İçeriğe geç

Soylu Ailesi / Gerçek ailem

Bölüm 67 · 12 dk okuma

Soylu Ailesi / Gerçek ailem

Bölüm 67

40. Bölüm

İyi okumalarr...

Yorum ve tahminleriniz alayımm.

_________________________________

Silah sesinin etkisiyle herkes başını ellerinin arasına alırken benim gözlerim Erez'deydi.

Erez silah sesi olan ortamlarda kalamazdı...

Elleriyle kulaklarını kapatıp başını eğdi. Yiğit ve Nazlı'nın durumu da ondan farklı değildi.

Çıkan silah sesini umursamadan ayağımı yataktan sarkıttım ve aşağıya indim.

"Yiğit, Nazlı'yı odana götür ve güvende olduğunuzdan emin ol." Aşağıdaki silah sesleri birden çoğalmaya başlayınca Erez'in yanına doğru yürümeye başladım.

"Babamı da ara." Yiğit Nazlı'yı kollarının arasına alırken ben zorlanarakta olsa Erez'in yanına varabilmiştim. Başını hala eğdiği yerden kaldırmamıştı.

"Siz?" Bakışlarımı Erez'den ayırarak Yiğit'e baktım.

"Bizde burda olacağız." Yiğit başını salladı ve Nazlı'yla birlikte odadan çıktı.

Yaramı umursamadan Erez'in yanına gittim. Dönen sandalyeyi çevirerek bana doğru dönmesini sağladım.

Erez'in gözlerini sımsıkı kapadığını görünce yutkundum. Ellerimle titreyen ellerini tuttum.

"Erez." Bedeni kaskatı kesilmişti. Çenesinden kaldırarak başını kaldırdım.

"Sevgilim." Yaramı zorlayarak eğildim ve dudaklarına bir öpücük kondurdum.

Erez anında kollarını belime sararken titrek bir nefes aldı.

"Kayra." Ellerimi saçlarına daldırdım.

"Hm?" Yüzünü göğsüme gömdüğünde her ne kadar zorla ayakta dursamda umursamamaya çalıştım.

Erez ellerini belime koydu ve beni biraz daha kendine çekti.

"Yaralısın sen." Yutkundum.

Bu halde bile beni düşünüyordu.

Boğazıma inen yumruya rağmen gülümsedim.

"İyiyim ben." Silah sesleri daha da artarken Erez'in bedeninin biraz daha gerildiğini hissettim.

Daha fazla ayakta duramayacağım için belimi masaya yasladım ve Erez'in saçlarını okşamaya başladım. Kendimi biraz daha zorlayarak kulağına eğildim.

"Ben yanındayım." Boynunu öptüm.

Gerilen bedeninin az da olsa gevşediğini hissederken başını geriye çekti.

"Kayra sen yaralısın." İnkar edercesine başımı salladım.

"İyiyim ben." Erez de inkar edercesine başını iki yana salladı.

"Değilsin." Yarama giren sancıya rağmen zorlukla gülümsedim.

"İyiyim." Erez yine başını reddedercesine salladı.

Beni kendine çekerek belimi masadan ayırmasıyla kısıkça inledim. Bedenim aynı zamanda iki büklüm olurken Erez beni kucağına çekti.

Bacaklarımı iki yanından uzatarak beni kucağına oturttu. İnlememek için dişlerimi sıkarken aynı zamanda bir elimi de yarama koymuştum.

Erez kollarını belime doladı ve başını boynuma gömdü. Bende alnımı omzuna yasladım ve acımın dinmesini bekledim.

Canımın yanması az da olsa geçince başımı kaldırıp Erez'e baktım. Nefes alışverişleri istemeden de olsa sıklaşmıştı.

Kollarımı boynuna doladım ve ellerimle saçlarıyla oynamaya başladım.

"Sakin ol şampiyon. Biricik sevgilin seni korur." Alayla karışık dediğim şeylere Erez az da olsa güldü.

"İyi ki varsın biricik sevgilim." Mırıldandığı şeye gülümsedim.

