İyi okumalar...
Yorum ve tahminlerinizi alayım...
________________________________________________
Erez Kaya'dan...
Silah sesleri daha da artarken kendimi daha fazla tutamayıp içeri girdim.
E sikerim ama! Yaralıyım diye beni burda oturtacaklarını sanıyorlarsa yanılıyorlardı!
Yürüyebilidiğim kadar hızlı bir şekilde yürüyerek eve girdim.
"Kayra!" Hem bağırıyor hemde tüm odaları tek tek açarak içlerine bakıyordum.
"Erez! Sana arabada kal demiştim!" Poyraz'a göz devirdim ve aldırmadan yürümeye devam ettim.
Önüme çıkan her odayı açıp içine bakarken bu seferki kapı açılmadı. Kapıyı biraz daha zorladığımda kilitli olduğunu anlamıştım.
Kayra'nın olmaması bana yaramamıştı. Olmayan beyin hücrelerimi de kaybetmiştim anasını satayım!
"Kayra! Güzelim içeride misin?!" Silah seslerinden birşey duyamadığım için kulağımı kapıya dayadım. Ama yine de hiçbir ses duyamıyordum.
Bir ses gelmeyince yarama aldırmadan kapıya omuz attım. Yaram sızlayınca dişlerimi sıktım ama yine umursamadan kapıya omuz attım.
Kapıdan çıtırtı sesleri gelmeye başlayınca iki adım geri çekilip bu sefer tekme attım. Kapı büyük bir gürültüyle açılırken gözlerimi odada gezdirdim.
Gördüklerimle sertçe yutkunurken yerdeki adamı umursamadan hızlı adımlarla Kayra'nın yanına gittim.
Belimin sızısını umursamadan Kayra'nın önüne diz çöktüm ve bileklerini tuttum. Titriyordu. Anladığım kadarıyla krize girmişti.
İlk benden kendini kurtarmaya çalışsa da onu kendime çekerek buna engel oldum. Tepinmeye devam edince kollarımı sıkılaştırdım ve kulağına fısıldadım.
"Ben geldim." Kayra'nın birden bedeni gevşerken kafasını kaldırıp bana baktı.
"E-Erez." Kısık bir sesle dediği şeylerle boğazıma bir yumru oturdu.
Onu bu halde görmeyi hiç sevmiyordum.
"Herşey yoluna giricek tamam mı? Ben buradayım artık." Bakışlarını birkaç saniye yerdeki adama çevirdi ama ardından tekrar bana döndü.
"N-nefes al-amıyorum." Kesik kesik dediği cümleyi umursamadan onu daha da kendime çektim.
"Ben senin yanındayım ve kimsenin sana birşey yapmasına izin vermem. Söz veriyorum." Kayra kollarını belime sardı ve başını göğsüme gömdü.
"E-Erez o adam." Titreyen sesini duyduğumda sinirle gözlerimi yumdum. Derin bir nefes alarak gözlerimi geri açtığımda aynı zamanda başparmağımla belini okşamaya başlamıştım.
"Biliyorum. Bunları sonra konuşalım olur mu?" Başını onaylarcasına salladığında bende yüzümü boynuna gömdüm.
Onu bir daha göremeyeceğim diye çok korkmuştum.
Kayra'nın titremeleri gitgide azaldığında yaramı umursamadan bir kolumu bacaklarının altından geçirerek onu kucağıma aldım.
Kayra anında kollarını boynuma dolayıp başını göğsüme gömdüğünde bende saçlarını öptüm.
Onun için şüphesiz canımı verirdim...
Odadan temkinlice dışarı çıktığımda Poyraz ve Ateş'le karşılaştım. İlk sinirle bana baksalarda Kayra'ya bakınca bakışları yumuşadı.
Beni hazmedemiyor ama Kayra için katlanıyorlardı. Sanki durum bende çok farklıydı anasını satayım...
"Ver ben alıyım onu." Poyraz bana doğru geldiğinde başımı iki yana salladım.
