İçeriğe geç

Soylu Ailesi / Gerçek ailem

Bölüm 37 · 8 dk okuma

Soylu Ailesi / Gerçek ailem

Bölüm 37

21. Bölüm

İyi okumalar...

Kayra'ya bir partner eklemeli miyim?

Erez ve Kayra hakkında ne düşünüyorsunuz?

Abileri peki? O değilde ben Poyraz'ı yazarken bile geriliyorum.

Yorumlarınızı bekliyorum...

______________________________________________

"Kayra! Kopya versene!" Erez fısıltıyla bana söylendiğinde omuz silktim.

"Banane olm senin kağıdından." Erez bana öldürücü bir bakış attı.

"Kayra! Kağıdına dön kızım!" Erez'e kötü bir bakış atıp önüme döndüm.

İkinci dönemin ilk yazılılarını oluyorduk. Davadan sonra yazılı haftasına adımımızı atmış ve tam gaz devam etmiştik.

Şimdi ise son sınavımız olan edebiyat yazılısını oluyorduk.

Erez dirseğini karnıma geçirince ona döndüm.

"Ney lan ney!" Fısıldayarak ona bağırdığımda 3. soruyu işaret etti. Göz devirdim.

"E şıkkı o." Elini göğsüne götürüp 'eyvallah' diye mırıldandığında önüme döndüm.

"Kayra! Daha kaç kere diyeceğim dönsene önüne!" İrkilerek önüme döndüm.

Bu kadında bana taktı.

"5'in cevabı ne." Erez'e yandan bir bakış attım.

"Erez mal mısın sen? Her boku bana soruyorsun. Git kendin çö-"

"Kayra! Derhal müdürün odasına gidiyorsun!"

"Hocam wallahi Erez konuşturdu beni. Zaten susamıyorum."

"İtiraz istemiyorum Kayra dehal müdürün odasına git ve sınav kağıdını bana ver!" Sevimlice gülümsemeye çalıştım.

"Hocam 0 vermiceksiniz dimi." Hoca göz devirdi.

"100 vereyim istersen evladım." Sevimlice gülümsemeye devam ettim.

"Çok sevaba girersiniz hocam. Çocuk sevindirmekte, garibanın yüzünü güld-"

"Kayra çabuk dışarı çık! Kağıdını da bana ver!" Erez'e sinirle baktım ve ayağa kalktım. Beyefendi sırıtarak bana bakıyordu!

Senin adını da verirdim de dua et sen bana.

Kağıdı hocaya verdim ve dışarı çıktım. Koridorda yavaş yavaş yürüyerek merdivenlerden indim. Müdürün odasının önüne geldiğimde göz devirmeden edemedim.

Erol Beyazışık. Bu nasıl isim amına koyayım ya.

Kapıyı çaldım ve 'gel' komutunu beklemeden içeri girdim.

"Selamın aleyküm hocam." Odaya tamamen girdiğimde ise ayakta iki tane çocuk ve gözlüğünün üzerinde bana bakan Erol hocayla karşılaştım.

"Kayracığım ben sana gir dedim mi acaba? Bir düşün bakalım." Bu hafta her yazılı saatinde buraya Erez yüzünden geldiğim için artık beni tanıyordu.

O değilde ben sınavların yarısından 0 aldım...

Sevimlice gülümsedim.

Yakında gerçekten ağzım yırtılacaktı.

"E hocam ayakta kaldım oturmayayım mı?"

Yüzsüzlük desen var, şerefsizlik desen var, haysiyetsizlik desen var... Nasıl mükemmel biriyim ya.

Müdür burun kemerini sıktı ve eliyle koltuğu işaret etti.

"Otur kızım otur." İkiletmeden koltuklardan birine oturdum.

"Yine noldu Kayracığım. Niye yolladı hoca seni buraya."

"Hocam şimdi anlatsam inanmazsınız. Ben uslu uslu edebiyat çözüyordum. Sonra Erez koluyla dürttü beni. Kopya istedi. Bende dedim ki canım arkadaşım biz çalışkan öğrencileriz eğer şimdi kopya çekersen bu yıl sınavda yapamazsın dedim. O da tutturdu kopya ver kopy-"

"Tamam kızım anladım ben." Sevimlice gülümsedim.

Müdür odadaki çocuklara döndüğünde bende döndüm. İkisi de 12. sınıftı.

"Evet Emir anlat bakalım nasıl oldu bu kavga."

Kavga mı?! Hemde bensiz!

Beni nasıl çağırmazlar ya!

"Niye beni çağırmadınız lan?" Benim konuşmamla odada kısa bir sessizlik oluştu.

Yalandan öksürdüm.

"Yani müdürüm bende orda olsaydım onları ayırırdım da o yüzden şey ettim." Müdür başını 'tabii' dercesine salladı.

Müdür tekrardan adının Emir olduğunu öğrendiğim kahve saçlı ela gözlü çocuğa döndü. 'Devam et' dercesine baktı.

"Hocam Arda ilk geldi kardeşim hakkında ileri geri konuştu. Sonra bende yumruğu ona atınca kavga da böyle başlamış oldu. Anlatılacak birşey yok." Sonlara doğru sesi kısılmıştı.

