İçeriğe geç

Soylu Ailesi / Gerçek ailem

Bölüm 28 · 8 dk okuma

Soylu Ailesi / Gerçek ailem

Bölüm 28

16. Bölüm

İyi okumalar...

Yorunlarınızı ve tahminlerinizi bekliyorummm.

_____________________________________________

"Anne! Kayra yok!"

"Nasıl yok Deniz?!"

"Bildiğin yok işte. Girdim baktım odasına yatağında yok!"

Ne bu tantana amk. Ne güzel uyuyordum...

Başımı Yiğit'in göğsüne gömdüm. Walla hiçbiriyle uğraşamazdım.

"Yiğit! Kayra'yı gö-" Emin odaya gidiği an tekrar susmuştu.

Adım seslerinden odaya birilerinin girdiğini duydum.

"Yaa çok tatlılar." Dedi Sanem hanımın fısıldayarak.

𝘌𝘺𝘷𝘢𝘭𝘭𝘢𝘩.

"Yiğit, Kayra kalkın hadi okul var bu gün." Sanem hanım yanımıza geldi ve yatağa oturdu. Ellerini saçlarımda hissettim.

"Kayra hadi kızım kalkın artık."

Yeni uyanmış gibi gözlerimi ovuşturdum.

"Biz çıkalım sen Yiğit'i uyandır sonra gelirsiniz." Başımı salladım.

Hepsi teker teker odadan çıktı ama aynı zamanda afallamışlardı.

Yatakta doğrulduktan sonra Yiğit'i dürttüm.

"Yiğit kalksana hadi bu gün okul var." Ben onu dürtmeye devam ederken Yiğit bana arkasını döndü.

Göz devirdim. Yataktan indim ve birkaç adım geri çıktım. Hızla koşarak yatağa atladım. Atlamanın etkisiyle ikimiz birlikte yere düşünce sırıttım.

Yiğit uykulu gözlerle etrafa bakıyordu.

"Uyanmazsan uyandırırız aslan parçası." Hawli bir şekilde ayağa kalktım ve ona arkamı döndüm.

"Ben odamdayım. Sende hazırlanırsın artık." Saçımı savurup hawlice dışarı çıktım.

Kendi odama geldiğimdeyse formalarımı giyinmiş saçımı tarayıp salık bırakmıştım.

Yemek odasına indiğimde uykulu bir adet Yiğit, ışıldayan gözlerle bize bakan Sanem hanım ve 'noluyo amk' havasındaki abilerimi gördüm. Hiçbirini takmayıp Yiğit'le Emin'in ortasına oturdum.

Hep beraber yemek yemeye başladığımızda kimseden ses çıkmıyordu. Yemek yedikten sonra Yiğit'le beraber okula gitmek için dışarı çıktık.

Sınıfa girdiğimizde görüş açıma ilk Erez girdi. Hızla gidip yerime yani yanına oturdum.

"Naber la?"

Biliyorum, biliyorum çok kibarım.

"İyidir senden?" Sesi biraz sıkıntılı çıkmıştı. Kaşlarımı çattım.

"Birşey mi oldu." Erez evet dercesine başını salladı.

"Babam evleniyormuş." Duraksadım.

Siktir...

Yüzümdeki gülümseme yavaşça soldu.

"Ne?" Bakışlarını ellerine çevirdi. Elleriyle oynamaya başladı.

Erez ne zaman üzgün ve stresli olsa elleriyle oynardı.

"Bir kadınla evlenecekmiş. Kadının bizim yaşımızda bir oğlu varmış." Sesi sonlara doğru iyice kısılınca ellerimle ellerini tuttum.

"Siktir et babanı. Sen nasılsın?" Burukça gülümsedi.

"Benim velayetimi almak istiyormuş." Ağzım neredeyse 5 karış açıldı. Sinirle kaşlarımı çatarken alayla güldüm.

"Amına koyduğumun keline bak sen." Başkaları duymasın diye sadece birbirimizin duyacağı bir sesle konuşuyorduk.

