İçeriğe geç

Soylu Ailesi / Gerçek ailem

Bölüm 48 · 8 dk okuma

Soylu Ailesi / Gerçek ailem

Bölüm 48

28. Bölüm

İyi okumalar...

Yorum ve tahminleriniz alayım.

Birde favori karakteriniz kim?

_______________________________________________

Canım yanıyordu.

O kadar üzgündüm ki ne yapacağımı bilmiyordum. Ne mi olmuştu?

Anasını satayım bu gün pazar daha ne olabilirdi!

Yarın okul vardı ve ben kendimi bunun için hiç hazır hissetmiyordum.

#Okullarkapatilsin.org!

Lan acaba anket başlatsam tutar mıydı? Aklıma gelen dahiyene fikirle ilk yerimde dikleşsem de 'ben ne diyom amk?' düşüncesiyle tekrardan bu fikirden vazgeçtim.

Altını çiziyorum -tekrardan-.

Yemek masasında kimseyle göz göze gelmemek için abuk subuk şeyler düşünüyordum ve bu fikri belki 100 belki de 200 kez düşünmüştüm.

Yiğit'e bile bakmıyordum.

Ben mi dedim gel benle uyu diye. Kendi dedi. Ben hala ona tripliyim.

Her ne kadar dün gece bu tribimi unutsam da sabah tam gaz devam etmiştim.

Birinin beni dürtmesiyle bakışlarımı oynamaktan yenemeyecek hale getirdiğim yumurtadan kaldırdım.

"Bir sorun mu var?"

Ateş malıymış. Siktir et.

Hiçbirşey dememiş gibi yüzüne baktım ve tekrardan önüme döndüm.

Hiçbiriyle konuşmak istemiyordum.

Tabii bunun nedeni dün gördüğüm rüyaydı...

O anlar gözümün önüne tekrardan geldiğinde 201. kez okulun berbatlığıyla ilgili düşünmeye başladım.

O değilde kantin fiyatları niye o kadar pahalı lan? Muhittin abi bence bizi kazıklıyor.

"Terbiyesiz Muhittin abi." Kendi kendime konuşmam üzerine aile fertlerinim hepsi bana döndü.

"Bir şey mi dedin Kayra?" Annemin sorduğu soruya başımı salladım.

"Kesin kantinci bizi kazıklıyor anne." Annem 'ne alaka amk' der gibi bana baktı.

Onun bakışlarını umursamadan yumurtama geri döndüm.

Buna da yumurta denebilirse artık...

Yumurtamla biraz daha oynadım ve saçma sapan şekiller çizdim.

Ben niye hala sofradayım amına koyayım?

Kaşlarımı istemeden de olsa çattım. Harbi olm ben niye sofradayım lan?

"Elinize sağlık." Tabağımı alıp mutfağa doğru yürümeye başladım. Neden mi?

Kesinlikle bende bilmiyorum. Ben niye tabağımı aldım ki?

Ofladım. Bu gün aklım biraz yerinde değildi.

Rüyanın etkisindeydim de ondan. Ulan şerefsiz Murat seni bir elime geçiriyim var ya o zaman göreceksin kim kimin rüyasına giriyormuş!

Murat şerefsizine sinirlenirken tabağımı sertçe tazgaha bıraktım.

Ulan şu tabak var ya... Götüne girsin!

Sinirle hızla mutfaktan çıkacakken Poyraz'a çarptım. Hızla gerilerken tedirgince ona bakıyordum.

Sikeyim ya aklıma yine Murat geldi...

Gözlerimi birkaç saniyeliğine kapatıp derin bir nefes aldım.

Sakinim. Birşey yok. O benim abimdi ve Murat gibi de yapmazdı.

Titreyen ellerimi yumruk yaptım ve Poyraz'ın yüzüne bakmadan mutfaktan çıktım. Salona girip kendimi koltuklardan birine attım.

E ben sıkıldım. Şimdi napacaktım. Bu gün pazardı ve yapacak hiçbir bok yoktu.

Bok demişken ben kavga etmeyi özledim...

Aklıma gelen dahiyane fikirle ise sırıttım.

Olm ben çok zekiyim yaa.

