İyi okumalar...
Yorum ve tahminleriniz alayımm.
________________________________________________
Erez Kaya'dan...
Yüzüme yediğim yumrukla bende karşıya bir yumruk attım. Adam gerilerken hızla arkama döndüm ve Yiğit'e yaklaşan adama vurdum.
"Kayra!" Yiğit'in bağırmasıyla bende onun baktığı yöne baktım.
Kayra boğulmaktan korkardı...
Kaşlarım kendiliğinden çatılırken yediğim yumrukla kendime geldim.
Karşımdaki adamı boşverip oraya doğru ilerleyeceğim sırada yarama yediğim tekmeyle sendeleyip yere düştüm.
Siktir!
Kesik kesik nefesler alırken elimi yarama bastırdım ve başımı zorlukla kaldırıp Kayra'ya baktım.
Bakışlarımı Yiğit'e çevirdiğimde üç kişiye tek dövüştüğünü gördüm.
Zorlukla ayağa kalktım ve denize doğru ilerleyip düşünmeden atladım.
Gözlerimi araladığımda etrafıma bakındım ve Kayra'yı aradım. Tuzlu su gözümü yaksada umursamadım.
Gözlerim nihayet Kayra'ya değince hızla oraya doğru yüzdüm.Yaramı aldırmamaya çalışarak ellerimi beline doladım ve onu kendimle beraber yukarı çıkarttım.
Kayra anında öksürerek kollarını boynuma doladığında aynı zamanda bacaklarını da belime dolamıştı.
"E-Erez." Kayra titreyen sesiyle konuştuğunda dikkatimi ona verdim.
"Güzelim?" Her ne kadar zorlasam da sesimin acı dolu çıkmasına engel olamamıştım. Kayra'nın bacakları yarama baskı yapıyor ve beni zorluyordu.
Zorlukla yüzmeme aldırmadan Kayra'nın beline kollarımı daha da doladım. Kayra biraz daha öksürdü.
"Erez h-her yer su." Ağlamaklı çıkan sesiyle bakışlarım dudaklarına kaydı.
Sikeyim! Annemle konuştuktan sonra kendimi çoğu kez dudaklarına bakarken buluyordum!
Bakışlarımı direk gözlerine çıkardım. Panikle etrafa bakıyordu. Baş parmağımla belini okşamaya başladım.
"Şşh bana bak." Kayra gözlerini bana çevirince canımın yanmasına rağmen gülümsedim.
"Sen sadece bacaklarını belime daha sıkı dola ve beni sakın bırakma tamam mı?"
Her ne kadar canım yansada güvende hissetmesini istiyordum.
Kayra başıyla beni onayladı, o dediklerimi yaparken ben kıyıya doğru yüzmeye başladım.
"Yiğit!" Yiğit'e seslendiğimde anında bana döndü.
"Kayra!" Belime giren sancıyla yüzümü buruşturdum.
Kıyıya varınca beton duvara tutunup ağırlığımı oraya verdim. Ne Kayra'yı kıyıya bırakacak ne de kendimi yukarı çıkaracak gücü kendimde bulamıyordum.
Yiğit adamları umursamadan bize doğru geldi.
"Kayra'yı al sen." Sesim oldukça güçsüz çıkmıştı.
Yiğit Kayra'ya uzandığında Kayra kollarını ve bacaklarını sıkılaştırdı. Belime uyguladığı baskı yüzünden istemeden inlerken başımı Kayra'nın boynuna gömdüm.
Kesik kesik nefes alırken Kayra'nın bacaklarını gevşettiğini hissettim.
"E-Erez." Panikle çıkan sesini umursamayıp başımı daha boynuna gömdüm. Yaram yanmaya başlamıştı.
"Erez iyi misin?" Kayra panikle kollarını da benden çekerken tekrar denize düşmesin diye kollarımı sıkılaştırdım. Konuşacak hali kendimde hissetmiyordum. Dişlerimi sıktım.
Kayra halimi fark etmiş olacak ki Yiğit'e döndü.
"Yiğit ilk Erez'i al." Kesik kesik nefes alırken başımı iki yana salladım. Başımı yukarı kaldırıp Yiğit'e baktım. Adamlar çoktan gitmişlerdi.
