İçeriğe geç

Soylu Ailesi / Gerçek ailem

Bölüm 25 · 6 dk okuma

Soylu Ailesi / Gerçek ailem

Bölüm 25

14. Bölüm

İyi okumalar...

___________________________________________

"Ona en başından güvenmekle hata yaptık zaten!"

1 cümle, 7 kelime, 16 hece...

Ben nerede hata yapmıştım? Daha doğrusu hatayı ben mi yapmıştım?

Düşündüm. Bu 1 salisede zaman sanki durdu ve ben olanları, buraya geldikten sonraki yaşananları düşündüm. Aslında hayır, suç bende değildi.

Onlar benim güvenimi kazansaydı ben onlara bunu söyleyecektim. Veya bana güvendiklerini bilsem hiç şüphe etmezdim. Burdaki suçlu kesinlikle ben değildim onlardı.

Ne bana güven vermişlerdi ne de bana güvenmişlerdi. Sadece ve sadece bana nefretle bakmış, beni önemsememişlerdi.

Hata yapmıştım. Onların bana, bize böyle davranmalarına susmamalıydım. Sadece sessiz kalmıştım.

Ne olmuştu? Sadece birkaç günde pısırıklaşmıştım. Ama hayır, ben sadece aileme karşı çıkmak, onları kırmak istememiştim.

Artık kimse umrumda değildi. Emin Erez'in alerjisini bile bile yemeğe nane koymuş, Deniz ise Erez'in hassas noktasıyla yani aile ilişkileriyle uğraşmıştı. Poyraz ve Ateş bizi kale almamış, Yiğit ise beni o kızla karşılaştırmıştı.

Allah aşkına beni o malla nasıl karşılaştırmıştı?

Poyraz'ın sesi kafamda tekrardan yankılandı.

Kaşınan ellerimi eşofmanıma sürttüm ve ardından da yumruk yaptım.

Ben artık bu evde kimseye tahammül etmiyecektim.

Erez benim en iyi arkadaşımdı ve ona bulaşarak beni kaybetmişlerdi. Hoş daha kazanamamışlardı ki.

Erez bana birşeyler dedi ama umursamadım. Hızla odadan çıktım ve Erez'le daha demin terk ettiğimiz yemek odasına geri girdim. Erez'in arkamdan geldiğini ve bana seslendiğini duyabiliyordum.

Hızla Poyraz'ın karşısına geçtim. Artık içimdekileri kusmak istiyordum.

Çok bile dayanmıştım.

Poyraz'ın yüzünü görünce kendimi tutamadım ve gülmeye başladım. En sonunda koca bir kahkaha attığımda birden durdum ve boş bir ifadeyle suratına baktım. Yavaş ve sakince konuşmaya başladım.

"Sizin bana güvenip güvenmemeniz benim sikimde değil. Neden peki biliyor musun?" Ettiğim küfürle biraz daha sinirlensede umursamadım ve gülümsedim.

"Çünkü ben sizin gibi şerefsiz birinin yanında 17 yıl geçirdim!" Birden bağırmamla herkes irkildi.

Tekrar sakimce konuşmaya başladım.

"Oda bana böyle davrandı, bağırdı, dövdü," Gözlerinin en içine baktım. "Ve taciz etti." O yumruklarını sıkarken ben onun aksine kocaman gülümsedim.

"Ama bak ben hala ayaktayım. Bu da hayatımıza ne olursa olsun devam edebileceğimizin bir göstergesi değil midir Poyraz?" Onun ismini ilk defa söylüyordum.

Ona doğru bir adım daha yaklaştım ve kaşlarımı çattım. "Sen hiç taciz edildin mi?" Dudaklarımı büzdüm. "Tacizi geç tecavvuz edildin mi Poyraz?" Poyraz'ın alnındaki damar belli olurken ben iki adım geri çıktım.

Hepsinde gözlerimi gezdirdim. Köşede ağlayan Sanem hanıma, yumruklarını sıkmış Kadir beye ve bozguna uğramış abilerime baktım.

Gözlerimi tekrar Poyraz'a çevirdim.

"İşte bu yüzden sikimde değilsiniz çünkü yaptığınız hiçbirşey daha fazla canımı yakamaz. Benim canım zaten yeterince yandı."

