İyi okumalar...
Tahminlerinizi alayım.
_________________________________________________
Şimdiki zaman...
Hatırladıklarım yüzümde buruk bir tebessüm oluşturmuştu. Tavanla olan bakışmamı kesip telefonumu elime aldım.
Erez'i arayacaktım. Ara tuşuna bastığımda telefon bir süre çaldı.
"Alo."
"Alo şekerim naber."
"İyiyim bebeğim senden?" Oww yavşama time.
"Benden de iyi aşkım. Havva teyze napıyor?" Erez'in şu an gözlerini devirdiğinden emindim.
"Kayra ne sorucaksan sor güzelim." Beni de tanırmış.
"Bir sıkıntı yok değil mi?"
"I-ıh yok."
"Erez." Birkaç saniye duraksadım.
"Efendim?"
"Birşey olursa ilk bana söyle tamam mı?" Güldüğünü duydum.
"Tamam. İlk sana söylerim." Biraz daha güldü.
"Oyy çen benim için endişelendin mi?" Gözlerimi devirdim.
"Evet, endişeleniyorum." Bir süre duraksadım. "Erez sen benim herşeyimsin biliyorsun değil mi?"
"Tabii ki de biliyorum. Kızım ben olmasam sen bir hiçsin hiç." Sonra hiç bozuntuya vermeden devam etti. "Ama aynı şey senin için de geçerli." Bu sefer gülen ise bendim.
"Tabii ki de benim için de geçerli. Birkere ben olmasam sen hala başını sıraya gömmüş uyuyor olurdun aslanım." Erez derin bir iç çekti.
"Egonu çeker misin acaba?" Sırıttım.
"Sen nasıl istersen bebek." Güldüğünü duydum.
"Off haşin erkeğim yiaa." Sesini inceltip kız gibi yapması üzerine kahkaha attım.
Tam tekrar konuşacakken içeriye birden Yiğit'in gelmesiyle sustum. Paniklemiş gibi görünüyordu.
"Erez ben seni sonra arasam." Yiğit Erez'in ismini duyunca ışık hızıyla bana baktı.
"Tamam sonra konuşuruz." Bende "Konuşuruz." dedim ve ardından da telefonu kapattım.
"Noldu Yiğit?" Alayla güldüm. "Sen buraların yolunu bilir miydin?" Yiğit tam konuşacakken kapı açıldı.
Kapının ardından Emin sinirle odama daldı ve bir bana bir Yiğit'e baktı. Gözlerini en sonunda Yiğit'e dikti ve kapıyı kapattı.
"Sana evraklarımın üzerine su döktükten sonra kaçabileceğini düşündüren nedir?" Yiğit zorla yutkundu. Ben ise bir Yiğit'e bir Emin'e bakıyordum.
"Evraklarının ıslanması?" Yiğit'in cevabı üzerine güldüm. Emin kısa bir an bana baksada geri Yiğit'e döndü.
"Yiğit kaçman için 5 saniye veriyorum!" Emin yavaştan beşten geriye saymaya başlaması üzerine ben daha çok güldüm. Bu seferde Yiğit bana ters bir bakış attı.
"İyide kapının orda duruyorsun!" Yiğit panikle bağırdığında Emin sırıtıyordu.
"Banane?"
"Ya abi ya!"
"0" Yiğit direk yatağıma çıktı ve arkama saklandı.
"Abi bak gelme yoksa o evraklarını münasip bir yerine sokar Hezarfen Ahmet Çelebi gibi uçurtur seni." Eliyle beni işaret ettiğinde kaşlarımı çattım.
O daha demin benim lafımı, benim yerime, başkası üzerinde mi kullanmıştı?
Arkamdaki yastığı alıp Yiğit'e attım.
"Benim lafım lan o!" Yiğit hızla ayağa kalkıp Emin'in boşluğundan yararlandı ve dışarı çıktı.
"Yiğit! Gel lan buraya! Benim lafım o!" Yiğit'in peşinden koşmaya başlayınca Emin de peşimden gelmeye başladı.
