İyi okumalarrr...
Okullar açıldığı için bundan sonra maalesef her pazar bölüm atacağım.
Yorumlarınızı ve tahminlerinizi alayımmm...
_____________________________________________
Nefes alışverişlerim daha da hızlanırken Erez'i itmeye çalıştım.
"Erez saçmalama seni vuracaklar!" Erez dediklerimi umursamayıp kollarını sıkılaştırdı ve yüzünü boynuma gömdü. Aynı zamanda belimdeki elleriyle belimi hafifçe okşuyordu.
"Sakin ol." Zorlukla yutkunup başımı nefes almak için yukarıya kaldırdım.
"E-Erez çekil şurdan!"
"Bence de çekil. Sonuçta sana birşey olmasını istemeyiz öyle değil mi?" Adamlardan biri iğrenç sesiyle konuştuğunda yüzümü buruşturdum.
Gözlerim dolarken daha da tepindim.
Bana birşey yapmaları umrumda değildi. Erez'e dokunmalarını istemiyordum.
"Erez b-bırak lütfen." Derin bir nefes almaya çalıştım.
Erez belimdeki ellerini sıkılaştırdı.
"Kayra krize giriceksin sakin ol." Fısıltıyla dediği şeylerle hıçkırdım ve kollarımı ona doladım. Ona birşey olma düşüncesi beni bitiriyordu.
Erez'i kaybedemezdim.
Sokağın başında araba sesleri duyulunca adamlar panikledi.
"Alın kızı gidelim hemen!" Birinin bağırmasıyla gözlerimi yumdum. Derin derin nefes alıp sakinleşmeyi bekliyordum.
Pek mümkün değil gibiydi ama neyse...
"Bırak kızı bu son uyarım!" Sertçe yutkundum.
Hadi Poyraz...
Silah sesi havada yankılandığında irkildim. Erez başını daha da boynuma gömerken kısıkça inledi.
Sikeyim!
"Erez!" Erez'e daha sıkı sarılırken sol elimin üzerine doğru akan sıvıyı hissedince tekrar hıçkırdım.
Erez kesikte olsa bir nefes aldı.
"Kayra'm, güzelim. Sakin ol tamam mı? Ben iyiyim." Sesi acı dolu çıkıyordu ama bana pek yansıtmamaya çalışıyordu.
"E-Erez." Hıçkırarak ismini söylediğimde yüzünü daha da boynuma gömdü ve derin bir nefes aldı.
"Sana söz veriyorum seni bırakmayacağım tamam mı?" Başımı salladığımda biri beni Erez'den ayırdı.
Ben şoka girmiş gibi Erez'e bakarken Erez'in bedeninin yere düşmesiyle kendime geldim.
"Erez!" Ona doğru atıldığımda biri beni tuttu ve siyah jojuk kaçıran arabaya bindirdi ama kapının yanlarına tutunarak direndim.
Görüş açıma Poyraz'ın arabası girdiğindeyse bağırdım.
"Poyraz! Erez'e yardım et!" Hıçkırdım.
"Poyraz yalvarırım Erez'e yardım et! Ona birşey olmasın! Lütfen Poyraz!" Adamlardan birinin ağzıma tuttuğu bezle daha da tepindim. Aynı zamanda nefesimi de tutmaya çalışıyordum.
Hem hıçkırarak ağladığım hemde kriz geçirdiğim için istemeden nefes aldım. Bilincimi yavaş yavaş kaybederken de aklımda sadece Erez vardı.
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Poyraz Soylu'dan (Kayra'nın konum attığı an)
"Ya gerizekalı mısınız?" Yiğit'in dediği şeyle Emin kafasına vurdu.
"Kes lan! Abiniz biz senin. Tabii ki Nazlı'yla ne konuştunu merak edicez." Yiğit göz devirdi ardındansa sırıttı.
"Sizden önce sevgilim oldu diye kuduruyorsunuz değil mi?" Bu sefer bende dahil hepimiz göz devirince telefonuma gelen bildirim sesiyle telefonumu açtım.
Kaşlarım istemsizce çatılırken bir süre öylece ekrana baktım.