Tuttuğum ellerini sıktım. Erez bakışlarını tekrar ellerimizden alarak bana çevirdi.

"Ne olursa olsun ben senin yanındayım tamam mı? Hem reşit olmamıza da az kaldı. Hem annende vermez seni. Bende eğer öyle birşey olursa gece gündüz sizde kalırım. Adamı yıldırırız. Plan yapar kadını bıktırırız. Olay çıkarır evi yıkarız. Okulda birilerini döveriz. Deli taklidi yapar-" Birden bana sarılarak lafımı böldü.

"İyiki varsın." Bende ellerimi ona sararak sırtını sıvazladım. "Sende iyiki varsın."

Bir süre öylece sarıldık. Hoca gelince mecburen ayrıldık birbirimizden. Erez'e dönerek konuştum.

"Teneffüsde konuşuruz." Başını sallayarak önüne döndü.

Benim ise başımı sıraya gömmeden önce gördüğüm şey gözlerini kısmış bir şekilde bize bakan Yiğit'ti.

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Zil sesini duyduğumda başımı sıradan kaldırdım. Şükür ilk dersimiz bitmişti.

Ayağa kalkarak Erez'i de sürükledim ve bahçeye çıkardım. Bahçedeki banklardan birine oturduğumuzda Erez'in yüzünü iki elimin arasına aldım.

"Bak yiğidim. Eğer baban seni evlat edinirse ki Havva teyze seni vermez. Ama baban seni gerçekten evlat edinirse seni kaçırabilirim." Dudaklarımı büzdüm.

"Belki biraz Kadir beyden borç almamız gerekebilir ama sen hiç merak etme ben bu işi hallederim." Şuan biraz alaya alıyordum ama gerçekten böyle birşey olursa Erez'i o şerefsizle aynı ortama hayatta sokmazdım.

Ellerimi yüzünden çekti. Çaresizce bana bakıyordu ve bu benim canımı yakıyordu.

"Kayra eğer babam benim velayetimi almaya başarırsa ne yapıcam ben?" Tamam artık daha fazla alaya alamayacaktım.

Erez'in canı yandıkça benim canım yanıyordu ve ben Erez'in canının daha fazla yanmasını istemiyordum.

O çaresizdi. Her ne kadar güçlü durmaya çalışsada içten içe bitiyordu.

"Erez." Dedim ciddiyetle.

"Sana söz veriyorum, eğer o adam senin velayetini alırsa seni tek bırakmayacağım." Onu rahatlatmak istercesine baktım. "Sadece reşit olana kadar dayanacaksın. Bu zamanda ise annen, abin ve ben yanındayız zaten." Ellerini tuttum.

"Yalnız değilsin." Erez minnetle bana baktı.

Çünkü bunu duymaya ihtiyacı vardı...

"Teşekkür ederim." Gülümsedim.

"Senin benim yanımda olduğun gibi bende senin yanındayım. Sakın kendini yalnız hissetme." Başını onaylarcasına salladı ve ellerini ellerimin arasından kurtardı.

"Gel kantine gidelim. Bunaldım." Başımı onaylarcasına salladım. "Gidelim."

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Eve geldiğimizde direk olarak odama geçtim. Sırtımı yatakla buluşturduğumda ofladım. Erez'i düşünüyordum.

Babası tabiri caize şerefsizin tekiydi.

Erez'le tanışmamız aklıma gelince burukça gülümsedim. O günler bok gibiydi ama Erez benim dayanağımdı.

3 yıl önce...

Okulun ilk günüydü. Hızla kendimi sınıfa attım. Dün yaşadıkların aklıma gelince gözlerimi yumdum. Nefes alışverişlerim hızlanmaya başlayınca gözlerimi açtım ve sakinleşmek için etrafı incelemeye başladım.

Ön taraflarda birsürü süslü kız vardı ama benim gözüme duvar kenarının en arkasında kapşonunu kafasına kadar çekmiş kollarına yüzünü gömmüş olan çocuğa takıldı.

