İçeriğe geç

Soylu Ailesi / Gerçek ailem

Bölüm 21 · 5 dk okuma

Soylu Ailesi / Gerçek ailem

Bölüm 21

12. Bölüm

İyi okumalar...

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Arabayla okula giderken ağlamamak için kendimi sıkıyordum.

Ben kime bu saatten sonra ne diyecektim?

Güven benim en çok taktığım şeydi ama ben daha başkalarını güvenini kazanamadan nasıl başkalarından güven bekleyecektim.

Ağlamak istiyordum.

Neden aynı Murat'a yaptığım gibi onlara da bağıramıyordum? Normalde o soruları Murat bana sorsaydı onun ağzına bir güzel sıçardım ama neden şimdi elim kolum bağlanmıştı.

Çünkü ben güvene takıntılı bir manyaktım ve onların güvenini boşa çıkarmak istemiyordum.

Dolan gözlerimi kırpıştırarak göz yaşlarımı geri gönderdim.

Hayır, bu hikayede üzülen taraf ben olmayacaktım.

Şoför nihayet arabayı okulun önünde durdurunca arabadan indim. Okula doğru yavaşça yürümeye başladığımda Yiğit'in arkamdan geldiğini biliyordum.

Bahçede neredeyse hiç öğrenci yoktu.

Kaçmak için ders saatinden yarım saat önce geldiğimiz için olabilir mi?

Bahçede Erez'i görmemle hızla onun yanına doğru yürümeye başladım.

Evden çıkmadan önce okula gelmesi için ona mesaj atmıştım.

Her ne kadar böyle davransa da o benim en iyi arkadaşımdı. Ve eğer böyle olacağını bilseydi kesinlikle yapmazdı bunu da çok iyi biliyordum.

Erez'e birkaç adım daha attığımızda gözlerim doldu. Tam karşısında durduğumda Erez'in gülümseyen suratı dondu. Gülümsemesi yavaş yavaş sönerken ben burnumu çektim. Hayır ağlayamazdım.

Ağlamamak için tırnaklarımı avuçlarıma batırdım. Derin bir nefes aldım ve Erez'e olanları anlatmaya başladım.

"Erez ben sıçtım." Burnumu çektim ve bakışlarımı kaçırdım.

Gözümden süzülen bir damla gözyaşını hızla sildiğimde Erez benim elimden tutup arka bahçeye doğru sürüklemeye başladı.

Sonunda arka bahçeye geldiğimizde Erez gözlerime pişmalıkla baktı.

"Özür dilerim böyle olucağını bilseydim de-"

"Erez seni benim sevgilim sanıyorlar ve b-ben." Derin derin nefes almaya başladığımda Erez beni omuzlarımdan tutup kendine çekti. Kollarını bana dolayınca ben de ona sarıldım.

Erez "İlaçların çantanda mı?" Diye mırıldandığında başımla onayladım.

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Okulun bitmesine son 20 dakika kalmıştı. Kendimi çok gergin hissediyordum.

Dersimiz edebiyattı ve Gülşen hoca kitaptan şiir okuyordu.

Sitresten terleyen ellerimi eşofmanıma sildim.

Erez'le bu konuyu konuşmuştuk. Erez bunu Sanem hanıma söylememi bu oyunun daha fazla devam etmemesi gerektiğini söylemişti. E haklıydı da. Okul çıkışında bizimle eve gelicekti.

Derin bir nefes aldım. Elimle yüzümü sıvazladığımda Erez bileklerimden tutarak ellerimi yüzümden çekti.

"Bak konuştuğumuz gibi sitrese girmek yok. Sen Sanem teyzeyle konuşucaksın ve konu böylelikle hallolucak." Bana güven verircesine baktı.

"Erez ya güvenini kırarsam." Korkuyla Erez'e baktığımda tebessüm etti.

"Bak güzelim. Sanem teyze gayet anlayışlı bir kadın. O seni zor duruma sokan birşey yapmaz. Hem sen onun güvenini sarsacak birşey yapmıyorsun ki. Sen sadece abilerinin ve babanın tepkisinden korktuğun için diyemedin." Elini omzuma koydu ve sıvazladı.

"Sanem teyzeyle benim konuşmamı ister misin?"

Bakışlarımı birkaç saniyelik kaçırdım ama sonra tekrardan onun kahvelerine diktim.

"Her ne kadar kabullenemesemde o benim annem Erez. Bunu senin değil benim konuşmam daha doğru olur sanki." Anlayışla baktı bana.

"Ama bir şey olursa ben konuşurum ona göre." Gözlerime onay almak istercesine baktı. "Tamam mı?" Başımla onu onayladığımda gülümsedi.

"Şimdi sakin ol ve bir sorun olduğunda bana söyle."

Sorun derken ataklarımdan söz ediyordu.

Başımı onaylarcasına salladım.

Allah'ım lütfen en azındam bu gün rezil olmayalım.

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Oturduğum koltukta rahatsızca kıpırdandım.

Okuldan geleli yarım saati geçmişti ama biz sadece biyo aile ve Erez'le beraber oturup bakışmıştık.