Karşısındaki Arda kişisine baktım. Siyah saçlı kahverengi gözlü biriydi. Dudağı patlamıştı, sol elmacık kemiğinde ise kızarıklık vardı. Gerçi Emir de ondan farksız değildi. Onunda kaşı yarılmıştı.

Müdür Arda'ya döndü.

"Ne dedin Nazlı hakkında?" Kardeşinin ismi Nazlı olmalıydı.

Arda gözlerini kaçırdı. Müdür bana döndü.

"Pansuman yapmayı biliyor musum Kayra?"

Yoo.

"Evet biliyorum." Yalandan kim ölmüş canım.

"Tamam sen cezalısın. Bu gün hemşire yok bu yüzden revire gidin orda da Emir'e pansuman yap."

Sevimlice gülümsedim.

"Benim cezam sadece bu mu olucak?" Müdür başını salladı.

"Hocam peki Gülşen hocayla konuşsanız bana 0 girmese. Zaten her dersten kaldım galib-"

"Tamam konuşurum ben. Ne aldıysan verir sana."

"Allah razı olsun hocam!" Hızla ayağa kalktım ve Emir'in yanına gittim. Kolunu deşercesine dürttüm ve sadece onun duyabileceği bir sesle konuştum.

"Koş lan gidelim hemen. Fikri değişicek sonra." Emir bana mala bakar gibi bakmaya başlayınca göz devirdim. Kolundan sürükleyerek onu odadan çıkardığımda son kez Arda'ya baktım.

"Allah kurtarsın kardeşim."

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

"Ahh. Kızım çok bastırıyosun çeksene şu pamuğu!"

"Kes be! Ne cırlıyon sabahtan beri! Ben mi dedim sana kaşını yar diye!" İnatla pamuğu biraz daha bastırdım.

Emir elimi itekledi ve sedyeden kalktı.

"Ben yaparım pansumanımı sen git yeter!" Alayla güldüm.

"Hadi ya! O burktuğun bileğinle mi yapacaksın pansumanını!"

"Evet! Burktuğum bileğimle yapacağım pansumanımı!"

Çenemi dikleştirdim. Bu ne kadar uyuz bir şeydi ya!

"Sana kolay gelsin o zaman!" Ne? Benimde işime gelirdi. Ne yaparsa yapsındı. Müdür bilmese yeterdi.

Hızla revirden çıktım ve merdivenlerden inmeye başladım. Spor salonuna gidecektim. Çünkü biz Emir'le boğuşurken zil iki kere çalmıştı ve biz beden dersine girmiştik.

Spor salonuna girdiğimde gözlerim Erez'i aradı. Almam gereken bir intikamım vardı.

Keskin gözlerim hedefi bulduğunda keyifle gülümsedim. Erez basketbol klübündekilerle birşeyler konuşuyordu.

Yavaşça yanlarına doğru adımladım. Yüzümde ise her şerefsizlik yaptığımda olduğu gibi bir gülümseme vardı.

Yürürken yanından geçtiğim bir sandalyeyi aldım ve Erez'in tam arkasına koydum. Hızla sandalyenin üstüne çıktım ve Erez'in ensesine elimi geçirdim. Çıkan sesle salonda uzun bir sessizlik olsa da hızla sandalyeden indim ve Erez'le aramıza benim için güvenli birkaç adım koydum.

Yalnız çok güzel ses çıkmıştı he.

Erez yavaşça bana döndü. Sinirden yavaşça dudaklarını yaladı.

"3 saniyen var Kayra." Sevimli bir şekilde gülümsedim.

"Ne 3 saniyesi şekerim?"

"3"

"Bence konuşarak anlaşabiliriz."

"2"

"Ya da anlaşmayalım."

"1" Direk arkamı döndüm ve koşmaya başladım.

"Ve 0" Erez'in adım seslerini duyduğumda hızımı biraz daha arttırdım ve spor salonundan çıktım.

Daha demin indiğim merdivenleri geri çıkmaya başladığımda Erez'in bana daha da yaklaşan adımlarını duyabiliyordum.

E normal yani. Çocuk 1.90. Benim 3 adımım 1 adımına eşitti.

"Erez bence anlaşabiliriz!" Panikle bağırdım.

"Bence anlaşmayalım Kayra!" Son katı da çıktığımda sağa dönd-

"Ananıskim!" Çarpmanın etkisiyle ağzımdan çıkan küfürle beraber yere yapıştım.

Saçlarımı yüzümden çektim ve ilk kahkahalarla bana gülen Erez'e sonrada ona çarparak yere yapıştığım Arda'ya baktım.

Arda kollarını göğsünde birleştirdi ve kaşlarını çattı.

"Ananıskim derken?" Göz devirdim.

"Ne deseydim Arda? Düşüyorum falan mı?" Hala gülen Erez'e döndüm.

Hayırsız.

Eşofmanımdaki tozları silkeledim. Erez'e tekrar kısa bir bakış attım.

Ayağa kalkmaya üşendim ya.