Narin bir kişilik değildim ve bu yüzden bazı kızlar bana çok itici geliyordu. Erkeklerin arkadaşlıkları daha iyi oluyordu.

Dün olanlar tekrar aklıma gelince ellerimin titrediğini fark ettim.

Dün o adam... Babam dediğim kişi...

Gözlerimi tekrar sıkıca yumdum. Unutmak istiyordum. Dün olanları, annemin beni dinlememesini, inanmamasını unutmak istiyordum.

Her ne kadar hiçbir karşıcinsle muhattap olmak istemesem de o çocuğun yanına gitme isteğimi engelleyemedim.

Çekinerek çocuğun yanına oturdum.

Çekindiğim şey onu tanımam değildi, dün olanlardı...

"Merhaba." Kısık sesle çıkan sesimle çocuk kollarının arasından beni görebilecek şekilde kafasını kaldırdı. Gözleri uykusuz duruyordu.

"Merhaba?" Soru sorar gibi çıkan sesini umursamadan bende dirseğimi masaya koydum ve yanağımı avucuma yasladım.

"Neden diğerlerinin yanında değilsin?" Bunu sorarken başımla erkek grubunu işaret etmiştim.

Onlara kısa bir bakış atıp bana döndü ardında da kız grubunu gösterdi.

"Sen neden onların yanında değilsin?" 'Bilmem' dercesine dudaklarımı büktüm.

Telefonunun çalmasıyla cebinden telefonunu çıkardı. Babası arıyordu.

Çocuğun birden elleri titramaya başlayınca kaşlarımı çattım. Noluyordu?

Çocuk zorlukla yutkundu. Bir iki saniye gözlerini kapattı. Ama sanki aklına birşeyler gelmişcesine derin bir nefes aldı.

Bu nefes sakinleşmek için alınan bir nefes değildi. Bu nefes aynı benim boğulduğumda almaya çalıştığım nefes gibiydi.

Bir anda içimdeki sesi dinleyerek elinden telefonunu aldım.

"Alo?" Karşıdaki kişi bir süre bekledi.

"Alo kimsiniz?" Babam yaşlarında bir adamın sesini duymuştum.

Sık sık rol yapmak zorumda olduğum için hiç zorlanmadan gülümsedim. Sevecen bir sesle konuştum.

"Merhaba Kayra ben. Oğlunuz şu an kantine indi telefonunu burda unutmuş."

"Erez mi?" Sorgulayan sesine karşılık görmeyeceğini bile bile başımı salladım.

"Evet."

"Ona beni aramasını söyler misin?"

"Tabii nasıl isterseniz. Ben ona söylerim. İyi günler."

Adam ağzının içinde mırıldandı. "İyi günler."

Telefonu kapatıp isminin Erez olduğunu öğrendiğim kişiye baktım. Kaşlarını çatmış bana bakıyordu.

Burada bir işler dönüyordu.

Numaramı ona yazıp kaydettim. Ne? İlla sormam mı lazımdı?

Telefonu ona geri uzattım. "Kayra ben." Dedim.

"Erez." Diye mırıldandı sadece.

Sınıfa hocanın girmesiyle göz devirdim walla hiç tanışmakla uğraşamazdım. Başımı kollarıma gömdüm ve gözlerimi kapattım.

Neden bilmiyorum ama Erez'in yanında kendimi rahatsız hissetmiyordum. Bu çocukta birşeyler vardı.

Gece uyuyamadığım için uyumaya başladım.

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Nihayet okul bitmişti.

Amına koyayım matematikçi ilk günden ders işledi ya lan.

Sahile doğru yürümeye başladım. Eve gidecek güce sahip değildim.

Sahile gidene kadar dün olanları düşündüm.

O adamı, ellerini, pis sırıtışını, bana dokunmasını...

Başımı tekrardan iki yana salladım.

