İyi okumalar...
Kitap nasıl gidiyor? Önerilerini almak istiyorum.
Ve hala kararsızım Kayra'ya bir partner ayarlayayım mı? Hikayede olan biri var mı aklınızda?
Arda veya Emir. Bilmiyorum aslında...
Fikirlerini bekliyorum.
______________________________________________
Ne yapacağımı bilemeden öylece ekrana bakıyordum.
Emir'le bir süre ekran üzerinden bakıştık ardındansa bir kız sesi duyuldu.
"Ya abi versene telefonumu!" Emir telefonunu kardeşine yani Nazlı'ya verdi.
"Yalan değil miydi şimdi?" Emir'in dediğine kaşlarımı çattım.
"Değildi tabii ki de." Nazlı telefonu eline aldı.
"İzninle arkadaşımla konuşabilir miyim?" Gözlerimi kıstım. Abisine yalan söylemişti!
Bu Yiğit'le sevgililer demek miydi?
Emir odadan çıkınca Nazlı derin bir nefes verdi. Ben hala öylece ona bakarken o ilk dudaklarını yaladı ardından ise konuşmaya başladı.
"Sen kimsin?" Şerefsiz gülümsememi bahşettim ona.
"Yiğit'in ikiz kardeşiyim. Kayra ben memnun oldum." Şaşkınlıkla bana baktı.
"Yiğit senden çok bahsetmişti ama bu kadar benzediğinizi zannetmiyordum." Gülümsedim.
"Sende sanırım Yiğit'in sevgilisisin?" Nazlı yavaşça kızarmaya başladığında kahkaha attım. Çok tatlı bir kızdı. Gülümsedim.
"Abine ne dedin de öyle kalakaldı." Bakışlarını kaçırdı.
"Biz Yiğit'le konuşurken bizi yakaladı. Bende ona arladaşım abisinin telefonundan yazdı dedim. Oda inanmadı aldı telefonumu sonrada aradı işte."
Gururla göğsümü kabarttım.
"Desene günün kahramanı ben oldum." Birden kapıdan çıtırtı sesi gelince irkildim.
"Kayra'm. Güzelim. Nolur ver şu telefonumu artık. He ne dersin ikizlerin en güzeli?" Sinirle dişlerini sıkarak söylemişti bunları. Gözlerimi devirdim.
"Neyse sevenleri ayırmayayım bari. Sende dikkat et yakalanma abine." Gülümsedi.
"Teşekkür ederim. Bir ara buluşalım ama böyle olmadı." Başımla onayladım onu.
"Evet, ne de olsa ikizimin sevgilisini tanımak benim de hakkım." Nazlı tekrar kızarmaya başlayınca ilk kapının kilidini ardındansa kendisini açtım.
Ki keşke açmasaydım.
Yiğit birden üstüme atlayınca yere düştüm. Ama asıl sorun yere düşmem değildi. Asıl sorun Yiğit'in de benim üstüme düşmesiydi!
"Yiğit!"
O değil de, sevgiline rezil oldun gerizekalı...
"Ver lan telefonumu." Bana uzattığı elini görmezden gelerek Nazlı'ya döndüm. Gülerek bizi izliyordu.
"Sonra konuşuruz Nazlı." Hevesle başını salladı.
"Konuşalım." Vedalaşıp sonunda telefonu kapattığımda güçlükle Yiğit'i de üzerimden atmıştım.
Ayağa kalktım ve üzerimdeki tozları silkeledim. Telefomu Yiğit'e uzattım ve göz kırptım.
"Korkma sırrınız bende güvende." Yiğit birden kızarmaya başlayınca kahkaha attım.
"Oyy çen aşık mı oldun!" Yiğit'in yanaklarını mıncırırken aklıma gelen fikirle gülümsedim.
Ve evet, bu gülümseme yapacağım şerefsizliğin habercisiydi.
"Ya da vazgeçtim. Herkese diyeceğim bunu!" Yiğit'i mıncırmayı bıraktım ve merdivenlerden inmeye başladım.
"Kayra sakın kimseye birşey söyleme!" Bana doğru koşmaya başladığında bende merdivenleri koşarak inmeye başladım.
Ne? Elbette intikam alacaktım. Erez'e yaptıklarına saysındı.
