İyi okumalar...
Aklımda çok iyi senaryolar var ama Kayra'yla ne kadar yapabilirim bilmiyorum. Çünkü romantizm ve Kayra biraz(baya) farklı şeyler.
Herneyse, kitapla ilgili tahminlerini ve fikirlerinizi bekliyorummm.
_______________________________________________
Kapıyı sonuna kadar açmış yüzümdeki sırıtmayla bir Yiğit'e birde Nazlı'ya bakıyordum.
Siz demek sevgili oldunuz da beraber mi uyuyonuz. Ama bende Kayra'ysam o şerefsizliği yapardım.
Telefonumun kamerasını açtım ve yanımdaki Erez'e sessiz olmasını işaret ettim.
Çok güzel fotoğraflar çekerken Yiğit'i nasıl tehdit edebilirim onu düşünüyordum.
Emir'e veririm desem her boku yapardi ki bu.
Fotoğraf çekmeyi bitirdikten sonra Erez'i dürttüm ve odadan çıktık. Yüzümdeki sırıtmayla ona baktığımda o da bana bakıyordu.
Fark etmedim sanıyordu ama oda bir iki fotoğraf çekmişti. Eminim ki o da Yiğit'i nasıl tehdit edeceğini düşünüyordu.
O değilde çocuk yanımda dura dura bana döndü...
Erez'le sırıta sırıta odama doğru giderken Poyraz'ı görmemle kaşlarımı çattım. Aynı zamanda yüzümdeki sırıtmada silinmişti.
Bu mal saat başı bizi kontrol ediyordu. Lan az da Yiğit'i kontrol etsene bunlar bu gidişler s...
Tövbe ya.
"Ne vardı Poyraz hazretleri?" Poyraz kollarını göğsünde birleştirmiş gözlerini kısmış bir bana bir de Erez'e bakıyordu.
"Neredeydiniz siz?" Omuz silktim.
"Sanane acaba?" Poyraz derin bir nefes aldı.
"Bir cevap bekliyorum Kayra." Dudaklarımı büzdüm.
"Bir cevap vermiyorum Poyraz." Poyraz 'öyle mi?' diye bana bakarken 'öyle' bakışı attım.
"Hem sen biraz da Yiğit'i mi kontrol etsen bunlar bu gidişle sev-" Erez diyeceklerimi tahmin etmiş olacak ki eliyle ağzımı kapatmıştı.
Erez sevimlice gülümsedi.
Bunları hep benden öğreniyor lan. Bak bir gururlandım.
"Yok abi birşey, demi Kayra!" Erez beni alttan alttan tehdit ederek böyle bir cümle kurmuştu. Saygısından dolayı ise herkese 'abi' diyordu.
Erez, koçum. Kankam olmasan net sevgilim olurdun.
Poyraz sorgular bakışlarını bizim üzerimizde gezdirirken başımı salladım. Poyraz isteksizce konuştu.
"İyi gel. Ben sana yatacağın yeri gösteriyim." Erez paşa paşa giderken kolunu tutarak onu durdurdum ve çenemi dikleştirdim.
"Nazlı nasıl Yiğit'le kalıyorsa Erez'de benimle kalacak." Meydan okurcasına gözlerine baktım.
"Ya Yiğit'le Nazlı'yı da ayırırsınız ya da Erez benle beraber uyur." Poyraz da bana meydan okurcasına baktı.
"İyi babama diyim o zaman." Erez koluyla beni dürttü. "Kayra ben babandan tırsıyom. Paşa paşa gitsem?" Aynı Erez gibi bende fısıldadım.
"Erez senin ağzına sıçarım! Sonra bunların götü kalkıyor, hayatta olmaz!" Erez bana göz devirirken Poyraz uykulu bir adet babamla yanımıza geldi.
Poyraz 30 yaşında adamsın beni babama mı söylüyorsun gerçekten?
"Evet anlatın bakalım noluyor burda?" Tatlış tatlış gülümsedim.
