İyi okumalarr...
Yorum ve tahminlerinizi bekliyorumm.
_______________________________
"Nolur bende gideyim!" Annem yine olumsuz anlamda başını salladı.
"Ne yani okuyup avukat olamayacak mıyım ben?"
Drama diyince yine ben.
Annem ofladı.
"Olmaz Kayra. Zaten dün düğüne gitmiştiniz bu gün dinlen." Hayal kırıklığıyla anneme baktım.
Tamam B planına geçiyorum.
"Baba!" Mutfaktan çıkıp hızla salona girdim.
Daha kargalar bokunu yemeden bana bunu yaptırıyonuz ya ne diyim...
Babam 'yine ne var?' dercesine bana baktı.
"Okula gidebilir miyim?" Başını annem gibi olumsuz anlamda salladı.
"Olmaz. Annen ne dediyse o."
Bu da amma hanımcı çıktı yaw.
Dudaklarımı büzdüm ve cebimden telefonumu çıkardım.
"Erez'i arayayım da gelsin o zaman." Babam kaşlarını çatarken odaya Poyraz abim girdi.
"Niye geliyor lan o. Dün zaten beraberdiniz." Dediklerine karşı yine dudaklarımı büzdüm.
"Beni okula göndermiyorlar abi. Bende Erez'i arayacağım gelsin diye."
#Şerefsizim.com
Poyraz abim kaşlarını çattı.
"Git sen bence. Erez'in gelmesine gerek yok." Hızla ona döndüm.
"Valla mı?" Başını salladı.
"Valla."
"Oy en sevdiğim abim." Yanına gidip sarıldığımda Poyraz abim ilk güldü ardındansa bana sarıldı.
"Bunu neye borçluyuz küçük hanım?"
"Okula gitmeme yaşlı bey." Poyraz kaşlarını çatarken sevimlice gülümsedim ve ondan ayrıldım.
Hızlı adımlarla salondan çıktım ve odama gittim. Okul formamı giyip sırt çantamı aldım ve Yiğit'in odasına tabiri caize daldım.
"En sevdiğim ikizim!"
Gerçi bir tane ikizim vardı ama bilmesine gerek yoktu.
Yiğit yatağında yatmaya devam ederken gözlerimi devirdim. Çantamı kapının yanına koydum ve Yiğit'in üzerine atladım.
"Ananıskim noluyo lan?!" Yiğit gözlerini açıp bana anlamazca bakarken ben başımı göğsüne yasladım.
"Kalk diyecektim de burası fazla rahatmış lan." Yiğit güldü ve kollarını bana doladı.
"Boş ver uyuyalım biz." Her ne kadar rahat olsada başımı iki yana salladım.
O kadar yalvarmıştım anasını satayım hayatta olmazdı!
"Sonra uyuruz. Kalk hadi annem vazgeçmeden okula gidelim." Yiğit yine yüzünü buruşturdu.
"Ne okulu ya? Bence biz uyuyalım ve annem vazgeçsin." Kaşlarımı çattım ve yataktan kalktım.
"Hayatta olmaz! Kalk ayağı!" Kolundan tutup çekiştirmeye başladığımda ofladı.
"İyi." Zorla ayağa kalktığında bende kolunu bıraktım.
"Sen üstünü giy gel." Kaçar adım odadan çıktım.
"Çantamı da getir!" Koridordan ona bağırdığımda beni duyduğunu biliyordum.
Ne yani birde ben mi taşıyayım? Niye ikizim lan o zaman? Çalışsın köle.
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Ofladım ve ilerleyen kantin sırasında biraz daha ilerledim.
Abi inatla yavaş veriyordu!
Açlıktan geberdiğim için sabırsızlıkla ayağımı sallamaya başladım. Bir kişilik ilerleyen sırada biraz daha ilerledim.
Vazgeçtim bir daha okula gelmeyecektim! Evde ne güzel yiyordum ben ya...
