İyi okumalar...
Önerilerinizi ve tahminlerini alayımm
______________________________________________
Erez'e gitmek istediğimi söyledikten sonra herşey çok hızlı gerçekleşmişti.
𝘈𝘣𝘪𝘭𝘦𝘳𝘪𝘮 yine engel olmaya çalışmışlardı ama Kadir bey onlara engel olmuş, Erez'le gitmeme izin vermişti.
Erez'lerin evine geldiğimizde ise sabaha kadar konuşmuştuk. Erez'in annesi Havva teyze artık bana alışmıştı bu yüzden kalmama birşey demiyor hatta mutlu bile oluyordu.
Sabah uyandığımızda ise okula gitmemiş, Erez'le ufak çaplı bir depresyona yarım saatliğine girmiştik. Ardından ise depresyondan sıkılıp Pubg oynamıştık.
Tabii bu zamandada bol bol konuşmuş ne yapmamız gerektiğini tartışmıştık.
Ben artık kararımı vermiştim. Eski Kayra geri dönmüştü.
Artık ailem olmaları hiçbirşeyi değiştirmeyecekti. Benim canım yanmıştı ve ben de elbet onların canını yakacaktım.
Yattığım koltuktan doğruldum.
"Erez ben çok sıkıldım ya." Erez başını telefonundan kaldırdı.
"Prenses hazretleri ne yapmak ister acaba?" Sesi bıkkın çıkmıştı.
Tüm gün onunla uğraştığım için değil kesinlikle...
"Parkta çekirdek kola yapsak?" Sevimlice ona baktığımda göz devirdi.
"İnanır mısın şu an kıymetli götümü kaldırmayı hiç istemiyorum." Gözlerimi kıstım.
"O kıymetli götüne 2,5 litrelik kola sokmamı istemiyorsan kalk Erez!" Birden bağırmamla besmele çekti.
Çocuk iki dakikada hatim indirmişti.
"Noluyo ya? Niye cırlıyon hemen kalktık işte." Deyip ayaklandı.
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Çitlediğim şekirdeği pet bardağın içine attım ve kolamdan bir yudum aldım. Gözlerimi kaldırarak Erez'e baktım.
"Nasıl ya? Sevim abla aldatılmış mı yani?" Başını salladı.
"Hemde 3 kişiyle! Düşünebiliyor musun birinden gidip birine geliyormuş."
"Olm bu bildiğin şerefsizlik lan! Kadın napıcak iki çocuğuyla?"
"Walla bilmiyorum kankacım. Ama baya bi kavga etmişler."
"Dua et adam yaşıyor. Ben Sevim ablanın yerinde olsaydım öldürürdüm adamı öldürür!" Bilemiyorum dercesine baktı.
Tekrar ağzını açmaya yeltenmiştiki bakışları arkamdaki biryere kaydı.
"Oha kavga var!" Heyecanla bağırmasıyla bende oraya baktım.
"Oha harbi kavga var lan!" Çekirdeklerin çöplerini toplayıp çöpe attım ve kolamı kafama diktim.
Bardağıda çöpe attığımda benimle beraber ortalığı toplayan Erez'e döndüm.
"Koş olm koş, kaçırmayalım bize de eğlence çıktı!"
Erez'le resmen uçarak kavga yerine geldiğimizde 3'e 8 kavga eden topluluğa baktım.
Biraz fazla adillerdi sanki.
Erez'e baktığımda onun zaten bana baktığını gördüm. İkimizde birbirimize pis pis sırıttığımızda Erez birden bir çocuğun yakalarından tutarak ona kafa attı.
Bende hızla önümdeki hödüğe yumruk attım. Hödük bana döndüğünde şirince gülümsedim.
"Pardon elim kaymış." Hödük sinirle bana baktı.
"Sen kimsin lan." Göz kırptım.
"Ecelin." Ardından hödüğün üstüne atladığımda ikimiz birlikte yere düşmüştük.
Bunun beni tutması lazımdı, niye direk yere yapıştı ki lan?
Önüme gelen saçlarımı arkaya ittim.
"Lan mal sen bu halinle nasıl kavga ediyon aklım almıyo ya!" Sinirle adama bir tekme attım.
Bu devirde herkes mi salak olur ya.
Göz devirip ayağa kalktım. Hayır yani ağız tadıyla birini de dövemiyoruz.
Arkamı dönmemle yüzüme yediğim yumruk yüzümden sendeledim.
Noluyo amına koyayım ya?
Elim kanayan dudağımın üstüne gitti.
"Babanda mı boksördü anlamadım ki." Kendi kendime söylendiğimde aynı zamanda bana vuran kişiye bende yumruğumu geçirmiştim.
Tam diğer çocuğa doğru yürüdüğümde duyduğum siren sesleriyle duraksadım.
Biz şimdi naneyi yememiş miydik?
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
"Bak abi bizim wallahi bir suçumuz yok." İsminin Serkan olduğunu öğrendiğim komiser abiye bilmem kaçıncı kez yalvarıyordum inanın bende bilmiyorum.
"O zaman orda ne işiniz vardı?" Gayet mantıklı bir soruydu.
