İçeriğe geç

Soylu Ailesi / Gerçek ailem

Bölüm 23 · 5 dk okuma

Soylu Ailesi / Gerçek ailem

Bölüm 23

13. Bölüm

İyi okumalar...

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Bir insan bir olayı nasıl güzelce özatleyebilirdi?

Şahsen ben 2 dakikada tüm olayı Sanem hanıma anlatmış, yer yer altıma sıçmıştım.

Ama Sanem hanım beklediğimin aksine gülümsemiş ve bunun bir sıkıntı olmadığını Erez gittikten sonra bunu diğerleriyle konuşacağını söylemişti.

Ama bir sıkıntı vardı ki Sanem hanım her ne kadar açıklasa da diğerleri ona inanmazdı.

Kadir bey belki böyle birşey olmadığı için göbek bile atabilirdi ama diğerleri yani abilerim sadece bu konu üzerinde biraz daha fazla duracak ve bana güvenmeyeceklerdi.

Sanki ben onlara fazla güveniyordum.

Artık kimseyi gereksiz umursamayacaktım. Adamına göre muamele yapacaktım.

Artık umrumda değillerdi. Emin zaten son yaptığı şeyle hakkını yeterince kaybetmişti.

Sanem hanımla beraber elimizde dolmalarla tekrar yemek odasına döndük. Erez'in önüne dolma tabaklarını koyarken aynı zamanda sorun yok dercesine göz kırptım.

Bunu genelde erkekler yapmıyor muydu lan?

Düşüncelerime göz devirdim ve yerime yani Erez'in yanına oturdum.

Bize bakan kişileri umursamamaya çalışarak yemeğimi yemeye başladım.

"Yeni okulunuzu sevdiniz mi çocuklar?" Kadir beyin sorusuna başımı salladım.

"Bence gayet güzel bir okul benim kayıt işlemlerime yardım ettiğiniz için teşekkür ederim." Erez ne zamandan beri bu kadar resmiydi? Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.

"Annen baban ne iş yapıyorlar?" Kadir bey tam gaz sorularına devam ederken ben işin ailevi meselelere gelmemesi için dua ediyordum. Erez'in annesi ve babası ayrılmıştı. Konular biraz değil baya bi karışık olduğundan dolayı konu kesinlikle buraya gelmemeliydi.

Çünkü ben konuya dahil olmak, burdakilerle, özellikle Emin'le muhattap olmak istemiyordum.

"Annem hemşirelik yapıyor. Babam ise kendi şirketinde çalışıyor o kısımlarla pek bilmiyorum." Dedi Erez ilgisiz bir ses tonuyla.

"Bir insan babasının mesleğini, işini nasıl bilmez ki?" Deniz'in alaylı ses tonuyla başımı yavaşça oraya çevirdim. Erez boş bakışlarla Deniz'e baksada bu durumun canını sıktığını biliyordum.

Bu sefer alayla gülen bendim.

"Sen kardeşini tanıyor musun peki? Benim nelerden hoşlandığımı, neler yapmayı sevmediğimi biliyor musun?"

Boş boş yüzüme baktığında bu sefer dişlerimi sıkarak konuştum. "Kes sesini o zaman."

Sofrada uzun süre bir sessizlik oldu.

"Abin var birde sanırım." Poyraz'ın sorduğu soruyla kendimi camdan atmak istedim.

Sanane be adam?

"Evet bir tane de abim var."

"O napıyor?"

Sanane?

"Hukuk okuyor. Bu yıl mezun olucak."

Deniz alayla güldü.

"Ne olmak istiyor zabıt katipi mi?" Sinirden elimi yumruk yaptığımda Erez'e baktım. İfadesiz bir şekilde Deniz'e bakıyordu.

İfadesiz suratını bozdu ve alayla güldü.

"Hakim. Abim hakim olmak istiyor. Ve emin olun ki sadece istemekle de kalmayacak." Yüzünde alaylı bir gülümseme oluştu. "Doğruyu yanlışı gayette iyi biliyor. Sizin aksinize."

Amına koyayım çocuk benim yanımda dura dura birşeyler öğrenmiş lan!

Şimdi laf soktu diye gurur mu duysam yoksa abime soktu diye üzülsem mi?

Siktir et abimi. Şu an mutluluktan ağlayacağım.

Kapak çeksem ayıp olur muydu?

Deniz dişlerini sıktı ve elini yumruk yaptı. Olm susman için daha kaç kez göt olman lazım acaba?

Deniz sıktığı dişlerinin arasından konuşmaya başladı.

"Beni annemde babamda gayet güzel bir şekilde eğitti Erezciğim. Bir şüphen olmasın."

O Erez'e gönderme mi yapmıştı bana mı öyle geldi?

O Erez'e babasız muamelesi yapmıştı.

'Babam' kısmına özellikle baskı yaparak Erez'i küçük düşürdüğünü mü sanmıştı?

Kaşınan avuçlarımı eşofmanıma sürttüm.

"Ne demeye çalışıyorsun?" Buz gibi bir sesle sormuştum bu soruyu. Alayla güldüm.

"Senin annenle baban yanında olmuşta nolmuş hiçbirşey öğrenememişsin." Amacım kesinlikle Sanem hanım ve Kadir beyin ebeveynliğini sorgulamak değildi.

