İyi okumalarr...
Herkes inşAllah hayatının Erez'ini bulur lrkglejekg.
Yorum ve tahminlerinizi bekliyorum.
________________________________________________
Kollarımı karnıma daha da bastırırken yatakta öbür tarafa döndüm.
Lan madem ağrıyon sabah ağrı!
Gecenin bir yarısı olmuştu ama ben hala uyuyamamıştım.
Okuldan gelince olayı maalesef ki annemgile anlatmış ve Arda'yı okuldan attırmıştık.
Uzun zamandır böyle bir rahatlama hissetmedim amına koyayım!
Belki milyonuncu kez yatakta tekrar doğruldum.
İki Pubg oynasam geçer miydi lan acaba?
Yataktan çıktım ve Yiğit'in odasına doğru ilerledim. Kapıyı hafifçe aralayıp içeri baktığımda ise gördüklerimle afalladım.
Nazlı buraya ne ara geldi lan? Normalde erkek kızın evine gitmez miydi?
Kapıyı açtığım gibi geri kapadım ve gördüklerimi sorguladım.
Benim sevgilimin olması sorun ama Yiğit efendinin yakında çocuğu olacaktı!
Söylene söylene Poyraz'ın odasına doğru ilerledim.
En kötü ifşa çeker ilerideki sevgilisine gösterirdim.
Bu fikir aklıma yatınca şerefsiz gülümsemesiyle beraber Poyraz'ın odasının kapısını araladım.
İçeriye kısaca göz attığımda Poyraz'la göz göze gelince şirince gülümsedim.
Plan iptal.
Poyraz kaşlarını çattı.
"Birşey mi oldu?" Yakalandığım için daha fazla uzatmadım ve içeri girdim.
"Yoo uyuyamadım o kadar." Poyraz'ın odasını süzmeye başladığımda Poyraz oturduğu yerde arkasına yaslandı ve kollarını göğsünde birleştirdi.
"Bu ziyaretinizi neye borçluyuz acaba?" Dudaklarımı büzdüm.
"İstersen gidebilirim. Hem Ateş abimin odasına da uğramış olurum." Bilerek 'abimin' kelimesine vurgu yapmıştım.
Kudur Poyraz!
Poyraz kaşlarını çattı.
"Boşver Ateş abini falan yarın okulun var. Git yat." Dudaklarımı büzdüm ve kapıya doğru ilerledim.
"Peki ben Ateş abiciğimin odasına gidiyim." Tripli tripli giderken dedikleriyle durdum.
"Erez nasıl?"
Bunlar Erez'le kafayı bozmuş anasını satayım.
Anlamayarak ona baktım.
"İyi de, konuyla ne alaka şimdi?" Poyraz da dudaklarını büzdü.
"En son seni öpmüştü ya yaşıyor mu diye." Kaşlarımı çattım.
Ne alaka lan?
"Nasıl yani?" Ellerini yukarıya kaldırdı ve dudaklarını 'bilmem' dercesine büzdü.
"Ateş abiciğine sor."
Lütfen bana böyle bir saçmalığı yapmadığınızı söyleyin...
"Poyrazcığım acaba canım sevgilime ne dediniz?" Tekrar vurgu yaparak konuşmuştum.
Poyraz sinirle güldü.
"Ben senin abin değil miyim?"
Şu an bunun Erez konusuna takılması gerekmez miydi lan?
Omuz silktim.
"Abimsin."
"Peki bana niye abi demiyorsun?" Dedikleriyle sırıttım.
"Zaten yaşlısın kendini daha da yaşlı hissetme diye." Poyraz kaşlarını çattı ardından ayağa kalkıp ben daha ne olduğunu anlamadan beni sırtına aldı.
Birden Poyraz'ın götüyle göz göze gelince yutkundum.
Lan benim götümden daha güzel bu!
Poyraz yürümeye başladığında düşmemek için tişötünü tuttum.
"Abi diyene kadar bırakmayacağım seni." Götüyle bakışmaya devam ederken dediğini umursamadım.
