İçeriğe geç

Soylu Ailesi / Gerçek ailem

Bölüm 55 · 11 dk okuma

Soylu Ailesi / Gerçek ailem

Bölüm 55

34. Bölüm.

İyi okumalar...

Yorum ve tahminleriniz alayımm.

__________________________________________________

"Evet Kayra. Ödevin nerde?" Gıcık matematikçiye döndüm.

Bu kadın gerçekten kördü.

"Masada ya hocam." Hoca bana inanamayarak baktı.

"Ben sana 1550 soru demiştim Kayra." Anlamayarak hocaya baktım.

"E masada ya hocam?" Hoca gözlerini devirdi.

"1549 soru var burda." Kaşlarım istemsizce yukarı kalktı.

Bu manyak karı soruları mı saymıştı?

"1 sorudan birşey olmaz diye düşünüyorum?"

Lan son tenefüse kadar bunu çözdüm ben!

Hoca onaylamazca bana baktı.

"Sözlüne sıfır giriyorum Kayra."

"Yuh! Bir soru yüzünden mi?" Konuşma tarzımdan olsa gerek yüzünü buruşturdu.

"Evet, bir soru yüzünden."

"Hocam yapmayın!" Hoca arkasını döndü ve yürümeye başladı.

"Yaptım bile."

O testler var ya hocam... Anladınız siz.

Ben sinirle hocanın arkasından bakarken Erez sırtımı sıvazladı.

"Seneye yaparsın sende." Ona ters bir bakış attım.

"Saol ya. Çok moral verdin." Erez sırıttı.

"Biliyorum." Ofladım.

"En azından ders beden." Dediğim şeyle Erez güldü bense omuz silktim.

"Küçük şeylerle mutlu olmayı bilmeliyiz bence." Erez başını salladı.

"Sınıfta kalsan bile." Göz devirdim.

"Ben hocam olmayan müdürüm ile konuşurum." Spor salonuna doğru ilerledim. Nihayet spor salonuna geldiğimizde sırıtarak Erez'e baktım.

"Sen basketbol takımına girmiştin demi?" Önceki teneffüs hocaya yalvararak takıma girmek istemişti.

Erez de benim gibi sırıttı.

"Evet." Elini havalı bir şekilde saçlarına daldırdı.

İstemeden de olsa güldüm.

"Seni bu boyla nasıl almışlar ya?"

Allah'ım sen affet. Çocuğun boyu 1.87'ydi!

Erez şaşkınca bana baktı. Ardındansa kahkaha attı.

"Napacaklardı Kayra? 1.68 boyunla seni mi alacaklardı?" Kaşlarımı çattım.

1.50 değildim herhalde!

"Bunu bulamayanlarda var Erezciğim." Saçlarımı savurdum.

"Kısasın diye kıskanma canım." Havalı havalı spor salona doğru ilerledim. Erez'in arkamdan homurdandığını duyabiliyordum.

Bu çocukla uğraşmaya bayılıyordum.

Beden hocası yanımıza geldi ve Erez'e döndü.

"Şimdi oynar mısın yoksa haftaya mı?" Bu soruyu yarasından dolayı sormuştu.

"Haftaya oynasın."

"Şimdi oynarım." İkimizin aynı anda dediği şeyle hoca bir bana bir Erez'e baktı.

"Şimdi mi? Sonra mı?"

"Şimdi hocam." Gözlerimi devirdim.

Çocuğum kendine gel senin karnın yarık...

"Tamam birazdan maça başlayacağız, sen hazırlan gel." Hoca arkasını dönüp yanımızdan ayrıldığında kollarımı göğsümde birleştirip gözlerimi kıstım.

"Top sana çarpsın da gör!" Erez güldü.

"Abartma güzelim alt tarafı basketbol oynayacağım." Gözlerimi daha da kıstım.

"Geber Erez!" Erez cıkladı.

"Cık cık cık, hiç öyle şeyler denir mi Kayra hanım." Sırıttı.

"Hem sen bensiz yapamazsın." Gözlerimi devirdim ve arkamı döndüm.

"Sanki sen bensiz yapabilirsin." Basketbol sahasının oraya gittim ve stantta en öne oturdum.

Kısa süre sonra Erez de geldi. Beden hocası maçı başlattı. Yan sınıftakilerle maç yapıyorlardı.

Gözüm sadece Erez'deydi. Yaralı bir şekilde oynamasını istemiyordum. Dikişler tutmuştu ama hala karnına darbe almamalıydı.

