İçeriğe geç

Soylu Ailesi / Gerçek ailem

Bölüm 63 · 8 dk okuma

Soylu Ailesi / Gerçek ailem

Bölüm 63

38. Bölüm

İyi okumalarr...

2. Olmamızın hatrına bir bölüm daha yayınlıyorum.

Yorum ve tahminlerinizi alayımm.

_________________________________________________

Euzübillahimineşşeydanirracim Bismillahirrahmanirrahim. Allah'ım sen beni koru, amin.

Hatim indirmeyi bitirince elimle kornaya bastım.

"Çekilsenize amına koyayım!"

Ettiğim küfürle indirdiğim hatim gitti amk...

Arabaların en önüne geçtim ve kırmızı ışık yanmasına rağmen tüm hızımla ilerledim.

Fren niye bozuk amına koyayım!

Caddedeki arabaların arasından geçerken aynı zamanda hatim indirmeye devam ediyordum.

"Gul euzü bi Rabbil felak..." Kısık sesle dediklerimi kendim bile duymazken duyduğum korna sesleriyle gözlerimi kapadım.

Ben birşey olur diye beklerken bir şey olmayınca gözlerimi araladım.

Dualar işe yaradı sanırım...

Hiçbir arabanın bana çarpmamasına sevinirken sağa dönerek şehir dışına doğru ilerledim.

Bir süre arabaları solladım sonra ise tamamen şehir dışına çıktım. Derin bir nefes aldım.

Eee? Şehir dışına çıkmıştım şimdi napacaktım?

"Kafama sokayım ya." Sitemle konuşurken telefonu elime aldım ve Ateş abimi aradım.

Başım dertte ya nasıl da abi diyorum.

Telefon açıldığında konuşmaya yeltendim ama abimin sesiyle durdum.

"Kayra nerdesin sen!" Işıklardan dolayı beni kaybetmişlerdi.

Telefonu hoperlöre aldım ve yan koltuğa koydum. Dediğini umursamadan ben konuştum.

"Abi frenler tutmuyor." Aynı zamanda araba gelip gidiyor mu diye kontrol ediyordum.

"Ne?!" Poyraz'la ikisi aynı anda bağırınca yüzümü buruşturdum.

"Bağırmayın." Derin bir nefes aldım.

"Araba durmuyor işte." Karşı taraf bir süre sessiz kaldı.

"Nerdesin?" Gözlerimi yolda gezdirdim.

"Şehir dışına doğru sürüyorum." Karşı taraftan birkaç hışırtı geldi.

"Benzin ne kadar?" Poyraz abimin sorusu üzerine bakışlarımı benzin göstergesine çevirdim.

Hoay maşallah!

"Abi bu ful." Sadece birazı boştu ve ful denebilecek kadar vardı.

"Hay ben böyle işi." Poyraz sinirle mırıldanınca titrek bir nefes verdim.

Böyle yapmaları beni daha da panikleştiriyordu.

"A-abi ben ölecek miyim?" Sesim istemeden de olsa titrerken derin derin nefesler almaya başladım.

Şu an krize girersem net geberirdim...

"Güzelim saçmalama. Tabii ki de ölmeyeceksin. Babamlara söyledim adamları yolladılar. Halledeceğiz." Başımı onaylarcasına salladım.

Kesik kesik nefesler almaya devam ederken bir yandan da kendimi sakinleştirecek şeyler düşünüyordum. Ateş abim bunu fark etmiş olacak ki konuştu.

"Hele seni bir elime geçireyim. Erez'le bir hafta konuşmanızı yasaklayacağım." İstemeden de olsa güldüm.

"Sevgilime karışmayın." İkiside ofladı.

"Ne sevgiliymiş amına koyayım." İkisinin aynı anda dediği şeye kahkaha attım. Dediklerinden alakasız konuşmaya başladım.

"Abi beni bir görseydiniz var ya. Abovvv o kadar hızlıydım ki. Bir ara kendimi Hızlı ve Öfkeli de gibi hissettim." Sanki herşey normalmiş gibi dediklerim üzerine bu sefer onlar güldü.

"Gördük orasını." Ateş'in sesini duydum.

"Sen araba sürmeyi nereden biliyorsun?" Dudaklarımı büzdüm.

