İçeriğe geç

Soylu Ailesi / Gerçek ailem

Bölüm 57 · 10 dk okuma

Soylu Ailesi / Gerçek ailem

Bölüm 57

35. Bölüm

İyi okumalarrr...

Çok ısrar ettniz bende yayınlayım dedim ksnvlwjcwg.

Yorum ve tahminlerini alayımm.

_________________________________________________

"Siz şimdi sevgili misiniz!" Ateş'in bağırmasıyla tekrardan karşı koltukta oturan Erez'e baktım.

İkimiz sessizliğimizi korurken bu sefer Emin bağırdı.

"Lan sen Kayra'yı mı öptün!" Sahilde bizi duymuş sonra da eve getirip azar çekmişlerdi.

Çekiyorlardı*

Erez'le ben yine sessiz kalıp halı desenlerine bakmaya devam ettik.

Bu halıyı kim yaptıysa ustalık eseri olduğunu belirtmek isterim. Şu desenler, şu renkler...

"Cevap versenize!" Poyraz avazı çıktığı kadar bağırınca irkildim. Erez'le bilmem kaçıncı bakışmamızı yaşarken sertçe yutkundum.

Bende şerefsizler şerefsiziysem bu işten yırtılırım arkadaş!

Anlık gaza gelmemle küçük emrah bakışları attım.

"Ama Poyraz abi." Masumca dediklerim üzerine kısa bir sessizlik oldu.

Plan başarılı. Akıllarını aldık.

"Abi mi?" Ateş'in dediklerine başımı salladım.

"Siz benim abim değil misiniz?"

Dejavu?

Erez bıyık altından gülerken abilerim bana şaşkınca bakıyorlardı.

Hayır ne ara davet edildiniz de beni bunlarla tek bıraktınız ya.

Annemle babam bir davet üzerine biz gelmeden gitmişlerdi ve biz maalesef bu angutlarla kalmıştık.

Utanmasalar '30 yaşına kadar evlenmeyeceğim' kağıdı imzalatacaklardı!

"Abiniz." Deniz'in dalgınlıkla dediği şeyle masumca bakmaya devam ettim.

Onları susturmayı başardığıma göre plana devam edebilirdim.

"Ben mutlu olmayı hak etmiyor muyum?"

Hepsi afallayarak bana bakarken Erez'in gülmemek için kendini kastığını çok iyi biliyordum.

"Abicim o nasıl söz tabii ki hak ediyorsun." Emin'in dediği şeye kahkahalarla gülmek istesemde küçük emrah bakışları atmaya devam ettim.

"O zaman neden benim yanımda durmak yerine böyle davranıyorsunuz." Üzülmüş gibi bakışlarımı kaçırırken Erez'le göz göze geldik.

Hayır, hayır, hayır! Gülemezdim!

Gülmemek için yanağımı ısırdığımda aynı zamanda bakışlarımı onlar dışında odanın her yerinde gezdiriyordum.

"Ama abicim biz sadece senin üzülmeni istemiyoruz."

E zaten üzülemiyorum amına koyayım?

Küçük emrah bakışlarımı bu sefer Ateş'e çevirdim.

"Ama ben böyle daha çok üzülüyorum."

Yalan! Vallahi de yalan! Anırmamak için kendimi zor tutuyordum!

"İyi de sen daha küçüksün." Poyraz'ın dediklerine göz devirmemek için kendimi zor tuttum.

Sen de çok büyüksün ben birşey diyor muyum? Bu da bi evlenemedi...

"Ne yani küçüğüm diye mutlu olamaz mıyım?" Deniz önümde diz çöktü ve ellerimi tuttu.

"Büyüyünce mutlu ol sende."

Ben evlenmiyorum ya hani? Ne bu tantana amk. Kesin onlardan önce sevgilim oldu diye kuduruyorlardı...

Dudaklarımı büzdüm.

"Peki. Ben mutlu olmayayım." Başımı eğip ellerimize bakmaya başladığımda içimden kötü kadın kahkaları atıyordum.

Deniz derin bir iç çekti ardındansa ayağa kalktı. Çaktırmadan ona baktığımda işaret parmağını Erez'e doğrultmuş olduğunu gördüm.

