İçeriğe geç

Soylu Ailesi / Gerçek ailem

Bölüm 42 · 9 dk okuma

Soylu Ailesi / Gerçek ailem

Bölüm 42

24. Bölüm

İyi okumalarrrr...

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Sırıtarak kapıyı çaldım.

Ama Yiğit'i nasıl bıraktım da geldim. Aklıma geldikçe gülüyordum.

Annem kapıyı açınca yüzümdeki sırıtmayla içeri girdim. Annem kaşlarını çattı.

"Yiğit nerde?" Daha da sırıttım.

"Sevgilisinin abisinden dayak yiyordu en son."

"Ne!" Ama bu bağırış annemin değil salondaki Deniz'in sesiydi. Akrabalar dün gitmişti bu yüzden evde sadece biz vardık.

Deniz hemen yanımıza geldiğinde göz devirdim.

"Sen ciddi misin?" Başımı evet dercesine salladım. Deniz kaşlarını çattı.

"Yiğit'in zorbası benim bir kere! Nerdelerdi en son?!" Duyduklarımı algılayınca koca bir kahkaha attım.

Bu gerizekalı sırf kardeşini başkası dövüyor diye kıskanmış mıydı?

Gülmem nihayet dindiğinde omuz silktim.

"Erez'e o kadar laf ettiniz. Hayatta söylemem." Dediklerimin üzerine birde ağzıma görünmez bir fermuar çektiğimde Deniz göz devirdi ve salona doğru ilerledi.

Bende çantamı kapının yanına koydum ve salona doğru ilerledim. Ateş ve Emin de salondaydı.

Emin sırıtarak telefonuna bakıyordu.

Lan yeni görümce mi geliyor?!

Hızla Emin'in yanına gittim ve oturdum.

Gerizekalı geldiğimi bile fark etmemişti.

Çaktırmadan telefonuna baktığımda gördüğüm şeyle afalladım. Mercedes mi lan o?

"Oha." Ağzımdan istemeden çıkan nida ile Emin kendine geldi. Telefonunu benden hemen uzaklaştırdığında göz devirdim.

O değilde neden bunlar hiç işe falan gitmiyordu?

Gözlerimi kıstım.

Lan eğer baba parası yiyerek benim rızkımı çalıyorsanız sizi mahvederim!

"Bir kız var." Deniz'in dalgınlıkla söylediği şey üzerine hepimiz ona baktık.

"Ne dersem benimle çıkmasına ikna edebilirim?"

"Nasıl bir kız?" Ateş'in soruğu soru üzerine birkaç saniye ona baktım sonradan ise tekrardan Deniz'e döndüm.

"Sert bir yapısı var." Düşündüm. Eğer kıro bir yapısı varsa aklımda harika bir fikir vardı.

"Git güzelce sor. 'Benimle çıkar mısın?' de." Emin'in dediğine göz devirdim.

"Yok daha neler saçmalamayın." Bu ses ise benden çıkmıştı. Hepsi varlığımın farkına yeni varmış gibi bana döndü. Onlara göz devirirken söyleyeceklerimle sırıttım.

"'Benimle sahaya gelir misin?' diye sor." Deniz kaşlarını çattı. "Ne alaka?". Bilmiş, bilmiş güldüm.

" O da 'ne alaka?' diyecek ve sende 'haklısın, seninle futbol takımı kuramadıktan sonra ne anlamı var' diyeceksin." Deniz aydınlanmış gibi bana baktı.

"Oha." Verdiği tepki üzerine göğsümü kabartırken Emin kafa vurdu. Sinirle ona döndüm.

"Ne vuruyon lan bana! Yiğit bir sen iki!" Emin beni takmadan Deniz'e döndü.

"Deme böyle birşey." Kaşlarımı çattım. "Bunu dersen kız seni döver bence." Ateş'te yorumunu kattığında göz devirdim.

"Deniz anası sen bunları dinleme. Kızın yapısı kıro ve bu tarz şeylerden hoşlanan biriyse net de. Ama değilse maalesef ki Ateş böceğine katılıyorum."

Deniz ikilemdeymiş gibi bir bana bir de abilerine bakarken ofladım.

Dirseğimi koltuğun kenarına koydum ve avucumu yanağıma yasladım.

"Sen şu kızı biraz anlatsana." Deniz karşımdaki koltuğa oturdu ve biraz düşündü.

"Aslında senin gibi bir yapısı var."

Bir kere kimse benim gibi olamazdı.