Telefonumu çıkarıp Erez'i aradım. O telefonu açtığındaysa konuşmasına fırsat vermeden ben konuştum.

"10 dakikaya bizim eve gel. Aklımda harika bir şey var."

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

"Ben doğru mu anladım şimdi? Benim telefonumdan Poyraz'a yazıp yavşayacak mıyız?" Erez inanamayarak bana baktı.

"Kayra eğer abin bunu öğrenirse bırak 50'yi beni 100 kere sikse yine bırakmaz." Gözlerimi devirdim.

"Yapıyor muyuz? Yapmıyor muyuz?" Erez şerefsiz gülümsemesiyle bana baktı.

"Kesinlikle yapıyoruz."

Madem kabul edecektin niye zorluyon ki?

Erez telefonunu açtı ben ise Poyraz'ın numarasını yazdım ve mesajlaşma yerine girdim.

Yüzümde şerefsiz gülümsemesi oluşurken parmaklarımı klavyede gezdirdim.

Siz: Selam yakışıklı;)

Siz: Naber?

Kendi tutamayıp koca bir kahkaha attım. Erez'de benden farksız değildi.

Poyraz'ın mesajımıza dönmesi çok uzun sürmedi.

Poyraz: Kimsiniz?

Yüzümdeki sırıtma yerini korurken yazmaya devam ettim.

Siz: Kim olduğumu ne yapacaksınız?

Siz: Nüfusunuza almayacaksanız pek de lazım değil bence.

Yazdığım şeye Erez'le birlikte kahkahalarla güldük.

Komik miydi? Orası şüpheliydi ama pek de umrumda olduğu söylenemezdi...

Poyraz: Ya nüfusuma alacaksam:)

Ağzım birden beş metre açılırken Erez'e baktım. Göz göze gelir gelmez kahkahalara boğulurken bu sefer telefonu Erez aldı.

Siz: Bu bir teklif mi?

Poyraz: Neden olmasın?

Erez yazacak birşey bulamamış olmalı ki telefonu geri bana verdi.

Siz: Siz herkese böyle mi yaparsınız Poyraz Bey.

Poyraz: Nasıl yapıyorum hanımefendi:)

Ben de yazacak başka birşey bulamadığım için telefonu Erez'e verdim. Erez ise telefonu büyük bir istekle aldı.

Siz: Bu yaklaşımınızdan sevgiliniz olmadığını anlıyorum.

Siz: Doğru mu?

Poyraz: Doğru olmasını mı isterdiniz?

Erez gözlerini devirdi.

"Bu nazla evde kalır bu." Güldüm.

"Zaten kalmış kalacağı kadar." Bu sefer telefonu ben aldım.

Siz: Doğrusunu yanlışını bilmem ama sizi sevdiğim kesin;)

Yavşama mod: on

Poyraz: :)

Poyraz: Kendinizi ne zaman bana gösterirsiniz peki?

Siz: Bir tahmininiz var mı?

Siz: Böyle alımlı, güzel, bakımlı size layık biri elbette aklınızda vardır;)

Erez'le gülme seviyesini geçip anırma moduna geçtik.

Uzun zamandır böyle güldüğümü hatırlamıyorum.

Poyraz: Sanırım öyle bir kadın aklımda var.

Siz: Peki kim?

Poyraz: Kayra:)

Erez'le direk gülmeyi bırakıp birbirimize baktık. Sertçe yutkundum.

"Tamam B planına geçiyoruz." Yüzüme tekrardan şerefsiz gülümsemesi yerleştirdim.

Siz: Dıııt yanlış tahmin.

Siz: Beni bu kadar çabuk unutman üzdü abicim;(

Siz: Deniz ben. Kardeşlerinden en yakışıklı olanı:)

Poyraz: Arıyorum ve açıyorsun.

'Poyraz' kişisinden görüntülü arama isteği.

Erez'le tekrar bakıştık. Arama isteğini reddettim ve mesajlaşma yerinden yazmaya devam ettim.

Siz: E ama abiciğim biraz erken değil mi?

Siz: Söz veriyorum daha sonra o isteğini gerçekleştireceğim.