Kayra tek eliyle Yiğit'in elini tuttu öbür kolunu ise boynuma dolayarak başımı boynuna daha da çok gömdü.
İster istemez kısıkça inlerken kulağıma yaklaşıp fıldadı.
"Kollarını belime dola." Sesi hem panik dolu hemde soğukkanlı çıkıyordu.
Daha fazla direnmeye halim olmadığı için dediğini yaptım. Yiğit'in denize girdiğini gördüğümde kısa süreli oraya baktım.
Yiğit yanımıza geldi.
"Erez sen betona tutun." Kollarımı Kayra'nın belinden çekip zorlukla betona tutundum. Yiğit ise Kayra'yı denizden çıkarıp betonun üzerine oturttu.
Yiğit'te denizden çıktı ve yukarıdan kollarımı tutup beni de çıkarttı. Yerde cenin pozisyonunda yattım ve kollarımı belime doladım.
Hissettiğim sıvıyla küfrederken Kayra yanıma geldi.
"Yiğit çabuk ambulansı ara!" Elini yarama bastırmasıyla inledim. Başımı tutup dizlerine koydu ve diğer eliyle de saçımı okşamaya başladı.
"Ben yanındayım Erez. Birşey olmayacak tamam mı?" Daha çok kendine der gibiydi.
Başımı halsizce 'tamam' anlamında salladım. Elini yarama daha da bastırdığında elini tutup çekmeye çalıştım. Çok bastırıyordu.
"Kan kaybediyorsun." Daha da bastırdığında gözlerimi yumdum.
Sık sık nefes alırken Kayra'nın nefesinin de sıklaştığını farkettim.
"Kayra." Zorlukla konuştuğumda bakışlarını bana çevirdi. Yaramın sızlamasıyla yüzümü buruşturdum.
"Güzelim ben iyiyim. Sadece dikiş patladı o kadar." Kayra titrek bir nefes aldı.
"E-Erez benim yüz-" Lafını kestim.
"Senin yüzünden değil." Bir süre öylece gözlerine baktım. Ambulansın sesini duyduğumda ise bakışlarım oraya döndü.
Sağlıkçılar buraya doğru gelirken son kez Kayra'ya döndüm.
"İyi olacağım. Söz veriyorum."
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Gözlerimi araladığımda gördüğüm beyaz ışıktan dolayı yüzümü buruşturdum. Birtakım sesler duyuyordum ama pek algılayabildiğim söylenemezdi.
"Erez! Uyandı! Ateş'i çağırın çabuk!" Gözlerimi tamamen aralayabildiğimde bir odada olduğumuzu gördüm.
Annem ve abim dolu gözlerle bana bakarken Kayra'yı ve ailesini de gördüm.
Zorlukla yutkunduğumda Kayra gelip elimi tuttu.
"İyi misin?" Endişeyle sorduğu soruyla gülümsedim.
"İyiyim." Sesim biraz boğuk çıktığında annem koluma vurdu.
Ben şok içinde ona bakarken beni azarlamaya başladı.
"Aklım çıktı senin yüzünden!" Bu sefer kolumu cimciklediğinde öbür elimle kolumu sıvazladım.
"Anne ya." Annem işaret parmağını bana doğrulttu.
"Evde görüşeceğiz seninle!" Abim arkadan pis pis sırıtırken gözlerimi devirdim. Abim birden ciddileşti.
"Gözlerini devirme karnı yarık." Elimle yüzümü sıvazladığımda Yiğit, Emin ve Deniz'in güldüğünü gördüm.
Sanem teyze onlara ters bir bakış attıklarında sustular ama hala bıyık altından hala gülüyorlardı.
"Birşey ister misin?" Kayra'nın sorusuyla ona döndüm.
"Hayır." Bakışlarımı onun üzerinde gezdirdim.
"Sen iyi misin?" Başını onaylarcasına salladığında içeri doktor önlüğüyle Ateş girdi.
"Eveeet." Pis pis sırıtarak bana baktı.
"Hastamızın karnı yarılmış." Odadan kahkahalar yükselirken tekrar göz devirdim.