Bağdaş kurdum ve dirseğimi dizime yasladım. Ardında yüzümü avcuma yasladığımda nihayet Erez sustu.

Yalnız burada rahatmış baya bi.

Erez bu seferde sırıtmaya başlayınca göz devirdim.

"Siz nasıl sevgilisiniz ya?" Arda'nın sorusu üzerine jet hızında ona döndüm.

"NE!" Erez'le aynı anda konuştuğumuzda Arda yüzünü buruşturdu.

"Siz diyorum. Nasıl sevgilisiniz diyorum." Göz devirdim.

"Bende diyorum. Oha diyorum. Amına koyayım bizi nasıl sevgili sanmış diyorum." Bu sefer göz deviren ise Arda'ydı.

Erez bizim aksimize kaşlarını çattı.

"Sevgili derken?" Arda omuz silkti.

"Tüm okul sizi sevgili sanıyor." Erez'le bir süre bakıştık.

Ben suskunluğumu korurken Erez konuşmaya devam etti.

"Sevgili gibi mi duruyoruz?" Arda başını salladı.

"Biraz." Erez'le tekrar bakıştık.

E biz sevgili değildik ki.

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Okuldan gelmiş koltuğa oturmuş ve Arda'nın dediklerini düşünüyordum.

Babam ve amcalarım henüz gelmemişti ama abi takımı ve kuzenler tam takır burdaydı. Annem ise yengemlerle mutfakta yemek hazırlıyordu.

"Hayırdır Kayra ne düşünüyorsun?" Poyraz'ın başını telefondan kaldırmadan dedikleri üzerine ona döndüm.

"Ya Poyraz ben sanırım sınavdan kaldım." Başını telefondan kaldırıp şaşkınca bana baktı.

Normal aslında. Göt korkusundan tüm hafta ders çalışmıştım.

"Hangisinden?" Omuz silktim.

"Edebiyattan, tarihten, coğrafyadan ve fizikten." Deniz güldü.

"E başka ders yok zaten." Göz devirdim.

"Çalışmıştın sen sanki. Kaç bekliyorsun." Ateş'in sorusu üzerine yalandan öksürdüm.

"0" Öyle bir mırıldanmıştım ki duyduklarını sanmıyordum. Yiğit bu halime kahkaha atarken diğerli kaşlarını çatmıştı.

"Sizi bilmem ama ben duyamadım." Serkan abi konuştuğunda bakışlarımı ellerime çevirdim.

"0"

"0 mı? Şu bildiğimiz sıfır mı?" Selim abi kocaman bir kahkaha attığında ofladım.

"Nasıl 0 aldın acaba?" Akın abinin alayla dedikleri üzerine göz devirdim.

"Erez saolsun."

"Erez mi?!" Abi tayfası hepbir ağızdan bağırınca irkildim.

Noluyo lan tövbe estağfirullah.

Ben konuşacakken Yiğit güldü ve konuşmaya başladı.

"Abi siz ikisini sınavda görücektiniz." Bir kahkaha daha attı. "Erez her kopya istediğinde Kayra söylüyordu ve tek sıkıntı tüm sınıfın bunu duymasıydı."

Bu gerçek değildi dimi?

Başımı hızla yukarı kaldırdım.

"Siktir lan! Harbi mi?" Ve koca bir sessizlik.

Hayır yani ben küfür edemez miyim?

Genzimi temizledim.

"Ben şimdi sevaba mı girdim günaha mı?" Deniz sırıttı.

"Cehennet kardeşim cehennet." Göz devirdim.

Cohonnot kordoşom cohonnot.

Gözlerim birden Yiğit'te takılınca sırıttığını gördüm. Bakışlarım elindeki telefona ilişti. Gözlerimi kıstım.

Kimle konuşuyordu lan bu?

Ayağa kalktım ve yanından geçiyormuş gibi yapıp telefonuna baktım. Kaşlarım havaya kalkarken yüzümde kendiliğinden şerefsiz gülümsemesi oluştu.

Birden elindeki telefonu kaptım ve odama yani üst kata doğru koşmaya başladım.

"Lan Kayra! Sakın aklından bile geçirme!" Sırıttım.

"Artık çok geç Yiğido şansına küs!"

Odama girip ardından da hızla kapıyı kapattım ve üstüne kilitledim. Yiğit kapıma vurup bağırmaya başladı.

"Kayra seni mahvederim bak sakın aklından geçirme!"

"Dediğim gibi artık çok geç Yiğido!"

Yüzümdeki şerefsiz gülümsemesiyle telefona baktığımda gülümsemem söndü.

Telefon kapanmıştı!

Kısıkça küfrettim. Tam pes etmişken birden telefon çaldı.

Nazlı arıyordu! Hemde görüntülü!

Yüzümde tekrardan şerefsiz gülümsemesi oluştu.

Aramayı yanıtladım.

"Alo Nazlı" İlk heyecanlı çıkan sesim sonlara doğru kısılmıştı çünkü ekranda gördüğüm kişi bir kız değişdi!

"Emir?!"

Bölüm sonu

0 yorum

Yorumlar yüklenemedi.