Tekrar ofladığımdan Erez'in güldüğünü duydum. Sinirle ona döndüğümde sırıtarak bana bakmaya başladı. Ben kaşlarımı çatarken o elleriyle yanaklarımı sıktı.
"Oy çen acıktın mı çen?" Kaşlarımı daha da çatarken Erez'in ellerini ittirdim.
"Ne yani benim açlıktan ölmem sana keyif mi veriyor Erez?"
Evde kalmak bana yaramamıştı. Artık annemin babama trip attığı gibi bende trip atıyordum...
Erez sırıtmaya devam etti ve tekrar yanaklarımı sıktı.
"Oy çen trip atmaya mı çalışıyorsun?" Ellerini sinirle ittirdim.
"Erez bak sevgilimsin demem bir tane geçiririm görürsün! Açlıktan ölüyorum diyorum!" Erez sırıtmaya devam ederken birden bana sarılmasıyla neye uğradığımı şaşırdım.
"Tamam sevgilim en haklı sensin." Sinirlerim iyice tepeme çıkarken Erez'in kollarının arasından zorla çıktım.
Ahtapot mübarek...
"Dua et açım!" Sinirle önüme döndüm ve kollarımı göğsümde birleştirdim.
Erez gülmeye devam ederken kollarını arkamdan bana sardı. Yanağımı öptüğünde duraksadım.
Ee benim sinirim gitti şimdi?
Ben tribimi koruyup ona dönmezken birden giden sinirimi sorguluyordum.
"Özür dilerim. Ama sinirlenince çok tatlı oluyorsun ben napayım?" Kaşlarımı çattım. Olduğum yerden ona dönecekken kollarını sıkılaştırdı ve buna engel oldu.
Ben kaşlarımı daha da çatarken kollarının arasında tepindim.
"Olm manyak mısın lan? Niye sinirlenmemden zevk alıyorsun?"
Sevgiliyle max muhabbet...
Erez tekrar gülerken giden sinirim geri gelmişti.
"Erez ağzını burnunu kırarım senin! Bıraksana lan beni!" Erez çenesini omzuma koydu ve yandan yandan bana baktı. Cıkladı.
"Olmaz. Keyfim ve kahyası sevgilime sarılmak istedi." Kantin sırasıyla biraz bakıştıktan sonra ağlamaklı bir ses çıkardım.
"Sıra niye hala gelmedi ya."
Herkesin derdi başka amına koyayım!
Erez yine güldü. Tam tekrar ona çemkirecekken birden boynumu öptü ve kollarını benden ayırıp geri çekildi.
Sertçe yutkundum. Tüm agrasifliğim bedenimi terk ederken Erez'e döndüm.
Hala sırıtarak bakıyor şerefsiz!
Giden agrasiflik yine geri gelirken bir elimle yakasından tutup kendime çektim. Diğer elimin işaret parmağını ona doğrulttum.
"Şöyle mal mal sırıtıp durma!" Erez güldü.
"Nasıl sırıtıp durmayayım?"
Hasbin Allah!
"Sağır mısın olm sen?"
Biliyorum, biliyorum çok kibarım.
Erez tekrar güldü ve dudaklarıma bakmaya başladı.
"Öpeyim mi bir tane?" Afalladım.
"Ne?" Erez biraz daha yüzüme doğru eğildi.
"Sağır mısın kızım sen?" Kaşlarımı anında çatarken o yine güldü.
"Öpeyim mi?" Sinirle ona baktım ve ittirdim.
"Öpme!" Erez tekrar güldü.
Şimdi demeyim demeyim diyorum da ben bunla nasıl sevgili oldum ya?
"Peki sevgilim." Sinirden delirirken Erez işaret parmağıyla sırayı işaret etti.
"Sıra sende." Sinirle önüme döndüğümde sıranın gerçekten bende olduğunu gördüm.
Ne diyeceğimi bilemiyordum gerçekten!
Sinirle önüme döndüm ve abiye siparişimi verdim.