"Poyraz senin götün niye bu kadar güzel?" Poyraz duraksadı.
Tövbe çektiğini duydum.
"4 erkek kadeşim var. Kız olanı daha beter." Kendine kendine mırıldansa da duymuştum.
Bunu bir iltifat olarak kabul ediyordum.
"Her neyse indir beni." Zaten karnım ağrıyordu.
"Abi demeden olmaz." Omuz silktim.
Gururluyum ben bir kere. Hayatta demem.
"Bari Ateş abiciğimin odasına doğru git."
Kudur hıhh!
Poyraz beni sallamaya başladı.
"Abi diyene kadar olmaz." Düşmemek için tişörtüne tutundum.
Zevkliymiş lan aslında.
Poyraz biraz daha hızlı salladığında panikle bağırdım.
"Yemin ederim donunu indiririm!" Poyraz duraksadı.
"Ne demek donunu indiririm?"
Adam şoka girdi.
Poyraz'ın götüyle bakışmaya devam ederken cevap verdim.
"Göstereyim mi?" Poyraz tekrar tövbe çekti.
"İndirsene beni. Midem bulanmaya başladı." Poyraz beni biraz daha salladı.
"Bak şuraya kusarım!" Panikle bağırırken aynı zamanda tişörtüne daha da sıkı tutunmaya çalışıyordum.
"Abi demeden olmaz."
İnadım inat değil mi lan! Demeyeceğim işte!
Ellerimi tişörtten çekip eşofmanını tuttum.
"Sallarsan indiririm!" Tehditkar sesime karşı Poyraz güldü.
"İndir." Ne?
Adam dünden razıymış...
"Tamam." Tam eşofmanını indireceğim sırada kahkahasıyla durdum.
"Ne?" Poyraz biraz daha güldü.
"Benimkini indirirsen seninkini indiririm." Panikle ellerimi eşofmanından çektim.
"Pis sapık!" Poyraz götüme vurdu.
Evet, evet bildiğiniz vurdu.
"Abiye sapık denmez."
Peki günah benden gitti.
Bende götüne vurdum.
"Kardeş böyle sallandırılmaz." Poyraz güldü ve kollarını biraz gevşetti.
Ellerimle sıkıca tişörtünü tuttum ve tabiri caize sülük gibi yapıştım.
"Lan! Sakın bırakma!" Poyraz beni ileri geri salladı.
"Abi diyene kadar olmaz." Göremeyeceğini bile bile işaret parmağımı ona doğrulttum.
"Anneme söylerim seni!" Poyraz daha hızlı sallamaya başladı.
"Selam da söyle o zaman."
Gitgide aşağıya doğru kayarken son şansımı da kullandım.
"Sevgiline derim seni!" Poyraz birden durdu.
"Ne sevgilisi?"
Valla bende bilmiyom da yalandan kim ölmüş canım?
"Şu güzel, tatlı, minnoş kız."
"Sen onu nerden tanıyorsun?"
Oha lan tuttu mu?
"Baktım evde kalıyon bende bir araştırayım dedim." Poyraz götüme tekrar vurdu.
"Sen Buğlem'i nerden tanıyorsun?" Sırıttım.
"Beni boşver de annemler biliyor mu bunu?" Poyraz sessiz kalınca daha da sırıttım.
"Söyleyim mi lan sizi annemlere?" Poyraz beni sırtından indirip masasına oturttu ve işaret parmağını bana doğrulttu.
"Sakın öyle birşey yapayım deme!" Tehditini boşverip sırıtarak ona bakmaya devam ettim.
"O değilde nasıl tanıştınız? Anlatsana bana biraz." Poyraz ilk afallasa da sonra sandalyesini çekip tam karşıma oturdu.
"Onu seviyorum ama." Biraz duraksadı.
"Ama ne?" Dudaklarını büzdü.
"Biraz tartıştık." Bende dudaklarımı büzdüm.
