İyi okumalar...
Kitap hakkında ne düşünüyorsunuzzz.
Yorum ve tahminlerinizi bekliyorumm.
Açıkçası pazarı bekleyemedim...
________________________________________________
Yaw ben kaçırılmadım mı? Niye bir sonraki gün okula gidiyorum?
Sevgili annemi ikna edemediğim için şu an okuldaydım ve maalesef konuyu biliyor hatta soruları gayet güzel çözebiliyor olmama rağmen matematikçiyle bakışıyordum.
Hayır, çıkmak istemiyorum anlamıyor musun?
"Kayra kızım sıra sende." Ofladım ve ayağa kalktım.
Biz niye ilkokul bebeleri gibi sırayla yapıyoz lan? 12. sınıfız 12!
Tahtanın önüne geldiğimde tekrar ofladım. Soru kolay da benim ankastrem var anlarsınız ya.
Çıkıp soruyu hemen çözdüm ve sırama gitmeye yeltendim. Ama altını çizmek istiyorum ki sadece yeltendim.
"Müdüre şu kağıtları verip gelir misin Kayracığım?" Uzattığı kağıtlara kısa bir bakış attım.
Seve seve giderim. Hatta geri gelmesem de olur.
"Veririm." Kağıtları alıp anında sınıfı terk ettiğimde derin bir nefes aldım.
"Allah ne muradınız varsa versin hocam." Kendi kendime mırıldanıp yürümeye başladım.
Müdürün odasının önüne geldiğimde genzimi temizledim ve içeri daldım.
"En sevdiğim ve biricik öğretmenim!"
Yalan! Vallahi de yalan!
Coşkulu sesime karşı müdür göz devirdi.
"Hoşgeldin Kayra geç otur."
Aman aman beni de pek severmiş.
İçeri geçip her zamanki yerime geçtim.
"Evet bu sefer ne oldu beyler?" Hocanın baktığı yere bakınca Arda ve Emir'i gördüm.
Dejavu?
"Hocam Emir daldı bana! Benim bir suçum yoktu!" Arda hiddetle bağırınca göz devirdim.
He amına koyayım. Kantinde de saçma sapan imalar yapan bendim.
"Yalan söylüyor hocam! Nazlı hakkında ileri geri konuştu yine!" Emir öyle öfkeyle söylemişti ki istemeden kendimi Arda için üzülürken bulmuştum.
"Hayır hocam öyle birşey olmadı!" Arda'nın dediklerine göz devirdim ve ayağa kalktım.
"İtiraz ediyorum sayın hakim!" Hiddetle bağırdığımda hemen ardında elimle ağzımı kapattım.
Lan anasını satayım zamanları karıştırdım!
Müdür bana anlamayarak bakarken sevimlice gülümsedim ardındansa yalandan öksürdüm.
"Yani en sevdiğim hocam olan müdürüm demek istediğim şey Arda'nın net yalan söylediği." Müdür bana devam et dercesine baktı.
"Çünkü ben kantinde olan kavgamızda Eren'le olan konuşmasını duymuştum. Nazlı üzerine iddeaya girdiklerini falan söylediler." Arda sinirle bağırdı.
"Yalan söylüyor!" Ona göz devirirken müdüre döndüm.
"Kameralara bakabiliriz bence. Ama tabii siz bilirsiniz sizin işinize karışmak benim ne hadd-" Müdür lafımı kesti.
"Uzatma Kayra. Tamam kameralara bakalım." Müdür bilgisayarına döndü ve birşeylere bakmaya başladı. Bense kalktığım yere geri oturdum.
Arda kötü kötü bana bakarken ona tekrardan göz devirdim ve Emir'e döndüm. Sinirle Arda'ya bakıyordu.
Müdür nihayet tekrar konuştuğunda ona döndüm.
"Kameralara baktım. Kayra doğruyu söylüyor." Arda'ya döndü.
"Sen bu konuda ne demek istersin Arda?" Arda sinirden yumruklarını sıktı.
Müdür gözlüklerini düzeltip Emir'le bana döndü.
"Siz çıkabilirsiniz."
E niye la? Kalsaydık ne güzel.
İstemeye istemeye sınıftan çıktım. Emir'de arkamdan geliyordu.
"Saol." Emir'e döndüm.
"Rica ederim. Ama bil ki senin için yapmadım." Sırıttım.
"Görümcem için yaptım." Emir bana göz devirdi ve arkasına döndü. O kendi sınıfına doğru ilerlerken bende kendi sınıfıma doğru ilerlemeye başladım.
Matematik dersine girmesem mi lan acaba?