"Abi sen bana bir çift kaşarlı tost ve ayran şu arkamdakine de bir beyin ver." Adam afallarken Erez yine yine ve yine güldü.
Allah'ım sen sabır ver!
İkimizde siparişlerimizi alıp masalardan birine karşılıklı oturduk. Ben kıtlıktan çıkmışçasına yerken Erez sakince yemeğini yiyordu.
Ayranımdan bir yudum aldığımda gördüklerimle boğazımda kalması bir oldu. Ben deli gibi öksürürken Erez sırtıma vurdu.
"Yavaş yemezsen böyle olur." Başımı iki yana sallayıp işaret parmağımla kantinin girişindeki Koza'yı işaret ettim.
Erez işaret ettiğim yere bakarken aynı zamanda kaşlarını çatmıştı. Bedeninin gerildiğini hissettim.
"Bunun burda ne işi var lan?!" Biraz daha öksürdükten sonra nihayet kendime gelebilmiştim.
"Efe'yle birlikte o da geldi sanırım." Konuyu değiştirmek için tekrar yalandan öksürdüm.
"Sen yemiyorsan ben yiyim mi?"
Ne? Doymadım amına koyayım!
Erez bana kısa bir bakış atıp tostunu uzattı.
"İştahım kaçtı zaten." Uzattığı tostu aldım ve karşısından kalkıp yanına oturdum.
"Canım sevgilim benim." Gözlerini bir saniye bile Koza'dan ayırmayan Erez'in kolunu tutup omzuma attım. Erez'in bakışları nihayet bana dönerken uzanıp yanağını öptüm.
Bunların hepsi taktik hocam!
Erez istemeden de olsa gülerken ben tostumdan yani Erez'in eski tostundan bir ısırık aldım.
Erez Koza'ya tekrardan bakmaya başlayınca çenesinden tutup kendime çevirdim.
"Bakma ona." Erez tekrar Koza'ya kısaca bir bakış attı.
"Elimde değil." Dişleri sıktı.
"Ağzını burnunu kırmak istiyorum onun!" Başını yine kendime çevirdiğimde aynı zamanda yüzlerimiz arasındaki mesafeyi de azaltmıştım.
"Öpeyim mi bir tane?" Erez afallarken benim gibi dudaklarıma bakmaya başladı.
"Burda mı?" Güldüm ve yüzlerimiz arasındaki mesafeyi en aza indirdim.
"Öpmeyim mi?" Dudaklarımı büzdüm.
"Tamam öpmey-" Erez birden ensemden tutup beni kendine çekip dudaklarımı kısa bir öpücük kondurdu.
"Bunu saymam ama." Dediklerine güldüm.
Tam bir şey diyecekken arkamızdan gelen büyük gürültüyle oraya döndüm. Kaşlarım anında çatılırken tostu istemeyerekte olsa masaya koydum.
Noluyo lan?
"Efe mi o?" Erez'in sorusuyla birbiriyle yumruk yumruğa dövüşen ikiliye baktım. Efe bir çocukla kavga ediyordu.
Erez anında ikilinin yanına giderken ben kısaca etrafa bakındım. Koza ortalıkta görünmüyordu.
Erez'in oraya gitmesiyle bende oraya doğru yürümeye başladım. Erez tam ikisinin yanına vardığında yanımıza 12. sınıflardan iki çocuk daha gelmişti. Erez'i kolundan tutup durdular.
"Sen karışma." Çocuğun dediği şeye Erez alayla güldü. Kolunu sertçe ondan kurtardı.
"Sana soracak değilim. Çekil şurdan sorun çıkmasın." Çocukta alayla güldü.
"Hadi ya. Sen dedin diye çekilecektim şimdi." Dediği şeye gözlerimi devirdim.
Tamam kanka en laf sokan ergen sensin.
Çocuğun yanına gidip tam önünde durdum ve birden yumruğumu yüzüne geçirdim.
"Çekilmezsen çekeriz aslan parçası!"
Harika! Bir kekoluğum eksikti!
