İyi okumalar...
Abiler hakkında ne düşünüyorsunuz ve en sevdiğiniz hangisi oldu?
Sonraki bölüm için tahminlerinizi alayım.
_________________________________________
2 gün sonra...
Yüzümdeki kocaman sırıtmaya Erez'in babasının mosmor olan yüzüne baktım.
Emin'le beraber birşekilde Erez'in babasının yaptıklarını dökmüştük.
Şurdan bir kapak çeksem olur muydu acaba?
"Müvekkilim babası tarafından hem sözlü hemde fiziksel olarak tacize uğramış ve bu sadece de tacizle kalmamıştır sayın hakim. Size vermiş olduğumuz kayıtlarda müvekkilimin babası tarafından sözlü taciz edildiğini görebilirsiniz."
Evet, bir şekilde o zamanlardaki telefon konuşmalarına ulaşmıştık. Tabii Melih abinin de yardımı olmuştu.
Yüzümdeki sırıtma biraz daha büyüdü. Olm buna mor ne kadar yakışıyormuş!
"İtiraz ediyorum sayın hakim! Müvekkilim ne sözlü ne de fiziksel olarak hiçbir şekilde baskı, taciz ve tecavvuz uygulamamıştır. Bu kayıtların hepsi sahtedir!" Bu konuşan tabiki de onun avukatıydı.
İstemeden göz devirdim.
Bu devirde niye herkes maldı?
"Aynı zamanda bu kayıtların sahte olduğu gibi müvekkilim eski eşi yani Havva Yılmaz'ın bir zamanlar Erez Kaya'ya şiddet uyguladığını belirtmek isterim. Fotoğraflar size verdiğim dosyanın içindedir."
Şiddet? Havva teyze? Erez'e?
Bu avukat ne saçmalıyordu böyle!
Erez hızla ayağa kalktığında Emin onu omzundan tutarak geri oturttu ve bir şeyler söyledi. Erez somurtarak yerine geri oturduğunda Havva teyzeye baktım.
Elleriyle şok içinde ağzını kapatmış dolu gözleriyle avukata bakıyordu.
Emin lafa girecekken ben sinirle ayağa kalktım.
"İtiraz ediyorum sayın hakim! O fotoğraflardaki görüntüler geçektir ama bunun sorumlusu Havva Yılmaz değil," Elimle Erez'in babasını gösterdim.
"Tam şurada oturan şeref yoksunu kişidir."
Resmi bir şekilde küfür ettiğime göre huzurla ölebilirdim.
Alayla güldüm. "Ve ayrıyatten eklemek istiyorum ki bu düşünceyi savunan kişi birtek bende değilim sayın hakim. Benim tanıklarım vardır." Emin bir şekilde çenemi dikleştirmeme karşın herkes şaşkınca bana bakıyordu. Emin bile...
Çünkü bu tanık konusunu kimseye söylememiş, kendim halletmiştim. Hiçbirinin haberi yoktu.
Konunun buralara geleceğini bildiğim için tedbir aldım da denebilirdi.
"Dışarıdan boşanmadan önce onların üst katında oturan çiftin buraya gelip ifade vermelerini talep ediyorum."
Hakim başıyla kapıdaki polislere işaret verdi. İçeriye 30 yaşlarında bir çift girdiğinde hala ayaktaydım.
Harbi olm ben niye hala ayaktayım lan?
Kalktığım yere geri oturdum. Başımı Erez'e bakmak için çevirdiğimde Emin'le göz göze geldim. Gururdan parlayan gözleriyle bana bakıyordu.
Bakışlarımı Erez'e çevirdiğimde onunda gülümseyerek bana baktığını gördüm. Bende ona gülümsediğimde çiftin sözleriyle tekrar önüme döndüm.
"Sayın hakim biz o zamanlar yeni evliydik. Bunun da getirisi olarak kimseyi tanımıyorduk ve bu yüzden de susmak zorunda kaldık." Asım abinin sözlerini eşi Eslem abla devam ettirdi.
"Ben o zamanlar çalışmıyordum ve bu yüzden evdeydim sayın hakim ve her gün maalesef aşağıdaki kavgaları duyabiliyordum."
"Kavgalar saat kaç gibi oluyordu?" Hakimin sözleriyle Eslem abla konuşmasına devam etti.
"Saat 3-6 gibi oluyordu." Eslem abla sustuğunda Asım abi tekrar konuştu.
