İyi okumalarrr...
Yorum ve tahminlerinizi bakliyorummm.
____________________________
Çişim geldi amına koyayım!
Derin bir nefes verdim.
Yataktan çıkasım yok. Sabah mı girsem tuvalete?
Ofladım.
Altıma işerim lan o zaman!
Yüzümü buruşturdum.
Yastığımda rahat yaw. Sabah gireyim bence.
Başımı yastığa daha da gömdüm. Rahatmış lan bura.
Yok altıma edicem!
Zorlukla gözlerimi araladım ve yatakta hafifçe doğruldum. Gözlerimi odada gezdirirken kaşlarımı çattım.
Gözlerim yanımda yatan Erez'e kaydığında bu gün onlarda kaldığım aklıma geldi. Sırıttım.
Poyraz abim nasıl kudurmuştu he.
Daha da sıkışınca ayağa kalktım ve odanın dışına doğru ilerledim. Gözümü zor açıyorum ya.
Paytak adımlarla tuvaletin önüne geldiğimde ışığı açtım.
"Ananı sikim!" Ellerimle gözlerimi kapatırken tekrar küfrettim.
Kör oldum amına koyayım nasıl ışık bu!?
Gözlerimi açıp tuvalete girdiğimde malum işleri halledip geri çıktım. Islak ellerimi havluya silmeye üşendiğim için üzerime sildim ve daha demin açtığım ışığı geri kapattım.
Daha bir adım atmıştım ki halıya takılmamla kendimi yerde buldum.
"Hassiktir!" Kendimi tutamayıp bağırarak ettiğim küfür üzerine Eray abinin odasının kapısı açıldı.
Eray abi paytak paytak dışarı çıktığında amele sülüğü gibi yere yapışmış olan benle kısaca bakıştı.
Ben beni kaldırmasını beklerken o kacaman bir kahkaha attı.
4 abim 1 ikizim var hiçbiri beni böyle zorbalamıyor...
Eray abiye göz devirip oturur pozisyona geçtim. Bir elimle üzerimi silkerken öbür elimi de ona uzatmıştım.
"Kaldırsana." Eray abi gülmeyi nihayet bıraktıktan sonra sırıtmaya başladı.
"Yoo." Yanımdan havalı havalı yürürken ona ters bir bakış attım. Ve bilin bakalım ne oldu?
Eray abi tıpkı az önce benim düştüğüm gibi amele sülüğü gibi yere yapıştı...
"Hassiktir lan!"
Kendimi tutamayıp kocaman bir kahkaha attığımda bu sefer somurtan oydu.
Havva teyzenin kapısı açıldığında gülmemi zorlukla durdurup ona baktım. Kaşlarını çatmış elinde terlikle bize bakıyordu.
Elindeki terlikle kısaca bakıştım ardındansa yutkundum.
"Gece gece napıyorsunuz burda!" Elindeki terliği salladı.
"Gidin yatın çabuk!" Eray abiyle kısaca bakışıp hemen ayağa kalktık.
"Baş üstüne kraliçem!" Asker selamı verip hızla arkamı döndüm ve Erez'in odasına girdim. Hızla kapıyı kaptırken derin bir nefes verdim.
Kulağımı kapıya yaslayıp onları dinlediğimde Havva teyzenin Eray abiyi azarladığını duydum.
Kadın en son 2 hafta önce sırf Efe'yi döven çocuğu dövdüm diye beni azarlamıştı. Tabii o zaman Eray abi keyifle gülüyordu!
Bu sefer ben keyifle güldüm ardındansa arkamı döndüm ve yatağa Erez'in yanına geri yattım. Kollarımı beline dolarken aynı zamanda başımı göğsüne gömmüştüm.
Erez kıpırdandı.
"Uyumadın mı sen?" Uykulu sesini duyunca ister istemez gülümsedim.
Başımı yukarı kaldırıp alttan alta ona baktım.
"Tuvalete kalkmıştım." Erez uykulu haliyle başını salladı yüzünü boynuma gömdü. Bende gözlerimi kapatıp uyumaya çalıştım.
Bir süre sonra uykuya daldığımda duyduğum sesle yüzümü buruşturdum.
Kimin telefonu lan bu?