"3 kere Murat'ın arabasıyla kaza yaptım. 5 kere sürttüm. Belli bir süre sonra da nihayet öğrenebildim."

"Birşeyin yok ama değil mi?" Ateş'in dediğine göz devirdim.

He amına koyayım sakatım şu an. Tövbe estağfirullah ya.

"İyiyim abi iyiyim." Sırıttım.

"O değilde siz ne ara evleniyorsunuz?"

Alakaya gel...

İkisi birden öksürmeye başlayınca kahkaha attım.

Ateş'in sevgilisini öğrenmek şart oldu.

Bir süre üçümüz de sessiz kaldık. Karşıdan gelen iki tırı görünce kaşlarımı çattım.

"Abi..." Sesim ister istemez kısık çıktı ama ardından bağırarak küfrettim.

"Ananı babanı sikeyim! Gelme lan!" Panikle direksiyonu nereye kıracağımı düşünüyordum.

Niye ikisi de farklı şeritten geliyordu? Yol iki şeritten oluşuyordu ve benim şeridimden de biri geliyordu.

Jeton biraz geç düşsede olayı nihayet kavramıştım.

Hassiktir! Bu babama karşı kurulan bir süikasttı ve beni o sanıyorlardı!

"Kayra! Panik yapma sakin kal!" Kaşlarımı çattım. Tırlara her geçen saniye daha da yaklaşıyordum.

"Ne panik yapmaması amına koyayım! İkisi bir sikecekler beni! Nasıl sakin olayım ben!" Bildiğim tüm duaları okurken telefondan bir anda cızırtılar gelmeye başladı.

Hehh telefonu da bozmuşlardı.

Sertçe yutkundum.

Ölemezdim. Birkere daha çok gençtim, Erez'i seviyordum ve ben daha YKS'ye girememiştim! Bari sınava gireyim amk. Tüm yıl ona çalışmıştım.

Saçma düşünceleri kovmak için başımı iki yana salladım. Mantıklı düşünmeliydim.

Arabayı en sağa yaklaştırdım ve emniyet kemerimi çözdüm. İçimden tüm duaları okudum ve kapının kulpuna elimi götürdüm.

3 deyince kapıyı açıp atlıyacaktım.

Tırlarla aramızdaki mesafe daha da azalırken yutkundum.

3.

Sanki bilerek yapmıyorlarmış gibi korna çalmaya başladılar ama ikiside çekilmiyordu.

2.

Tırlarla mesafemiz 8-9 metreyi buldu.

Ve 1.

Kapıyı açtım ve kendimi yoldaki korkulukların üzerinden yana attım. Kollarımı hızla başıma sardım ve bedenimi cenin pozisyonuna getirdim.

Yan bir şekilde yere düşünce karnıma giren ağrıyla inledim. Yuvalanmaya başlayınca gözlerimi sıkıca yumdum ve kollarımla hem başımı hem de yüzümü korumaya çalıştım.

Yuvarlanmayı bırakınca gözlerimi hafifçe araladım ve elimi ağrıyan karnıma bastırdım. Elimde hissettiğim sıvıyla yüzümü buruşturdum.

Gözlerimi açık tutmaya çalışırken başımda yavaş yavaş dönmeye başlamıştı. Bilincim kapanırken zorlukla yutkundum.

Allah'ım öleceksem nolur YKS'den sonra öleyim. O kadar sınava hazırlanmıştım!

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Gözlerimi araladım ve etrafa bakındım. Burası da neresiydi? Ben en son arabadan atlamıştım.

Yattığım yerden doğruldum. Etrafta ağaçlar ve çiçekler vardı. Biraz daha detaylı baktığımda ise buranın bir mezarlık olduğunu gördüm.

Arkamdan adım sesleri duyduğumda arkamı döndüm.

"Erez?" Dağılmış saçları ve kızarık gözleriyle elinde bir çiçek tutmuş yanıma geliyordu.

Sanki beni duymamış gibi bir tepki vermedi ve yanımdan geçip gitmeye devam etti.

Afallarken söyledikleriyle kaşlarımı çattım.

"Sevgilim." Hızla arkamı döndüm.

"Ne sevgilini lan! Kim o kız Erez! Yemin ederim mahvederim sizi!" Tam karşısına geçtiğimde sanki ben yokmuşum gibi aşk dolu ve bir yandan da hüzünlü bakışlarla arkama bakmaya devam etti.