Kayra bana konum atmıştı ama neden?
Aklıma anında kötü şeyler gelirken parmaklarımı klavyenin üzerinde gezdirdim.
Siz: Geliyorum.
Hızla evden dışarı çıktım ve kapının önündeki adama döndüm.
"Adamları topla. Arkamdan gelsinler." Daha fazla birşey demeyip arabaya bindim ve konuma doğru sürmeye başladım.
Konuma az kalmışken birden telefonum çaldı. Kayra arıyordu. Telefonu direk açtım ve arabaya bağladım.
"Kayra nerdesin?"
"İyiyim abicim sen?" Birkaç saniye duraksadım. Abicim mi?
"Hm hm geliyorsun demi yanımıza?"
"Sokağı dönünce ordayım."
Ben bunu der demez karşı taraftan hışırtılar geldi ve hışırtılardan telefonun yere düştüğünü anladım.
"Kayra beni duyuyor musun?!" Seslenmeme rağmen bir ses gelmeyince gaza daha da yüklendim.
"Kayra! Beni duyuyor musun güzelim!" Ben bir cevap beklerken duyduğum ses beni bozguna uğrattı. Çıkan ses; silahın namlusunun açılma sesiydi.
"Sikeyim." İster istemez ağzımdan çıkan küfürü umursamadım.
"Ya canını verirsin ya da kızı teslim edersin!" Birinin sesini duyduğumda sinirden dişlerimi sıktım.
Kayra'nın yanında şu an Erez olmalıydı ve yemin edebilirdim ki Erez, Kayra'yı arkasına almıştı.
Her ne kadar ikisini yan yana görmek istemesem de Erez'i sevmiştim. Ama bunu onun bilmesine gerek yoktu ve katiyen Kayra'ya yaklaşamazdı.
Telefonun ucundan Kayra'nın sesini duydum.
"Erez saçmalama seni vuracaklar!" Tahminimde yanılmamıştım. Erez, Kayra'yı arkasına almıştı.
"E-Erez çekil şurdan!" Kayra'nın kesik kesik çıkan sesiyle dişlerimi sıktım. Ateş panik atağı olduğunu söylemişti ve anladığım kadarıyla şu an panik atak geçiriyordu.
"Bence de çekil. Sonuçta sana birşey olmasını istemeyiz öyle değil mi?" Adamın sesini duyduğumdaysa gaza sanki mümkünmüş gibi daha da bastım. Şu an çok hızlı gidiyordum ama umrumda değildi.
"Erez b-bırak lütfen!" Telefonun ardından Kayra'nın sesini tekrar duyduğumda sonunda konuma iyice yaklaşmıştım.
"Alın kızı gidelim hemen!" Adamlardan birinin bağırmasıyla dişlerimi daha da sıktım.
Arabayla konuma yaklaştığımda yerde yatan Erez'i gördüğümde yutkundum.
"Poyraz! Erez'e yardım et!" Telefonun karşısından Kayra hıçkırdığında sinirden direksiyonu sıkmaya başladım.
"Poyraz yalvarırım Erez'e yardım et! Ona birşey olmasın! Lütfen Poyraz!" Kayra'nın cümlesini bitirmesiyle eş zamanlı olarak bende arabamı durdurdum ve belimden silahı çıkardım. Arabaya doğru koştuğumda ise araba hareket etti.
Ben Erez'in yanına vardığımda ise araba tamamen gözden kaybolmuştu.
"Sikeyim ya!" Sinirle bağırdığımda arkamdan adamlarımın geldiğini gördüm.
Hızla Erez'in önüne çöktüm ve nabzına baktım.
Hala yaşıyordu. Tişörtünü sıyırıp yarasına baktım. Güzel haber kurşun belini sıyırmıştı bu yüzden hayati bir sıkıntısı yoktu. Ama kötü bir haber vardı. Çok kan kaybetmişti.
"Ambulansı arayın hemen!" Bize şu anda yardım edebilecek tek kişi Erez'di. Adamların yüzünü bir o birde Kayra görmüştü.
Onları hele bir elime geçireyim kime bulaştıklarını gösterecektim!