Can, Erez'e pas attı. Erez potaya koşup tekrar Can'a pas attı. En azından potaya atmaya çalışmıyordu.

Yanıma oturan kişiyle bakışlarımı oraya çevirdim. Kaşlarım kendiliğinden çatılırken gerildiğimi hissettim. Ama bunu hissettirmedim aksine alayla güldüm.

"Hayırdır? Yine mi tehdit edeceksin?" Arda sırıtarak bana baktı.

"Hayır. Bu sefer anlaşma yapmaya geldim."

Olurrrr. Sonuçta sen bizim peşimize 'bıçaklı' adamlar saldın. Hatta evlenelimmm.

Göz devirdim.

"Ne anlaşması?" Sesim o kadar soğuk çıkmıştı ki ben bile şaşırmıştım. Arda yüzündeki sırıtmayı bozmadan devam etti.

"Sevgilim ol." Ne?

He amına koyayım! Sevgili olak, bak burda ne var? Nah!

Kendimi tutamayarak kahkaha attım.

"Ne demem gerek şu an? Olur, evlenelim falan mı?" Bir kahkaha daha attım. Gülmem bittiğinde ise bu sefer sırıttım.

"Ay burdan bakınca daha da salakmışsın." Arda dişlerini sıktı.

"Sana son bir şans vermiştim Soylu ama sen bu şansı da kaybettin!" Dişlerini sıkarak dediklerine tepki vermedim.

"Ya nolur bana bir şans daha ver Arda." Dudaklarımı büzerek ona baktım.

"Sen bana şans vermezsen ben naparım?" Birden yüz ifademi sildim ve boş boş ona baktım.

"Siktir git. Seni de şansını da istemiyorum." Arda sırıttı.

"Peki sevgilinin bundan haberi var mı?" Anlamayarak ona baktım.

1- Sevgilim kimdi?

2- Neyden haberi var mıydı?

"Neyden bahsediyorsun?" Arda ise hiç beklemeyeceğim bir şey yaptı ve kolumdan tutup beni kendine çekti.

Hayır, beni şaşırtan beni kendisine çekmesi değildi. Dudaklarını dudaklarıma bastırıp beni öpmesiydi!

Ben daha ne olduğunu anlayamadan Arda geri çekildi.

Ne yani bu şerefsiz dudağını dudağıma saliselik bastırıp burdan siktir olup gidebileceğini mi sanıyordu?

"Lan!" Öfkeyle ayağa kalktım.

Tiksiniyorum böyle insanlardan. Hepsinden nefret ediyorum...

Tam yumruğumu onun yüzüne yapıştıracağım sırada biri benden önce davrandı.

Arda yumruğun etkisiyle yere düşerken ben onun üzerine çıkıp onu ölesiye yumruklayana bakıyordum.

Ben şok içinde ikiliye bakarken Arda'nın kan olmuş suratını görünce kendime geldim.

"Erez dur!" Erez'i tutmaya çalışarak bağırdım.

"Erez bayıldı zaten dursana!" Öyle bir yumrukluyordu ki bu gidişle onu öldürecekti!

Kolumdan çekilmemle o yana döndüm. Yiğit'ti.

"Yiğit ayır şunları!" Ben panikle bağırırken Yiğit çoktan Erez'in yanına gitmişti bile.

Beden hocası hızlı adımlarla yanımıza geldi ve Erez'i kolundan çekerek Arda'nın üzerinden aldı.

"Napıyorsunuz burda!" Erez hala sinirle Arda'ya bakıyordu.

"Bu piç Kayra'yı zorla öptü!" Erez tekrar Arda'nın üzerine atlayacakken hoca onu tuttu.

"Ne!" Yiğit hiddetle bana döndüğünde kolundan tuttum.

"Sonra anlatırım." Yiğit öfkeyle bana bakıyordu ama biliyordum öfkesi bana değildi.

"Hayır, hemen şimdi anlatıyorsun! Arda seni zorla öptü mü öpmedi mi?!" Yiğit hiddetle bağırınca irkildim.

Tövbe estağfirullah bu nasıl ses lan?

Yiğit aynı bakışlarla bana bakınca yutkundum ve ardındansa bakışlarımı kaçırdım.

"Kayra cevap versene!" Genzimi temizledim.

"Öptü." Sesim o kadar kısık çıkmıştı ki duyduğundan şüpheliydim.