"Babacım biz Erez arkadaşımla beraber odamda ayrı yataklarda uyuyabilir miyiz acaba?" Her kelimeye ayrı ayrı vurgu uygulamıştım çünkü bunların 'arkadaşız' kelimesinden anladıkları şeyler biraz farklıydı.
"Olmaz. Poyraz abinle uyusunlar."
Poyraz 30 yaşında adamsın babamı da mı doldurdun gerçekten?
Gözlerimi devirmemek için kendimi tuttum ve kollarımı göğsümde birleştirdim.
"O zaman Nazlı da Yiğit'le değil benimle yatsın!"
"İkisi aynı şey değil!" Poyraz'la babamın aynı anda dediği şeyle ağzım neredeyse beş metre açıldı.
Nazlı erkekti de ben mi bilmiyordum?
Omuz silktim. "O zaman bende annemle konuşurum." Saçımı savura savura annemle babamın yatak odasına girdim.
Annemi dürtmeye başladığımda aynı zamanda ona sesleniyordum.
"Anne!" Beni çok fazla yormadan gözlerini açtığında direk konuya girdim.
"Babamla ve Poyraz'la konuşabilir misin acaba?" Annem kaşlarını çattı.
"Niye?"
"Görünce anlarsın." Annemi çekiştirerek daha demin dikildiğimiz koridora götürdüm.
"Babamla Poyraz, Erez'in benim odamda kalmasına izin vermiyorlar!" Annem kollarını göğsünde birleştirdi.
"Niye izin vermiyorsunuz Kadir?"
Bu kadın benim favori insanımdı. Aşk kadını aşk...
"Bak hayatım, aşkım, çiçeğim, hayatımın anlamı kızımız daha küçük." Annemle aynı anda gözlerimizi devirdik.
"Abartma Kadir. Kalsınlar işte beraberce."
"Olmaz!" İkisinin aynı anda söylediği şeylerle bir kez daha göz devirdim.
"Olur olur." Annem bize döndü. "İyi geceler size hadi gidin odanıza." Aşk kadınım yaaa.
Annemin yanağından öptüm. "Allah razı olsun anne." Annem güldü.
Erez'i çekiştirerek odama soktum. Sonradan kapıyı kapattığımda ise derin bir nefes vermiştim.
"Olm sesini çıkar sende arada!" Erez alayla güldü.
"Ne diyim Kayra 'Poyraz siktir git ben agamla kalıcam' mı? Eğer bunu dememi bekliyorsan şimdiden diyim abin beni gece gündüz siker." Göz devirdim.
"Gel iki Pubg atak."
Alakaya maydanoz olabilir ama Pubg aşktır nokta.
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
"Pışt!" Kolumu deşen varlık bir kez daha seslendi bana.
"Lan gerizekalı kalk artık! Kalk!" En son yattığım yerden düşmemle gözlerimi açtım.
"Lan!" Erez'i tepemde sırıtarak dikilirken görünce kaşlarımı çattım.
Hayırsız.
"Erez mal mısın sen insan gibi kaldırsana beni!" Erez'e çemkirdiğimde omuz silkti.
"İnsan mısın sen?" Gözlerimi kıstım ve ayağa kalktım. "Erez siktim belanı koçum kaç kaçabildiğin kadar." Erez ilk ciddiye almadan alayla bana baksa da yüz ifademi görmüş olmalı ki birden ciddileşti.
"Umarım şaka yapıyorsundur?" Başımı olumsuzca salladım.
"Yoo yapmıyorum." Erez hızla arkasını döndü ve odadan çıktı.
Ben niye hep ya kovalıyorum ya da kovalanıyorum? Normal bir günüm yok anasını satayım.
Merdivenin önüne geldiğimizde hızla Erez'in üstüne atladım. Aynı bir zamanlar Yiğit'e yaptığım gibi yaptım ve kollarımı kafasına bacaklarımı ise beline sardım. İleri geri sallanmaya da başladığımda Erez beni üzerimden atmaya çalıştı.