Gitmeye yeltenirken duraksadım.

"Ha birde Erez'le sevgili değiliz. İnanır mısınız bilmem ama söyleyeyim dedim." Arkamı döndüm. Tam çıkacağım sırada Deniz'in sesiyle durdum.

"Madem sevgili değildiniz niye söylemedin." Sesi boğuk çıkmıştı. Güçlü durmaya çalışıyordu ama dediklerim onun zoruna gitmişti. Ona döndüm ve alayla güldüm.

"Deseydim inanır mıydınız? Ben cevap vereyim, hayır inanmazdınız. Aksine pis imalar yapardınız."

Arkamı tekrardan döndüm.

Allah'ın izniyle çıkayım artık şurdan.

"Hiçbir yere gidemezsin!"

Hay şom ağzıma sıçayım!

Sinirle Ateş'e döndüm. "Hadi ya. Tüh Ateş böceği izin vermedi ne yapsak ki."

"Kes sesini! Hiçbir yere gidemezsiniz!"

"Buna sen karar veremezsin!" Dedim onun gibi bağırarak.

"Ben karar veririm! Sen daha 18'ine gelmedin ve biz demeden hiçbir yere gidemezsin!"

"Ateş kavga etmeyi kesin artık!" Kadir beyin bağırmasını kimse dinlemedi.

Sinirle güldüm. Kollarımı iki yana açarak onu ve biricik ailemi gösterdim.

"Senden de ailenden de izin istemiyorum Ateş böceği!"

Gelip tam önümde durdu ve işaret parmağıyla beni gösterdi.

"Sen benimle düzgün konuşacaksın!" Alayla güldüm.

"Hadi ya birde ayaklarına kapanayım istersen! Ben burdan gideceğim ve bunu sana sormadım!"

"Ben son sözümü söyledim!" Diyerek son kez bağırdığında ellerimle saçlarımı dağıttım.

"Senin sözün bana geçmez Ateş. Bunu aklına soksan gayet iyi edersin!" Ateş iki adım geri gitti. Başını tehditkar bir biçimde iki yana salladı.

"Ben diyeceğimi dedim." Başımı olumsuz anlamda salladım.

"Dediğin şeyle ilgilenmiyorum."

Arkamı döndüm ve yürümeye başladım. Burda daha fazla durmak istemiyordum.

Kolumdan birinin sertçe tutmasıyla durdum.

E sikerim ama!

Kolumu kurtardığım gibi tekrar önüme yani kolumu tutan varlığa döndüm. Emin malıydı.

"Bu saatte bunla hiçbir yere gidemezsin." Bu diye Erez'i kastetmişti.

Kaşınan avuçlarımı eşofmanıma tekrardan sildim ve dişlerimi sıkarak konuştum.

"Bir, bu değil Erez. İki, ben istediğim yere giderim ve siz hiçbirşey yapamazsınız ve üç," Deyip yumruğumu sertçe yüzüne geçirdim.

"Birdaha beni engellemeye çalışanı sikerim!" Sinirle avazım çıktığı kadar bağırdım. Emin'in başı omzuna doğru eğilmişti.

Bu sefer Deniz karşıma geçti.

Sırasıyla geliyorlardı herhalde.

"Siksene o zaman." Dişlerinin arasından o da benim gibi sinirle söyledi.

"Deniz! Susun artık, kavga etmeyin dedim!" Sanem hanımın titreyen sesini kimse takmadı.

Ellerimi yumruk yaptım.

"Burdan gitmene izin vermiyorum nokta." Bunu derken bana doğru bir adım atmıştı.

"İlk önce şunu bilsen iyi edersin Deniz anası, burda noktayı ben koyarım." Bir adımda ben atıp aramızda sadece 1 adımlık mesafe bıraktım.

"Ve sakın birdaha bana emir vermeye kalkma yoksa seni buna pişman ederim."

Bir süre Deniz'in gözlerine baktım.

"Anladığınızı umut ediyorum." Geri çekildim ve Erez'e döndüm. Kapının pervazına yaslanmış kollarını birbirine bağlamıştı. "Gel Erez gidelim." Sesizce mırıldandım. Ve kapıya doğru yürüdüm.