Tam konuşmak için dudaklarımı araladığımda camımın bir kurşun yüzünden kırılmasıyla geri sustum ve Erez'in başını daha da boynuma gömdüm. O da kollarını sıkılaştırıp beni daha da kendine çekince canım yandığı için dişlerimi sıktım.

Erez'in belimdeki elleri titremeye başlayınca yüzümü geri çekip ona baktım. Sık sık nefes alıyordu.

"Şşş bana bak." Çenesinden tutup yüzünü yüzüme yaklaştırdım.

"Hiçbirşey olmayacak tamam mı?" Erez panikle başını sallayınca yanağını öptüm.

Biri bana karşı süikast düzenlemiyordur inşAllah amin.

Bacaklarımı geri çekip zorlada olsa kucağından kalktım. Canımın yanmasını umursamadan dik durdum ve Erez'in elini tuttum.

Erez uslu uslu peşimden gelirken ikimiz birlikte odadan dışarı çıktık.

Psikiyatrist şart oldu. Bu durumda nasıl bu kadar sakindim amk?!

Yiğit'in odasına doğru giderken kafama dank eden şeyle duraksadım.

Siktir! Annem nerdeydi?!

Arkamı dönüp Erez'e baktığımda ellerimize baktığını gördüm. Yutkundum.

Kafasını başka şeylerle dağıtmaya çalışıyordu...

Baş parmağımla elini okşadığımda başını kaldırıp bana baktı.

"Yanındayım ben. Tamam mı?" Başını onaylarcasına sallayınca geri önüme döndüm ve Yiğit'in odasına daldım.

İkizim değil mi amk. Birde kapı mı çalıcam?

Kafama yediğim yastıkla iki adım geriye sendelerken Erez'in göğsüne çarptım. Erez kollarını direk bana sararken yaramın sızısı yüzünden yüzümü buruşturdum.

"Siktir! Kayra siz miydiniz?" Canımın yandığını belli etmemek için sanki hiçbirşey olmamış gibi çemkirdim.

"Başka kim olacaktı Yiğit!" Cümlemi bitirmemle odanın camının parçalanması bir oldu.

Hayat bana götüyle gülüyordu...

Çıkan sesle Nazlı çığlık atarken Yiğit Nazlı'yı kendine çekti. Erez kollarını sıkılaştırıp başını boynuma gömdüğünde yüzümü buruşturdum.

Elim istemeden yarama giderken kesik kesik nefes aldım. Erez'in titrediğini hissedince olduğum yerde ona doğru döndüm.

Kollarımı boynuna doladım. Erez panik dolu gözlerle gözlerime bakarken uzanıp dudaklarını öptüm. Alnımı alnına yasladığımda aynı zamanda saçlarıyla oynamaya da başlamıştım.

"Sakin ol." Yiğit'in arkadan öksürdüğünü duyunca onu aldırmadan Erez'i tekrar öptüm.

Kollarımı boynundan çektim ve elini tuttum.

"Yiğit annem nerde?" Yiğit yutkundu.

"Siktir!" Öne doğru atıldığında onu durdurdum.

"Bekle! Babamı aradın mı?" Yiğit endişeli gözlerle bana bakarken endişesinin sebebi gayet belliydi. Annem için korkuyordu.

"Aradım. Halledeceğini söyledi." Başımı onaylarcasına salladım.

"Sen, Erez ve Nazlı burda kalın ben anneme bakıp geleyim." Yiğit kaşlarını çattı.

"Saçmalama yaralısın sen." Bende kaşlarımı çattım.

"Ne yani sen gidince buraya biri gelse ben onu durdurabilecek miyim?" Yiğit Erez'e kısa bir bakış attı. Durumu az da olsa anlamış gibiydi.

"Peki aşağıda biri sana saldırsa napacaksın?" Çenemi dikleştirdim.

"Kendimi savunabilirim. Yaralı olmam bunu değiştirmez." Yiğit tereddütle bana baktı ve iki parmağını gösterdi.

"İki dakikan var." Bir süre sustu ardındansa konuşmaya devam etti.

"Sadece iki dakika. Eğer gelmezsen ben gelirim haberin olsun." Başımı onaylarcasına salladım.

"Kapıyı kilitleyin ve camdan kurşun gelmeyecek biryere saklanın."

