirdi.
"İstemiyorum. Sen git." Murat kızının dediklerini umursamadan Kayra'nın kolunu tuttu ve kendine doğru çekti.
Kayra her ne kadar direnmeye çalışsada lanet olsun ki gücü ona yetmiyordu, Murat fiziksel olarak ondan fazlasıyla güçlüydü.
"Hadi evimize gidelim bebeğim." Kayra yüzünü buruşturdu.
"İstemiyorum! Bırak beni!" Etrafına bakındı. Etrafta kimse yoktu. İçinden yine, yine ve yine küfretti. Murat'tan nefret ediyordu.
Murat genç kızın dedikleri üzerine onu daha da kendine çekti. Bağırması onu kızdırmıştı.
"Kes sesini!" Dişlerini sıkarak konuşması Kayra'yı etkilemedi. Genç kız fazlasıyla hırçın ve umursamazdı. Yapacak bir şey yoktu, kızının doğası böyleydi.
Kayra öbür eliyle onu sertçe itmeye çalıştı.
"Kessene sesimi!" Murat onu itmeye çalıştığı elini de sertçe tuttu ve aralarındaki mesafeyi daha da azalttı. Kayra anında suspus olurken Erez sahile yaklaşmıştı. Neredeyse koşar adım buraya geliyordu.
Elini olduğunca çabuk tutmaya çalışıyor, Kayra'nın iyi olması için dualar ediyordu. Çünkü biliyordu ki Murat, şerefsiz piçin tekiydi. Ondan her halt beklenirdi.
Murat sırıttı.
"Boşuna bağırma istersen." Kayra tam tekrar çemkireceği sırada onu susturdu.
"Seni burda sabaha kadar siksem de bir şey yapamazsın." Genç kız serçe yutkundu ve titrek bir nefes aldı. Babasının yaptığı ima miğdesini bulandırmıştı.
Murat yüzünü kızına biraz daha yaklaştırdı.
"Deneyelim mi?" Kayra kendini geriye doğru çekmeye çalıştı ama pek başarılı olduğu söylenemezdi.
"Bırak lan beni!" Murat sadece gülmekle yetindi. Kızının panikleyen hali fazlasıyla hoşuna gidiyordu.
Kayra kesik kesik nefesler alırken tekrar bağırdı.
"Siktiğim puştu! Bıraksana lan beni!" Murat genç kızın bileklerini tek eliyle sıkıca tutarken öbür eliyle Kayra'nın beline baskı yaparak onu kendine biraz daha çekti.
Genç kız hareket alanının kısıtlanmasıyla hıçkırdı. Murat'tan nefret ediyordu.
"Bırak beni!" Tüm gücüyle çığılık atıp bağırmaya başlayınca Murat alnını Kayra'nın alnına yasladı. Keyifle güldü.
"Ne demiştim?" Kayra gözlerini sıkıca kapadı. Murat kızına biraz daha yaklaşarak dudaklarını dudaklarına sürttü.
"Seni burda sabaha kadar siksemde bir şey yapamazsın." Tam kızını öpmeye yelteneceği sırada birinin Kayra'yı belinden çekmesiyle niyetine ulaşamadı.
Erez, Murat'ın afallamasından faydalanarak yakasına yapıştı.
"Napıyorsun lan sen!" Kafasını Murat'ın yüzüne gömdü ve ardındansa yumruk attı.
"Bir baba kızına nasıl böyle davranabilir lan!" Bir yumruk daha attı, öfkeden gözü dönmüştü. İşaret parmağını ona doğrulttu.
"Seni bir daha Kayra'nın yakınında görmeyeceğim!" Elini tekrar yumruk yaptı ve Murat'ın yüzüne geçirdi.
"Eğer ki görürsem olacaklardan sorumlu değilim!"
Murat nihayet kendine gelebildi ve yakasındaki elleri sertçe itti. Öfke ve nefretle karşısındakine baktı. Erez'i sevmiyordu, hatta nefret ediyordu. Çünkü Erez, Kayra'yı her seferinde bir şekilde Murat'tan uzak tutuyordu.
Murat tam ağzını açıp bir şey diyecekti ki kendini durdurdu. Neden bu kadar sorun ediyorum ki, diye düşündü. Neticesinde kızı elbet eve gelecekti.
Murat başını ağır ağır salladı.
"Bunun hesabını ödeyeceksin." Son sözleri ise bu olmuş sonrasında gözden tamamen kaybolmuştu.
Erez ellerini saçlarına daldırdı ve dağıttı. Kayra'ya döndüğündeyse gördükleriyle sertçe yutkundu.
Genç kız yere oturup dizlerini kendine çekmiş, kollarını ise bedenine dolamıştı.
Erez iki adımda genç kızın yanına vardı ve diz çökerek omuzlarından tuttu.
"Kayr-" Sözlerini bölen ise arkadaşının kendini geri çekerek bağırmasıydı.
"Dokunma!" Hıçkırdı. Kesik kesik nefesler alıyordu.
Erez sertçe yutkundu ve gözlerini sımsıkı kapattı. Hayır, diye geçirdi içinden. Gözlerini açtı.
"Kayra benim." Zorlukla konuşup ellerini yine arkadaşının omuzlarına koydu ama sonuç farklı olmadı. Kayra tekrar kendini geriye çekti.
"D-dokunma bana!" Yavaş yavaş nefesi kesilmeye başlamıştı.
Erez çaresizlik ve biraz da panikle Kayra'ya bakındı. Ne yapmalıydı bilmiyordu. Tekrar sertçe yutkundu ve bu sefer kollarını tamamen arkadaşına doladı.
Kayra tekrar geri çekilmeye çalıştı ama izin vermedi. Erez çenesini Kayra'nın omzuna yasladı.
"Benim, güzelim." Kulağına doğru mırıldandığında Kayra ellerini güçlükle Erez'in göğsüne koyup ittirdi.
"Erez dokunma." Sesi hem güçsüz çıkmış, hem de titremişti. Erez tekrar sertçe yutkundu, elinin birini beline koyup parmağıyla belini okşamaya başladı.
"Ben yanındayım." Kayra tekrardan nefes almaya çalıştı.
"N-nefes alamıyorum." Genç kız yeniden zorlukla konuştuğunda Erez kollarını sıkılaştırdı.
"Ben yanındayım." Arkadaşını rahatlatmaya çalışıyordu.
"Ve yanında olacağım. Söz veriyorum."