Siz: Banyoya girmeden mesela anlarsın ya;)

Poyraz: Deniz saçmalamayı kes!

Poyraz: Bunları eve gelince de söylersin artık.

Poyraz: Babamda orda varken mesela anlarsın ya;)

Son mesajlaşmamız bu olmuştu. Erez'le tekrardan bakıştık.

"Helvalar benden." Erez elini anlaşma yapmak istermiş gibi uzattı.

"Pideleri de ben yaptırırım." Uzattığı elini tutup sıktım.

Ne? Deniz'in cenazesini de düşünmek gerek...

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

"Yalan söyleme lan bana!" Poyraz'ın bağırmasıyla Erez'le tekrardan bakıştık. Yarım saattir kavga ediyorlardı ve biz sadece izliyorduk.

"Ya abi niye anlamıyorsun! Ben yapmadım!" Erez'e 'ben dicem galiba' bakışını attığımda o da bana 'yapma' dercesine baktı.

Yalandan öksürdüm. İkiside kısa süreli bana baktı ama pek umursamadan kavgaya devam ettiler. Tekrardan öksürdüm fakat bu kez dönmediler bile.

Bunlar angut. Hata bende.

"Lan bana baksanıza!" Birden bağırmamla herkes bana döndü.

Babam da dahil...

Annem avm'ye gittiği için evde yoktu. Ve ben adeta sıçmıştım.

Hayır, madem yapıyorum niye arkasında durmuyorum ki?

Cevabı gayet basitti; Deniz'e acımıştım ve tabii ki bunda vicdanımın suçu büyüktü.

Sertçe yutkundum ama bunu belli etmedim ve aksine duruşumu dikleştirdim.

"O mesajı atan Deniz değildi." Suçlulukla başımı eğmem gerekirken aksine gururla çenemi kaldırdım.

Lan Poyraz'ı kandırdım daha ne yapayım?

"Bendim."

"Ne?" Başımı evet anlamında salladım.

"Sevgilin var mı diye öğrenmeye çalışıyordum." Sırıttım. "Ve öğrendim ki evde kalmışsın." Poyraz'da güldü.

"Olmadığını nereden çıkardın?" Kaşlarımı havaya kaldırdım.

"Evde kalmandan?" Herkes çaktırmadan gülerken Poyraz kaşlarını çattı ve kollarını göğsünde birleştirdi.

"Evde kalmadım bir kere." Etrafa bakındım.

"E sevgilin nerede o zaman?" Poyraz gözlerini devirdi. Bense sırıtmaya devam ettim.

"Hadi, hadi kabul et. Evde kaldın sen." Poyraz tekrar gözlerini devirdi.

Yavrum devirme o gözlerini, sonra öyle kalacaklar.

Poyraz salonu terk ettiğinde arkasından öylece bakakaldım.

E kızmadı bu?

"Bu kadar mıydı?" Babam güldü.

"Ne diyebilir ki?" Kolunu omzuma atıp beni kendisine çekti. Bedenim anında kasılırken tedirgince ona baktım.

"Biricik kızımsın sen benim. Laf edemez tabii ki de."

İyi, güzel, hoşta... Sosyal mesafeye noldu?

Ben tedirgince babama bakmaya devam ederken Erez yanımıza geldi ve beni kolumdan tutarak kendi yanına çekti.

"Biz senle odaya çıkalım."

Babam Erez'e ölümcül bakışlar attı ama Erez umursamadı.

"İyi misin?" Sessizce sorduğu soruya başımı salladım.

"İyiyim, iyi." Cebimden telefonumu çıkarıp saate baktım. Saat daha 4'tü.

"Parka mı gitsek?" Erez beni onayladı.

"Abinden kaçmak için yerin dibine bile girebilirim."

Baktığı yere baktığımda Deniz'in bakışlarıyla karşılaştım. İstemeden gülerken elimi Erez'in omzuna koydum.

"Allah yardımcın olsun kardeşim, Allah yardımcın olsun."

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

"Bizim okuldaki Can var ya." Kaşlarımı çattım.

"Basketbol takımındaki mi?" Başını salladı.

"Evet."