"Niye?" Poyraz'a tekrar baktığımda düşünceli bakışlarını etrafa attığını gördüm. Derin bir nefes aldı ama konuşmadı.
Ayy evleniyon mu la? Hadi inşAllah.
Gülümsedim.
"Nasıl birisi?" O da gülümsedi.
"Çok tatlı bir kız. Çıtı pıtı, narin, minyon bir tip."
Poyraz seni sokakta görsem seri katil sanarım. Minyon bir kızı mı seviyon gerçekten?
"Ee sorun ne o zaman?" Poraz derin iç çekti.
"Baya büyük bir kavga ettik." Elleriyle yüzünü sıvazladığında kaşlarımı çattım.
"Nasıl büyük bir kavga?"
"Senin bana yazdıklarını görmüş." Belki suçlulukla bakışlarımı kaçırmam gerekirdi ama ben kocaman bir kahkaha attım.
"Harbi mi lan?" Biraz daha güldüm ama Poyraz ters bakışlarla bana bakmaya başlayınca sustum.
"Bence sen beni Buğlem ablayla tanıştır. Bende olanları anlatayım." Biraz düşündüm.
"Ama ilk özür dile ve herşeyi en başından anlat." Omuz silktim.
"Seni seviyorsa affeder zaten." Poyraz ışıltılı gözlerle bana baktı.
"Affeder demi?"
Allah'ım şuan ne yaşanıyordu?
Güldüm.
"Affeder."
Aklıma gelen şeyle kaşlarımı çattım.
"Sen Erez hakkında ne demiştin?" Poyraz gözlerini devirdi ardındansa omuz silkti.
"Ufak bir tehdit." Şok içinde ona baktım.
"Ne tehti?" Poyraz elini gelişi güzel salladı.
"Para teklif ettim ama kabul etmedi." Dudaklarını büzdü.
"Ateş'le biraz dövdük ama yine birşey değişmedi." Gözlerini devirdi.
"Hatta aksine bizi anladığını seni korumaya çalıştığımızı falan söyledi." Kollarını göğsünde birleştirdi.
"Seni sevdiğini fikrimizi değiştiremiyeceğimizi de dedi."
Kollarımı göğsümde birleştirdim.
"Bizim sevgililik ilişkilerimize karışmazsan iyi olur abicim yoksa Buğlem ablayla ufak bir konuşma yaparım." Tehditime karşı Poyraz göz devirdi.
"İyi demedim birşey."
"Bu arada Yiğit'le Nazlı beraber uyuyorlar bundan haberin var mıydı?" Kaşlarını çattı.
"Nazlı evde değildi." Dudaklarımı 'bilmem' dercesine büzdüm.
"Git bak bence." Poyraz ağır ağır başımı salladı.
"Git yat bence." Ofladım.
Yarın ağzıyla götü yer değiştirince görürdüm ben onu. Emir Yiğit'in elbet bir gün ağzına sıçardı.
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Bağırsaklarımı söküyorlar galiba.
Dişlerimi sıkarken aynı zamanda ağrımı belli etmemeye çalışıyordum.
"Bu çağın çocukları ne ahlak ne de terbiye bilmiyor!" Ozan hocanın katlanılmaz sesine göz devirdim.
Gömdüğüm başımı sıradan kaldırdım. Tüm sınıf başını sıraya gömmüş uyuyordu.
Ağrıdan dolayı yüzümü buruşturdum. Elimle karnımı ovmaya başladığımda Erez başını kaldırıp bana baktı.
Gözleri elime gidince ovuşturmayı bıraktım. Birkaç saniye karnıma baktı. Tekrar gözlerime baktı.
"Karnın mı ağrıyor?" Fısıltıyla sorduklarına başımı sallayarak onayladım.
"Biraz."
Hadi karnım ağrıyo tamam da bari götüm donmasın lan! İkisi bir arada. Neyim ben nescafe mi?
Erez sırada biraz yanıma kaydı ve kolunu arkamdan belime doladı. Beni kendine biraz daha çekti.