"Allah'ın işine bakki rüzgar doğudan esti. Bizde üşüyünce gidelim dedik ama bir baktık ki kavga. Bulaşmayalım diye köşeden köşeden yürürken şu hödük gel sen bana vur! Bende sakin olamadım komiserim işte!" Konuşurken elimle hödüğü işaret etmiştim.
Hepsi ağzı beş karış açık bana bakarken ben omuz silktim.
"Yalan abi ya. Biz kavga ederken arkamı bir döndüm ki dönmez olaydım. Üstüme atladı bu yer cücesi!" Kaşlarımı çattım. Elimi 'hayırdır' dercesine sallarken konuşmaya başladım.
"Pardon da yer cücesi mer cücesi ayıp oluyo yalnız. Hem sen kimsin lan köpek! Adam olsaydın atlamazdık herhalde!"
"He yani kabul ediyorsun kavgaya sizin dahil olduğunuzu." Komiser abi kollarını göğsünde birleştirmiş bana bakıyordu. Elimi dur dercesine kaldırdım.
"Abi o işler karışık sen karışma." Komiser abi alayla gülerken kapıdan içeriye Eray abi, Poyraz ve tanımadığım birkaç kişi girdi.
Eray abi tam karşımızda durup kollarını göğsünde birleştirdi.
"Evet Erez seni dinliyorum?" Erez Poyraz'dan olsa gerek ifadesiz duruyordu.
"Evde konuşuruz." Eray abi ilk önce kaşlarını çattı sonra ise onaylarcasına başını salladı ardındansa bana döndü.
"Kavga etmeden duramıyorsun öyle değil mi?" Gururla göğsümü kabarttım.
"Aslan burcu olmak bunu gerektirir."
Ne alakaysa...
Erez ve Eray abi gözlerini devirdi. Bu arada ise Poyraz tam karşıma geçmişti.
Oda Eray abi gibi kollarını göğsünde birleştirdi ve bana sorgulayıcı bakışlar ettı.
"Hayırdır, bu kadar kargaşa yetmedi mi?" İfadesizce yüzüne baktım.
"Şerefsizlere alerjim var da ondandır." Kaşlarını 'öyle mi?' dercesine yukarı kaldırdı. Bende 'öyle' dercesine bir bakış attım.
"Neyse bunları evde konuşuruz." Komiser abi demir parmaklıklı kapıyı açtı. Poyraz gözleriyle kapıyı gösterdi. "Düş önüme."
Ona göz devirip ilk hızla odadan sonra da karakoldan çıktım. Arabanın yanına geldiğimdeyse tepkisizce onun gelmesini bekliyordum. Elindeki anahtarla kapıyı açtığında tek kelime etmeden ön koltuğa oturdum.
Poyraz'da bindi ve arabayı çalıştırdı. Yol gayet sessiz geçmişti.
Gece Erez'le bol bol konuştuğumuzdan olsa gerek uykum vardı. Başımı cama yasladım ve gözlerimi kapattım. Bilincimi yavaş yavaş kaybederken daha fazla kendimi zorlamadım ve uykuya daldım.
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Kan ter içinde kaldığım yataktan hızla doğruldum. Boğazımdaki kuruluk yüzünden yutkundum. Gözlerimi odamda gezdirdim. Beni buraya kadar taşımış olmalıydılar. Odadaki banyoyu kullanarak elimi yüzümü yıkadım. Sekteye uğrayan nefeslerimi azda olsa düzeltebilmiştim.
Odamdan sakin adımlarla dışarı çıktım ve merdivenlerden aşağıya doğru inmeye başladım. Susamıştım bu yüzdende mutfağa gidiyordum.
Gördüğüm rüya aklıma gelince sertçe yutkundum.
O adamı görmüştüm. Pis ellerini... Başımı hızla iki yana salladım. Buraya sakinleşmeye gelmiştim daha da paniklemeye değildi.
Bir bardak alıp içine su doldurdum. Duyduğum adım sesleriyle ilk başta duraksasam da işime devam ettim.
Adım sesleri tam arkama geldiğinde çekmeceden elime gelen ilk bıçağı aldım ve hızla arkama döndüm. Bıçağı karşımdaki kişinin boğazına dayamış tehditkarca ona bakıyordum.
Ama beklediğim kişi Yiğit değildi. Ellerini teslim olurcasına iki yana kaldırdı. Ellerini gördüğümde sertçe yutkundum. Derin bir nefes aldım.
O benim ikiz kardeşimdi bana hiçbirşey yapmazdı.
O da bir zamanlar benim babamdı ama...
Tekrar sertçe yutkundum ve başımı iki yana salladım. Hala rüyanın etkisinden çıkamamıştım.
Doğrulttuğum bıçağı indirdim ama bırakmadım. Yiğit derin bir nefes aldı ardından ise kaşlarını çatarak bana baktı.
Aklıma yine rüyam gelince titrek bir nefes aldım. Nefes alışverişlerim hızlanmaya başlamıştı.
Hep böyle oluyordu. Ne zaman rüyamda böyle birşey görsem o gün erkeklere yaklaşamıyordum.