"Kayra şu telefonunu kapatsan mı?" Başımı Erez'in göğsünden kaldırıp ona baktım.
"Benim telefonum değil ki." Erez kaşlarını çattı. Hala gözlerini açmamıştı.
"Kimin o zaman?" Gözlerimi devirdim.
"Senin." Erez uykuluyken gerçekten kendinden geçiyordu.
Erez kollarını sıkılaştırdı.
"Yarın bakarım." Gözlerimi devirdim. Bu saatte önemli değilse niye arasınlar ki?
Erez'in kollarının arasından her ne kadar istemesemde çıktım ve komidinin üzerindeki telefonunu aldım.
Kaşlarımı çattım. Bilinmeyen bir numara arıyordu.
"Alo?" Karşı taraftan bir süre ses gelmedi.
Gece gece bizle taşşak mı geçiyonuz amına koyayım?!
Tam telefonu kapatacağımda duyduğum hıçkırık sesi buna engel oldu.
"Alo? Sesim geliyor mu?" Olduğum yerde iyice dikeldim ve sırtımı yatak başlığına yasladım.
"Kayra." Efe'nin titreyen sesini duyduğumda kaşlarımı çattım.
Dejavu?
Gözlerimi sımsıkı yumdum ve yumruklarımı sıktım.
"Konum at geliyorum."
Dişlerimi de sıkmaya başlarken aklıma gelen anıyla sertçe yutkundum.
"Erez?"
"Kayra." Sesi titremişti. "Kayra ben-" Lafını kestim.
"Nerdesin sen?"
"Evdeyim."
"Konum at geliyorum."
Hatırladıklarımla derin derin nefesler aldım. Tekrar aynı şeylerin yaşanmasına izin veremezdim.
Gözlerimi açtım ve Erez'i dürtmeye başladım.
"Erez." Uyanmayınca daha da bağırdım.
"Erez!" Erez kaşlarını çatıp gözlerini aralayınca sıklaşan nefeslerimi düzene sokmaya çalıştım.
Erez doğruldu ve gözlerini ovuşturdu.
"Noluyo ya?" Her ne kadar sakin çıkarmaya çalışsam da sesim paniklemiş çıkmıştı.
"Efe aradı." Ben daha fazla açıklama yapmaya gerek duymazken Erez küfretti.
"Siktir!"
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Efe'nin attığı konuma nihayet vardığımızda taksiden indik. Hızlı adımlarla apartmana doğru ilerlediğimizde bir yandanda apartmanı süzüyordum. Gayet lüks güzel bir yerdi.
Efe'nin mesaj olarak attığı şifreyi kapıya girdim ve açılan kapıyı itekledim. Erez son sürat kapıdan geçip asansörün düğmesine bastı.
Gergin olduğunu, yaşadıklarının aynısını Efe'nin de yaşamasını istemediğini biliyordum.
Her ne kadar üvey olsa da Efe'yi kardeşi olarak görüyordu...
Asansör geldiğinde ikimiz birlikte asansöre bindik. Erez sabırsızca ayağını sallamaya başladığında gergin olduğunu çok iyi biliyordum.
Uzanıp elini tuttum ve sıktım. Bakışları bana dönerken ona 'ben yanındayım' dercesine baktım.
Asansör açılırken bir saniye bile beklemedi ve kendiyle beraber beni de sürükleyerek Hakan Kaya yazılı kapının önüne getirdi.
Erez bir saniye bile beklemeden kapıyı alacaklı gibi çalmaya başlayınca aynı zamanda beni arkasına doğru çekmişti.
Erez'in elini bıraktım ve duruşumu dikleştirdim.
Erez'in kardeşi benim de kardeşimdi.
Kapı açıldığında Erez direk Hakan'ın üzerine atladı.
Hakan ne olduğunu anlamazken Erez çoktan onun sırtını duvarla buluşturmuştu. Erez yakalarından tutup Hakan'ın sırtını sertçe duvara vurdu.
"Dokundun mu lan ona!" Bende içeri geçtim ve odalara bakınmaya başladım.
"Efe!" Koridorun sonunda bir odanın kapısı açılmayınca kapıyı sakince tıklattım.
"Efe?" Arkadan Erezgilin bağırma sesini duyuyordum ama şu an ilgim onlar değildi.