"Bende dursa daha iyi olabilir." Poyraz birkaç saniye duraksadı sonra durumu anlamış olacak ki geri çekildi.
"Kardeşime bile yaklaşamıyorum anasını satayım." Ağzının içinde mırıldanmıştı ama ben duymuştum.
"Arabaya götürüyorum." Poyraz göz devirirken Ateş'te ağzının içinde mırıldandı.
"Siktir git." Onların bu haline sırıtırken evden dışarı çıktım.
Napabilirdim? Bu halleri hoşuma gidiyordu.
Sonunda arabaya geldiğimde Yiğit hızla ayağa kalktı.
"Birşeyi yok değil mi?" Panikle dediği şeyle iç çektim.
"Fiziksel olarak yok." Dediğim şeyle Yiğit yumruklarını sıktı.
"Ağzına sıçtığımın pezevengi!" Onun bu haline sinirden gülerken Kayra'yı koltuğa yatırmak için arabaya bindim.
Tam onu koltuğa bırakacağım sırada kollarını daha sıkı boynuma doladı.
"Erez bırakma beni." Kısık sesle dediği şeyle sertçe yutkundum.
O piç Allah bilir ne yapmıştı!
"Ben burdayım zaten." Ilımlı sesime karşılık başını göğsüme daha da gömdü.
"İstemiyorum." İsyankar sesini duyumca çaresizce Yiğit'e döndüm.
Aslında onu kucağıma alırdım da birazcık götüm yemiyordu.
Yiğit sinirden dişlerini sıkarken bakışlarını Kayra'dan alıp bana çevirdi. Siniri bana değil o Güven denen şerefsizeydi.
"Ben iki dakikaya geliyorum." Arkasını dönüp eve doğru ilerlemeye başlayınca ona seslendim.
"Yiğit saçmalama gelsene!" Beni takmayıp adımlarını daha da hızlandırınca ofladım.
Kayra'nın ikizi olduğuna neden şaşırmıyorum acaba!
Yaram hafiften sızlamaya başlayınca Kayra'yı koltuğa koymak için yine koltuğa döndüm.
Onu sakince koltuğa koyduğumda ise kollarını boynumdan hala çekmemişti. Ellerimi belinden çekip kollarına götürdüm.
"Güzelim hadi bırak beni." Kayra gözlerini aralayıp alttan alta bana baktı.
"İstemiyorum Erez." Ses tonu birden o kadar tatlı gelmişti ki sadece gözlerine bakakaldım. Sonunda silkelenip kendime geldiğimde ise dudaklarımı araladım.
"Peki şöyle yapalım." Kayra'nın yanına oturdum ve bedenini göğsüme yasladım. Kayra anında kollarını belime doladığında bende çoktan ona sarılmıştım.
Dışarıdan adım sesleri gelirken sesleri umursamadan çenemi başını göğsüme yaslamış olan Kayra'nın başına yasladım.
Kapıda birden Kadir bey belirince sertçe yutkundum. Kadir bey ilk kaşlarını çattı sonra ise bir bana bir de Kayra'ya bakınmaya başladı.
Ben tedirgince onun vereceği tepkiyi beklerken o göz devirip ağzının içinde birşeyler mırıldandı ardından da kapıyı kapatıp sürücü koltuğuna geçti.
"Eve gidiyoruz." Soğuk sesine aldırmadan gözlerimi kapadım. Her ne kadar yaralı olsamda Kayra'yı bulamadığımız için uyuyamamıştım.
Her ne olursa olsun Kayra'ya zarar vermelerine izin vermeyecektim.
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Anahtarı cebimden çıkarıp evin kapısını açtım. İçeri girerken aynı zamanda yaramı annemden nasıl gizleyebileceğimi düşünüyordum.
Vurulduğumu anneme söylememiştim aynı zamanda Kayra'larda kalıcam diyip eve de gelmemiştim bu yüzden vurulduğumu bilmiyordu.