Tekrar derin derin nefes almaya çalıştım. Siktir, boğuluyordum!
Belimi tezgaha yaslayarak tezgahtan destek aldım. Başımı yukarı kaldırarak nefes almaya çalıştım. Zorlukla titreyen ellerimdeki bıçağı tezgaha bıraktım ve elimi ağrıyan göğsüme yerleştirdim.
Yiğit panikle birşeyler diyordu ama ne dediğini anlayamıyordum. Şu an odaklandığım tek şey nefes almaktı.
Yiğit'in bana doğru adım attığını gördüğümde bu sefer panikle bakan bendim.
"G-gelme!" Zorlukla söylediğim cümleleri Yiğit umursamadı.
O bir adım daha attığında eş zamanlı olarak gözümden bir damla yaş süzüldü.
O anlar gözümün önüne geldiğinde ise ağlamaya başladım.
Tekrar aynı şeyler yaşansın istemiyordum.
Yanıma gelen Yiğit'i göğsünden iterek uzaklaştırmaya çalıştım ama o aksine beni omuzlarımdan tutarak kendine daha çok çekti.
"Kayra! İyi misin?! Bana bak!" Kulağıma boğuk gelen sesini aldırmadan onu itmeye çalıştım.
"Dokunma bana." Nefes alamadığım için cümlem fısıltı gibi çıkmıştı.
Yiğit beni hızla kolları arasına aldığında hıçkırdım. Hem nefes alamıyor hemde hıçkırarak ağlıyordum.
"Y-yiğit d-dokunma bana!" Hıçkırarak onu itmeye çalıştım. Kollarını daha da sıkılaştırarak saçlarımı okşadı.
"Tamam ben senin yanındayım, sakin ol." Başımı yukarı kaldırarak nefes almaya çalıştım.
Boğuluyordum...
Kollarımı bedenime sardım.
"Dokunma." Diye fısıldadım. Sesim titremişti.
"Dokunmuyorum." Dedi benim gibi fısıldayarak. Aynı zamanda saçlarımı okşamaya devam ediyordu.
Başımı göğsüne yasladım. Titrek bir nefes aldım.
"Y-yiğit." Nefes alamıyordum.
"Dokunmuyorum sana."
"Nefes al-amıyorum." Saçlarımı öptüğünü hissettim.
Ama midem bulanmadı ya da bu beni tiksindirmedi. Bu sadece bedenimin biraz daha gevşemesine yardımcı oldu.
"Ben senin yanındayım. Sana kimsenin dokunmasına izin vermem. Tamam mı?" Sesi o kadar ılımlı çıkmıştı ki bir anda kendimi başımı onaylarcasına sallarken buldum.
Nefes alışverişlerim düzene girdiğinde gururumu bir yana bırakıp kollarımı beline doladım.
Krizden dolayı kendimi ayakta duramayacak kadar halsiz hissediyordum.
"Özür dilerim." Birden ettiği itiraf üzerine başımı kaldırıp yüzüne baktım. Gözleri pişmanlıkla bakıyorudu. Gözlerini kaçırır sanmıştım ama kaçırmadı.
"Seni o kızla kıyaslamam bir hataydı." Konuşacağım sırada benden önce davrandı. "Bencilce davrandım. Sadece Sevda'nın bize yaptıkları üzerine düşündüm." Duraksadı. "Halbuki seninde en az bizim kadar canın yanmıştı."
Bir süre gözlerime baktı.
"Ama atladığımız bir yer var Kayra." Yutkundu. "Senin canın yandıkça benimde canım yandı. Canımı yaktığım için özür dilerim."
Uzunca bir süre gözlerine baktım. Sözleri o kadar samimi gelmişti ki bir an ne yapacağımı bilemedim.
Kendimi onun yerine koydum ve nadiren yaptığım birşeyi yaptım, empati kurdum. Düşündüm.
Haklıydı aslında. Ben olsam daha fazla tepki vermez miydim zaten?
Tepki ne kelime ağzına sıçardım.
Yenilmişlikle bir nefes verdim.
Neyi düşünüyordum ki? Zaten ben onu affetmiştim.
Yüzümü boynuna yasladım.
"Yiğit."
"Efendim." Kollarımı belinden çözdüm ve boynuna sardım.
"Bunları yarın konuşsak olmaz mı?" Derin bir nefes çektim içime.
Ben Ka𝘉𝘦𝘯 𝘒𝘢𝘺𝘳𝘢 𝘚𝘰𝘺𝘭𝘶 𝘣𝘶 𝘢𝘯𝘥𝘢𝘯 𝘪𝘵𝘪𝘣𝘢𝘳𝘦𝘯 𝘠𝘪ği𝘵'𝘦 𝘺𝘦𝘯𝘪 𝘣𝘪𝘳 ş𝘢𝘯𝘴 𝘷𝘦𝘳𝘮𝘪şti𝘮.
O da kollarını sıkılaştırarak yüzünü boynuma gömdü. Gülümsediğini hissettim.
"Konuşalım güzelim."