Abimle Ateş yumruk tokuşturduklarında inanamayarak onlara baktım.
Abi bunu bana yapmış olamazsın...
Satıldığımı anlayınca anneme döndüm.
"Anne ya oğluna birşey desene." Annem omuz silkti.
"Ben karışmam." Ardından gülerek ekledi.
"Karnını yarmadan önce düşünecektin." Abim Ateş'le tekrar gülerken ağlamaklı bir ses çıkardım.
Kendimi camdan atacağım şimdi!
Kayra elimi sıktı ve 'boşver' dercesine bana baktı.
"Durumun iyi. İstersen şimdi taburcu olabilirsin. Ama dikişler patladığından dolayı bu sefer pek ayakta gezmesen daha iyi olur." Ateş başını anneme çevirdi.
"Tabii siz bilirsiniz ama okula gitmese daha iyi olur gibi."
Sırf Kayra'yla görüşmeyeyim diye yapmadıysa şerefsizim.
Annem hızla başını salladı.
"Merak etmeyin işten izin alırım ben." Kayra başını iki yana salladı.
"İzin almana gerek yok Havva teyze. Ben size gelirim." Annem onaylamayarak Kayra'ya baktı.
"Olmaz kızım. Okula git sen." Kayra da olmaz dercesine anneme baktı.
"Hayatta olmaz. Zaten birnevi benim yüzümden oldu. Konularda bitti zaten. Her gün gelirim ben." Bu sefer onaylamayarak bakan ise Kayra'nın abileriydi.
"Olmaz!" Beşinin aynı anda dediği şeye sırıttım.
Sırf sizi sinir etmek için bile olurdu.
Kayra kaşlarını çattı.
"Size sormadım ben." Sanem teyzeye döndü.
"Anne." Yalvaran gözlerle Sanem teyzeye bakınca Sanem teyze gülümsedi.
"Olur yavrum." Kayra sırıtarak abilerine baktı ve Sanem teyzeye göstermeden kapak çekti.
Annem ve abim bu hallerine alışık oldukleri için tepki vermeselerde abi takımı pek öyle görünmüyordu.
Hepsi sinirli gözlerini bana çevirirken keyifle sırıttım.
Desenize çok eğleneceğiz.
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Kayra Soylu'dan...
"Erez açsana ağzını!"
Dün Erez taburcu olmuştu bu gün ise Havva teyze işte olduğu için ben burdaydım. Eray abi Erez'le dalga geçmiş sonrada arkadaşlarıyla dışarı çıkmıştı.
Aslında Erez'e inat yapmıştı.
"Ya Kayra çorba sevmediğimi biliyorsun!" Uzattığım kaşıktan yine kaçınca göz devirdim ve öbür elimle yanaklarına baskı uygulayarak yüzünü bana çevirdim.
"Yo Koyro ostomoyorom!"
(Ya Kayra istemiyorum!)
Kafasını geriye doğru çekince ayağa kalktım ve kaşığı ağzına götürdüm. Ama işe bakın ki beyefendi ağzını açmıyordu!
"Aç ağzını!" Erez başını iki yana sallayıp koltukta biraz daha geriye gitti.
"Lan açsana ağzını!" İyice çıldırırken dizimi koltuğa koyup iyice ona yaklaştım.
"Erez kaşığı götüne sokmadan aç şu ağzını!" Erez korkuyla bir kaşığa bir bana baktığında kaşığı ağzına biraz daha yaklaştırdım.
Erez sertçe yutkunup ağzını açtı.
Nihayet! Osmanlı, sınır kapısını bu kadar zorlamadı amına koyayım!
Kaşığı ağzına soktuğumda aynı zamanda elimi yanaklarından çekmiştim. Kaşığı çorbaya daldırıp bir kaşık daha aldım.
Kaşığı yavaş hareketlerle Erez'in ağzına götürdüm. Erez ağzını yine açmayınca ofladım.
Vallahi yoruldum lan!
"Erez, canım arkadaşım, aç şu ağzını." Zaten sabahtan beri onunla uğraşıyordum! Ne versem yemiyordu!