Şuan topuklarımı götüme vurarak kaçmam lazımdı ama bilin bakalım ben ne yapıyordum!?

Arkama döndüm ve parmaklarımın ucunda yükselerek Erez'e sarıldım. O da bana sarılırken yaram sızlasa da her zamanki gibi yine umursamadım.

Bir gün geberecem umursamadım diye...

"Geliyorum hemen tamam mı?" Başını salladı.

"Hızlı gel." Bu sefer ben başımı salladım.

Odadan çıkıp temkinlice Poyraz'ın odasına doğru girdim.

Yürümekte zorlanıyordum ama yapabilecek birşey yoktu. Uçamıyordum ki amına koyayım!

Çekmeceleri ve dolapları rastgele açtım ve sonunda aradığım şeyi bulmamla gülümsedim.

Ohh mis! Geleni gideni alnının çatından vururdum!

Silahı elime aldım ve biraz inceledim. Filmlerde yaptıkları gibi mermiyi kontrol ettim.

Ne? Tabii ki de silah kullanmayı bilmiyordum! Tamam belalıydım ama o kadar da değildi!

Koridora geri çıktım ve asansöre doğru ilerledim. Bu halde zaten zor ayakta duruyordum merdivenden hiç inemezdim.

Asansörün düğmesine basıp gelmesini bekledim. Aynı zamanda silahı asansöre doğrultmuş olası bir tehlikeye karşı önlem almıştım.

Asansörden her zamanki gibi 'ding dong' sesi çıktı.

"Kat 2."

Zenginiz evelAllah.

Off çok havalandım amk! Kendimi filmlerde gibi hissediyorum!

En son bunu dediğimde ölüyorduk anasını satayım!

Hızlı adımlarla asansöre bindim ve sırtımı aynaya yasladım. Aynı zamanda 0'a da basmıştım.

Bir süre bekledikten sonra asansörden yine 'ding dong' sesi çıktı.

Anamı kurtarmaya gidiyordum onda da 'ding dong' sesi geliyordu! Bu evde havam yok anasını satayım!

Silahımı kapıya doğrulttum.

Bari adam gelirse öldüreyim lan! Zaten yaram sızlıyordu!

"Kat zemin." Asansörün kapısı açıldığında gördüğüm manzara yüzünden kaşlarımı çattım.

Beyaz saçlı bir adam annemin başına silah doğrultmuş babam ise anneme silah doğrultan kişiye yani beyaz saçlı adama nişan almıştı.

Ama maalesef bunla da bitmemiş beyaz saçlı adamın adamlarından biri babama, Poyraz ise babama silah doğrultana silah doğrultmuştu.

Sıkıntı sadece bu da değildi. Beyaz saçlı adamın öbür adamlarından biri Poyraz'a doğrultmuş, Poyraz'a silah doğrultan kişiyi ise Ateş nişan almıştı.

Sertçe yutkundum.

Nereye düştüm lan ben?

Sadece bunla da kalmamış bir adam da Ateş'e silah doğrultmuştu Emin ise o adama nişan almıştı. Emin'e bir adam daha silah doğrulturken Deniz'de o adama silah doğrultmuştu. Kısacası kilitlenmişlerdi.

Bunlar nasıl cümle oldu amk.

Hepsinin bakışları bana döndü.

"Kayra yukarı çık!" Babamın bağırmasını önemsemeden alayla güldüm.

Benim en büyük silahlarımdan biri alaya alıp insanlari sinir etmem öbürü ise şerefsizliğimdi.

"Ohoo bensiz kavga mı ediyonuz hayatta kaçırmam." Annemi tutana döndüm.

"Pışt piç!" Adam sinirle bana baktı.

"Gücün bir ona yetti değil mi?" Rahat hareketlerle asansörden dışarı çıktım.

Yaramı bir sikmediğim kalmıştı!

Silahın ucuyla kafamı kaşıdım.

"Derdin ne birader? Şirketin mi battı? Anan baban mı öldürüldü?" Adam sinirle dişleri sıktı.

"Seni hiç ilgilendirmez!" Omuz silktim.

"Benim evim değil mi bura? Komşunun oğlunu mu ilgilendirir? Mal mısın oğlum sen?" Adama sürekli soru sorarak çıldırtmaya çalışıyordum.