Bence öğrenmesine de gerek yoktu...
Mutfağa doğru ilerledim. Annem mutfakta olmalıydı.
"Anne ben geldim!" Anneme seslenirken eş zamanlı olarak mutfağa da girmiştim.
Ama beklediğim şey elinde oklavayla beni bekleyen annem kesinlikle değildi.
Boku yedik iyi mi?
Ben sertçe yutkunurken annem konuştu.
"Kayra'nın annesi aradı beni. Ve 'geçmiş olsun' dedi. Bir fikrin var mı canım oğlum?" Sevimlice gülümsedim.
"Şimdi şöyle ki anneciğim." Annem kaşlarını kaldırdı.
"10 dakika veriyorum Erez ve sen herşeyi anlatıyorsun." Elindeki oklava ile mutfak masasını gösterdi.
"Otur bakalım." Yavaş ve temkinli adımlarla masaya doğru ilerledim. Yarama dikkat etmeye çalışarak sandalyeye oturduğumda annemde saygı değer oklavasıyla yerini almıştı.
Derin bir nefes aldım ve herşeyi en başından anlattım.
Oklavayla olan bakışmamızı saymazsak oldukça kısa sürmüştü.
Anlatmayı bitirince annem üzüntüyle bana baktı.
"Kayra şu an nasıl?" Babasıyla olan olayları o da biliyordu.
Gözlerimi kaçırırken omuz silktim.
"Bilmiyorum." Annem kaşlarını çattı.
"Ne demek bilmiyorum Erez! Kayra'yı tek mi bıraktın!" Annem birden bağırınca irkildim.
"Kendi isteğimle bırakmadım ki! Abisi beni evden kovdu!" Ve evet Poyraz beni evden kovmuştu.
Annem tekrardan üzüntüyle bana baktı.
"Yaran nasıl?" Tekrar omuz silktim.
"İyi. Birşey yok." Annem elini omzuma koydu ve hafifçe sıktı.
"Sen ne düşünüyorsun bu konuda?" Derin bir nefes aldım.
"Ne düşüneyim anne. O şerefsiz pisliği boğmak hatta öldürmek istiyorum ama Kayra'nın bana ihtiyacı da var." Gözlerimi onunkilere diktim.
"Bunun için Kayra'yı üzmek istemiyorum. Sırf ona bunu yapanı cezalandırayım diye onu daha fazla kıramam, yalnız bırakamam."
Onu yalnız bırakıp içine kapanmasına sebep olmamalıydım. O piçi en çok ben öldürmek istiyordum ama bu süre içinde Kayra'yı aksatamazdım.
Onun yanında olmalıydım. Bir intikam uğruna ona zarar veremezdim.
Annem gülümsedi.
"Onu seviyorsun öyle değil mi?" Anlamayarak ona baktım.
"Sevmesem neden böyle yapayım?" Annem güldü.
"Öyle değil. Hoşlanıyorsun ondan." Kaşlarımı çattım.
Ne hoşlanması lan?
"Hayır! Kayra benim en iyi arkadaşım! Ondan hoşlanamam!" Annem keyifle güldü ve arkasına yaslandı.
"Sırf arkadaşın olduğu için ondan hoşlanmıyormuş gibi yapıyor olabilir misin? Belki bu yarasından dolayı ona olan duygularını bastırıyorsun." Bakışlarımı kaçırıp düşünmeye başladım. Annem haklı olabilir miydi?
Annem elini omzuma koydu.
"Bence sen bunu biraz düşün." Ardındansa ayağa kalktı ve mutfaktan çıktı. Ben ise biraz daha düşündüm.
Saçmalıktı. Ben Kayra'dan hoşlanmıyordum ve hoşlanamazdım!
Yani umarım...
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Kayra Soylu'dan...
Banyodan nihayet çıkıp yatağın üzerine bıraktığım beyaz şort ve siyah tişörtü aldım ve giyinmeye başladım.