Kulağımı kapıya yasladım.
"Ablacım iyi misin?" Kapıyı tekrar tıklattım.
"Kapıyı açmak ister misin?" İçeriden duyduğum hıçkırık sesiyle sinirle gözlerimi kapattım.
Sakinleşmek adına derin bir nefes aldım. Sesimi ılımlı tutmaya çalışarak konuştum.
"Erez abin, Hakan'ın senin yakınına gelmesine izin vermez." Zorlukla gülümsedim.
"Biz senin yanındayız."
İçeriden bir takım sesler gelince buraya doğru geldiğini anladım. Kulağımı kapıdan çektim ve kapıyı açmasını bekledim.
Efe kapıyı açtığında zorlukla yutkundum. Saçları dağılmış gözleri kızarmıştı.
"Kayra abla..." Titreyen sesini duyduğumda tekrar yutkundum ve kollarımı boynuna dolayarak Efe'yi kendime çektim.
Anında kollarını belime sararken hıçkırarak ağlamaya başladı. Elimi saçlarıma daldırdım ve okşamaya başladım.
Erezgilin oraya baktığımda Erez'in Hakan'ın üzerine çıkıp yumrukladığını gördüm.
"Erez!" Erez seslenmemle başını kaldırıp bana baktı. Gözlerimle Efe'yi gözterince Hakan'a dönüp son bir yumruk attı ve ayağa kalktı.
Hızlı adımlarla yanımıza geldiğinde geri çekildim. Erez Efe'yi anında kendine çekip sıkıca sarıldı. İkisine kısa bir bakış atıp Hakan'ın yanına doğru ilerledim.
Hakan yanına gitmemle yaslandığı duvardan ayrıldı. Çoktan ayağa kalkmıştı.
Tam karşına geçip çenemi dikleştirdim. Alayla güldüm.
"Madem yönelimin farklı niye bir kadınla evlendin ki?" Hakan aynı benim gibi alayla güldü. İki adım daha atıp aramızdaki mesafeyi azalttı.
"Öğrenmek ister misin?" Kolumdan tutup ben daha ne olduğunu anlayamadan ellerimi arkamda birleştirdi. Sırtımı göğsüne yaslarken kulağıma doğru eğildi.
"Sende güzel kızsın şimdi." Bedenim kaskatı kesilirken gözlerimi sımsıkı kapattım.
Dudaklarını kulağıma sürttü.
"Amacım ne biliyor musun?" İğrenç nefesi tenime değerken çoktan sık sık nefes almaya başlamıştım.
"Amacım, Erez'in canını yakmak." Güldü.
"Bence bu konuda oldukça başarılıyım." Yavaştan titremeye başlarken yüzünü nihayet geriye çekti. Gözlerimi araladım.
"Oğlum." Seslenmesine karşı ikiside bize döndü. Erez'in gözleri kararırken Efe'yi arkasına aldı.
"Kayra'ya dokunursan seni buna pişman ederim!" Zorlukla titrek bir nefes aldım. Boğuluyordum!
Hakan alayla güldü ve Erez'in dediğini umursamadan konuştu.
"Efe mi? Yoksa biricik sevgilin mi?" Erez yumruklarını sıktı. Bize doğru bir adım attığında Hakan beni daha da kendine çekti.
Titremelerim artarken kesik kesik nefes aldım. Hakan yüzünü boynuma doğru yaklaştırdığında gözlerimi sımsıkı yumdum.
"Ben yerinde olsam bir adım daha atmazdım oğlum." Yüzünü boynuma gömdüğünde göz yaşlarım kendiliğinden akmaya başlamıştı bile.
Hakan derin bir nefes aldı ve dudaklarını boynuma değdirdi.
"Dokunma ona!" Erez panik ve sinir dolu bir sesle bağırınca güldü.
"Efe mi? Kayra mı? Bir seçim yap artık." Gözlerimi açıp Erez'e baktım. Panikle bana bakıyordu.
Ben bir söz vermiştim öyle değil mi? Kimsenin Erez'in canını yakmasına izin vermeyeceğime yemin etmiştim.
Yutkundum.
Şu an onun canını yakıyordum.
Titrek bir nefes verdim.
1.
2.
3.