"Benimde izin günlerimde aynı saatlerde kavga oluyordu sayın hakim. Hatta birkaç kere nolduğunu anlamak için kapılarına gittiğimde Hakan Kaya bana tehditler savurdu. Zaten Eslem ile benim yeni evli olduğumuzu bir lafıyla bizi evden attırabileceğini söyledi." Başını yere eğdi.
"O zamanlar yabancıydık ama şimdiki aklım olsaydı kesinlikle susmazdım sayın hakim. Burdan Erez'e özürlerimizi iletiyoruz, umarım bizi affedebilir."
Sözleri tamamen bittiğinde gururla göğsümü kabarttım.
Lan o değilde götümü yırttım bunları ikna etmek için. Bu kadar kısa sürmemeliydi...
Erez'in babası yani Hakan mordan kırmızıya telfi ettiğinde sırıtarak ona baktım.
"İtiraz ediyorum sayın hakim!"
O itirazını alıp bir taraflarına sokasım varda hadi hayırlısı.
Hakim başını avukata çevirdi. Bakışı 'bu sefer neye itiraz ediyon' der gibiydi.
"Müvekkilim sadece o zamanlar eşinin suçunu örtmek için böyle birşeye kalkışmıştır! Eşinin adının kötü çıkmasını istememiştir! Bunların hepsi asılsız suçlamalardır!"
E yuh ama amına koyayım! Adam iki dakikada senaryo yazdı!
Bu sefer Emin'in kendinden emin sesi salonda yankılandı.
"İtiraz ediyorum sayın hakim. O saatlerde Havva Yılmaz çalışıyordu ve 6 dan önce evde olmuyordu. Ve bu çalışmasının asıl nedeni ise Hakan Kaya'nın yani eski eşinin çalışmaması aksine parayı kumarda yemesidir."
Erez'in babasının o zaman kendi şirketi yoktu. Bu yüzden de çalışmıyordu. Emin konuşmaya devam etti.
"Önünüzdeki belgelerde kumarhanenin kamera kayıtları bulunmaktadır."
Kumarhanede kamera mı var lan?
Hakim Havva tayzeye döndü.
"Bu doğru mu?" Havva teyze başını salladı. "Doğru sayın hakim." Ağlamaktan gözleri kızarmıştı.
Hakim avukata döndü. "Buna da bir itirazın var mı?"
Hakan avukatına hararetle birşeyler söyledi. Avukat ilk kaşlarını çattı. Ardındansa geniş bir gülümseyle tekrar hakime döndü.
Allah bilir yine neye itiraz edecekti.
"İtiraz ediyorum sayın hakim." Kendinden emin bir şekilde omuzlarını dikleştirdi.
"Kumarhanede kamera olması bizi nedense şaşırttı. Bir kumarhanede neden kamera olsun ki? Hem muvakkilim madem kumarda para harcıyordu ve çalışmıyordu, o zaman nasıl oluyordu da evin masraflarını kendi cebinden verebiliyordu?"
Ne bilek biz amına koyayım. Para sıçmadığına göre?
Hızla ayağa kalktım. "İtiraz ediyorum sayın hakim!" Hakim başını yavaşça bana çevirdi. Devam et dercesine bana baktı.
"Aynı Hakan Kaya'nın o zamanlar eşini küçük düşürmek istemediği gibi Havva Yılmaz da o zamanlar eşini küçük düşürmek istememiştir."
Sesim imalı çıkmıştı.
Hakim Havva teyzeye döndü. "Bu doğru mu?"
Havva teyze hızla başını salladı. "Doğru sayın hakim."
Hakim alayla güldü. "Peki buna bir itirazın var mı?"
Avukat başını öne doğru eğdi. Hakim tokmağı vurdu.
"Karar! Yaz kızım!" Ordaki abi hakime kısa bir bakış attı ve yazmaya başladı.
"Hakan Kaya; Erez Kaya'ya karşı sözlü ve fiziksel tacizden dolayı 8, kumar oynamaktan 3, oğluna şiddet uygulamaktan 5, komşusunu tehdit etmekten 2 yani toplamda 18 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır!"
Hakim eşyalarını topladı ve salondan çıktı. O sırada ise polisler Hakan'ın yanına gelmiş ellerini kelepçeliyorlardı. Pis pis sırıttım.
"Pışt Hakan!" Ona doğru seslenmem üzerine bana dönen Hakan'a elimle kapat çektim.
Hakan daha da morarırken ben keyifle sırıttım.
Kesinlikle avukat olmalıydım.