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Kayra Soylu'dan...
"Altıma sıçacam lan artık!" Bağlı olduğum sandalyede tepinmeye başladım.
Gelmeden önce Erez'in yanına Poyraz geldiği için o yandan içim rahattı.
"Amına koyayım gelsenize!"
Yeminle altıma işicem!
"Maden kaçırıyorsunuz götürsenize beni tuvalete!"
Kapı birden açıldı.
"Ne çenen varmış lan senin!" Adam birden bağırarak üzerime doğru yürümeye başladı.
Yalnız tırsmadım değil...
"Lan işicem diyom! Ne anlıyon aptal!" Adam dişlerini sıktı ve arkama geçip ellerimi çözdü. Kolumdan sertçe tutarak beni tuvalete sürükledi.
Tuvalete girdiğimde derin bir nefes aldım.
Öğk. Bok kokuyo lan bura.
Buraya geleli neredeyse 1 gün olmuştu ve ben buraya dakika başı gelmiştim.
O 1,5 litre kolayı içmeyecektim...
Tuvalete tekrardan bakındım ve doğru bir zamanda kullanmak için cebime sakladığım ayna parçasını kontrol ettim.
Zeki kızdım evelAllah da doğru zamanı ben nerden bileyim amına koyayım?
İşimi hallettikten sonra sessizce ellerimi yıkadım. Bir süre daha oyalandıktan sonra sıkıldığımı fark ettim ve çıktım.
"Selamınaleyküm." Beni tuvalete kadar götüren adama verdiğim selamla adam mırıldandı.
"Aleykümselam."
Nasıl Müslümansın lan sen? Adam kaçırıyo sonra da
'aleykümselam' diyor. Te Allah'ım ya.
"Nasıl Müslümansın lan sen?" Sorduğum soruyla adam bana kısa bir bakış attı.
"Hocam adam kaçırmak günah mı?" Adama sorduğum soruyla ilk gülecek olsa da sonra ciddileşti.
"Evet."
"Hocam peki kaçırılmak günah mı? Ona göre tövbe edeyim." Adam yüzünü başka biryere çevirip güldü.
"Hayır." Kolumu beni tutan elinden kurtarıp kokuna girdim. Adam ilk afallasa da sonra belli etmedi.
Ne? Bahçede kaç koruma var biliyonuz mu? Yok birde kaçayım. Nah!
"Ay aşko bir sıkıldım bir sıkıldım." Adam ciddiyetini korumaya çalışıyordu.
"Abi senin isim neydi ya?" Adam bana kısa bir bakış attı sonra da önüne döndü.
"Tamam Faruk abi konuşma sen." Adam bana uzaylıymışım gibi baktı.
"İsmim Faruk değil."
"Peki İsmet abi." Adam göz devirdi.
Nihayet odaya geldiğimizde ise beni yine sandalyeye oturtup bağladı.
"Hakan abi ben acıktım ya." Adam sabır çekerek doğruldu.
"Sus artık sus!" Bağırmasıyla yüzümü buruşturdum.
"Peki İbrahim abi. Susayım ben." Triple önüme döndüğümde adam tekrar sabır çekti ve odadan çıktı.
Trip atıyoz yüzümüze bakan yok! Erez olacaktı da gönlümü almaya çalışacaktı...
Erez aklıma gelince gözlerim doldu. Titrek bir nefes vererek göz yaşlarımı geri yolladım.
Ben Poyraz'a güveniyordum. Erez'i sevmese de yardın ederdi o...
"Abdullah abi!" Kapı direk açıldı.
"Ne var?"
"Saat kaç?" Adam kolundaki saate baktı.
"Gece yarısına geliyor." Başımı onaylarcasına salladım adam ise kapıyı tekrardan kapattı.
Ben nasıl tutsaksam amına koyayım.
Saatin gece yarısına geleceği düşünülürse ben kaçırılalı bir günü geçmişti.
Ofladım ve ayaklarımı sallamaya başladım.
Ve evet ayaklarımı bağlamamışlardı.
Kapı birden büyük bir gürültüyle açıldı ve içeriye yaşlı bir adam girdi. Yanında elbette korumaları da vardı.