Birden öne doğru eğildim tüm gücümle arkaya doğru kafa attım.
Ben olsam bile, demiştim. Canını yakan ben olsam bile buna izin vermeyeceğim.
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Erez Kaya'dan...
Hakan'ı öldürmek istercesine yumruklarken Kayra'nın sesiyle ona doğru döndüm. Gözleriyle Efe'yi gösterince gördüklerimle zorlukla yutkundum ve Hakan'a son bir yumruk attıp ayağa kalktım.
Hızlı adımlarla ikisinin yanına geldiğimde Kayra kollarını Efe'nin boynundan çekti. Bir saniye bile baklemeden Efe'yi kendime çektim.
Kollarımı ona dolarken o da kollarını belime doladı.
"İyi misin?" Kendi sorumun trajikomikliğine kaşlarımı çattım.
He amk çok iyi!
Efe dolu gözleriyle kafasını iki yana salladı. Yutkundu ve Hakan'a kısa bir bakış attı.
"Korkuyorum." Titreyen sesini duyduğumda gözlerimi bir iki saniyeliğine yumdum. Geri açtığımda ise zorlukla gülümsedim.
"Ben yanındayım tamam mı abicim?" Güven vermek istercesine ona baktım.
"Bir daha dokunamaz o sana." Kollarımı sıkılaştırdım.
Efe de belimdeki kollarını sıkılaştırdı aynı zamanda yüzünü de boynuma gömmüştü. Elimle saçlarını okşamaya başladım.
Bu his... Farklıydı.
Yüzümde buruk bir gülümseme oluştu.
Bir kardeşimin olması çok güzel bir duyguydu...
"Özür dilerim." Sesim istemeden de olsa kısık çıkmıştı.
"Oğlum." Hakan piçinin sesiyle ona döndüm.
Kaşlarım anında çatılırken Efe'den ayrılıp onu arkama çektim. Sinirin tüm vicudumu ele geçirdiğini hissederken dişlerimi sıktım.
"Kayra'ya dokunursan bunu sana pişman ederim!" Öfkeyle bağırdığımda alayla güldü.
"Efe mi? Yoksa biricik sevgilin mi?" Yumruklarımı sıktım.
Efe'ye dokunmasına engel olamamıştım ama Kayra'ya dokunmasına izin vermezdim!
Onlara doğru bir adım atmıştım ki Hakan'ın Kayra'yı daha da kendine çekmesiyle durdum.
Hakan yüzünü Kayra'nın boynuna yaklaştırdığında sinirle dişlerimi daha da sıktım.
"Ben yerinde olsam bir adım daha atmazdım oğlum." Oğlum demesiyle istemeden yüzümü buruştururken yüzünü Kayra'nın boynuna gömmesiyle gözlerimi yumdum.
Onu koruyamamıştım. Yanına yaklaşamıyordum bile...
Sinir gözlerimi açtım. Kayra'nın gözlerinden akan yaşları görünce hem panik hemde endişeyle sertçe yutkundum.
"Dokunma ona!"
Yanına gidememek çok koyuyordu... Sevgilime gözlerimin önünde dokunuyordu ve ben kılımı dahi kıpırdatamıyordum.
Hakan güldü.
"Efe mi? Kayra mı? Bir seçim yap artık." İstemeden daha da paniklerken bir ona bir Kayra'ya bakıyordum.
Sikeyim ne yapacağımı bilmiyordum!
Kayra'nın titrek bir nefes verdiğini görünce içimde bir yerlerin kanadığını hissettim.
Her krize girdiğinde birşey yapamamaktan nefret ediyordum...
Ben hala ne yapacağımı bilemez bir halde onlara bakarken Kayra birden öne doğru eğildi ve kafasını aniden arkaya atarak Hakan'a kafa attı.
"Siktir!"
Hakan afallayıp Kayra'nın arkada birleştirdiği ellerini bırakınca hızla Kayra'nın belinden tutup kendime çektim.
Kayra çığlık atıp benden kurtulmaya çalışınca kollarımı sıkılaştırdım ve hareket alanını kısıtladım. Kulağına eğilip fısıldadım.
"Sevgilim." Kayra'nın kasılan vücudu az da olsa gevşerken başını kaldırıp dolu gözleriyle bana baktı.
