İyi okumalar...
Önceki bölümler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Tahmin ve yorumlarınızı alayım.
_______________________________________________
Şimdiki zaman...
Erez'in babasının ona yaptığını öğrendikten sonra Havva teyzeye olanı biteni anlatması için onu yüreklendirmiş ve boşanma sürecinde hep yanında olmuştum.
Erez'le arkadaşlığımız lisenin başından beridir vardı. Çok değil sadece onun bana itirafının üzerinden bir süre sonra bende sırlarımı ona paylaşmıştım.
Hayır amk, zorunda kalmıştık.
3 yıl önce...
Babama karşı mesafeli davranıyordum ve bu gözle görülecek cinstendi. Geceleri ders çalışıp gündüzleri uyuyordum. Uyku düzenim ilk başta zorlamıştı ama sonradan alışmıştım.
Her ne kadar daha ileri gitmesine izin vermesem de sözlü tacizlerini engelleyemiyordum. Ve maalesef bu tacizler sadece sözlü olarak kalmıyordu.
Sınıfa girdiğimde derin bir nefes aldım. Erez'in yanına yani yerime oturdum.
"Naber la çErez?" Erez gözlerini devirdi. Ona yeni bulduğum lakap buydu.
"İyidir anagramlı Kayra." Pis pis sırıtıyordu.
"Lan!" Hızla Erez'in ağzını kapadım. Biri duyarsa yıl boyu dalga geçerlerdi.
Erez gülerek başını iki yana salladı ve ellerimi ağzından çekti.
"Olm sen kafayı mı yedin biri duyarsa rezil olurum rezil!"
"Çerez deme bende unutayım. Yoksa yara-" Tekrar elimle ağzını kapadım. "Kes! Biri duyacak şimdi. Ve tamam, demem birdaha."
Bu çocuk bazen çok şerefsiz oluyordu.
Telefonum çalınca arayana baktım. Murat arıyordu.
Telefonu meşgule aldım ve Erez'e geri döndüm. Kaşlarını çatmış bana bakıyordu.
Telefon tekrar çalınca tekrar meşgule attım.
"Açsana belki önemlidir."
"Yok ya ders başlayacak zaten." Tekrar telefon çalınca Erez "aç" Dedi.
Daha fazla dikkat çekmemek için açtım.
Başladı bizim mesai.
"Efendim."
"Nasılsın yavrum." Bir iki gündür beni okula geldiğimde arayıp böyle şeyler diyordu.
"İyi sen?" Sesim ister istemez soğuk çıkıyordu.
"İyiyim bende bebeğim okuldan sonrası için heyecanlıyım sadece." Sesindeki ima yüzünden yüzümü buruşturdum.
Okuldan sonra sahile gitmek şart oldu.
"Hm hm. Hoca gelecekte sen ne diyecektin?" Erez var diye sessiz kalıyordum.
"Seni özledim. Ve eve erken gel." Yumruklarımı sıktım.
"Bende seni. Neyse sonra konuşuruz." Telefonu yüzüne kapattım. Erez kaşlarını çatmış bana bakıyordu.
Duymamıştır öyle değil mi?
Gergince gülümsedim.
"Noldu Erez niye öyle bakıyorsun?"
"Hiiç ne dedi baban. Sesi boğuk geliyordu pek anlayamadım." Rahatlamıştım ama belli etmedim. Gözlerimi kıstım.
"Sen bizi mi dinliyorsun Erez?"
Gözlerini kaçırdı. "Yoo."
3 deyince inanıyoruz. 1,2,4.
Hocanın gelmesiyle ayağa kalktım. Ders edebiyattı.
Hoca oturun diyince oturdum ve kafamı masaya gömdüm.
Rakiplerime başarılar dilerim, ben yatarotti.
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Eve doğru yürümeye başladım. Okul bitmişti ve canım babam(!) beni eve çağırdığı için eve gidiyordum.
Aslında gitmemim sebebi babamın araması değil annemin çağırmasıydı. Ama annem neden beni eve çağırmıştı anlayamamıştım. Annemin bu gün izin günü değildi ki. İşten izin mi almıştı?
Eve geldiğimde cebimden anahtarı çıkardım ve kapıyı açtım. Eve girip odama çıktım. Çantamı yatağa fırlattım ve üzerimi değiştirdim.
Aşağıya indim ve tek tek odaları gezdim.
Annem burda değildi ki.
Siktir...
Hızla tekrar odama çıkacağım sırada biri beni kolumdan çekip duvara yasladı. Karşımda otuz iki diş sırıtan Murat'a tiksinerek baktım. Kolumu ondan kurtarmaya çalıştım ama bırakmıyordu.
"Bıraksana lan kolumu!" Sırıttı.
"Neden? Ne güzel eğleneceğiz işte."
Eğlence anlayışını...
Tekrar aynı şeylerin olmasına izin veremezdim. Karnına dizimi geçirdim ve beni duvarla arasına sıkıştırdığı yerden kaçtım.
Kapı tarafında o olduğu için hızla merdivene doğru koştum. Arkamdan geldiğini adım seslerinden anlayabiliyordum.
Hızla odama girdim ve son anda kıpıyı kapattım. Üzerine kapıyı kilitlediğimde sırtımı kapıya yasladım.
Kapıya attığı yumrukla irkildim.