Anasını satayım madem kaçırıyon temiz bir yer olsun!
Üzerimi giyindikten sonra saçımı taradım ve kurutma gereği duymadan aşağı inmeye başladım.
Mutfağa gidecektim.
Açım lan aç! O şerefsiz Adem abi bana yemek vermemişti!
Mutfağa indiğimde buzdolabından sandiviç yapmak için malzeme aldım ve sandiviç yapmaya başladım.
Malzemeleri tekrardan dolaba kaldırdım ve sandiviçi yiyerek salona doğru yürümeye başladım.
Salona girdiğimde aile bireyleriyle karşılaştım. Lokmamı yutup konuştum.
"Selamın aleyküm." Hepsi ilk afallasa da sonra hemen toparladılar.
"Aleyküm selam."
Oh be. Sonunda Müslüman ve beni kaçırmayan birileri.
Rahatça tekli koltuklardan birine oturdum. Annem üzüntüyle karışık şaşkınlıkla bana bakarken konuştu.
"Kayra kızım sen iyi misin?" Başımı evet anlamında salladım.
"Neden ki?" Sandiviçimden bir ısırık aldım.
"Yani şey... Psikoloğa falan gitmek istersen..." Annem konuştukça daha da batarken bense zorlukla lokmamı yuttum.
"Hayır, iyiyim ben." Bakışlarımı bir süre sandivicimde gezdirdim.
"Emin misin? Bak eğer istersen sonuna kadar arkanda dururuz." Deniz'in bana bakarak söylediklerine karşı başımı hayır anlamında iki yana salladım.
"Benim sanırım size birşey demem lazım." Hepsi bana merakla bakarken ben bakışlarımı sandivicime diktim.
"Ben eskiden Erez'le psikoloğa gidiyordum zaten..." Bir süre sessiz kaldım. Emin beni konuşmam için desteklercesine konuştu.
"Ee?" Yutkundum.
"Psikoloğum üzüntü duygusunu hissedemediğimi söyledi." Sesim istemeden kısık çıkmıştı. Elimdeki sandivici incelemeye başladım.
"Nasıl yani?" Babamın sesiyle kısa süreliğine ona baktım ama tekrar sandivicime döndüm.
"Üzüntüyü diğer duygulara kıyasla daha az hissettiğimi üzülmem gereken yerlerde sinirlendiğimi söyledi."
Biri yerinden kalkıp önümde diz çöktü. Diz çökene baktığımda Ateş olduğunu gördüm.
Elimdeki sandvici yavaş hareketlerle aldı ve yanımızdaki sehpaya bıraktı ardındansa ellerimi avuçlarının içine aldı.
"İstersen seninle düzenli olarak psikoloğa gidebiliriz. Tanıdık bir arkadaşım var."
Hayır desem ayıp olur muydu? Abi ne güzel üzülmüyom ya, niye gideyim?
Başımı olumsuzca salladım.
"İstemiyorum." Ateş derin bir iç çekti.
"Özür dilerim. Böyle davranmamalıydım. Davranmamalıydık." Omuz silktim.
"Önemli değil."
Daha fazla uzatmak istemiyordum.
Emin'in gözleri parladı ve aniden ayağa kalktı.
"Affettin mi bizi!" Onun bu haline güldüm.
"Affettim." Emin iki adımda yanıma geldi ve aniden kollarını bana doladı.
Kaskatı kesilirken aynı zamanda zorlukla yutkundum. Titrek bir nefes aldım ve kollarımı Emin'e doladım. Kaskatı kesildiğini hissettim.
Daha fazla dayanamayacağımı anlayınca kollarımı çözdüm ve geri çekildim. İstemeden de olsa gerilmiştim.
"Sıra bende!" Yiğit coşkuyla kollarını bana doladığında bende gülerek ona sarıldım.
Ve ben Kayra Soylu, bu saatten sonra sadece Yiğit'e değil abilerime de bir şans vermiştim.