"Eğer Kayra'yı üzersen benim elimden seni yedi cihan gelse alamaz! Haberin olsun!" Sinirle tısladığında gülmemek için tekrar yanağımı ısırdım.

Erez sırıttı.

"Şüphen olmasın Deniz abiciğim."

Bu çocuk en olmadık zamanda şerefsizlik yapıyordu.

Deniz dişlerini sıktı ve Emin'e döndü. Emin'e 'ben bunu sikerim' bakışları atarken bu sefer Erez'in karşısına Emin geçti.

"Kayra'nın hatrına demem sıçarım ağzına haberin olsun!" Emin öyle bağırdı ki yerimde sıçradım. Erez sertçe yutkundu.

Hehh böyle altına sıçarsın paşam.

Ben Erez'in masumca başını sallayacağını düşünürken o korkusunu belli etmeden sırıttı.

"Peki Emin abiciğim."

Adamdaki rahatlık kimsede yok. Te Allah'ım ya.

Ateş ölümcül bakışlar atarken Erez'in yanına gitti ve elini omzuna koyup sıktı.

Ben bu sıkmanın hiç dostane olduğunu düşünmüyorum...

Ateş Erez'i ayağa kaldırdı.

"Bence biz biraz abi kardeş konuşalım." Dişlerini sıkarak konuşmasına devam etti.

"Değil mi Erezciğim!" Erez sertçe yutkundu ve sırıttı.

"Konuşalım abiciğim."

Bu çocuk harbi iflah olmazdı...

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

"Ne oluyorsa hep bu nesilde var! Bir uslu duramıyorsunuz!" Gülmemek için yanağımı ısırırken aynı zamanda tuvalete nasıl gidebilirim onu düşünüyordum.

"X kuşağımı Y kuşağımı artık ne haltsa bu ülkenin başına hep sizin yüzünüzden bunlar geliyor! Uslu uslu durup İstiklal Marşı'nı okuyamıyorsunuz!"

12. sınıfız ya biz hani...

Gülmemi daha da durdurmaya çalışırken altıma sıçmamak için zor duruyordum.

Ay yok valla işicem şuraya!

Elimi havaya kaldırarak Ozan hocanın beni görmesini sağladım.

"Hocam haklısınız, ne oluyorsa hep bizim yüzümüzden oluyor. Hatta o kadar haklısınız ki söyleyecek söz bulamıyorum ama ben bir tuvalete gitsem?" Sınıftakiler çaktırmadan gülerken Ozan hoca sinirden kızarmış yüzüyle bana bakıyordu.

Ozan hoca öfkeyle işaret parmağını kapıya doğrulttu.

"Çık git sınıfımdan hadsiz!"

E altıma mı edeyim hocam?

"Hocam şuraya mı işeyim? Ben niye hadsiz oldum şimdi?"

"Çık sınıfımdan!" Hocanın bağırmasıyla irkildim.

"Peki hocam." Uslu uslu sınıftan çıktım.

Ben niye her Allah'ın günü sınıftan kovuluyorum lan?

Bunları düşüne düşüne tuvalete girdim ve işlerimi hallettim. Kabinden çıkıp ellerimi yıkadıktan sonra telefonumu cebimden çıkarıp saate baktım. İyi, iyi öğlen arasına 10 dakika kalmıştı.

Yaşasın zıkkımlanma!

Nihayet tuvaletten çıktığımda sınıfa doğru yürümeye başladım. Tam koridoru dönmüştüm ki bir bedene çarptım.

İster istemez iki adım geriye sendeledim ve bana çarpan kişiye yani şerefsiz Arda'ya baktım.

Sanki hiçbirşey olmamış gibi yanından geçecekken kolumdan tutup gitmemi engelledi. Kolumu sertçe çektim ve dişlerimi sıkarak ona bakmaya başladım.

"Nereye gidiyorsun sevgilim?" Dediklerine alayla güldüm.

"Ağzın götüne dönmüş ama hala 'sevgilim' diyebiliyorsun. Bunu nasıl yapabiliyorsun? Kaçıncı seviye gurursuzluk bu?" Alayla dediklerime dişlerini sıktı.