Anında durduğun yerde dikleştim. "Nasıl yani?"

Biraz daha düşündü.

"Lafını esirgemeyen sert bir yapıya sahip birisi. Ama kıro da sayılmaz." Düşündüm.

"Kıro değilse net unut benim dediğimi." Kaşlarını çattı.

"Neden ki?" Gözlerimi devirdim.

"Biri bana böyle birşey dese ağzına sıçarım çünkü."

Ben sert biri diyince bu tarz şeylerden hoşlanır diye düşünmüştüm.

Biraz daha düşündüm.

"Senin hakkında ne düşünüyor?" Deniz dudaklarını büzdü. "Bilmem."

Ben şu an biyolojik abime aşk tavsitesi veriyordum ama bir sorun vardı. Ben hiç aşık olmamıştım ki? Hoşlanmamıştım bile...

"Eğer benim kafamda biriyse sen ona açıldığında aranızı bozmaz." Daha çok kendi kendime konuşuyor gibiydim.

"Bu kızla aranızdaki yakınlık 10 üzerinden kaç?" Deniz dudaklarını yine büzdü. "0" Kaşlarımı çattım.

"Kız seni tanıyor mu?" Deniz evet anlamında başını salladı.

Tanımayadabilirdi. Buna da şükür.

"Bir iki kere aynı ortamda bulunduk."

Sabırla başımı salladım. "Sen ne zamandır bu kızdan hoşlanıyorsun?"

Birkaç gün derse biyolojik abim demem ağzının üstüne çarpardım.

"1 ay oldu sanırım." Başımı onaylarcasına salladım.

"Peki ne zaman tanıştınız." Deniz bakışlarını kaçırdı.

"1 ay önce..." İnanamayarak ona baktım. Odanın içinde gözlerimi gezdirdim. İyi annem burda yoktu.

Bakışlarımı tekrar Deniz'e çevirdim.

"Ayıptır sorması ama sen şerefsiz misin? Yavşak mısın? Yoksa tümden mal mısın?" Bunları demem üzerine Emin yine kafama vurdu.

"Abin o senin düzgün konuş onunla." Emin'e çemkireceğim sırada Ateş konuştu.

"Bunu demek istemezdim ama Kayra haklı. Deniz sen mal mısın acaba?" Deniz tripli bir şekilde ayağa kalktı ve kollarını göğsünde birleştirdi.

"Siz ne anlarsınız ki zaten. Gerçi anlasaydınız böyle sap gibi kalmazdınız." Göz devirdim.

Tam ağzımı açıp cevap verecekken kapı çaldı. Dudaklarımda tekrardan bir gülümseme oluşurken ayağa kalktım. Kesin Yiğit gelmişti.

Götüyle yüzü yer değiştirmiş olmasa bari.

Salondan hızla çıktım ve kapıyı açtım. Karşımdaki yüzle gülmemi tutamadım ve kahkaha attım.

"Lan Yiğit!" Tekrardan kahkaha attım. "Bu tip ne lan!" O kadar çok gülmüştüm ki zar zor konuşabilmiştim. Gülmemi durdurmaya çalışıp ciddileştim ve tekrardan Yiğit'e baktım.

Kendimi tutamayıp yine kahkalarla gülmeye başlayınca Yiğit kaşlarını çattı.

"Bana bak Kayra! Zaten hepsi senin suçun dellendirme beni!" Yiğit sinirle bana bağırmıştı ama ben sadece kahkahalarla gülüyordum.

Allah kahretmesin gülme krizine girmiştim!

Yiğit'in yüzüne bakınca gülmem daha da arttı.

"Yiğit, Kayra noluyor burda?" Annem yanımıza doğru gelirken Yiğit'in yüzünü görmüş olacakki tekrardan konuştu.

"Oğlum noldu sana?! Kavga mı ettin?!" Annem Yiğit'in yüzünü avuçladı ve dikkatle bakmaya başladı.

"Kim yaptı bunu?!" Gülmelerimin arasından konuşmaya çalıştım. Yiğit hala kötü kötü bana bakıyordu.

"S-sevgilisinin abisi y-yaptı." Cümlem biter bitmez yine kahkahalara boğuldum ve sırtımı zorlukla duvara yasladım.

Anasını satayım karnım ağrıdı. Ayakta zor duruyordum.

Ayaklarımın beni daha fazla taşıyamayacağını anlayınca kendimi yere bıraktım. Yiğit bana gözlerini devirirken diğerleri de yanımıza gelmişti.