Ne yalan söyleyeyim biyolojik aileme değer veriyordum. Ve özellikle de onların güvenlerini kırmak istemiyordum.

Çünkü güven zor kazanılır, kolay kaybedilirdi.

"Ee Erez'ciğim annenler nasıllar." Sanem hanımın yarım saatin ardından açtığı konuya gözlerimi devirmemek için kendimi tuttum.

Erez gülümsedi. "İyiler Sanem teyze siz nasılsınız." Sanem hanım gülümsedi.

"İyiyim oğlum teşekkürler."

Ve bize ayrılan sürenin sonuna geldik. Konu bitmişti. Artık bir yarım saat daha bakışırdık.

Poyraz ve Ateş, Erez'e ölümcül bakışlar atarken Yiğit, Emin ve Deniz ise gözlerini kısmış bir şekilde onu inceliyorlardı.

Sanem hanım halinden oldukça memnunken Kadir bey de Erez'i nasıl evden kovabileceğini düşünüyordu.

Ha biz mi? Biz her zamanki gibi sıçma modunda bokun gelmesini bekliyorduk.

"Nasıl tanıştınız?" Poyraz'ın buz gibi sesiyle sorduğu soruya Erez aynı rahatlık ve soğuklukla karşılık verdi.

"Aynı sınıftaydık."

"Ne zamandan beri sevgilisiniz?" Bu sefer soru Ateş'ten gelmişti.

Hah bok yola çıktı, birazdan sıçarız.

"Bir-iki hafta oldu."

Ateş alayla güldü.

"Babamdan sevgilin olduğunuz için mi bizim okula gelmesini istedin?" Bu sefer soran Yiğit'ti.

Hayır, beni önemseyen tek kişi olduğu için benimle aynı okula gelmesini istedim.

"Evet, bu yüzden istedim."

"Büyüyünce ne olmak istiyorsun oğlum?" Kadir beyin sorduğu soruya göz devirmek istesem de yapmadım.

Kendimi kız istemede hissetmem normal miydi?

"Mühendis olmak istiyorum."

"Olabilecek misin peki?" Deniz'in alaylı sözlerini duyduğumda kaşlarımı çattım. Ne demek istiyordu bu?

"Siz savcı olduğunuza göre ben bilim insanı bile olabilirim, sadece ilgimi çekmiyor."

Şimdi yalan yok lafı koymuştu. Denizanası bunu ağlayarak günlüğüne yazabilirdi.

Sanem hanım buradaki gerilimi dağıtmak için birkaç kere öksürdü.

"İsterseniz yemek yiyelim sonra konuşmaya devam ederiz."

Hep beraber ayaklanıp yemek odasına doğru yürümeye başladık. Erez'e yaklaştım.

"Olm sana osur dedim sıçtın lan." Diye sessizce fısıldadım.

"İstediğin kadar kızabilirsin ama hepsi hakediyor."

"Olayı çözelim diye daha da büyütmeyelim diye. Biraz alttan al sende." Göz devirip kafasını salladı.

Yemek odasına geçtiğimizde sağımda Erez solumda Ateş olucak şekilde masaya oturdum.

İçimden bir ses olayların büyüyeceğini söylüyordu.

Masadaki yoğurtlu naneli çorbayı görünce kaşlarımı çattım. Erez'in naneye alerjisi vardı.

Erez'le aynı şeyleri düşünüyor olucaz ki göz göze geldik. O 'sorun değil' dercesine bakarken onu umursamadan masadakilere döndüm.

Emin şerefsizi niye sırıtıyordu?

Alaylı bir gülümseme oluştu dudaklarımda.

Erez'in naneye olan alerjisini biliyordu öyle değil mi?

"Sanem hanım başka yemek var mı acaba?" Sanem hanım kaşlarını çattı.

"Neden bir problem mi var Kayracığım?"

"Evet," Gözlerimi Emin'e çevirdim ve ona bakarak konuşmaya başladım.

"Erez'in naneye alerjisi var da." Sanem hanım hemen konuşmaya başladı. "Ayy özür dilerim Erez, eğer bilseydim başka bir yemek yapardım."

Erez sıcak bir tebessümle Sanem hanıma baktı.

"Sorun değil. Hatta siz hiç zahmet etmeyin ben aç değilim zaten." Sanem hanım kaşlarını çattı.

"Saçmalama oğlum ne zahmeti? Dolapta dünden kalan dolma falan vardı ben onları getiriyim." Sanem hanımın ayaklanmasıyla bende ayaklandım. Konuşmak için gayet güzel bir fırsattı. "Bende yardım edeyim."

Erez'e ben gidiyorum bakışı atıp Sanem hanımın arkasından mutfağa girdim.

Girdiğimde gözlerim şaşkınlıkla açıldı. Beklediğim şey kesinlikle kollarını göğsünde birleştirmiş ve bana kıstığı gözleriyle bakan Sanem hanım değildi.

Sanem hanım bir iki adımda yanıma geldi.

"Şimdi anlat bakalım Kayracığım siz neler çeviriyorsunuz?"

Bölüm sonu

4 yorum