Yiğit hızla arkasına döndü ve yerdeki Arda'nın üzerine çıktı. O da aynı Erez gibi ölesiye yumruklarken ben olayın yeni farkına varmıştım.

Arda beni öpmüştü...

Zorlukla yutkunurken iki adım geri gittim.

Bu gün öptüyse yarın ne yapardı ki?

Nefes alışlarım hızlanınca tekrar sertçe yutkundum.

Murat da öyleydi. İlk sözlü olarak taciz etmemiş miydi?

Derin derin nefesler alarak sakinleşmeye çalıştım.

Hayır o bana dokunamazdı. Birkere Erez vardı öyle değil mi? O söz vermişti. Erez sözlerini tutardı.

Bileklerimde hissettiğim baskıyla başımı kaldırıp kim olduğuna baktım.

"Kayra iyi misin güzelim?" Erez'in omzunun arkasından Yiğit'e baktım. Hala Arda'yı yumrukluyordu. Beden hocası ise onu kaldırmaya çalışıyordu.

Bakışlarımı tekrardan Erez'e çevirdim. Hala zorlukla nefes almaya çalışıyorum.

"Erez." Duraksadım. O ise endişeyle bana bakıyordu.

"Efendim?" Yutkundum ve tekrar Arda'ya baktım.

"Bu gün öptüyse yarın-" Erez lafımı kesti.

"Ben varken sana hiçbirşey yapamaz!" Öfkeyle dedikleri üzerine bakışlarımı ona çevirdim.

"Yapamaz öyle değil mi?" Masumca dediklerime karşın Erez'in öfkesi birden söndü.

"Yapamaz tabii ki." Sesi oldukça ılımlı çıkmıştı. Burukça gülümsedi ve çenemden tutarak yüzüme eğildi.

"Ben senin yanında oldukça dokunamaz bile." Birkaç saniye dudaklarıma baktı sonra da yutkundu.

Bakışlarını geri gözlerime çevirdi ve çenemi bıralarak geri çekildi.

"Sen bu gün Yiğit'le eve git tamam mı?" Başımı küçük bir çocuk gibi salladım.

Erez, Yiğit ve beden hocasının yanına gitti ve Yiğit'in kulağına birşeyler fısıldadı. Ne dedi bilmiyordum ama Yiğit ilk duraksadı ardındansa arkasına dönüp bana baktı en sonunda da ayağa kalkıp yanıma geldi.

Ben ne yapacağını merakla beklerken o kollarını bana doladı.

"Özür dilerim." Fısıldadığı şeye aldırmadan bende kollarımı ona doladım.

"Eve gidelim." Benden ayrılmadan başını salladı.

"Gidelim."

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Yatağımda yatmış duvara bakıyordum. Erez okuldan sonra ne beni aramış ne de aramalarıma yanıt vermişti.

Mesajda atmıştım ama bakmamıştı ve üstelik saat şu an 9'du! Hemde akşam 9!

Okuldan çıkalı neredeyse 6-7 saat olmuştu ama Erez bana cevap vermemişti. Bu da benim endişelenmeme neden oluyordu.

Ofladım ve ayağa kalktım. Okuldan geldiğimde kendimi direk yatağa atmıştım bu yüzden de hala formayla duruyordum.

Üzerime siyah şort ve beyaz baskılı tişört giydim. Henüz mayısta olmamıza rağmen hava sıcaktı.

Üzerimi değiştirdikten sonra çok sıkıldığım için aşağıya indim.

Salona girdiğimde herkesin tam takır burada olduğunu gördüm.

Sessizce tekli koltuğa yani yerime oturdum. Aklım hala Erez'deydi.

Neden hala haber vermemişti ki?

Telefonumdan saate baktım. Sadece 10 dakika geçtiğini görünce istemeden göz devirdim.

"Bir sorun mu var Kayra?" Babamın yönelttiği soruyla ona döndüm.

"Ben sınıfta kaldım." Birden dediğim şeyle herkes bana döndü.

Ne? Gidip para falan versinler. Ben birdaha 12. sınıfı okuyamazdım!

"Nasıl yani?" Poyraz'ın dediği şeyle masumca sırıttım.

"Şimdi şöyle ki 1550 soru çözmedim diye sözlüm 0 ve yazılımda kopya muamelesi görüldüğü için 0. Kısacası sınıfta kaldım." Deniz dediklerime güldü.