"Kes sesini!" Tekrar alayla güldüm ve her ne kadar ondan korksamda bir adım atıp tam dibinde durdum.

"Kessene sesimi." Sakinlikle hatta fısıltıyla dediklerim üzerine Arda da biraz yaklaştı.

Alayla güldü.

"Sonra canın yanar ama." Kaşlarım havaya kalkarken kaşınan avuçlarımı eşofmanıma sürttüm.

O orospu bana bir imada mı bulunmuştu?

Alayla güldüm.

"Dikkat ette sen benim sesimi kesene kadar ben senin başka yerlerini kesmeyeyim." Çenemi dikleştirdim.

"Sonra zırlamanı çekemem."

Arda'nın kaşları iddialıca havaya kalktı. Yüzünü yüzüme daha da yaklaştırdı.

"Deneyelim bence." Dediği şeyle ister istemez irkilirken zil çaldı. Koridor birden gürültüyle dolarken Arda geri çekildi ve ardındansa göz kırptı.

Sertçe yutkundum. O gidene kadar her ne kadar korkumu belli etmemeye çalışsam da nefesimin daraldığını hissediyordum.

Aklıma yine o anılar gelirken ellerimle yüzümü sıvazladım ve derin bir nefes aldım.

"Bir şey yok." Derin bir nefes daha aldım.

"Erez bana söz verdi. O sözlerini tutar." Kendi kendime mırıldanarak tuvalete doğru ilerledim.

İçeriye girip elimi yüzümü yıkadım.

O piç bana hiçbirşey yapamazdı. Hem Erez bana söz vermişti.

Titrek bir nefes aldım ve tuvaletten dışarı çıktım. Sınıfa doğru ilerlerken aklımda hala Arda'nın dedikleri vardı.

Sınıfa girdiğimde sırama doğru ilerledim. Erez ve Can'ın yanından geçerken Erez birden kolumu tuttu.

Ben Erez'e döndüğümde kaşlarını çatmış olduğu gördüm.

"İyi misin sen?" Yutkundum. Gözlerimi istemeden kaçırırken onaylarcasına başımı salladım.

Bu hayatta herkese yalan söyleyebiliyordum. Ama Erez herkes değildi...

Erez aynı yüz ifadesiyle bana bakarken kolumu bıraktı ve Can'a doğru döndü. Bense bu fırsattan yararlanarak sırama oturdum.

Kollarımı sıraya yasladım ve yüzümü kollarıma gömdüm. Arda'nın dediği şey tekrar aklıma gelirken tekrar derin bir nefes aldım.

Yanıma birinin oturduğunu hissedince başımı hafifçe kaldırdım ve oturana baktım. Erez kaşlarını daha deminki gibi çatmış bana bakıyordu.

Nedenini bilmediğim bir şekilde suçluluk duyarken doğruldum. Bakışlarımı Erez'den kaçırırken o çenemden tutup yüzümü kendisine çevirdi. Yüzünü yüzümün hemen dibinde görünce yutkundum.

Ben suçlulukla yine bakışlarımı kaçırırken o hala bana bakıyordu.

"Kayra." Gözlerimi onunkilerle buluşturdum.

"Bana yalan söyleme güzelim." Sertçe yutkundum. Erez yüzünü yüzüme daha da yaklaştırarak yanağımı öptü.

"Anlat bakalım noldu?" Tamamen geri çekilip çenemdeki elini de çekince bakışlarımı ellerime diktim.

"Arda'yı gördüm yine." Erez kaşlarını çattı.

"Pis pis imalarda bulundu." Kaçamak bakışlarla ona baktım. Sinirden olsa gerek elleri yumruk olmuştu.

Birkaç saniyeliğine gözlerini kapadı ardındansa açtı.

"O piç sana dokunamaz. Ben yanındayken bir metre fazla bile yaklaşamaz." Masum masum yüzüne baktım.

"Yaklaşamaz öyle değil mi?" Erez başını salladı ardındansa gülümsedi. Yüzünü yüzüme yaklaştırdı.

"Buna izin vermem." Birkaç saniye dudaklarıma baktı.