"Lan düşücez Kayra! Kızım manyak mısın in üzerimden!"
"Hayatta olmaz! Beni tatil gününde uyandırmanın cezası bu Erez! Uyandırmasaydın oğlum napayım!"
"E sende uyansaydın o zaman!" İkimiz birlikte yere düşerken Erez'in son sözü bu olmuştu.
Düşmenin etkisiyle yuvarlanıp sırtımı duvara çarptım.
Lan ben yine benim de düşeceğimi hesaplamayı unuttum!
Erez sanki yere hiç düşmemiş gibi ayağa kalktı ve merdivenlerden adeta uçarak inmeye başladı. Bende aynı şekilde ayağa kalktım ve peşinden inmeye başladım.
"Erez benden kurtuluşun yok senin!" Erez'e yaklaştığımda ise Erez son kozunu kullandı.
"Sanem teyze!" Anında hanım hanımcık olurken ölümcül bakışlarımı ona atıyordum.
"Efendim Erezciğim?" Erez sevimlice gülümsedi.
"Ben yardım edilecek birşey var mı diye soracaktım."
Bon yordom odolocok borşoy vor mo doyo sorocoktom.
Annemde ona sevimlice gülümsedi.
"Yok oğlum siz içeri geçin oturun ben hallederim." Erez ısrarlarından sonra annemi ikna edemeyeceğini anlamış olacak ki omuzlarını düşürüp salona doğru gitmeye başladı.
Aklıma gelen şerefsizlikle sırıttım.
Sen beni az rezil etmedin Erezciğim.
Salonun girişine geldiğimizde var gücümle zıpladım ve Erez'in ensesine vurdum. Çıkan sesle herkes bize dönerken sırıttım.
Erez'in gazabından korunmak için hızlı adımlarla kaçacakken kedi tutar gibi ensemden tuttu.
"Nereye kaçıyorsun sen bakayım?" Erez'in tehditkar ve bir o kadar da ürkütücü sesini duyunca sevimlice gülümsedim.
Ben sıçmış mıydım yoksa bana mı öyle geliyordu? Bu ses tonunun sonu iyi değildi.
"Kaçmak mı? Ben senden hiç kaçar mıyım canım arkadaşım. Sen benim en tatlı, en minnoş, en sempatik ve tek arkadaşımsın. Ben senden niye kaçıyım?" Erez bana öyle bir bakış attı ki bu sefer sevimli gülümsemem yerine 'sıçtım' gülümsemesini yüzüme takındım.
Erez bunun bedelini bana ödetirdi de nasıl yapardı bilemiyorum.
Erez yüzüne şerefsiz gülümsemesi takındı.
Hassiktir...
"Bende öyle sanmıştım bebeğim." Ve ardından ise bana öpücük atıp saçlarımı karıştırdı.
Babam ve abilerim az ötemizde otururken bana öpücük attı ve saçımı karıştırdı.
Sertçe yutkundum.
Yavrum bunlar bana birşey yapmaz da sen geberebilirsin...
"Ne dedin sen?"
"Bebeğim mi?"
"Kayra mı?"
"Ne?"
"Bebeğim?" Beşininde aynı anda dediği şey üzerine 'sıçtık' bakışlarımı attım etrafa.
Erez sırıttı. Ve arkasını dönüp mutfağa girdi.
"Sanem teyze ben size yardım edeyim." Ben ise beş kişiyle sıra sıra bakıştım ardındansa Erez'in peşinden mutfağa girdim.
Erez'e başka intikam yolları öğretmeliydim...
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
"Ellerinize sağlık Sanem teyze yemekler çok güzel olmuş."
Lan bu çocuk nasıl bu kadar rahattı!
Yemeğin başından beri herkes bize bakıyordu ve Erez sadece yemek yemişti.
Evet, evet! Bana küsmüştü ve şu an trip atıyordu!