Annem olacak kadın bana inanmamıştı.

Olanlar aklıma tekrardan gelince gözlerim doldu. O benim babamdı. Nasıl böyle birşey yapabiliyordu aklım almamıştı.

Nasıl bu kadar güçlü duruyordum bilmiyorum ama umursamaz bir yapım vardı. Böyle olaylar olsa bile anlaşılan istesemde kafama pek takamıyordum.

Tek düşündüğüm şey bundan sonra ne yapacağımdı.

Bir insan kızına böyle davranmazdı.

O zaman bende ona babam gibi davranmazdım. Bundan sonra ona boyun eğmeyecektim. Olmadı kendimi odama kitlerdim. Geceleri ders çalışırdım olmazsa.

Bundan sonra istesemde o evde uyuyamazdım.

Birşekilde güçlü durmalıydım. O adama istediğini veremezdim.

Telefonumun titremesiyle telefonumu cebimden çıkardım. Saat 6 ya geliyordu. Okuldan çıkalı neredeyse 2 saat olmuştu.

Gördüğüm şeyle göz devirdim. Subway Surf den bildirim gelmişti.

Bizi merak eden olmadığından normaldir.

Telefonu tekrar cebime koyacakken çalmaya başladı. Kaşlarımı çattım. Erez arıyordu.

Aramayı cevapladım ve kulağıma götürdüm.

Bir süre sessiz kaldım. Hıçkırık sesi duymamla kaşlarımı mümkünmüş gibi daha da çattım.

"Erez?"

"Kayra." Sesi titremişti. "Kayra ben-" Lafını kestim.

"Nerdesin sen?"

"Evdeyim."

"Konum at geliyorum." Daha fazla birşey demeden telefonu kapadım.

Neden ona yardım ediyordum bilmiyordum ama içimdeki ses devam etmemi söylüyordu.

Bana attığı konumu açtım ve evine doğru koşar adım yürümeye başladım. Bir süre sonra eve geldiğimde merdivenleri neredeyse koşarak çıktım. Bana dediği kapı numarasının önüne geldiğimde zili çaldım.

Kapı çok değil sadece bi beş on saniye içinde açıldı.

Erez'i gördüğümdeyse boğazım düğümlendi. Ağlamıştı...

"Erez." Dedim endişeyle. Hiç iyi görünmüyordu.

"Kayra." Sesi hala titriyordu.

"İyi misin?"

Diyolog kıtlığı çekiyorduk.

Başını iki yana olumsuzca salladı. "Değilim."

Yutkundum. Boğazımdaki yumru hala ordaydı.

E yeter ama.

İnsanları üzgün görmeyi hiç sevmezdim. Normalde çekingen biri de değildim ama yanlış anlaşılmak istemiyordum.

Siktir et yanlış anlaşılmayı.

İki adımda aramızdaki mesafeyi kapatıp kollarımı boynuna sardım. Bir süra sonra oda kollarını belime doladığında hıçkırdığını duydum. Elimi saçlarına daldırdım ve okşamaya başladım.

Bir süre sadece öyle bekledik. Erez ağladı, bense saçlarını okşadım.

Erkek adam ağlamaz diyenlere inanmazdım. Herkes ağlardı. Herkesin bir tahammül seviyesi, bir kotası vardı.

Erez'in ağlaması azaldığında geriye çekildim.

"Sahile gidelim mi?" Sonrasında ekledim. "Kafan dağılır." Başını onaylarcasına salladı. "Gidelim."

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Sahil yolu boyunca ikimizde sessizdik. Bulduğumuz bir banka oturunca da konuşmadık. Etrafta kimse yoktu. Saat geç değildi ama hava yavaş yavaş kararıyordu.

Yüzümü ona çevirdim. Elleriyle oynuyordu. Gözlerimi tekrar sahile çevirdim.

"Anlatmak istersen seni dinlerim. Ama eğer istem-"

"Babam beni tecavvüz etti Kayra."

Bölüm sonu

23 yorum