Yiğit tam merdivende son basamağı iniyordu ki üst basamaktan üzerine atladım.
Yiğit ilk sendelese de sonradan dengesini korudu. Bacaklarımı beline sardım ve saçlarını çekmeye başladım.
"Benim lafımı başkasına kullanamazsın!" Ben bağırırken Yiğit düşmeyeyim diye bacaklarımı tuttu.
"Kızım manyak mısın bıraksana beni!" Ona cevap vermek yerine kollarımı kafasına sararak görmesini engelledim. Bir yandan da ileri geri sallanıyor dengesini bozmaya çalışıyordum.
"Kayra! Lan bıraksana beni!"
Yalnız bu çok konuşuyor.
Bir kolumla gözleri diğer elimle de ağzını kapattım. Amacım Yiğit'i yere düşürmekti. Ve amacımı yerine getirmiştim ancak bir şeyi hesaplamamıştım. O da, benimde Yiğit'le beraber düşeceğimdi.
İkimiz büyük bir gürültüyle yere düştüğümüzde evdeki herkes başımıza toplanmıştı.
"Kayra kızım iyi misin?" Endişeyle bana bakan Kadir beye döndüm.
"İyiyim ben."
"Bende iyiyim sorduğunuz için saolun." Yiğit tripli bir şekilde araya girdiğinde bende dahil herkes gülmüştü. Emin de ne ara geldiğini bilmediğim bir şekilde aşağıdaydı.
Birden yukarıdan bir ses gelince herkesin bakışları oraya döndü.
Bu benim telefonum değil miydi lan?
"En sevdiğin kankan, okul arkadaşın, sınıf arkadaşın, sıra arkadaşın, aşkın, bir tanen, biriciğin, yani mükemmel ben arıyorum." Erezin sesiydi bu?
Siktir... Benim zil sesimi değiştirmişti...
"Eğer beş saniyede gelmezsen yemin ederim seni herkese rezil ederim anagram."
Lan!
'Anagram' kelimesini duyunca direk ayağa kalktım.
Beni herkesin içinde rezil edecekti!
"5" Hızla medivene doğru koştum.
"4" Basamakları çıkarken takılmamla sendeledim ama toparladım.
"3" Bu merdivenler neden bu kadar çok kayıyordu?
"2" Medivenler bitince sonunda benim katıma gelebilmiştim.
2. Kata hemde...
"Ve 1" Odamın kapısını açtım. Tam yatağa doğru koşarken ayağım kaydı ve kendimi yerde buldum.
Ben niye bu kadar rezildim?
"Bunu sen istedin!" Hızla yatağa uzandım.
"Yarra-" Telefonu açarak kulağıma götürdüm. Nefes nefese kalmıştım. Hayır, niye sesini bu kadar açıyordum ki?
"Erez ben senin" Biyo ailemin odaya girmesiyle sustum. "Canım arkadaşım neden zil sesimi değiştiriyorsun acaba?"
"Kayra..." Erez'in titreyen sesini duymamla kaşlarımı çattım.
"Erez? Ağlıyor musun sen?" Telefondan bir hıçkırma sesi geldi.
Ağlıyordu...
"K-kayra babam." Erez ağlamaya başlayınca konuyu tamamen kavramıştım. Bilinçsizce ayağa kalktım ve ileri geri yürümeye başladım.
"Erez nerdesin sen?"
"Sahildeyim." Sesi yorgun geliyordu ama burdaki herkesin onu duyduğunu biliyordum. Gözlerim camdaki yağmur damlalarına değdi. Dışarı yağmur yağıyordu.
"Tamam geliyorum ben yanına. Sakın bir yere gitme tamam mı? Ben geleceğim herşeyi halledeceğiz." Panikten saçmalarken dolabımı açıp bir zamanlar Erez'in bana ıslanmayayım diye verdiği kapşonlusunu ve kendi kapşonlumu aldım.
Panikle tekrar odada yürümeye başladığımı fark ettiğimde elimdekilerle odadan dışarı çıktım.
"Beni bekle ben geliyorum."