Aslında pek tripe benzemiyordu. Sedece 'ben yandıysam sende yan' aslı kısasa kısas çalışmasıydı.
Bende Erez gibi yapıp yemeğime odaklandım. Kimse bakmıyormuş gibi yapmak daha mantıklıydı.
Hayır, sevgilim olsa anlardım da sevgili olmamamıza rağmen niye böyle oluyordu?
Ben nedenini açıklayayım, tek kelimeyle 'rezil' insanlardık.
"Ee Nazlıcım sen nasılsın? Annenler napıyor?" Ve evet annemin mükemmel konuşması da başlamıştı.
Bu anlar sanki bir yerden bana tanıdık geliyordu.
Hemen zıkkımlansak da kalksak. Gerçi yarım saattir Erez'i bekliyordum.
"İyiler Sanem tayze siz nasılsınız?" Annem savimlice gülümsedi.
"Ben iyiyim de sizli bizli konuşmaya gerek yok bence." Kapı birden çalınca herkesin bakışları oraya döndü.
Allah'ım sonunda birileri bize bakmıyor. 1-2 saniye de olsa...
"Ben açarım!" Hemen ayağa kalkıp yemek odasından çıktım.
Artık özgürdüm!
Mutlulukla kapıyı açtığımda ne yalan söyleyeyim kesinlikle Emir'i beklemiyordum. "Emir?" Emir ilk bana ardındansa içeriye baktı.
"Nazlı'yı almaya geldim de."
Bu işte gönlü olmayan bir diğer kişide sen olmalısın. Zavallı seni. O fotoğrafları görünce napıcaksın merak ediyorum.
"Şu an yemek yiyoruz. Sende gel istersen?" Hayatımda kurduğum en kibar cümle bu olmuş olabilirdi ama ben 'siktir git' demesini de biliyordum.
Tabii ki de ailem var diye yapmıyordum. Annem beni bir erkek olarak görüyordu!
Kapıyı açıp girmesi için geriye çekildim. Emir içeriye geçtiğinde önden gidip yemek odasının önüne geldim. İlk onun geçmesini bekledim.
Niye mi? Çünkü şerefsizlik damarım tuttu. Niah niah niah şimdi elime düştünüz...
Emir içeri geçtiğinde telefonumdan Nazlı ve Yiğit'in dün çektiğim fotoğraflarını açtım. Emir'in arkasından Yiğit'in görebileceği bir şekilde gösterdim.
Yiğit fotoğrafı görünce ilk öldürücü bakışlar atsada sonrasında süt dökmüş kediye döndü.
Niye acaba?
Bana 'ne istiyon' bakışı attığında bakışlarımla Erez'i gösterdim.
Şerefsizim diyom inanmıyon birader.
Yiğit ilk baş 'hayatta olmaz' bakışı atınca omuz silktim. Emir'e sesleneceğim sırada başını hızla sallayınca sırıttım ve saçımı savurup yerime oturdum. Telefonu kapatmayı da ihmal etmemiştim.
Annemin 'bu kim?' bakışlarını görünce elimle Emir'i gösterdim.
"Nazlı'nın abisi Emir."
Annem her zamanki misafirperverliğiyle Emir'e döndü.
"Aa oğlum hoşgeldin otur sen, ben bir tabak daha koyayım."
"Ben size zahmet vermek istemiyorum sadece Nazlı'yı alıp gideceğim o kadar." Annem gülümseyerek baktı ona.
"Hayatta olmaz. Bir çay içmeden bırakmam sizi." Evet daha annemle benim sorgum vardı.
Ne? Erez'e yapılanların hepsinin intikamını alacaktım.
Emir eninde sonunda masaya oturduğunda ayağımla yanımdaki Erez'i dürttüm. Erez'in bakışları bana çevirilince gözlerimle Emir, Nazlı ve Yiğit'i işaret ettim. Erez sırıtarak başını salladığında bende sırıttım.
Poyraz'ın bakışlarını görene kadar...