"Bil bakalım annen nerede?" Kaşlarımı çattım.
"Teyzengilde. Bir iki gün onlarda kalıcak. Ve seninle çok eğlenicez!" Kapıya bir yumruk daha attığında sırtımı kapıdan ayırdım.
Yatağa fırlattığım çantamı aldım ve içinden telefonumu çıkardım. Kapıya inen bir sonraki yumrukla ellerim de yavaştan titremeye başladı. Kapı her an kırılabilirdi.
Telefonumun rehberine girdim ve kimi arayabilceğimi düşündüm.
Erez dışında arayacak kimsem yoktu ki...
Titereyen ellerim Erez'in numarasının üzerinde durdu. İyi de ne diyecektim ki?
Kapıya bir yumruk daha indiğinde bir çıtırtı sesi çıkmıştı. Yutkundum.
Arama yerinden çıkıp mesajlaşma yerine girdim. Erez'e konum atıp kapı numarasını yazdım ama daha fazla birşey yazamadan kapı kırıldı.
İçeri tüm şerefsizliğiyle Murat girdiğinde yutkundum. Üzerime doğru yürümeye başladığında ise gerilemeye başlamıştım.
Gözlerimi hızla etrafta gezdirdim. Sırtım duvarla birleşince derin derin nefes almaya başladım.
Hayır, hayır! Şu an kesinlikle panik atak geçiremezdim.
Derin bir nefes almaya çalıştım. Pratik olmalıydım.
Yanımdaki kitaplıktan kalın bir fantastik kitabı aldım ve direk olarak Murat'ın kafasına attım.
Evde ansiklopedi yoktu ki onu atayım.
Elimdeki telefonla hızla aşağıya indim kapının kolunu indirdim ama geri çekilmemle dışarıya çıkamadım. Kapı sadece hafif aralık kalmıştı.
Murat sırtımı sertçe duvarla buluşturdu.
"Nereye gittiğini sanıyorsun?" Dişlerinin arasından konuşmuştu.
Derin bir nefes almaya çalıştım. Beni duvarla arasına aldı ve yüzlerimiz arasındaki mesafeyi azalttı.
Gözümün önüne bana dokunduğu anlar gelirken gözlerim doldu.
Boğuluyordum.
Yüzlerimiz arasında çok az bir mesafe koyup sırıttı. Göğsüme giren sızıyla elimi göğüs kafesime koydum.
"Özledin mi o günleri." Nefesimin daha da kesildiğini hissettim.
Bana daha da yaklaşmaya başladığımda gözlerimi yumdum ama birden üzerimden çekilidi.
Gözlerimi açtığımda görüş açıma Erez girmişti. Yutkundum. Hala nefes alamıyordum. Gözlerim yavaştan kararmaya başlamıştı.
Erez panikle bir iki adımda yanıma geldi. "Kayra beni duyuyor musun güzelim?"
Beni kollarının arasına aldığında "Erez." Dedim. Sesim fısıltı gibi çıkmıştı.
Erez başını geriye çekip endişeyle bana baktı. Nefes alamadığım için konuşmakta zorlanıyordum ve daha da kötüsü bilincimi kaybetmek üzereydim.
"İlaçlarım." Başımla yukarıyı yani odamı gösterdim. "M-masamda."
Erez sırtımı tekrardan duvara yasladı. "Hemen getiriyorum bekle sen tamam mı?" Sesi panik olduğu için biraz fazla çıkıyordu. Başımı salladım.
Murat gitmiş olmalıydı çünkü ortalıkta görünmüyordu.
Merdivenden yukarı çıktığındaysa sırtımı duvardan ayırmadan yere kaydım ve oturdum. Bir elim göğsümdeydi. Öbür elimi de boğazıma koydum ve zorla yutkundum.
Başımı yukarıya kaldırdım. Nefes alamıyordum!
Bakış açıma tekrardan Erez girdi. Elinde ilaçlarım ve bir bardak su vardı.
İlaçla beraber suyu bana içirdi. Göğsüme giren sızıyla yüzümü buruşturdum.
Erez yüzümü ellerinin arasına aldı.
"İyi misin?" Endişeyle bana bakıyordu.
Başımı hayır anlamında salladım.
Hiç iyi değildim.
Nefes alışverişlerim biraz da olsa düzene girdiğinde bakışlarımı Erez'in kahverengi gözlerine çevirdim.
"Erez." Sesim çok cılız çıkmıştı.
"Kayra o adam kimdi?" Bakışlarımı kaçırdım ve bir süre sessiz kaldım.
"Babamdı." Fısıltıyla çıkan sesime karşılık Erez bana kollarını doladı.
"Sikeyim ya. Nasıl anlayamadım." Daha çok kendi kendine konuşur gibiydi ama ben duymuştum.
Kollarımı boynuna doladığımda gözlerim doldu. "Erez benim şuan gidicek hiçbir yerim yok." Ağlamaya başladım. "Annem teyzemgildeymiş. 2-3 gün onlarda kalıcakmış ne yapıcam ben."
Erez saçlarımı okşamaya başladı. "İlk bir sakin ol. Bizde kalırsın. Hem annem seninle tanışmayı çok istiyordu."
"Teşekkür ederim Erez." Gülümsedi.
"Senin için herşeyi yaparım." Sonradan da ekledi.
"Sen benim olmayan kız kardeşimsin."