"Kayra! Ben senin abinim ve sen benimle düzgün konuşacaksın!" Kaşlarımı çattım.

"Hangi abilikten söz ediyorsun lan sen! Ne zaman kabul ettin kardeşin olduğumu!" Bağırarak kurduğum cümlelerden sonra masada uzun bir sessizlik oluştu.

"Sevgilim olsun veya olmasın sizin benim sevdiğim, değer verdiğim kimseye böyle bir muamele yapmaya hakkınız yok!" Elimi sertçe masaya vurdum ve ayağa kalktım.

"Eğer böyle abilik yapacaksanız hiç yapmayın daha iyi! Ve sakın bir daha Erez'e laf söylemeye cürret etmeyin çünkü o, sizin aksinize bana yamuk yapmıyor!" Sinirden dişkerimi sıkıyordum. Bu şerefsiz Erez'e böyle bir muamele yapamazdı! Sadece Erez'e değil kimseye yapamazdı!

Gözlerimi hepsinin üzerinde gezdirdim. Bileğimde bir baskı hissettiğimde bileğimi tutanın Erez olduğunu gördüm. Dudaklarını aralayıp birşey diyeceği sırada tabak kırılma sesiyle Yiğit'e döndüm. Önündeki tabağı yere fırlatmıştı.

Oda benim gibi ayağa kalktı. Kalkmanın etkisiyle arkasındaki sandalye devrilmişti. İşaret parmağını bana doğrulttu.

"Sende aynı Sevda gibisin! Başkaları için aileni satan bir aşağılıksın!" Kadir bey sinirle ayağa kalktı.

"Yiğit! Kayra'yla düzgün konuşacaksın!" Ama Yiğit hiç üzerine alınmadı.

Bir kahkaha attım.

"Başkaları dediğin kişi kim sana söyleyim mi?! Başkası yerine koyduğun kişi benim en ihtiyacım olduğu zamanda yanımda duran kişi! Sizin aksinize bana değer veren, sırf benim hatrıma bu dediklerinize göz yuman bir kişi!" Poyraz'da hızla ayağa kalktı.

"Bu mu değer veriyor sana! Ben şu ana kadar bir katkısını göremedim!" Gürlemesini önemsemeden ona küçümser bir bakış attım.

"Senin ne katkın oldu peki? Bu evde mal mal bağırmaktan başka bir bok yapmıyorsun!" Gitgide daha da sinirlenirken bu sefer ayağa Erez kalktı.

"Tamam Kayra sorun değil otur sen."

"Erez ne demek sorun değil! Sana neler dediklerini duymuyor musun!" Konuşurken elimle onları gösterdim.

"Duyuyorum ama olayı büyütmekte istemiyorum Kayra. Bence bunu burda kapatalım hm ne dersin."

Sinirden gözlerim dolarken elimi saçlarıma daldırdım.

Kendimi çok mahçup hissediyordum.

Erez babasına laf yemişti ve benim için susuyordu.

Gözlerimi kapattım ve gözyaşlarımı geri gönderdim. Gözlerimi geri açtığımda Erez bana gülümsedi.

"Bundaki gururda max bu kadar işte." Eminin oturduğu yerden sakince kurduğu cümle sinirlerimi tekrar tepeme çıkardı.

Bu şerefsiz birde bile bile nane koymamışmıydı yemeğe? Sıçtım ağzına Emin.

"Sen çok mu gururlusun lan şerefsiz!" Birden bağırmamla irkildi. Ettiğim küfürle kaşlarını çattı.

"Şerefsiz?" Başımı ağır ağır salladım.

"Şerefsizin en önde gidenisin hemde." Sesimi bu sefer yükseltmemiş aksine sakince söylemiştim.

Emin yavaşça ayağa kalktı. Ellerini cebine soktu.

"Abilere küfür edilmez Kayracığım. Cık cık cık, seni kınıyorum." Alayla güldüm ve kollarımı göğsümde birleştirdim.

"Sen ne beni kınıyacak yada sınayacak seviyede değilsin.Hele ki benim abim olabilecek potansiyele hiç sahip değilsin." Güldüm. "Hiçbiriniz değilsiniz." Emin'in yüzündeki gülümseme aniden silinirken ben Erez'in elini tuttum ve kapıya doğru sürüklemeye başladım.

Ağlayan Sanem hanıma ve bize sinirle bakan Kadir beye döndüm. " Ben birkaçgün Erez'lerde kalsam daha iyi olucak gibi. Beni merak etmeyin bir sorun olursa sizi ararım." Arkamı döndüm ve merdivenlere doğru ilerledim.

Yukarıya çıktığımızda Erez'i hızla odama tıktım ve kapıyı kapattım.

"Niye sustun ki!" Kendimi tutamadan Erez'e bağırdığımda Erez tam karşımda durdu. Ellerini omuzlarıma koydu ve beni kendine çekip sarıldı.

"En yakın arkadaşımın annesine yalakalık yapmak benimde hakkım." Dedikleriyle istemeden gülerken aşağıdan gelen Poyraz'ın sesiyle donakaldım.

"Ona en başından güvenmekle hata yaptık zaten!"

Bölüm sonu

9 yorum