Biz bunları yaşarken büyük gürültüyle başımı Efe'lere çevirdim.
Çocuğu masalardan birine fırlatmıştı. Dudağı ve kaşı patlamıştı. Kaşlarımı çatarken Erez'e başımı 'git' dercesine salladım.
Ben giderdim de yakışı kalmaz be ya.
Yumruk attığım çocuk doğrulurken yanındakine işaret verince göz devirdim.
Görmedim, duymadım siz devam edin...
Yüzüne yumruk attığım çocuğa dizimi geçirdim ve bir yumruk daha atarak yere düşmesini sağladım.
Arkamı dönüp öbür çocuğa baktığımdaysa sırıtarak bana baktığını gördüm.
"Ne bakıyon yarram açıkta bir yerimiz mi var?!"
Zaten sinirliydim beni çıldırtmasınlardı!
Çocuk dediğime güldü ve yerdeki çocuğa döndü.
"Abi kusura bakma ama ben bir kıza vuracak değilim." Kaşlarımı çattım.
Şimdi bu amip beyinli cinsiyetime laf mı etmişti?
Omuz silktim ve boynumu kütlettim.
"Vursan ne değişecek zaten." Yüzüne bir yumruk geçirdiğimde iki adım geriye sendeledi.
"Siktir!" Elini burnuna götürdüğünde güldüm. Başımı Erezgile çevirdiğimde hala ikiliyi ayırmaya çalıştığını gördüm.
Yanlarına doğru ilerlediğimde karşıdaki çocuğu sertçe itti ve Efe'yle ikisini ayırdı. İkisinin arasına girip Efe'yi arkasına akdığında bende yanında durdum.
Çocuk alayla gülüp Efe'ye baktı.
"İşte sen daha kendini savunamayacak kadar aşağılık bir insansın!" Erez sinirle çocuğun üstüne yürüdü.
Efe'ye yapılan şeylerin ister istemez zoruna gittiğini biliyordum...
Erez'in kolundan tutarak onu durdurdum.
"He aynen kardeşim en aşağılık biziz şimdi yallah." Zaten sinirliydim konuyu daha fazla uzatmak istemiyordum.
Çocuk yine alayla güldü.
"Babasız piç nolucak." Duraksadım.
Dur bir dakika. Ne?
Kantinde uzun bir sessizlik olurken avuçlarımı eşofmanıma sürttüm.
Babasız? Piç? Efe?
Sertçe yutkundum ve dudaklarımı yaladım.
Sakindim. Beni alakadar etmezdi.
Çocuk yine alayla güldü.
"İki üvey kardeş. Birinin annesi yok, birinin babası." Sinirle güldüm.
Sikerim lan alakasını!
İki adım atarak tam önünde durdum ve yumruğumu yüzüne geçirdim. Çocuk geriye sendelerken toparlanmasına fırsat vermeden bir yumruk daha attım ve yere düşmesini sağladım.
Hışımla üzerine çıktım ve onu yumruklamaya başladım. Dedikleri tekrar zihnimde yankılanırken daha sert vurmaya başladım.
Kantindeki sesler gitgide boğuklaşırken şu an istediğim tek şey bu bebeyi ölesiye pataklamaktı.
Ben Kayra Soylu verdiğim sözleri sonuna kadar tutardım ve ben bir söz vermiştim; Erez'in canını yakanın canını yakardım!
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Erez Kaya'dan...
Efe'nin kavga ettiği çocuğun dedikleri hala zihnimde dönerken Efe'nin beni dürtmesiyle kendime geldim.
Efe'ye 'noldu?' bakışları atarken gözleriyle Kayra'yı işaret etti. Etraftaki uğultular artarken kaşlarımı çattım ve hızla yanlarına vardım. Kayra çocuğun üzerine çıkmış onu yumrukluyordu.
Çocuğun kandan görünmeyen yüzüne bakınca yüzümü buruşturdum ve Kayra'nın belinden tutup onu kendime çektim.