Kapıyı açıp Erez'i bekledim. O da yanıma geldiğinde duraksadım. Duraksamamı sağlayan şeyler ise Deniz'in dedikleriydi.

"Umarım seni bir çöplükte bulmayız." Kaşlarımı çattım. Deniz doğrudan Erez'e bakıyordu.

O Erez'e 'çöplükte yaşıyorsunuz' muamelesi yapmıştı. O Erez'i babası olmadığı için küçümsüyordu.

Erez yumruklarını sıktı.

"Deniz sus artık!" Kadir beyi yine kimse umursamamıştı.

Erez'in dişlerini sıktığını fark ettiğimde hışımla Deniz'e döndüm.

Erez yine benim için susuyordu ve bu sadece beni daha da çıldırtıyordu. Erez' karşı artık daha fazla mahçup olmak istemiyordum.

Kaşınan acuçlarımı eşofmanıma sildim ve ardından da yumruk yaptım. Dişlerimi sıkıp Deniz'in tam karşısına geçtim

"Sen ne dediğinin fakında mısın Deniz!"

"Farkınday-" Lafını daha fazla devam ettirmesine izin vermeden böldüm. Bu kadarı da fazlaydı!

"Sakın bir daha ağzını açma! Sizden nefret ediyorum! Davranışlarınızdan, yaptıklarınızdan, hepsinden!" Yaptıkları şeyler aklıma gelince derin derin nefesler aldım.

Böyle gitmeye devam edersek sinir hastası olacaktım.

Ellerimi yine saçlarıma daldırdım ve karıştırdım. Yaptıkları aklıma geldikçe deliriyordum!

"Ben sizden çok şey mi istiyorum ya! Sizi rahatsız etmiyorum, birşey demiyorum, sizi sabote de etmiyorum. Ne istiyorsunuz lan benden!" Derin derin nefesler almaya başladım.

"Yeter artık! Yaptığınız saçmalıklardan sıkıldım! Bana olan tutumunuzunda Erez'e söylediklerinizinde hepsi saçmalık! Ne benim nede Erez'in size bir zararı o-oldu ama..." Nefesim birdem kesilince anlık duraksadım. Erez'in yanıma doğru geldiğini hissettim. Zorlukla yutkunup konuşmaya devam ettim.

"Ama s-siz." Göğsüme giren ağrıyla elini göğüs kafesimin üzerine koydum.

Nefesimin kesildiğinde başımı yukarı kaldırdım ve nefes almaya çalıştım. Bedenim titremeye başlamıştı.

Sesler bir anda boğuklaştığında iki adım geriye sendeledim. Birinin beni omuzlarımdan tuttuğunu hissettiğimde kendimi geriye çekmeye çalıştım. Bakışlarımı beni tutan kişiye çevirdiğimde ise Erez olduğunu gördüm.

"Kayra beni duyuyor musun güzelim?"

"N-nefes alam-" Cümlenin devamını getiremediğimde Erez beni kendisine çekti.

"Şşş tamam sakin ol. Derin derin nefes al." Kollarını bana doladığında bende kollarımı beline doladım.

"Erez n-nefes-" Erez çenesini omzuma yasladı.

"Ben senin yanındayım. Sakin ol, tamam mı?" Kulağıma doğru fısıldamasına karşılık başımı salladım.

Arkadan birilerinin seslerini duyuyordum ama umursamadım. Alnımı Erez'in göğsüne yasladım ve derin derin nefes almaya başladım. Göğüs kafesime giren ani ağrıyla kollarımı sıkılaştırdım.

Erez saçlarımı okşamaya başladığında bedenim gevşedi.

Erez'in yanında kendimi güvende hissediyordum.

Hatırladığım şeylerden sonra gözlerim doldu. Yüzümü Erez'in göğsüne gömdüm.

"Erez..." Sesim boğuk ve ağlamaklı çıkmıştı.

"Efendim güzelim." Ilımlı sesiyle yüzümü göğsüne daha da gömdüm.

Utanıyordum. Onların adına ben utanıyordum.

"Erez lütfen gidelim burdan. Daha fazla burada durmak istemiyorum."

Bölüm sonu

6 yorum