"Niye sorunu çözmedin peki?" Gözlerimi devirdim.

Şerefsiz matematikçi!

"1549 soru çözdüm. Ama hoca kabul etmedi." Emin kahkaha attı.

"O bir soru niye çözülmedi küçük hanım?" Babamın dediğine göz devirdim.

"Yanlış saymışım." Bu sefer de Ateş güldü.

"Tamam ben hocanla konuşurum. 50 ile geçirir seni." Hızla anneme döndüm.

"Valla mı?" Annem başını salladı.

"Favori insanım benim ya! Aşksın sen aşk!" Anneme öpücük attıktan sonra cebimden telefonumu çıkardım.

"Bir keyif Pubg'u oynayım bari." Herkes halime gülerken telefonumun çalmasıyla duraksadım.

Nihayet Erez hazretleri bizi hatırlamıştı!

Telefonu açıp kulağıma götürdüm.

"Alo?" Telefonun karşısından Erez'in sesini duydum.

"Kayra." Kaşlarımı çattım. Sesi biraz garip gelmişti.

"Erez?" Aile bireylerim hızla bana döndü.

Hoperlöre alayım isterseniz?

"Sahilin ordayım." Biraz duraksadı.

"Gelebilir misin? Birşey konuşmamız lazım." Görmeyeceğini bilsemde başımı salladım.

"Gelirim. 5 dakikadan ordayım." Telefonu kapatıp cebime koydum.

"Annelerin en güzeli ben acaba Erez'le sahile gidebilir miyim?" Annem hariç hepsi cevap verdi.

"Bu saatte mi?"

Yok yarın.

Annem onlara aldırmadan başını salladı.

"Tabii ki. Ama geç kalmak yok." Abilerim babamla beraber hışımla anneme döndü.

"Tamam." Elimle kalp yaptım ve öpücük attım.

"Seviliyorsun."

Yalakalık? Ben? Yapmak? Yok canım daha neler...

Evden çıkıp yoldan geçen bir taksiyi durdurdum ve bindim.

"Abi sahile sürebilir misin?" Adam başını salladı.

"Tabii." Yol boyunca başımı cama yasladım ve dışarıyı izledim.

Sahile vardığımızda ise taksimetredeki kadar parayı verdim ve arabadan indim. Taksi geldiği yoldan gidip gözden kaybolduğunda ben ise banklardan birinde oturan Erez'in yanına oturdum.

Oturmamla Erez birkaç saniye bana baktı ardından da gözlerini kaçırdı. Aramızda kısa bir sessizlik oldu.

Sessizliği bozan şeyse Erez'in elini saçlarına daldırıp dağıtması ve oflamasıydı.

Başını kaldırıp bana baktı ardındansa bankta tamamen bana döndü.

"Kayra." Tekrar duraksadı.

Bende tamamen ona döndüm. Erez yine saçlarını dağıttı.

"Kayra ben çok düşündüm." Kaşlarımı çattım ve konuşmasını devam ettirmesini bekledim.

"Ben ilk başlarda inkar ettim, reddettim ama artık bu gerçekten kaçamıyorum. Duygularımı daha fazla saklayamıyorum." Çaresizce bana baktı. Ardındansa panikle ekledi.

"Gerçekten bastırmaya çalıştım. Denedim ama yapamadım. Ben bastırmaya çalıştıkça o daha da büyüdü sanki." Duraksadı tekrar saçlarını dağıttı ve bir süre gözlerime baktı.

"Kayra ben sanırım sana aşık oldum." Duraksadım.

Ne?

Son zamanların aklıma gelmesiyle yutkundum.

Dudaklarıma bu yüzden mi bakıyordu yani?

Davranışlarını ve benden kaçmasını düşündüm.

Sırf bu yüzden benden uzak durmuştu. Beni sıkmak, aynı şeyleri yaşatmak istememişti.

"Ben duygularımdan tam olarak emin değildim. Bir hoşlantı olduğunu sanıyordum." Yutkundu.

"Ama bu gün emin oldum. Arda seni öptüğünde gözüm döndü." Bir süre gözlerime baktı.

"Seni kıskandım." Suçluymuş gibi gözlerini kaçırdı.

Ama kalp kimi seveceğini seçemezdi ki.

Erez'e kızmıyordum. Böyle şeyler olabilirdi.

Ellerimi uzatıp Erez'in ellerini tuttum.