Gözlerim bir korumanın elinde tuttuğu tablete değdiğinde kaşlarımı çattım. Ekranda ailem vardı. Herkes oldukça sinirli gözüküyordu.
"Merhabalar küçük Soylu."
"Merhabalar yaşlı moruk." Adam sinirle dişlerini sıkarken bense sırıttım. Beni kaçırması hiçbir şeyi ifade etmiyordu.
Allah'tan başka kimseden korkumuz yok evelAllah.
Adam derin bir nefes aldı ardındansa konuşmaya devam etti.
"Bu ekrandakiler kim biliyor musun?" Gözlerimi devirdim.
"Bunayacak kadar yaşlanmadın sanıyordum." Adam bu sefer yumruklarını sıktı.
"Ailen seni pek iyi yetiştirememiş sanırım." Dişlerini sıkarak dediği şeylere omuz silktim.
"Seni yetiştirmişte nolmuş?" Adam sakinleşmek adına derin bir nefes aldı ve biyo aileme döndü.
"Gördüğünüz gibi kızınız elimde." Devam etmesine izin vermeden ben konuştum.
Şu an amacım zaman kazanmaktı. Buraya boşuna gelmediğini biliyordum.
"Amca sen bizi kör mü sanıyon?" Ciddi ciddi sorduğum soruya birkaç koruma güldü.
Adam beni takmadan konuşmaya devam etti.
"Ve bilin bakalım neden onu kaçırdım." Alayla güldüm.
"Müneccim boku yemediğimize göre?" Adam sinirle güldü ama sözlerine devam etti.
"İntikam istiyorum Kadir Soylu." Babam kaşlarını çatarken ben gözlerimi devirdim.
"Ve sende şirketini batırmak varken beni kaçırdın çünkü gerizekalısın." Benim dediğime Yiğit gülerken adam tekrardan derin bir nefes aldı.
"Sizi kızınıza yapacağım işkenceyi izlemeniz için çağırdım." Sonra gülümsedi.
"Şimdi başlıyoruz!" Coşkuyla dediği şeyle anlamayarak ona baktım.
"Zaten başlamamış mıydık?" Adam ağzını açacağı sırada ekrandan gelen kahkaha sesiyle ekrana döndüm.
"Erez!" Bu sefer coşkuyla konuşan bendim.
Erez gülümsedi ve ardından göz kırptı.
İyi la çocuk en azından gebermemiş.
"Her neyse." Adam gelişigüzel bir şekilde elini salladı.
"Sana edeceğim işgenceye gelirsek." Coşkulu sesini yine ben böldüm.
"Sen susta ben başka birşey istemiyorum." Adam gözlerini devirdi ve ben konuşmamışım gibi devam etmeye başladı.
"Adem bıçağı getir koçum." Adını nihayet öğrendiğim koruma dışarı çıkıp elinde bir bıçakla geri geldi.
Oha amına koyayım! Keşke biraz daha büyük olsaymış bune!
Kafam kadar olan bıçakla kısa bir süre bakıştık.
"Amca gözünü seveyim daha büyük bir bıçak getir. Bunla hıyar bile kesemezsin." Adam keyifle sırıttı.
"Beni hiç ilgilendirmez." Başımı onaylarcasına salladım.
"Doğru. Ne de olsa bıçak hıyarları kesemiyordu." Kendi kendime mırıldandığım şeyle odada kısa bir sessizlik oldu. Tabletin ardından gülme seslerini duyabiliyordum.
Adam dediğimi yeni kavramış olacakki sinirle gözlerime baktı.
"Sus artık!" İrkilsemde belli etmedim.
Adamı sinir hastası yaptım galiba. O değilde o kadar laf ettim hıyar dememe takıldı...
"Niye lan? Ne güzel sohbet ediyoruz."
Adam birden üzerime doğru yürümeye başladı. Arkadan biyo ailemin sesini duyuyordum ama odaklandığım şey bu değildi. Sertçe yutkundum.
Yaşlı falan ama benim 3 katım kadar...
Tam dibime girdiğinde şirin olduğumu düşünerek gülümsedim.