"Öpeyim mi bir tane?" İster istemez güldüm. Bakışlarını dudaklarımdan ayırmadan tekrar konuştu.

"Bu evet demek mi?" Sırıtarak başımı 'hayır' anlamında salladım. Erez bakışlarını dudaklarımdan ayırıp gözlerime baktı. Aynı zamanda kaşları da çatılmıştı.

"Ne demek hayır?" Omuz silktim ve dudaklarımı büzdüm.

"Hayır işte." Erez üzgünce bana baktı.

"Öpmeyim mi?" Ayağa kalktım ve sınıf kapısına doğru ilerledim.

"Bilemiyorum artık." Sınıftan çıkıp kantine doğru ilerledim.

Erez'in beni öpmesi sorun değildi ama alışamıyordum işte...

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

"Pışt." Erez'e doğru fısıldadığımda Erez bana döndü.

"Noldu?" Kollarımı karnıma biraz daha bastırdım.

"Ceketini verir misin?"

Kötü bir haber; büyün ihtimalle regl olmuştum ve benim acilen tuvalete gitmem lazımdı.

Ve bilin bakalım ders kimindi?

Matematikçiye çaktırmadan ters bir bakış atıp yine Erez'e döndüm.

Erez karnıma kısa bir bakış attı ardındansa olayı anlamış olacak ki ceketini çıkarıp bana verdi.

Ceketi görünmeyecek şekilde üzerime geçirdim ve elimi kaldırıp matematikçinin dikkatini çektim.

"En sevdiğim hocam olan matematikçim. Acaba tuvalete gitme şansın yüzde kaç?" Matematik hocası bana kısa bir bakış atıp tahtaya geri döndü.

"Okulun bitmesine az kaldı. Gidemezsin." Hayal kırıklığıyla hocaya baktım.

"Hocam yapmayın." İsyankar sesime omuz silkti.

Lan manyak karı zaten karnım ağrıyor beni uğraştırma!

"Yaptım bile. Şimdi sus yoksa sözlüne sıfır girerim." İster istemez geri yerime oturdum ama bu çok uzun sürmedi. Aklıma gelen dahiyene fikirle ayağa kalktım.

"Sevgi en sevdiğim hocam. Lütfen tuvalete gideyim." Hoca derin bir nefes aldı.

"Sözlüne sıfır veriyorum Kayra."

Anam halleder siktir et.

"Yani bu tuvalete gidebilirim demek mi?" Hoca derin bir iç çekti.

"Git Kayra git." Zaferle gülümsedim ve sınıftan çıktım.

Hızlı adımlarla tuvalete girdim ve işlerimi hallettim.

Allah'tan beyaz pantolon giydiğimde olmadı. Buna da şükür öyle değil mi?

Ellerimi yıkayıp ceketi belime bağladım. Düşündüğümden çok bulaşmıştı.

Tuvaletten çıktım ve koridorda dolanmaya başladım.

Valla hiç derse giremezdim kusura bakmayın.

Telefonu elime aldım ve saate baktım. İyi ya çok yoktu.

Tabii canım 20 dakikacık. Çok değil.

Erez'e spor salonuna gelmesini gelirkende çantamı getirmesini mesaj olarak yazdım.

Sevgilim değil mi amk. Getirsin bi zahmet.

Spor salonuna girip beklemeye başladım.

Burası da amma da sessizmiş. Ders falan da mı yok yaw?

Sıkıntıdan ayaklarımı ileri geri sallamaya başladığımda yanıma biri oturdu. Oturanın kim olduğuna baktığımda Arda olduğunu gördüm.

Kaşlarım kendiliğinden çatılırken istemeden de olsa biraz gerilmiştim.

Elini uzatıp saç tutamlarımdan birini arkaya atacağı sırada geri çekildim.

"Ne istiyorsun?" Sesim bir buz dağını aratmayacak kadar soğuktu.

Arda güldü.

"Sevgilim olmanı." Alayla güldüm ve yüzlerimiz arasındaki mesafeyi azalttım.

"Bak bakayım bende salaklarla takılacak tip var mı?"