Salona indiğimde babam ve amcalarım da dahil herkes burdaydı. Gözlerim annemi aradığında onu bulamadım. Mutfakta olmalıydı.
Tam ona seslenmek için ağzımı açtığımda ağzımın üzerine bir el kapandı.
"Sakın aklından bile geçirme!"
Sülük gibi yapıştı yalnız bu.
"Lon Yoğot boroksono lon!"
(Lan Yiğit bıraksana lan!) Tepinmeye başladığımda Yiğit beni daha da sıkı tuttu.
"Oğlum napıyorsun bıraksana kızımı!"
"Bobom hoklo boroksono lon bono!"
(Babam haklı bıraksana lan beni!) Babam olduğu yerde kalakalırken Yiğit babamı hiç umursamadı.
"Hayatta olmaz baba!" Yiğit'in artık kene gibi yapıştığını kabul ederek yere doğru eğildim.
Yiğit'te mecburen benimle birlikte eğilirken hızla kafamı arkaya attım.
"Hassiktir!" Yiğit acıyla inlerken ben mutfağa doğru koştum. Daha doğrusu koşuyordum.
Yiğit üzerime atlamadan önce...
"Anneğğğmm!" Yiğit ağzımı kapatarak bana engel olmaya çalıştığı için sesim garip çıkmıştı. Ama birden herkes duraksadı.
Ben Yiğit'in elini çekmeye çalışırken o bir eliyle sıkıca ağzımı kapatıyor bir eliyle de ellerimi tutmaya çalışıyordu.
"Anne mi?" Annemin fısıldayan sesine karşılık Yiğit'le bir iki saniye duraksadık.
Hassiktir ya ben onu unuttum...
Yiğit'le bir süre daha bakıştıktan sonra onaylarcasına başımı salladım.
Annemin gözleri dolunca daha da tepindim.
Lan bu öküz gibi!
"Yiğit kalk lan artık!" Biri nihayet Yiğit'i üzerimden aldığında derin bir nefes aldım. Zorlukla ayağa kalktım ve annemin karşısına geçtim.
Elimle ispikler gibi Yiğit'i gösterdim.
"Anne Yiğit'in sevgilisi var!" Yiğit tekrar benim üzerime atıldığında Poyraz'ın arkasına saklandım.
"Kayra hele bir yakalayım seni mahvedeceğim!" Onu aldırmadan Poyraz'ın arkasından sırıtarak babama baktım.
"Nazlı çok tatlı sempatik bir kız babacım bu yüzden Yiğit'i evlendirebiliriz bence. Sonuçta daha bir sürü oğlun var demi?" Masumca babama baktığımda adam kal gelmiş gibi bana bakıyordu.
Tamam ya demedik bir şey. Yiğit daha sonrada evlenebilir...
Herkes donakalmış bana bakarken Yiğit tekrar üzerime atladı.
"Yaşaman için bir sebep ver bana!" İkimiz beraber Poyraz'ın etrafında koşarken sırıttım.
"Birkere ben güzelim, zekiyim, mükemmelim daha ne olsun."
Yiğit koltuktan bir yastık aldı ve tam yüzüme fırlattı. Yastığın etkisiyle yere düşerken Yiğit yanıma geldi ve beni yastıkla boğmaya başladı.
"Lon!" Yastığı ara ara çekip nefes almamı sağlıyordu.
"Oloyorom omono koyoyom yordom otsonozo! (ölüyorum amına koyayım yardım etsenize!)"
Yiğit nihayer tepemden kalktığında derin bir nefes aldım.
Az kalsın cehennete gidiyordum.
Biri beni kolumdan tutup doğrulttu. Ardından bana sarıldığında bende bana sarılan kişiye yani anneme sarıldım.
Ağlamaklı bir sesle konuşmaya başladım.
"Anne oğlun beni öldürüyordu. Az kalsın beni Yağız'a yem edecekti." Yağız'ın ordan "Ben ne alaka?" dediğini duyduğumda sırıttım.
"E sen köpek değil misin?" Salondan kahkahalar yükseldiğinde annem burnunu çekerek benden ayrıldı. Toparlanarak gözyaşlarını sildi.