"Bir problem mi vardı bey amca?" Adam tek eliyle birden saçıma asıldı.
"Ya o sesini kesersin ya da ben keserim!" Sesi tüm odada yankılandı.
Dişlerimi sıkarken aynı zamanda herhangi bir durumda ayna parçasını çıkarmak için zaman kolluyordum.
Kusura bakmayın ama beni deşmelerine izin veremezdim.
"Kessene lan o zaman!"
Ve evet sanırım yürek yemiştim ama kimse benimle böyle konuşamazdı! Her ne kadar beni kaçırmış olsalarda...
Adam saçlarıma daha da asıldı fakat sesimi bile çıkarmadım.
Ohoo Murat'ın yaptıklarının yanında bu neydi ki?
"Çıkın odadan!" Sertçe saçımı bıraktı ardındansa sırıtmaya başladı.
"Bu hanımefendiyle başbaşa konuşmamız gereken konular var." Başbaşa kısmına özellikle vurgu yapmıştı.
Ben mi fesatım yoksa adam birleyi mi ima etmeye çalışmıştu?
Sanırım ben sıçmıştım.
Hassiktir lan! Evet birşey ima etmeye çalışmıştı!
Herkes teker teker odadan çıkarken bizimkilerin tabletteki bağırışlarını duydum.
"Eğer kızıma birşey olursa seni buna pişman ederim Güven!" Adamlar dışarıya çıktığında sertçe yutkundum. Nefesim kesilmeye başlamıştı.
Güven denen adam yavaş adımlarla bana doğru gelirken derin derin nefes aldım ve cebimdeki ayna parçasını çaktımadan avucumun içine aldım. Yavaşça ipi kesmeye başladığımda aynı zamanda bunu belli etmemeye çalışıyordum.
Güven tam karşımda durup yüzüme doğru eğildi. Zorlukla yutkunup kesik kesik nefes almaya çalıştım. O anlar aklıma geldikçe daha da panik oluyordum.
Güven pis pis sırıttı.
"Şşh o kadar da canın yanmayacak merak etme." Yüzünü yüzüme iyice yaklaştırdığında fevri bir hareketle diz kapağımı bacak arasına geçirdim.
Güven iki adım geriye sendelediğinde bende ipi kesmek üzereydim.
"Yaklaşma bana!" Yüzüne yüzüne bağırdığımda öfkeyle bana baktı.
"Bunun hesabını ödeyeceksin!" Hızla saçlarımı kavrayıp başımı yukarıya kaldırdı. Birden dudaklarıma yapışınca tekrar dizimi kaldırmaya, tekme atmaya çalıştım ama dizlerimi tutarak buna engel oldu.
İpleri daha sertçe kesmeye çalışırken aynı zamanda Güven'i üzerimden atmaya çalışıyordum.
İpler nihayet bileklerimden ayrılınca hızla elimdeki cam parçasını Güven'e sapladım. Beline sapladığım ayna parçasını umursamadan onu sertçe ittim.
Dudakları nihayet benden uzaklaşınca titrek bir nefes verdim.
Nefes alamıyordum!
Onun yerdeki bedenini umusamayıp dirseklerimi dizlerime yasladım ve ellerimin titremesini umursamadan yüzümü sıvazladım.
Kendimi sakinleltirmeye çalışıyordum ama pek başarılı olduğum söylenemezdi.
Nefesim iyice kesilirken göğsüme giren sızıyla elimi göğsüme götürdüm. Aynı zamanda nefes almaya çalılıyordum.
Dışarıdan bir takım gürültülerin geldiğini duydum ama pek de umursayacak durumda değildim.
O anlar tekrar aklıma gelirken bu sefer kendimi tutamadım ve hıçkırarak ağlamaya başladım.
Göğsümdeki sızının daha da büyğmesiyle elimi oraya daha sert bastırdım.
Boğuluyordum!
Sesler bana iyice boğuk gelmeye başladığında gözlerimi kapadım.
Bu gidişle bilincimi kaybedecektim... Ve burda bayılmak istediğim en son şey bile değildi...