"Kayra gerç-" Kaşığı ağzına tıktım. Ben sırıtarak ona bakarken o yüzünü buruşturdu ardındansa ağzındaki çorbayı yuttu.
Bir kaşık daha uzattığımda ise kafasını tekrar geriye çekti. Ofladım.
"Zevk mi alıyorsun beni uğraştırmaktan?" Sedece sırıttığında göz devirdim.
Yine dizimi koltuğa koyup ona doğru eğildim. Tekrardan yanaklarını sıkıştırmak için elimi uzattığımda bileğimden tutup engelledi ve başını 'bu sefer olmaz' dercesine salladı.
Dudaklarımı büzüp küçük emrah bakışları attığımda bakışları birkaç saniye dudaklarımda oyalandı ardından tekrar bana baktı.
Sertçe yutkundu ve ardındansa gülümsedi. Başını yine iki yana salladığında tekrar ofladım.
Kaşığı çorbanın içine bıraktım.
"Erez sıçtırtma ağzına!" Elimi yumruk yapıp havaya kaldırdım.
"Çarparım birtane görürsün!" Erez dudaklarını büzdü ve 'yapamazsın' der gibi baktı.
Ağzına kaşık soktuğum için konuşmuyordu.
Kolumu geri çekmeye çalıştığımda daha sıkı tuttu. Sırıtarak bana bakıyordu.
Ayağımı koltuğa dayayıp kendimi sertçe geriye attım.
Hesaplamadığım şey ise Erez'in de benim üzerime düşmesiydi.
Sırtım koltuğa yaslandı Erez ise tam üstüme düşecekken elini başımın yanına koydu ve yüzlerimiz arasında çok az mesafe kala kendini durdurdu. Öbür eliyle hala bileğimi tutuyordu.
Erez kısıkça inlerken ben panikle doğrulmaya çalıştım.
Tabii rezil bir insan olduğum için Erez'e çarptım...
Dizim Erez'in yarasına hafifçe çarparken Erez elini refleksle yarasına koydu ve üzerime düştü.
"Siktir!" Kendimi tutamayarak küfrettim ve panikle bende Erez'in elinin üzerine elimi koydum.
"Erez iyi misin?!" Kesik kesik nefes aldı ve yüzünü boynuma gömdü.
"Sikeyim ya!" Hafifçe kayarak Erez'i yanıma yatırdım. Elimle elini tutarak yarasından çektim.
"Bastırma." Yüzü hala boynumdayken yine kısıkça inledi.
"Özür dilerim." Elimi saçlarına daldırıp okşamaya başladım. İstemeden gözlerim dolmuştu.
Erez'in canının yanması benimde canımı yakıyordu...
Erez kollarını belime doladı. Hala kesik kesik nefes alıyordu. Öbür elimi yarasına koyup canını yakmadan okşamaya başladım.
"Özür dilerim." İstemeden sesim titrerken Erez geriye çekilip bana baktı.
Şu an nadir üzüldüğüm anlardan biriydi ve bu bana garip hissettirmişti.
Zorlukla yutkunup dudaklarını araladı. Canı hala yanıyor olmalıydı.
"Hayır, özür dileme." Sesi acı dolu çıkmıştı. Gözlerime uzun uzun baktı. Belimdeki eliyle belimi okşamaya başladı.
"Hem seni sinir eden bendim." Belimdeki ellerinden birini çekti ve yanağıma koydu. Burnumu çektim.
Erez Gülümsedi. Yüzünü yüzüme yaklaştırdı ve yanağımı öptü.
"Canımı yakman umrumda değil. Sen üzülme yeter güzelim." Gözümden bir damla yaş gelirken hıçkırdım. Kollarımı boynuna doladım ve bu sefer ben yüzümü boynuna gömdüm.
Hıçkırarak ağlamaya başladığımda Erez saçlarıma bir öpücük kondurdu.
"Yavaş yavaş iyileşiyorsun." Hıçkırdım.
İyide ben iyileşmek istemiyordum...
Boynuma da bir öpücük kondurdu ve kulağıma fısıldadı.
"Ne olursa olsun ben senin yanındayım."