"Hadi yemek yiyelim kalkın."
"Sonra da düğün hazırlıklarına başlayalım." Sırıttım. "Yiğit senin çeyizin var mıydı?" Kafama yediğim fiskeyle sustum.
"Ne çok konuşuyon vır vır vır. İfade verirken bu kadar konuşmuyordun. Buraya gelince daha da çenen açıldı senin." Melih abiye ters bir bakış attıktan sonda diğerlerinin peşinden yemek odasına doğru yürümeye başladım.
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Tekrardan yatağımın öbür tarafına döndüm. Bir türlü uyuyamamıştım!
Yattığım yerden oflayarak doğruldum. Ayağa kalkıp odadan çıktığım.
İlk önce evi turladım sonra da tekrardan odamın önüne geldim.
Ne? Sıkıldım amına koyayım ne yapayım?
Odamın kapısıyla biraz bakıştıktan sonra Yiğit'in odasına doğru yürümeye başladım.
O salak kesin Nazlı'yla mesajlaşıp sırıtarak telefona bakıyordur.
Odasının önüne geldiğimde tıklatma gereği duymadan odasına daldım.
Ve bingo.
Yiğit yatağına uzanmış sırıtarak telefonuna bakıyordu. Göz devirdikten sonra yanına adımlamaya başladım.
Gerizekalı hala beni fark etmemişti...
Yanına hiçbirşey olmamış gibi kendimi attığımda irkildi. Aynı onun gibi bende uzandım ve başımı ona çevirdim.
"Yiğit sence biz Erez'le sevgili gibi mi duruyoruz?" Ve evet uyuyamamım sebebi salak Arda'nın sözleriydi.
Yiğit ilk şaşkınca bana baktı ardındansa kaşlarını çattı.
"Bunu da nereden çıkardın?" Gözlerimi onunkilere diktim.
"Sevgili gibi görünüyor muyuz görünmüyor muyuz?" Aynı benim ona baktığım gibi oda bana baktı.
"Neye göre kime göre?" Gözlerimi devirdim.
Bu niye bana bu kadar benzemek zorundaydı?
"Okuldakilere göre." Gözlerini kıstı.
"Aranıza mesafe koyacaksan kesinlikle sevgili gibisiniz." Gözlerimi devirdim.
Yatakta doğruldum ve bağdaş kurarak tamamen ona döndüm.
"Yiğit, Erez benim en iyi arkadaşım. Hakkımızda bu tür söylemler çıkması beni pek rahatsız etmiyor hatta umrumda değil ama bunun onu rahatsız etmesini istemiyorum." Yiğit'te benim gibi yatakta doğruldu ve bana dönerek bağdaş kurdu.
"Şimdi sana birkaç soru sorucam ama bana doğruyu söyleyeceksin." Başımla onayladım onu.
"Erez'le sevgili misiniz?" Gözlerimi devirdim.
Bunlarda kafayı bizimle bozmuş.
"Hayır sadece arkadaşız." Gözlerini kıstı.
"Peki ondan hoşlanıyor musun?"
Arkadaşız kelimesinden anladıkları şeyler tam liste;
1 sevgiliyiz,
2 birbirimize aşığız,
3 sizi kandırıp evleneceğiz,
Gözlerimi devirdim.
"Yiğit sen mal mısın? Arkadaşız kelimesinden ne anlıyorsun acaba?" Yiğit beni takmadı ve devam etti.
"Bunu hayır olarak kabul ediyorum. Peki Erez senden hoşlanıyor olabilir mi?" Duraksadım.
Ne bilim amına koyayım müneccim miyim ben?
"Müneccim boku yemedim Yiğit, nerden biliyim ben?" Yiğit gözlerini devirdi.
"Tavırlarından falan anlamadın mı?" Düşündüm.
"Lan biz her gün birbirimize yavşıyoruz amına koyayım ne biliyim ben." Kaşlarını çattı.
"Birbirinize mi yavşıyorsunuz?"
Allah'ım elbet bir bildiğin vardır ama Yiğit bu kadar gerizekalı olmak zorunda mıydı?
"Siz yavşamıyor musunuz?" Düşündü.
"Hayır." Ona inanamazcasına baktım.