Adam sinirden kızarırken konuştu.

"Kes sesini!" Alayla güldüm ve bir sır verircesine öne eğildim.

"Bunu bana en son kim dedi biliyor musun?" Manyak manyak sırıttım ve başımı hafifçe yana eğdim.

"Bende hatırlamıyorum. Ölenlerin arasına karışmış olmalı."

Yalandan kim ölmüş amına koyayım? Hem yalan da sayılmazdı ki Pubg'da birsürü kişiyi öldürmüştüm ben...

Emin gülmemek için yanağını dişlerken Deniz dudaklarını ısırdı.

Tanıyorlar nasıl şerefsiz olduğumu...

"Hatta tam şimdi sende öleceksin." Silahımı ona doğrulttum.

Umarım ailede tüm zekayı ben almamışımdır...

"1" Adamın paniklediğini kendi gözlerimle gördüm ama belli etmemeye çalışıyordu.

"2" Manyak manyak sırıtmaya devam ettim.

"Ve 3" Babam silahı patlatıp adamı vururken öbürleri de silahlarıyla adamları vurmuşlardı. Ben zaferle gülümserken arkadan biri beni çekti.

Beni tutan ellerinden kurtularak elimdeki silahı beni çeken kişinin yüzüne doğrulttum. Yiğit'i görmemle göz devirdim ve silahı indirdim.

Sessiz iş yapmazsan geberirsin Yiğit!

Nazlı'ya kısa bir bakış atıp babama döndüm.

"Kimdi bunlar?" Babam yerdeki leşlere kısa bir bakış attı.

"Bilmiyorum." Kaşlarımı çattım.

"Ne demek bilm-" Lafımı bölen ise duyduğumuz kurşun sesleriydi.

Kafamı direk ellerimin arasına aldım ve odadakilerin iyi olup olmadığını anlamak için onlara bakındım.

Kaşlarım kendiliğinden çatılırken köşeli jetonun nihayet düşmesiyle olayı kavradım.

Alt katın camları kırılmamıştı...

Bedenimi bir panik kaplarken sertçe yutkundum.

Süikast düzenlenen kişi ben değildim Erez'di! Ve Erez şu an odada değildi!

Hızla Yiğit'e döndüm.

"Erez nerde!" Yiğit ilk biraz düşündü ardındansa 'sıçtık' dercesine bana baktı.

Onu beklemeden asansöre doğru ilerledim kabine girdim. Yaram az öncekine kıyasla daha da acıyordu ama yine umursamadım. 2. katın düğmesine bastım ve hızlı kapanması için kapanma düğmesine bastım.

Abimlerin ve babamın bana seslendiğini duyabiliyordum fakat kaale almadım.

Sırtımı asansör kabinine yasladım ve biraz dinlendim. Yaram gerçekten çok acıyordu.

Sikimde değil diye diye geberdim anasını satayım!

Asansör 'ding dong' sesinin ardından tekrar açıldığında temkini siktir edip Erez'i aramaya başladım.

"Erez!" Zorlanmama rağmen daha hızlı yürüdüm. Yürürken aynı zamanda odalara bakınıyordum.

Silah sesleri daha da yükselirken kırılma sesleri de artıyordu.

Odalardan birine girdiğimde nihayet onu bulmuştum. Derin bir nefes verdim. Canım yanıyordu ama belli etmemeye çalışıyordum.

Duvarın dibine çökmüş dizlerini kendine çekmiş elleriyle yüzünü kapatıyordu. Sanırım sakinleşmeye çalışıyordu.

Zorlansamda hızla yanına gidip çöktüm ve titreyen ellerini yüzünden çektim.

"Sevgilim." Erez başını kaldırıp bana baktı. Yutkundum. Ağlamıştı.

"K-Kayra." Titreyen sesini duyduğumda boğazıma bir yumru oturdu.

Kollarımı hızla ona doladım ve yüzümü boynuna gömdüm.

"Özür dilerim." Kollarını bana doladı. Bedeni titriyordu.