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Zilin çalmasıyla kafamı sıradan kaldırdım.
Çok şükür hamd olsun ya Rabb'im.
Ayağa kalktığımda Erez 'hayırdır' der gibi bana baktı.
"Tuvalete gidicem." Onaylarcasına başını salladı.
Sınıftan çıkıp tuvalete doğru yürümeye başladım.
Altıma sıçıcam lan! Hoca inatla yollamadı ya ne diyim!
Tuvalete doğru ilerlerken birden kolumdan çekilmemle kendimi boş bir sınıfta buldum. Sırtım duvara yaslanırken Arda sadece birkaç santim ötemde durdu.
Kaşlarım çatılırken Arda biraz daha eğildi ve yüzlerimiz arasında kısa bir mesafe bıraktı.
Ellerim benden bağımsız yumruk olurken o da benden farksız değildi. Sinirden kıpkırmızı olmuş dişlerini sıkıyordu.
"İkidir işime karışıyorsun Soylu!" Dişlerinin arasından tısladığında yutkundum.
Hayır ondan korkmuyordum da fazla yakındı işte...
Alayla güldüm.
"Doğru, karışıyorum. Ne yapacaksın?" Aramızda sanki dağlar kadar mesafe varmış gibi bende ona doğru yaklaştım.
"Hala beni yaptıklarıma pişman edemedin Arda." Çenemi dikleştirdim.
"Hayırdır? Yoksa korkuyor musun?" Yumruklarını sıkarken bana doğru biraz daha yaklaştı.
Gel ağzıma gir anasını satayım!
"Göreceksin Soylu!" Tekrar alayla güldüm.
"Biraz icraat Uysal." Sinirle geri çekildi ve sınıftan çıktı.
Bunu demek için mi sınıfa çektin lan beni?
Ne değişik insanlar var ya.
Ofladım ve tuvalete doğru adımlamaya başladım.
Altıma sıçacam lan altıma!
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
"İtiraz istemiyorum! Geliyor musunuz yoksa ben tek mi gideyim!" Çıldırtıyorlar lan adamı!
"Ya eve gidelim işte. Ne yapacağız parkta?" Yiğit'e göz devirdim.
Çıkış zili çalmıştı ve biz Erez'le parkta çekirdek kola yapacaktık. Tabii sevgili ailem izin vermemişti ve bende bu yüzden Yiğit'i ikna etmeye çalışıyordum.
"İyi o zaman Emir'e Nazlı'yla olan fotoğraflarını gösteririm bende!" Yiğit panikle bana baktı.
"Tamam lan tamam! Deme birşey!"
Bunların sevgili olması en çok bana yaradı he.
Saçlarımı savurdum ve bahçe kapısına doğru yürümeye başladım.
"Gidelim o zaman." İkisi de arkamdan göz devirip yanıma geldi.
Bunların bir adımı benim üç adımım lan!
Bomboş olan okulda gözlerimi gezdirdim.
Bu salağı ikna edeceğim derken yarım saat geçti amına koyayım!
Anneme parkta olacağımıza dair kısa bir mesaj attım. Parka doğru ilerlerken birden önümüze çıkan Arda ve arkadaşlarıyla durduk.
Te Allah'ım!
Gözlerimi devirirken kollarımı göğsümde birleştirdim.
Arda sırıttı.
"Sana bunun bedelini ödeyeceğini söylemiştim Soylu."
Kaşınan avuçlarımı okul eşofmanıma sürttüm.
Sikerim lan böyle işi!
"Bende sana, bana bir sikim yapamazsın demiştim Uysal!"
Arda da dişlerini sıktı. Bizimkilerin de gerildiğini hissettim.
"Haddini aşıyorsun Soylu!" Alayla güldüm ve ona doğru adımlayıp tam önünde durdum.
"Sen çok mu yerindesin Uysal!" O da bana yaklaştı ve yüzüme doğru eğildi.
"Bence şu an düşünmen gereken şey bu değil." Arkamızdan gelen adım sesleriyle saniyelik arkama döndüm ve gelenlere baktım.
Bunlar Arda'nın arkadaşları olmalıydı çünkü ellerinde sopa, bıçak gibi şeyler vardı.
Bir saniye bir saniye bıçak mı!? Hassiktir! Boşver gururu siktir olup gidelim burdan!
Geri Arda'ya döndüm ve alayla güldüm.
"Bizi gözünde çok büyüttün galiba." Ardındansa yüzüne sert bir yumruk atıp bizimkilere döndüm. Deniz kenarına doğru koşmadan önce dediğim şey ise "Koşun lan! Sikecekler bizi!" oldu.