Emin koca bir kahkaha attı. "Lan olm noldu sana!"

Yiğit bana ters bir bakış attı. "Kayra'ya sorarsanız daha iyi olur! Malum sorumlusu o çünkü." Dedikleriyle yaptıklarım aklıma geldi ve daha çok güldüm.

Anam nefes alamıyorum!

Yanımdaki Ateş'in eşofmanını çekiştirdim.

"A-anasını sat-ayım nefes al-alamıyorum!" Gülmekten yanaklarım ağrımıştı. Gözlerim de sulandığı için gözlerimi kapattım.

Duramıyordum!

Gülmeye devam ederken kafamı iki kere sertçe duvara vurdum. Elim ağrıyan karnıma gitti.

Birinin yüzümü avuçladığını hissettim. Kahkahalarla gülerken gözlerimi açıp karşımdaki kişiye baktım. Ateş'ti.

"Kayra abicim beni duyuyor musun?" Gözlerimin içine bakıp dediklerine sadece başımı salladım.

Ateş beni kollarının arasına alırken aklıma Yiğit'in gelmesiyle mümkünmüş gibi daha gülmeye başladım.

"A-amına koyayım!" Tekrar bir kahkaha attığımda Ateş'in sesini tekrar duydum.

"Tamam sakin ol." Sesi çok ılımlı geliyordu.

Onu umursamadan Yiğit'e baktım. Lan morarmış gözü ve kanamış burnuyla çok komik duruyordu.

"Y-yiğit!" Tekrar bir kahkaha attım.

"Lan E-emir senin a-ağzına sıçmış!" Daha çok gülerken Ateş'in "Yiğit'i götürün!" Dediğini duydum.

Ateş kafamın arkasına baskı uygulayarak başımı göğsüne gömdü.

Oha oha parfüm çok güzeldi! Ama tek sorun gülmekten doğru dürüst nefes alamıyordum...

Kollarımı bende Ateş'in beline doladığımda saçlarımı okşamaya başladığını hissettim.

Nihayet gülmem az da olsa dindiğinde derin bir nefes aldım.

"Ateş."

"Efendim?" Başımı kaldırıp ona baktım.

"Hangi parfümü kullanıyorsun?" Ve evet bunu ciddi ciddi sormuştum.

Ateş'in kaşları havaya kalktı. "Ne?" Gözlerimi devirdim.

"Tamam sormadım say."

Ben, sen evde yokken o parfümü alırdım ki. Yaşasın kötülük ahahah...

Başımı tekrardan Ateş'in göğsüne gömdüm. Ferah bir kokusu vardı.

Yiğit'in suratı tekrar gözümün önüne gelince istemeden güldüm.

"Nazlı'nın abisi dövmüş Yiğit'i." Kollarımı çözüp hemen ayağa kalktım.

Olayları tüm detaylarıyla öğrenmeliydim.

Hızla salona girdim ve Yiğit'in yanına kendimi adeta fırlattım.

Nasıl olduysa artık...

Tamamen Yiğit'e döndüm. Sırıtarak ona bakmaya başladım.

"Ee ben gittikten sonra noldu?" Heyecanla sorduğum soruya göz devirdi. Herkes salondaydı ve ben özellikle şimdi sormuştum.

Ne? Erez'e yapılanların intikamını alıyordum.

"Sen gittikten sonra maalesef daha fazla yalan söyleyemedik ve herşeyi itiraf ettik. Ondan sonra da Emir kavga çıkardı. Şu gördüğün morarıklığı orda afiyetle yedim." Sırıtmaya devam araya girdim.

"Afiyet olsun ikizim." Yiğit tekrar göz devirdi ve anlatmaya devam etti.

"Sonra Nazlı araya girdi ve tekrardan sakince oturup konuştuk. Benden kaç lira verirse Nazlı'dan ayrılacağımı sordu, bense ayrılmayacağımı Nazlı'yı sevdiğimi söyledim." Dudaklarımı 'vay be' dercesine büzdüm.

"Tabii bunu deyince burnuma güzel bir yumruk daha yedim." Tekrar sırıttım ve yanaklarını sıktım.

"Oy çen demek aşık oldunda dayak mı yedin." Ellerimi çektim ve konuşmaya devam ettim.

"Umarım Erez'in neler çektiğini anlamışsındır."

"Aynı şey değil!" Ateş, Emin, Deniz ve Yiğit'in aynı anda dediği şeyle kaşlarımı çattım.

"Tabii ki de aynı şey!" İnanamayarak onlara baktım.