Kaşlarımı çatarak baktığı yere yani arkama baktım. Karşımda bir kız görmeyi beklerken bir mezarla karşılaştığımda yutkundum.

Okuduklarımı kavramaya çalışırken 'Kayra Soylu' yazısıyla biraz daha bakıştım.

Hayır, bu gerçek olamazdı!

Erez buruk bir gülümsemeyle mezarımın başına oturdu. Elindeki çiçekleri mezarımdaki öbür çiçeklerin yanına koydu.

Sertçe yutkundum. Bunlar gerçek olamazdı.

"Bu günkü öpücüğünü getirdim." Eğilip mezarımın başını öptüğünde boğazıma bir yumru oturdu.

Ve onu bu hale getirdiğim için kendimden nefret ettim. Sendeleyerek yanına gittim ve elimi ona uzattım.

"Erez ben burdayım." Titreyen sesime hiçbir tepki vermedi. Elimi ona dokunmak için daha da uzattım fakat elim bedeninin içinden geçince gözlerimi sıkıca yumdum.

Sorun ölmüş olmam değildi. Sorun ölümümle bir tek kendimi değil onu da batırmış olmamdı.

Dolan gözlerimi umursamadan tam karşısına oturdum.

"Özür dilerim." Yine sesim titremişti.

Arkamdan gelen hıçkırma sesiyle arkamı döndüm ve kendimi birden evde, salondaki koltukta otururken buldum.

Annemin hıçkırmasıyla ona döndüm.

"Hepsi benim yüzümden!" Bağırarak ağlamasıyla ayağa kalktım ve yanına ilerledim.

"Anne saçmalama! Ben atladım ya arabadan!" Beni duymayacağını bile bile konuşmuştum ve öyle de olmuştu. Ben sanki burda yokmuşum gibi davranmaya devam etmişlerdi.

"Onu koruyamadım." Poyraz'ın kırmızı gözlerine baktım.

"Hayır bu hiçbirinizin suçu değil." Sesim oldukça kısık çıkmıştı.

Görüş açıma Yiğit girdiğinde onun elleriyle yüzünü sıvazlayarak ağladığı gördüm.

Boğazımdaki yumru biraz daha büyürken gözlerimi odadakilerde gezdirdim.

Hepsi birbirinden yorgun, halsiz ve bitkin görünüyorlardı.

Bunların hepsi benim yüzümden mi olmuştu?

Bu sefer arkamdan gelen kahkahalar yüzünden arkama döndüm. Daha önceki olduğu gibi birden kendimi başka bir yerde buldum.

Burası tamamen karanlık bir yerdi. Etrafa bakındım ama hiçbirşey göremedim.

Neler oluyordu?

Birden tanıdık bir kahkaha yükseldi. Bu kahkaha piç Murat'a aitti.

"Eninde sonunda kaybedeceğini biliyordum!" Cümlesinin ardından attığı kahkaha yüzünden yüzümü buruşturdum.

"Nerdesin lan puşt! Gel daha yakından göstereyim kaybettiğimi!" Tekrar bir kahkaha sesi duyuldu ama bu ses Murat'a ait değildi. Arda'ya aitti.

"Ben sana demiştim Soylu! Bunun hesabını vereceğini, kaybedeciğini söylemiştim!" O da kahkaha attığında yumruklarımı sıktım.

"İkinizde zırvalamayı kesin!" İkisi birden kahkaha attı ama bu sefer onların sesinin yanında Erez'in babasının sesi de vardı.

"Ben bile oğlumu bu kadar üzmemiştim Kayra. Sana teşekkür ederim." Sinirle dişlerimi sıktım.

Bu orospular ne saçmalıyorlardı?!

Alayla güldüm hatta kocaman bir kahkaha attım.

"Üzmek mi?" Tekrar kahkaha attım.

"Erez benim bu hayatta zarar vereceğim son insan bile değil." Sırıttım.

"Ne o? Biraz heveslendin gibi. Sen beceremedin diye benden mi bekliyorsun?" Tekrar alayla güldüm.

"Üçünüzde saçmalayı kesin. Çünkü ben ne pes ettim ne de sevdiklerime zarar verdim." Gururla çenemi dikleştirdim.