"Erez." Titreyen sesiyle dişlerimi sıktım. Baş parmağımla titreyen bedenini rahatlatmak için belini okşamaya başladım.
"Şş." Yüzünü göğsüme gömdüğünde boynunu öptüm ve çenemi omzuna yasladım.
Hakan burnunu tutarak doğruldu. Sinirle bana bakıyordu.
"Burdan bir seçim yapmadan ayrılamazsın!" Elini burnundan çekti ve çenesini dikleştirdi.
"Ya Kayra ya da Efe! Artık bir seçim yap Erez Kaya!" Sinirlenirken ellerimi yumruk yaptım.
Gitmemize izin vermiyordu çünkü çoktan kapıyı kilitlemişti. Nerden mi biliyordum?
Belki de aynısını yaşadığımdan dolayıydı...
"Bir seçim yapmıyorum. Kolaysa gel de al." Dişlerimi sıkarak dediklerim üzerine alayla güldü.
"Erez, Erez, Erez." Bir süre sırıtarak yüzüme baktı.
"Bana diklenmemeyi ne zaman öğreneceksin?" Yavaş adımlarla bana doğru geldiğinde Kayra'nın başını göğsüme daha da gömdüğünü hissettim.
Kayra'nın boynuna kısa bir öpücük kondurdum ve kollarımı gevşettim.
Kayra dolu gözleriyle başını kaldırıp bana baktı. Zorlukla gülümsedim ve güven verici bir bakış attım.
Aynı onun asansörde bana yaptığı gibi...
Kaşla göz arasında hızlıca dudaklarını öptüm.
"Herşeyi halledeceğim. Söz veriyorum." Kayra'yı arkama doğru aldım ve Efe'ye 'sana emanet' bakışları attım.
Hakan tam karşımda durdu.
"Ben diyeceğimi dedim." Sırıttı.
"Efe mi Kayra mı?" Alayla güldüm.
"Neden bu kadar zorluyorsun?" Bende onun gibi sırıttım ve ona doğru bir adım daha attım.
"Sikecek kişi kalmadı galiba." Fısıltıyla dediklerim üzerine dişlerini sıktı. Sinirden delirdiğini çok iyi biliyordum.
Birden yakama yapışmasıyla afalladım. Yüzüme bir yumruk atıp sırtımı duvara yaslayınca ağzıma gelen kan tadını umursamamaya çalıştım.
"Erez!" Kayra'nın sesini duyunca kısa süreliğine oraya baktım. Efe Kayra'yı arkasına almış olanlara rağmen hala dimdik ayaktaydı.
"Düzgün konuş lan benle! Babanım ben senin!" Hakan'ın sesiyle alayla güldüm ve bakışlarımı ona çevirdim.
"Hangi babam?" Kahkaha attım ama bu kahkaha daha çok sinirden dolayıydı.
"Sen ne zaman benim babam oldun lan!" Sinirle bağırıp sertçe yakamdaki ellerini çektim.
"Sen ne zaman bana babalık yaptın piç!" Yüzüne yumruk attığımda iki adım geriye sendeledi. O da bana yumruk attığında attığı yumruğu umursamadım.
"Nankör piç! Hep o orospu annenin yüzünden!" Düşlerimi sıktım.
"Annemi karıştırma!" Hızla yanına gidip yakalarından tuttum ve kafa attım. Kafa atmamın etkisiyle Hakan inlerken ona vurmak için yumruğumu kaldırdım ama geri çekilmemle vuramadım.
Beni çeken kişiye baktığımda Efe olduğunu gördüm.
Bu çocuk hayatımda gördüğüm en olgun kişilerden biriydi...
Efe başını iki yana salladı.
"Haklıyken haksız duruma düşmeyelim." Başımı onaylarcasına salladım. Kendimi sakinleştirmek için derin bir nefes alırken aynı zamanda dişlerimi sıkıyordum.
Allah vardı, şu an onu öldürmek istiyordum!
Hakan kendini toparladı ve şerefsizce güldü.
"Bu iş burda bitsin." Sırıttı.
"Daha fazla uzatmaya gerek yok." Elini cebine attı ve kelebek bıçak çıkardı.
Siktir...