"Tamam." Telefonu kapatıp merdivenlerden inmeye başladım. Ben birşey unuttum sanki.
Elimdekilere baktım. Yoo. Herşey tamdı. Aklıma biyo aile gelince elimle anlıma vurdum ve indiğim merdivenleri geri çıkmaya başladım.
Merdivenin başında onları gördüğümde hızla yanlarına çıktım.
"Sanem hanım benim sahile gitmem lazım. Gidebilir miyim?" Sanem hanım anlayışla baktı.
"Tabi ki gidebilirsin."
"Teşekkürler. Birşey olursa ararım ve çok geç kalmam." Tekrar merdivenleri indim ve dışarı çıktım. Erez'i daha fazla tek bırakmak istemiyordum.
Çünkü onun yerine kendimi koyunca anlıyorum ki, bu gerçekten çok kötü birşeydi...
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Erez'i görmemle hızla yanına doğru adımladım. Sahile bakan banklardan birine oturmuştu.
Hava baya yağmurluydu. Sırılsıklam olmuştum ama umursamadım. Erez siyah bir tişört giymiş boş bakışlarla sahile bakıyordu.
Ama ben biliyordum. Onun içinde fırtınalar kopuyordu.
Yanına oturdum. Elimdeki kapşonluyu ona uzattım.
"Hasta olucaksın." Bakışlarını bana çevirdi. Yüzünde buruk bir tebessüm vardı. Elimdeki kapşonluya kısa bir bakış attı ama sonra gözlerini tekrardan bana çevirdi.
"Teşekkür ederim." Bakışlarını kaçırdı ve kapşonluyu aldı. Ama üzerine giymedi sadece elinde tuttu.
Bir süre ikimizde sustuk.
"Dava açmış." Erez'e döndüm. Ellerine bakıyordu. Sinirle güldü.
"Hatta mahkemeyi 3 gün sonraya almış." Ardından ekledi. "Nasıl yaptıysa artık."
Babasının Erez'e yaptıklarını kanıtlayamadığımız için herhangi bir ceza alamamıştı. Ve maalesef bu nedenle velayet davasını babasının alma ihtimali vardı.
"Erez..." Ne diyeceğimi bilemiyordum. Elimi omzuna koydum. Başını bana çevirdi ve bana baktı.
"Sana herşeyin yolunda gideceğinin sözüne veremem. Belki herşey güzel olur belki daha da beteri... Bunu kimse bilemez ama..." Gözlerinin en içine baktım.
"En azından yanında duracağımın sözünü verebilirim." Elimle omzunu sıktım.
"Söz veriyorum ne olursa olsun senin yanında olacağım." Erez derince gülümsedi.
"İyi ki varsın." Bende gülümsedim.
"Hadi bana herşeyi en başından anlat." Erez bana tamamen döndü. Bende ona doğru tamamen döndüm.
"Annem dedi bana davayı 3 gün sonrasına aldığını." Gözlerini kaçırdı.
"Annemin bizim geçimimizi sağlayamadığını benim onun yanında daha iyi olacağımı söylemiş." Bunu derken yumruklarını sıkmıştı.
"Bu saçmalık!" Sesim istemsizce çok çıkmıştı.
"Havva teyze benim bu hayatta gördüğüm en güçlü kadın!" Erez başını salladı.
"Ama maddiyat olarak kendisi bizden daha iyi. Bu yüzden de davayı kazanma ihtimali yüksek." Sonlara doğru sesi kısılmıştı.
"İstemediğini, annenin yanında mutlu olduğunu söylesen?" Başını iki yana salladı.
"Bu kadar kolay olamaz." Kaşlarımı çattım.
"O adam birşeyler bulmasaydı bu kadar rahat davranmazdı Kayra. Elinde kozlar olmalı." Bende onun sözlerini devam ettirdim.
"Bu yüzden de iyi bir avukat gerekiyor." Başını onaylarcasına salladı.
Bir süre ikimizde sessiz kaldık. İstemsizce göz devirdim.
Emin buralardaki en iyi avukattı.
Ve biz bu davayı kaybedemezdik.