"Erez, böyle şeyler olabilir." Ne diyeceğimi bilemiyordum.

"Hayır Kayra olamaz. Sen benim en iyi arkadaşımsın. Senden hoşlanamam veya aşık olamam ben." Gözlerime baktı.

"Sen benim kız kardeşim gibiydin. Böyle olmamalıydı." Başımı iki yana salladım.

"Ama bu senin suçun değil ki. Bunu isteyerek seçmiyorsun."

"Sorunda bu işte. Bunu kontrol edemiyorum." Dudaklarını yaladı.

"Ben seni incitmek istemiyorum." Yutkundum. Ne diyeceğimi gerçekten bilemiyordum.

Başımı eğdim ve gözlerimi ellerimize diktim.

Ne diyebilirdim ki?

Erez ellerimizi ayırdı ve çenemden tutarak başımı yukarı kaldırdı. Yüzünü yüzüme yaklaştırınca istemeden nefesim kesildi.

Bakışları dudaklarıma kaydı ve birkaç saniye dudaklarıma baktı. Gözlerini yine gözlerime diktiğinde ise konuştu.

"Şu an bile seni deli gibi öpmek istiyorum." Sesi sadece benim duyabileceğim bir tonda çıkmıştı.

Çaresizce ona bakarken o tekrar dudaklarıma baktı. Gözlerinin saniyeler içerisinde koyulaşmasını izledim. Bakışlarını dudaklarımdan ayırmadan konuştu.

"Seni bir kere öpebilir miyim?" Sorduğu soruyla gerildim. Ama bu gerilme sadece fiziksel olarak oldu.

Ben Erez'i seviyordum ve ona değer veriyordum. Bana aşık olması birşeyi değiştirmezdi. Aynı zamanda da onu iyi tanıyordum. Erez bana zarar vermezdi.

Erez yüzünü yüzüme biraz daha yaklaştırdı. Burnunun burnuma sürtmesiyle yutkundum.

Nefes alışverişlerim istemeden hızlanırken Erez'in çenemdeki eli yanağıma kaydı.

Onu reddetmek istemiyordum ama aynı zamanda da korkuyordum...

Nefesim daha da kesildiğinde Erez dudaklarını dudaklarıma değdirdi. Bedenimin titrediğini hissediyordum. Sertçe yutkundum.

Erez dudaklarını hareket ettirip beni öpmeye başladığında gözlerimi sımsıkı kapadım.

Ben canımın yanmasını belki de öncekiler gibi olmasını bekledim ama öyle olmadı. Bedenim yavaş yavaş gevşedi.

Erez dudaklarını dudaklarımdan ayırdı. Ben içime kesik kesik nefesler çekerken panikle bana baktı.

"Sikeyim!" Kendi kendine mırıldanmıştı ama duymuştum.

"Kayra ben özür dilerim! İstemeden kendimi kaybettim!" Hızla benden uzaklaştı.

"Allah belamı versin!" Ellerini panikle uzattı ama bana dokunmadı.

Bu seferse kendi kendine konuştu.

"Siktir! Naptım ben!" Ayağa kalkıp ellerini saçlarına geçirdi. Endişeyle bana bakıyordu.

"Ben, bilerek olmadı!" Derin bir nefes verdi ve elleriyle yüzünü sıvazladı.

"Sikeyim! Ben gitsem iyi olucak!" O arkasını dönüp hızlı adımlarla ilerlerken benim düşündüğüm şey az önce yaşananlardı.

İlk defa birinin beni öpmesinden tiksinmemiştim.

Beni öpmesi midemi bulandırmamış yada beni iğrendirmemişti.

Beni öpmesi hoşuma gitmişti...

Yavaş yavaş olanları kavradığımda bende ayağa kalktım.

Ne yani? Ben Erez'den hoşlanıyor muydum?

"Erez!" Arkasından bağırdığımda durdu ve bana döndü.

Pişmanlıkla bana bakıyordu. Yutkundum. Bakışlarımı kaçırarak konuştum.

"Beni bir kere daha öper misin?" Sesim öncekine kıyasla kısık çıkmıştı ama duymuştu.

"Ne?" Erez şaşkınlıkla bana bakarken ben kaçamak bakışlarla ona baktım.

"İlk defa birinin beni öpmesi hoşuma gitti."

"Ne!?" Ama bu ses ona ait değildi.

Bu ses Poyraz'ın sesiydi...

Bölüm sonu

37 yorum