"Bırak!" Kayra sinirle bağırdı ve beline doladığım kollarımdan çıkmaya çalıştı.
"Orospu çocuğu bir de bana desin lan! Babasızmış! Amına koyduğumun döl israfı piçi!" Kayra avazı çıktığı kadar bağırırken aynı zamanda tüm gücüyle benden kurtulmaya çalışıyordu.
"Kayra bir dur!" Beni umursamadan tekrar çocuğun üzerine doğru atıldı. Kollarımı sıkılaştırırken aynı zamanda zorluklada olsa onu çocuktan uzağa doğru götürüyordum.
"Güzelim bir sakin mi dursan?!" Çenemi omzuna yaslayıp kollarımı daha da sıkılaştırdım ve hareketlerini kısıtladım.
Kayra nihayet çırpınmayı bıraktı ve ellerini kollarıma koydu. Fark ettiğim şeyle kaşlarımı çattım.
Kayra titriyor muydu yoksa bana mı öyle gelmişti?
Kayra derin derin nefesler alarak başını göğsüme yasladı. Kollarımı gevşettim ve onu kendime çevirdim.
Kaşlarım daha da çatılırken deli gibi titreyen ellerini tuttum.
Doktor iyileşme sürecinde fazlasıyla sinir krizi geçireceğini söylemişti...
Sertçe yutkunurken tekrar kollarımı beline doladım.
Duygusal olarak iyileşmeye başlıyordu ama korktuğunu biliyordum. Üzülmekten korkuyordu...
Kayra az da olsa sakinleşince geri çekilip bana baktı. Hala titriyordu.
"Erez." Endişeyle bana bakarken burukça gülümsedim.
"Efendim?" Arkasına yani yumrukladığı çocuğa kısa bir bakış attı. Nihayet öğretmenler gelmişti.
Bana geri döndü.
"Özür dilerim." Gözlerini kaçırdı.
"Kendi tutmam gerekirdi." Başımı iki yana salladım.
"Senin suçun değil." Zaten onu sinir eden en başta bendim. Kendini tutamaması bir bakıma normaldi.
Gözlerini yine gözlerimle birleştirdi.
"Biliyorum. Ama böyle bir tepki vermemem gerekirdi." Başını eğerek tekrar gözlerimizi ayırdı.
"Böyle anlarda senin gibi sakin kalamıyorum." Gülümsedim.
Bu gülümseme buruk bir gülümsemeydi...
"Sorun değil."
Ben Kayra'yı böyle seviyordum. Beni sevdiğini ve değer verdiğini de biliyordum. Sadece kendini ifade edemiyordu ve ben onu anlıyordum.
Başını kaldırarak bana baktı ve ardındansa iki yana salladı.
"Erez üzüldüğünü biliyorum." Gözlerimi kaçırdım.
"Efe'ye dediklerinin zoruna gittiğini de biliyordum." Sertçe yutkundum.
Benim onu tanıdığım kadar o da beni tanıyordu...
Çenemden tutup yüzümü yüzüne çevirdi.
Hemde çok iyi tanıyordu...
Parmaklarının ucunda yükseldi ve beni kısaca öpüp geri çekildi. Yüzünde buruk bir tebessüm vardı.
"Aynı benim yanımda olduğun gibi yanındayım sevgilim." Son sözcüğü öyle bir tonda söylemişti ki ister istemez yutkundum.
Elimi tutup gülümsedi. İkimizi beraber ne ara geldiğini anlamadığım müdürün yanına götürdüğünde ellerimize baktım.
Aklımda ister istemez dedikleri canlanırken gülümsedim.
"Üzülme sende elbet bir kız bulursun. Gerçi benden güzel, mükemmel, muhteşem birini bulman zor ama."
Gülümsemem daha da büyürken elimi tutan elini daha sıkı kavradım.
Haklıydı. Onun kadar güzel, mükemmel, muhteşem birini bulamazdım.
Kayra arkasını dönüp bana destek verircesine gülümsedi.
Bulmakta istemiyordum...