"Kayra çok ses var." Korku dolu sesini duyduğumda sertçe yutkundum ve kollarımı ona daha sıkı sardım. Dudaklarımı boynuna bastırdım ardındansa konuştum.

"Ben senin yanındayım." Kollarını sıkılaştırdı ardındansa o da yüzünü boynuma gömdü.

Silah sesleri azalmaya başlayınca Erez'in boynunu yine öptüm.

"Gidelim mi burdan?" Sesimi ılımlı çıkarmaya çalışıyordum.

Erez başını geriye çekip bana baktı.

"Gitmeyelim." Burukça gülümsedim ve dudaklarına hızlı bir öpücük kondurdum.

"Peki gitmeyelim." Erez birden beni kucağına çekti.

"Yaralısın sen." Yüzünü yine boynuma gömünce ellerimi saçlarına daldırdım. İster istemez gülümsedim.

Hala beni düşünüyordu...

Bir süre ikimizde öylece bekledik. Seslerin iyice azalmaya başladığını fark edince Erez'e döndüm.

"Erez. Sanırım burdan gitmemiz gerek." Erez yine başını geriye çekip bana baktı. Gözlerinde saf korku vardı.

Hepsi o şerefsiz babası yüzündendi! Kim öz oğlunu silahla tehdit ederdi!

İstemeden de olsa sinirlenirken düşüncelerimi boşverip Erez'in saçlarıyla oynamaya başladım.

Erez başını onaylarcasına salladı. İstemediğini biliyordum ama burda kalmak tehlikeli olabilirdi.

Zorlukla ayağa kalktığımda acıdan dolayı dişlerimi sıktım.

Az önceki adrenalin yüzünden pek fark edememiştim ama canım fazlasıyla yanmıştı.

Etrafı kısaca kolaçan edip Erez'in elini tuttum. İkimiz birlikte odadan çıktık ve asansöre doğru ilerledik. Asansörün içine girdiğimizde sırtımı kabine yasladım.

Siktir! Az öncekine kıyasla canım çok daha fazla yanıyordu!

Kesik kesik nefesler aldım ve elimi yarama bastırdım.

Yaramı bi sikmediğim kalmadı ya ondandır! Yoksa bu acının başka bir anlamı olamazdı!

Erez sıfırın düğmesine basıp bana döndü. İlk kaşlarını çattı ardındansa beni kendisine çekti.

İnlememek için dişlerimi sıkarken koluna tutundum. Erez elimi yaramdan çekti ve tişörtümü hafifçe sıyırıp yarama baktı.

"Daha fazla ayakta durman yasak." Kolunun birini bacaklarımın ordan geçirerek beni kucağına aldı.

Dişlerimi daha da sıkarken yüzümü göğsüne gömdüm.

Yaram yokmuş gibi davranmıştım ve sonuç ne miydi? Tabii ki de sanki böbreklerimi söküyorlarmış gibi canım yanıyordu!

Asansör açıldıktan sonra Erez dışarı çıktı. Odaya girince kimseyi göremediğim için kaşlarımı çattım.

"Nerdeler?" Erez'in sorusuna karşı başımı iki yana salladım.

"Bilmiyorum. En son burdalardı." Yerdeki leşler gitmişti ama kan izleri hala duruyordu.

"İndir beni de etrafa bakınalım." Erez bana kısa bir bakış attı ve dediklerimi umursamadan beni koltuklardan birine koydu.

"Hayır. Senin yürümen yasak." Kaşlarımı çattım.

"Ne yasağı ya? Benim niye haberim yok?" Omuz silkti.

"Artık var." İşaret parmağını bana doğrulttu.

"Ben etrafa bakacağım ve sen de burda duracaksın." Göz devirdim ve arkama yaslandım.

"İyi, bakta gel."

Bizim Pubg'da yarım kaldı ya lan...

Ofladım ve Erez'in salondan çıkışını izledim.

İki dakikada nereye kayboldunuz anasını satayım?!

Erez'in gözden iyice kaybolduğundan emin olduktan sonra yavaşça ayağa kalktım.

Salondan çıkıp çıkış kapısına doğru ilerledim. Erez bahçeye bakıyor olmalıydı.

Her ne kadar zorlansam da ayakkabılarımı giyinip dışarı çıktım.