"Ben Kayra Soylu, asla pes etmezdim."

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Bunaldığım için üzerimdeki örtüyü açtım ve gözlerimi araladım. Işık gözlerimi rahatsız ederken yüzümü buruşturdum. Birtakım sesler duyuyordum ama bir türlü kavrayamıyordum.

"Amına koyayım geberdimde benim mi haberim yok." Kendi kendime mırıldandığımda bana boğuk gelen sesler sustu.

Yüzümü daha da buruşturdum.

"Anasını satayım bu nasıl ışık." Ellerimi kaldırıp gözlerime götürdüm.

"Beni kim bu siktiğimin odasına koydu lan? Ne güzel uyuyordum." Elimle yüzümü sıvazladım.

En son nolmuştu?

Olanlar birbir aklıma gelince birden gözlerimi açtım ve doğruldum. Karnıma giren sancıyla yüzümü buruşturdum.

Sancıyı umursamamaya çalışarak üstümdeki örtüyü ittim ve uzuvlarımı saymaya başladım.

Ne? Yapmayan yoktur bence.

Elimle kendimi yoklayıp birşeyim olmadığımı kanaat ettiğimde derin bir nefes verdim ve arkama yaslandım.

Başımı kaldırdığımda ise dağılmış halleriyle ailemi ve Erezgili gördüm.

Aklıma rüyam geldiğinde zorlukla yutkundum ve gözlerimi hepsinde gezdirdim.

Genzimi temizledim.

"Beni görüyor musunuz?"

Her ne kadar basit bir soru gibi gözükse de benim bunu duymaya ihtiyacım vardı.

Annem dolu gözleriyle başını salladı. Derin bir nefes verdim. Ne yalan söyleyeyim rahatlamıştım.

Hepsi afallamış görünüyordu. Şaşkınlığı üzerinden ilk Erez attı.

"İyi misin?" Erez'in kızarmış gözlerine baktığımda yutkundum ve her ne kadar her tarafım sızlasa da başımı salladım.

"İyiyim." Bakışlarımı hepsinde gezdirdim.

"Siz iyi misiniz?" Annem hıçkırdı ve başını olumsuz anlamda iki yana salladı.

Kaşlarımı çattım. Gözlerimi tekrar hepsinde gezdirdim.

Neler oluyordu lan?

İster istemez gerilirken oturduğum yerde dikleştim.

"Nolduğunu artık bana söyleyecek misiniz?" Hepsi bana yine aynı bakışlarla bakarken üstümdeki örtüyü yeniden açıp tekrardan uzuvlarımı saydım. Aklıma karnımdaki yaram gelince ellerimi hızla belime doladım.

"Anasını satayım! Böbreğimi mi çaldılar!"

Böbrek arkada değil miydi ki?

Erez yavaş adımlarla yanıma geldi ve temkinlice kollarını bana doladı. Bende kollarımı ona doladım ve özlediğim koskusunu içime çektim. Başını boynuma gömdüğünde bende elimi saçlarına daldırdım.

Birşeyler dönüyordu ama bir türlü anlayamamıştım.

Erez'in kulağına eğildim.

"Sorun ne?" Erez kollarını sıkılaştırdı ve yüzünü boynuma daha da gömdü.

Poyraz nihayet kendine gelmiş olacak ki yanımıza geldi. Erez'i kolundan tutup benden ayırdı ve hemen ardından kendisi sarıldı. Ne olduğunu anlayamasamda bende ona sarıldım.

Tek tek herkesle sarıldım ama olayı hala anlayamamıştım. Herkes şoka girmiş gibi bana bakıyordu.

Odaya önlüğüyle Ateş girdiğinde ona baktım. O da fazlasıyla dağılmış görünüyordu.

Gözlerini bana dikti ve bir süre bana baktı. Dudaklarında buruk bir tebessüm oldu sonra da hızlı adımlarla yanıma geldi ve bana sarıldı.

Bende hala ne olduğunu anlayamama rağmen kollarımı ona doladım. Kulağıma mırıldandığı şeyle ise kaskatı kesildim.

"Yaşıyorsun." Ses kulaklarımda yankılanırken sertçe yutkundum.

Bu bir şakaydı öyle değil mi?

Bölüm sonu

32 yorum