3'ümüz birden hızla deniz kenarına doğru koşarken arkamızdan sürü gibi geliyorlardı.
"Napıcaz şimdi?" Yiğit'in nefes nefese sorduğu soruya Erez cevap verdi.
"Topuklayacağız!" Hızlı bir şekilde sokağı dönüp deniz kenarına çıktığımızda karşımızdaki adamları görünce anında duraksadık.
"Sıçtık galiba." Mırıldandığım şeye Erez başını salladı.
"Âlâsından hemde." Arda geldi ve yine tam karşında durdu.
Hayır, tanımasam aşık olduğunu düşünücem...
"Şimdi intikamımı alacağım Soylu." Sakince dediği şeyle alayla güldüm.
"Bu kadar zoruna gittiğini belli etmesen keşke."
Sırtımız denize dönük olduğu için köşeye sıkışmıştık. Arda'da alayla güldü.
"Dırdırı kes. Biraz icraat Soylu." Bu gün okulda dediğim şeye gönderme yapmasıyla dişlerimi sıktım.
Kaşınan avuçlarımı eşofmanıma tekrardan sürterken iki adım geri çıktım.
Hızla bacak arasına tekme attım, onun geriye doğru sendelemesinden faydalanıp elmacık kemiğine yumruk attım ve böylece kavgayı başlattım.
Tekrar Arda'ya doğru ilerleyeceğim sırada başkası tarafından karnıma yediğim yumrukla öne doğru eğildim.
Yüzüme doğru atmak üzere olduğu yumruğu tuttum ve bileğini çevirerek arkasına geçtim. Bir saniye bile şüphe etmeden kolunu kırdım ve arkasından tekme atarak yere düşmesini sağladım.
Tam arkama dönmemle yüzüme yediğim yumrukla geriye sendeledim.
Gözüm çıktı amına koyayım!
Patlayan kaşıma elimi bastırdım ve ne kadar kanadığına baktım. Önemli birşey değildi.
Bana yumruk atan kişiye bende sert bir yumruk attım ve sinsice arkamdan gelmeye çalışan adama dönerek tekme attım.
Yalnız çok havalıyım lan.
Bana birinin daha geldiğini gördüğümde ona doğru yumruğumu savurdum. Bileğimi havada yakalayıp ters çevirdi. Dişlerimi sıkarken acıyı umursamamaya çalışıp kolumu hareket ettirmemeye çalışarak öbür elimle boğazına sert bir yumruk attım.
Adam afallarken bende kolumu kurtarıp iki adım geri çıktım. Çevirdiği elimi yumruk yapıp tekrardan açarken bir kol arkadan boğazıma sarıldı.
Beni boğmaya başladığında dirseğimi sertçe karnına geçirdim ama bir işe yaramadı. Adam beni daha da boğmaya başlayınca başımı öne doğru eğdim ve birden arkaya attım.
Adam kolunu gevşetti ama tam açmadan geri toparladı. Kesik bir nefes alsam da sonra yeniden boğulmaya başlamıştım.
Topuğumla sertçe ayağına bastım aynı zamanda dirseğimi tekrardan karnına geçirdim. Yine işe yaramayınca son çareye başvurup parmaklarımı gözüne soktum.
Evet bildiğiniz gözüne soktum...
İkimiz birlikte geriye sendeleyip arkaya doğru düşerken sırtımın yerle birleşmesini bekledim ama öyle olmadı. Adamla ikimiz birden denize düştüğümüzde bu sefer nihayet kollarını boğazımdan çekmişti ama bu sefer daha büyük bir sıkıntı vardı.
Ben yüzme bilmiyordum ve daha da kötüsü boğulma korkum vardı!
Deli gibi çırpınıp kendimi suyun yüzeyine çıkarmaya çalıştım. Önceden adam beni boğduğu için düzgün nefeste alamamıştım ve daha fazla nefesimi de tutamıyordum.
Ellerim kendiliğinden boğazıma giderken istemsizce nefes aldım. Ciğerlerim suyla dolarken bu sefer daha da çırpınmaya başladım.
Boğuluyordum!
Daha fazla su yutarken gözlerimin yandmaya başladığını hissettim.
Duşta bile çok uzun süre kalamayan ben denize düşmüştüm!
Gözlerimi etraftaki su kütlelerinde gezdirdim.
Göğsüme giren sızıyla elimi göğsüme bastırırken nefes almamak için kendimi kasıyordum.
Boğuluyordum!
Nefes almamak için sertçe yutkundum ama bunu tekrardan başaramadım.
Boğularak ölmek istemiyordum!