"Ee ne olmuş ona."

"9'lardan sevgilisi varmış." Ağzım beş karış açılırken kolamı dudaklarıma götürdüm.

"Oha." Başını 'ya' dercesine salladı.

"Neyse kanka insanların hayatı bizi ilgilendirmez." Dediğim şeye 'evet' dercesine başını salladı.

"Yani kanka bize ne sonuçta."

Milletin kırmızı donuna kadar konuştuk ama sonrasında yine 'bize ne' dedik ya helal olsun...

Çekirdekleri ve kolayı çöpe attım.

"Gidelim artık geç oldu." Erez başını salladı.

"Eve bırakayım seni." Göz devirdim.

Sanki eşyayım da eve bırakıyor. Te Allah'ım ya.

"Bırak bakalım."

Eve doğru yürğmeye başladığımızda arkamızdan gelen adım sesleriyle birkaç saniyeliğine arkama dönüp baktım.

Tövbe estağfirullah.

Simsiyah giyinmiş iki adam vardı. Ama asıl dikkatimi çeken bu değildi. Asıl dikkatimi çeken daha demin ortalarda görünmeyen siyah arabaydı.

Ananıskim bu filmlerde jojuk kaçırmak için kullanılan arabaydı.

Sertçe yutkundum ama bunu dışa vurmayıp hiçbirşey görmemişim gibi Erez'e döndüm ve gülümseyerek sadece onun duyabileceği şekilde konuştum.

"Erez arkana sakın bakma." Erez kaşlarını çattı.

"Neden?" O da benim duyabileceğim şekilde konuşmuştu. Cebimden telefonumu çıkardım ve Poyraz'a konum attım.

"İki adam var." Erez tek kolunu belime sarıp beni kendine çekerken yanağımdan öpüyormuş gibi yapıp kulağıma eğildi.

"Nasıl iki adam var?"

"Bildiğin iki adam var Erez. Filmlerde jojuk kaçırmak için kullanılan arabadan da var. Ama yemin edebilirim ki daha demin orda yoktu."

Hafiften gerilmeye başlamıştım.

Yalan. Altıma sıçıyorum şu an.

Erez kolunu belimden çekip elimi tuttu ve adımlarını hızlandırdı.

Etrafta niye kimse yoktu?

Siktir... Koca bir siktir hemde.

Telefonumu çıkardım. Poyraz mesajımı görmüştü hatta mesaj bile atmıştı.

Mal Poyraz: Geliyorum.

Mesajı gördüğümde yüzümde bir gülümseme oluştu.

Ne yalan söyleyeyim rahaladım amına koyayım.

Arkamdaki adım seslerinin hızlandığını duyunca yutkundum. Erez'e baktığımda zaten bana baktığını gördüm. Dudaklarını oynattı.

"Sakin ol." Fısıltıyla dediği şeyler üzerine titrek bir nefes aldım ve Poyraz'ı aradım.

Telefon anında açıldı.

"Kayra nerdesin?"

"İyiyim abicim sen?" Poyraz biraz duraksadı. Konuşmaya devam ettim.

"Hm hm geliyorsun demi yanımıza."

"Birazdan sokağa giricem." Önümüze birden jojuk kaçıran araba çıkınca Erez'in elini daha da sıktım.

Birinin telefonumu aldığını hissedince hızla oraya döndüm.

O adamlardan biriydi...

Adam beni kolumdan tutup çekmeye çalışırken kolumu ondan kurtardım.

Aklıma gelen anılarla sertçe yutkundum.

Nefesim yavaş yavaş hızlanırken Erez beni kendisine çekti. Beni kendisine çevirip sıkıca sarıldı ve kulağıma eğildi.

"Şşt ben yanındayım." Başımı Erez'in göğsüne gömdüğümde duyduğum sesle kaskatı kesildim.

Bu ses ise silahın namlusunun çekilme sesiydi.

Erez silahtan çıkan tıkırtıya aldırmadan kollarını sıkılaştırdı ve beni döndürerek adamlarla arama girdi.

Adamlardan biri alayla güldü.

"Ya canını verirsin ya da kızı teslim edersin."

Bölüm sonu

13 yorum