Ben şaşkınca ona bakarken o belime doladığı elini karnıma koydu. Kulağıma doğru eğildi.
"Neresi ağrıyor?" Yakınlığına istemeden yutkunurken bakışlarımı karnımdaki eline çevirdim. Elinin üzerine elimi koydum ve ağrıyan yere doğru sürükledim.
Erez karnımı sıvazlamaya başladığında aynı zamanda yanağımı öptü.
Ağrım yavaş yavaş azalırken sırtımı göğsüne yasladım.
Uykum geldi amına koyayım. Gece uyuyamamıştım ki!
Gözlerimi de kapattığımda Erez'in güldüğünü duydum.
"Sende dünden razıymışsın." Üşüdüğüm için ona biraz daha sokuldum.
"Gece uyuyamadım." Erez saçlarımı öptü.
"Uyu bakalım."
Tam huzurla uykuya dalacakken aklıma gelenlerle gözlerimi araladım. Başımı Erez'e çevirdim.
"Abimler sana ne dedi?" Erez ilk biraz düşündü sonra da omuz silkti.
"Önemli şeyler değil." Gözlerimi devirdim ardından yan dönerek işaret parmağım ve baş parmağımla yanaklarını sıkıştırdım. Gözlerimi kıstım ve yüzüne biraz daha yaklaştım.
"Sevgiliye yalan söylenmez." Erez öbür eliyle yanaklarındaki elimi çekti.
"Ufak bir tehdit işte." Sanki bilmiyormuş gibi kaşlarımı çattım.
"Ne tehditi?" Dudaklarını büzdü. Hala karnımı ovuşturmaya devam ediyordu.
"Poyraz abin para teklifi etti ama-" Lafını kestim.
"Ne kadar teklif etti?" Biraz düşündü.
"40 milyon dolar."
Oha! Para mı sıçıyoz lan biz! Net benim rızkımdan yiyorlardı!
Erez afallamamdan faydalıp konuşmaya devam etti.
"Ateş abinle Poyraz abinle birazcık kavga ettik." Kaşlarımı çattım.
"Ne kavgası?" Bakışlarını kaçırdı.
"Biraz yumruk yumruğa olmuş olabilir ama pek birşey olmadı." Dedikleriyle hızla sırtımı göğsünden ayırdım.
Endişeyle onu süzerken yüzünü avuçladım. Yüzünün her yerini incelerken konuştum.
"İyi misin peki?" Erez ilk güldü ardındansa bileklerimden tutarak ellerimi indirdi.
"İyiyim. Sadece bir iki yumruk o kadar." Endişeyle ona bakmaya devam ettim.
"Sonra noldu?" Gülümsedi.
"Onları anladığımı seni korumaya çalıştıklarını söyledim." Avucumu öptü.
"Seni sevdiğimi ve ne kadar para teklif ederlerse etsinler senden ayrılmayacağımı, kalbini kırmayacağımı söyledim." Yutkundum.
Mutlu olmam normal miydi? Neden bilmiyorum ama dediği şey hoşuma gitmişti.
"İyisin ama demi?" Ben hala endişeyle ona bakarken yüzlerimizin arasındaki mesafeyi azalttı.
"İyiyim." Gözleri dudaklarıma kaydı.
"Öpeyim mi seni?" Yutkundum.
"Şimdi mi?" Biraz daha yaklaştı.
"Hmhm." Gergince gülümsedim.
"Dersteyiz ama." Bakışlarını gözlerime çıkardı.
"Teneffüste olsak öpebilir miydim yani?" Tekrar yutkundum. Bir süre gözlerime baktı ardından da beni anlamış olacak ki geri çekildi.
"Ama bir gün öperim haberin olsun." Birşey dememi beklemeden başımı göğsüne koydu ve saçlarımı okşamaya başladı.
"İyi uykular." Gülümsedim.
Her ne kadar kötü şeyler yaşasam da şu an mutluydum ve asıl güzel olan şeyse Erez'le mutluydum...