Keşke Erez'e baktığın gibi Emir'e de baksan. Malum Yiğit'i döven oydu...
"Ee Emir oğlum sen neler yapıyorsun?" Babamın sorduğu soruya Emir düz bir ifadeyle cevap verdi.
"Bu aralar adam dövmek favorim ama ne kadar adam denilir orasını bilemiyorum." Yiğit'e imayla dediği şeyle Erez'le kısa süreli bakıştık.
Erez sonunda yaptığı bokun yeni farkına varmış olacak ki sertçe yutkundu. Bende ona omuz silktiğimde geri önümüze döndük.
Babam sedece "Ne güzel." Demekle yetindi.
Hayır zaten ne diyecekti ki? 'Oğlumu dövme' falan mı?
Birkaç dakikanın ardından ise Emir konuştu.
"Yiğit senin gözüne ne oldu?" Ben kendimi tutamadan kısıkça gülerken Yiğit sertçe yutkundu. Ardındansa gülümsedi.
"Nolsun abiciğim işte dengesizin biri vurdu." Ben tekrar kısıkça gülerken elimle ağzımı kapattım.
Yiğit batıyorsun koçum.
Emir kaşlarını yukarı kaldırdı.
Emir üzülerek söylüyorum ki bu çocuk benim ikizim. Her türlü şerefsizlik, yüzsüzlük var. Dikkat et bence.
"Abiciğim?"
Adam sana dengesiz dedi buna mı takıldın? Erkeklerde beyin götte galiba...
Yiğit sırıttı. "Abim değil misiniz?" Emir de sırıttı. "Değilim." Yiğit başını hafifçe sağa eğdi ve gözlerini kıstı. "Henüz değilsiniz, doğru."
Biz Erez'le tekrardan göz göze geldiğimizde kahkaha atmamak için elimle ağzımı daha sıkı kapattım. Ne zaman komik birşey olsa ve biz göz göze gelsek gülmekten ağzımız yırtılıyordu.
Herkes kısa bir an bize baktı. "Komik ne var acaba?" Deniz'in sorduğu soruyla sırıttım.
#Yaşasınşerefsizlik.
"Senin sevgiline noldu abiciğim?" Deniz kaşlarını çattı.
Emir var diye abi demiştim.
"Abiciğim?"
Erkeklerde harbi beyin götte çalışıyor.
"Abim değil misiniz?"
Dejavu...
Deniz dalgınca konuştu. "Abinim."
"Ne sevgilisi?" Annem sonunda değinmek istediğim konuya parmak baskı.
"Aa abiciğim anneme söylemedin mi sen?" Hevesle anneme döndüm. "Anne abim bir aşık olmuş bir aşık olmuş. Gece gündüz bize o kızı anlatıyor."
Yalandan kim ölmüş ayol?
Deniz girecek delik ararken gururla sırıttım.
"Hemde 1 ay içinde."
"Bence bu konuyu sonra da konuşabiliriz." Deniz'in kaçmak için ortaya attığı şeyi annem kabul etti.
"Peki, sonra konuşalım."
"Madem herkes aşk hayatını anlatıyor sen de anlatsana abiciğim?" Nazlı'nın dediği şeye Emir omuz silkti. "Aşka inanmıyorum. Bir insanı seversin ama aşık olmazsın."
Nazlı inanamazcasına ona baktı. "Fikrinin değiştiğini düşünüyordum!" Emir omuz silkti.
"Ee Erez sen ne düşünüyorsun bu konuda?" Poyraz'ın sesini duyunca istemeden de olsa göz devirdim.
Konu neden hep bize geliyordu?
"Ben aşkın olduğuna inanıyorum ama tekrardan belirtmek isterim ki Kayra'yla sevgili değiliz."
Poyraz kaşlarını yukarıya kaldırdı.
"Bebeğim neydi o zaman?" Kollarımı göğsümde birleştirip Erez'e baktım.
Açıkla bakalım dahi çocuk. Bu sefer sıçan ben değil sensin...