Arda'da alayla güldü ve bana biraz daha yaklaştı.

"Ya benimle sevgili olursun ya da benimle sevgili olursun. Bundan kaçışın yok Soylu." Sakince dedikleri üzerine yumruklarımı sıktım.

"Hadi ya. Naparsın peki? Önceki gibi zorla öpmeye mi kalkarsın?" Dişlerimi sıkarak dediklerime Arda güldü. Yüzüme biraz daha yaklaşırken konuştu.

"Emin ol bu sefer sadece öpmekle kalmayacağım." Elini yüzüme doğru uzattığında hızla geri çekildim.

Bedenim istemeden daha da gerilirken nefeslerim de sıklaşmaya başlamıştı.

Korkumu belli etmemeye çalışarak bağırdım.

"Haddini aşma Uysal!" Arda güldü ve biraz daha bana doğru kaydı. Ben panikle ayağa kalkarken oda benimle beraber kalktı.

Nefesim kesilmeye başlayınca hızla spor salonunun çıkışına doğru yöneldim ama Arda kolumu tutarak sırtımı duvara yasladı.

"Benden kaçışın yok. Bence biraz sakin olmalısın." Yüzlerimiz arasındaki mesafeyi en aza indirirken kesik kesik nefes aldım.

Bu müdür kameralarla ne halt yiyordu!

Ellerimi Arda'nın göğsüne koyarak onu sertçe ittirdim.

"Yaklaşma bana!" Kendimi hem sakin olmaya hemde pratik düşünmeye zorluyordum.

"Hadi ama güzelim. Aramızda kalıcak ufak bir sır sadece." Bana doğru gelmeye başlayınca bende kapıya doğru gerilemeye başladım.

Ona arkamı dönmek istemiyordum...

Arda adımlarını hızlandırıp aramızdaki mesafeyi kapatmaya başlayınca bende adımlarımı hızlandırdım.

Boğulduğumu hissederken sertçe yutkundum.

Bu böyle olmayacaktı.

Arkamı dönüp koşmaya başladığımda birine çarptım. Çarptığım kişi kollarını anında bana dolarken kendimi ondan kurtarmaya çalıştım.

Artık tamamen boğulduğumu hissederken duyduğum sesle tepinmeyi bıraktım.

"Benim!"

Kollarımı direk Erez'in beline doladım. Erez ise başını boynuma gömüp belimdeki elleriyle belimi okşamaya başladı.

Yandan Yiğit'in Arda'nın üzerine atladığını gördüm ama umursamadım.

Alnımı Erez'in göğsüne yasladım.

Sikeyim! Nefes alamıyordum!

"E-Erez." Zorlukla dediklerime karşılık Erez boynumu öptü.

"Sakin ol." Bir öpücük daha kondurdu.

"Ben yanındayım." Bedenim kendiliğinden gevşerken sertçe yutkundum. Başımı yukarı kaldırıp nefes almaya çalıştığımda ise Erez boynumu yine öptü ve yüzünü boynuma gömdü.

Nefeslerim tekrar düzene girmeye başladığında başımı göğsüne gömdüm.

Titrek bir nefes aldığımda Erez geri çekildi. Bende başımı kaldırıp ona baktım. Endişeyle bana bakıyordu. Arkamdan Arda'ya bakıp tekrar bana döndü.

"O piç sana dokundu mu?" Başımı 'hayır' anlamında salladığımda Erez derin bir nefes verdi. Rahatlamışa benziyordu.

Erez yüzünü benimkine yaklaştırıp anlını anlıma yasladı. Belimdeki elinden birini de yanağıma koyunca sertçe yutkundum.

Erez'i seviyordum ama bu tarz şeylere daha hazır değildim...

Erez bunu biliyor olacakki dudaklarını dudaklarıma saliselik bastırıp geri çekti ve yüzünü geri boynuma gömdü.

"Çok korktum." Boğuk çıkan sesine aldırmadan bende yüzümü boynuna gömdüm.

Normal miydi bilmiyordum ama şu an kendimi acayip huzurlu hissediyordum.

"Erez."

"Hm?"

"Seni seviyorum."

Bölüm sonu

16 yorum