"Annem olmasaydı aynısını siz de yapacaktınız!" Hepsi gözlerini devirdi.

"Neyse ne." Yiğit elini gelişigüzel salladı ve konuşmaya devam etti.

"Sonra Nazlı tekrardan araya girdi." Yüzünde bir sırıtma oluştu. Eliyle saçlarını dağıttı.

"'Bende onu seviyorum abi yeter bu yaptıkların' dedi." Yüzümde kendiliğinden bir gülümseme oluştu.

Yiğit gerçekten Nazlı'yı seviyordu.

Utanmış mıydı o? Yüzümdeki gülümseme daha da büyürken saçlarını karıştırdım.

"Nazlı'ya diyim de bir kız gecesi ayarlayalım." Yiğit anında bana dönerken diğerleri de şaşkınca bana bakıyordu.

"Wallaha mı?" Güldüm.

"Wallaha ama bir şartım var." Yiğit bana tamamen döndü. "Ne istersen."

Şerefsiz gülümsemesini yüzüme takındım.

"Erez de bizde kalır."

"Hayatta olmaz!" Dördüde yine hepbir ağızdan bağırınca omuz silktim. "O zaman vazgeçtim Nazlı kalmasın burda. Hatta ben onlarda kalırım."

Yiğit yine hiddetle bağırdı. "Olmaz!" Kaşlarımı çattım. "Niye olmaz!"

"Çünkü o evde Emir de kalıyor!" Alayla güldüm.

"Yiğit herhalde sizde kız değilsiniz!" Telefonumu cebimden çıkardım ve Nazlı'yı aradım. Kafedeyken birbirimize numaralarımızı vermiştik.

"Alo Nazlı?" Yiğit'in gözleri büyürken ben keyifle sırıttım.

"Alo Kayra?"

"Şey diyecektim ben, kız gecesi mi yapsak?" Yandan yandan Yiğit'e bakıyordum.

"Yaa çok iyi olur aslında."

"Aslında bize gel derdim de-" Yiğit'in kolumu dürtmesiyle ona baktım.

"Tamam tamam Erez'de gelebilir!" Fısıldayarak dediği şeyle zaferle gülümsedim.

"Aman boşver sen gel bu gün kız gecesi yapalım."

"Ayy heyecanlandım şimdi. Anneme sormam lazım. Sana sonra dönsem?"

"İstediğin zaman dönebilirsin bebeğim." Vedalaşıp telefonu kapattığımızda sırıtarak onlara baktım.

"Ben hala izin vermiyorum." Ateş'in kaşlarını çatarak dediği şeye hiçbir tepki vermedim ve mutfaktaki anneme seslendim.

"Anneee!"

"Efendim kızım!"

"Nazlı bizde kalabilir mi?" Annem mutfaktan çıktı ve yanımıza geldi. Kaşlarını çatmıştı.

Elini birden anlıma koyunca kaşlarımı çattım.

"Ayy inanmıyorum! Sonunda kızım bir kız gibi davranmaya başladı!" Ben göz devirirken diğerlerinin güldüğünü duydum.

Yiğit'e kaş göz yaptığımda ise ofladı.

"Anne benimde arkadaşım kalmaya gelebilir mi?" Yiğit'in dediğine annem kaşlarını çattı. "Hangi arkadaşın?"

"Erez. Kayra'nın arkadaşı vardı ya." Annem gülümsedi.

"Bu kadar çabuk kaynaşacağınızı sanmıyordum. Ama tamam kalabilirler." Ateş'e gizlice kapak çektiğimde kaşlarını çattı.

"Ama evde birsürü erkek var." Emin'in inkar etme çabalarına göz devirdim.

"Sanane oğlum?" Annem kollarını göğsünde birleştirerek demişti bunları. Bu sefer de Emin'e kapak çektim.

"O zaman Erez gelmesin. Evde kızlar var." Annem Deniz'in dediklerine gözlerini devirdi.

"Emin ol Erez bu tarz şeyleri düşünen biri değil. Hem Nazlı Yiğit'in sevgilisi değil miydi?" Yiğit utançla bakışlarını kaçırırken bu sefer de Deniz'e kapak çektim.

Hepsi omuzlarını düşürürken annem bana döndü. "Ne zaman isterlerse gelip kalabilirler." Annem arkasını dönüp gitmeye başladığında tekrardan hepsine kapak çekmiştim.

Kudurun lan kuduruklar! Ahahahah (cadı gülüşü).

Bölüm sonu

8 yorum