"Kardeşim kusura bakma ama çok şey kaybetmişsiniz. Mesela biz Erez'le ilk baş güzelce birbirime yavşar sonra da ağzımız yırtılıncaya kadar güler üzerine de dalga geçeriz." Bu sefer inanamazcasına bakan Yiğit'ti.
Geçiştirircesine elimi salladım.
"Boşver onu bunu, ben napıcam onu söyle." Yiğit bir süre düşündü sonra ise omuz silkti.
"Arayıp sorsana." Kaşlarımı çattım. Yiğit bakışlarımdan anlamış olacak ki açıklamaya başladı.
"Erez'i ara, bu durumun onu rahatsız edip etmediğini sor, o zaman karar veririz." Çenesiyle elimdeki telefonu işaret etti. "Ara sor."
Bakışlarımı elimdeki telefona çevirdim. Belki de haklıydı. Sormak şu an için çok mantıklı bir şeydi.
Saat gecenin 3'ü olmasını aldırmadan Erez'i aradım. Telefon 2-3 kere çaldı ve en sonunda açıldı.
"Alo?" Erez'in uykulu sesini duyunca istemeden güldüm.
"Nasılsın Erez iyi misin?" Bir süre duraksadı.
"Kayra saat gece 3!" Birden bağırmasıyla irkildim.
"Ne bağırıyon be?" Bende ona cırladığımda derin bir nefes aldı.
"Kayra'm, canım, en iyi arkadaşım," Bir süre sustu.
"Beni niye bu saatte uyandırıyon lan!" Yüzümü buruşturup telefonu kulağımdan biraz uzaklaştırdım.
Sakince konuşmaya devam etti. "Bak hadi uyandırıyon eyvallah," Bağırarak devam etti. "Lan niye hal hatır soruyon o zaman!" Ben uslu uslu azarımı yerken Yiğit yüzünü buruşturdu.
"Ben artık eminim siz sevgili değilsiniz." Bunu duyan Erez anında sustu.
"Sen ne diyecektin Kayra."
Bir insan bu kadar çabuk ciddi olamaz ya.
"Hani bu gün Arda geldi ya."
"Ee."
"Sonra şey dedi ya hani."
"Ney dedi ki?"
Bu mal bir daha uykusundan uyandırılmasın.
Gözlerimi devirdim.
"Sevgili gibisiniz dedi ya Erez." Erez sanki aydınlanmış gibi bir tepki verdi.
"Haa sen onu diyorsun."
"Hee ben onu diyorum."
"Ee soracağın neydi peki?"
Ee ne de... sana da...
Ben konuşacağımda Yiğit telefonumu elimden aldı.
"Bak şimdi gerizekalı. Kız diyor ki 'sen bu konuda ne düşünüyorsun, rahatsız mısın?'. Ama sen tam bir mal olduğun için anlamakta güçlük çekiy-" Yiğit'in elinden hızla telefonu aldım.
Yiğit'e kötü kötü bakışlar atarken konuşmaya başladım.
"Sen bu gerizekalının kusuruna bakma Erez. Ailede tüm zekayı ben alınca bunlarla yetinmeye çalışıyorlar işte." Yiğit bana göz devirdi.
Erez'in güldüğünü duydum.
"Bunun için mi aradın sen şimdi beni?"
"Evet." Erez kahkaha attı.
"Sabah soramadın mı Kayra!" Birden bağırmasıyla elimdeki telefonu yatağa düşürdüm.
"Ananı-" Telefonu tekrar elime aldım.
"Lan mal niye ikidir bağırıyon!" Sinirle bağırdığımda birden odanın kapısı açıldı.
"Noluyo lan!" Ateş içeri girdiğinde gmz devirdim.
Bir sen eksiktiniz zaten.
Arkasından Poyraz da çıkınca küfrettim.
"E siktirin ama ya!"
Ve büyük bir sessizlik.
Bunlar her küfür ettiğimde böyle yapacaksa işimiz var yalnız.
Erez genzini temizledi. "Ben seni sabah ararım."
Bu da ilk fırsatta beni satıyordu. Te Allah'ım ya.
"Gir sen git." Kısıkça mırıldandığım şeye Erez güldü.
"Allah yardımcın olsun."