"Erez!" Ön bahçeye kısaca bakınıp çıkış kapısına doğru ilerledim. Arka bahçede olacaklarını hiç düşünmüyordum.

Demir kapıyı açıp dışarı çıktığımda gördüğüm görüntüyle donakaldım.

Bu piç hapiste değil miydi?!

Erez'in kafasına silah doğrultmuş bir şekil de Hakan'ı görünce kaşlarımı çattım.

"Kayra içeri gir." Erez'in buz gibi sesini aldırmadan Hakan'a döndüm.

"Ne istiyorsun?" Hakan sırıttı.

"İntikam istiyorum." Alayla güldüm. Gülmek canımı yaksada umursamadım.

"Neyin intikamı? 'Hapiseneye girip üvey oğlumu sikemedim' intikamı mı?" Bu sefer gülmekle kalmayıp kahkaha attım.

"Sen böyle daha çok zırlarsın." Hakan dişlerini sıktı.

"Kes! Senin ne bok olduğunu en iyi ben biliyorum zaten! Orospu!"

"Ne diyon lan sen!" Erez silahı aldırmadan Hakan'ın yanına giderken hızla ikisinin arasına girdim.

"Erez saçmalama! Bir kere yaptın bir daha olmaz! Bu sefer silahın önüne geçemezsin!"

Hakan yine alayla güldü.

"Yalan mı? Erez'in aklını almadın mı?" Dişlerimi sıkarak ona döndüğümde Erez kolumdan tutarak beni arkasına çekti.

Kendimi tutamadan kısıkça inlerken elimi çoktan yarama koymuştum. Erez tek koluyla beni arkasında tutarken çenesini dikleştirdi.

"Naparsan yap lan! Senden korkan senin gibi olsun! Puşt!" Panikle Erez'in arkasından çıkmaya çalışırken Erez kolumdan tutarak buna engel oldu.

"Erez napıyorsun!" Hakan silahını yolda park edilmiş olan araca çevirdi ve bir el ateş etti.

Erez anlık olarak gerilsede duruşunu bozmadı. Hakan konuşmaya devam etti.

"Ne yani bu kadar kolay kurtulacağını mı sanıyorsun?" Alayla güldü.

"Sana kötü haberlerim var oğlum." Kaşlarım kendiliğinden çatılırken bende Erez'in koluna tutundum.

Daha fazla ayakta duracak gücüm yoktu...

"Hapisaneden çıktım." Erez'in bedeni daha da gerilirken Hakan konuşmasına devam etti.

"Ve bir hafta sonraya düğünüm var." Yaramın yanmasıyla yüzümü buruşturdum. Elimi daha yarama bastırırken hissettiğim sıvıyla yutkundum.

Siktir...

"Bu da düğün davetiyendi." Hakan arkasını döndü ve yürümeye başladı. Gözden tamamen kaybolduğunda ise yutkundum.

"E-Erez." İster istemez sesim titremişti. Erez bana döndü.

"Efendim güz-" Elimdeki kanı görünce duraksadı.

"Siktir!" Belimden tutup beni kendisine çekti ve elini elimin üzerine yani yarama bastırdı. Ağzımdan bir inilti kaçarken yüzümü göğsüne gömdüm. Şimdiden nefeslerim sıklaşmaya başlamıştı.

Erez etrafa bakındı.

"Annenler yok!" Paniklemişti.

Başımı kaldırıp Erez'e baktım.

"İyiyim ben." Sesim bile aksini iddia ederken bunu demem üzerine endişeli bakışlarla bana baktı.

"Değilsin!" Kollarını sıkılaştırdı aynı zamanda karnımdaki elinin baskısını da arttırmıştı. Yutkundum.

Beni kaybetmekten korkuyordu...

"Erez." Sesim halsiz çıkmıştı aynı zamanda da uykum gelmeye başlamıştı. Sanırım fazla kan kaybediyordum.

Telefonumuz yoktu ki amına koyayım!

Erez bakışlarını bana çevirdi. Birşey demesine izin vermeden konuştum.

"Seni bırakmayacağım." Gözlerine emin bir şekilde baktım.

"Söz veriyorum."

Bölüm sonu

20 yorum