İçeriğe geç

Soylu Ailesi

Bölüm 8 · 11 dk okuma

Soylu Ailesi

Bölüm 8

8. Bölüm

♧> Yiğit'den <♧

Acil de ki hastalara bakarken koridorda geçen gün ki adamı gördüm. Kucağında elleri kan olmuş baygın yatan bir Asena'yı beklemiyordum.

Hemen yanına gidip ne olduğunu sordum kriz dediğinde üzülmüştüm. Benim güzelim neler yaşadı da kriz geçirdi diye düşündüm.

"Nasıl tetiklendi bu kriz ve ne zamandır oluyor." diye sordum. Asena'yı kucağında getiren adam,

"14 yaşından sonra kriz geçirmeye başladı. Asena iyi şeyler yaşamadı. Bu son günlerde ki olay onu çok yıprattı ve krizini tetikledi." dedi.

Ne oldu da küçücük yaşta bunları yaşadığını deli gibi merak etsemde şuan zamanı değildi.

"Tamam" diyerek kısa bir cevap verdim.Asena'yı müşahade odasına almışlardı.

Göz ucuyla Asena'yı getirenlere bakıp arkamı dönerek Asena'yı götürdükleri odaya gittim.

Odaya girdiğimde sedyenin üzerin de baygın bir şekilde yatıyordu. Büyük ihtimalle kriz geçirdiği için sakinleştirici vermişlerdir.

Yanına gidip eline pansuman yapmaya başladım. Yaparken içim acımıştı. İki elini de çok derin kesmiş.

Kolunda ve yüzünde de ufak çizikler vardı. Onları da temizleyip yara bandı yapıştırdım.

Pansumaninı bitirip odadan çıktım. O sırada Asena'nın arkadaşları yanıma geldi.

"Nasıl iyi mi kardeşim" diye sordu kız olan. "Evet eline pansuman yaptım. Şuan uyuyor ağrı kesici serum yaptım. 1-2 saate uyanır." dedim.

Bizimkilere haber vermeliydim. Ne kadar bizi kabullenmese de biz onun ailesiyiz.

Annemi arasam çok endişelenir o yüzden en iyisi babamı aramak. Telefonu cebimden çıkarıp babamı aradım.

[A; babası Aydın, Y; kendisi Yiğit böyle olarak düşünün.]

A; Alo efendim oğlum.

Y; baba müsait misin? birşey söylicem.

A; müsaitim oğlum hayırdır kötü birşey mi?

Y; baba biraz önce Asena geldi hastahaneye

A; n-ne, noldu şimdi iyi mi durumu nasıl, geliyorum ben.

Y; sakin ol baba ciddi birşey değil. Şuna uyuyor. Kriz geçirmiş sadece eli yaralı zaten ben pansuman yaptım.

A; oğlum neden geçirmiş krizi?

Y; baba 14 yaşından sonra başlamış krizler bi takım kötü olaylar olmuş. Bu bir kaç günde krizi tetiklenmiş stresten.

A; bizim yüzünüzden mi?

Y; hayır baba hem bize alışınca anlatır neler yaşadığını sadece şuan onu sıkmayalım.

A; tamam oğlum görüşürüz. Birşey olursa hemen ara beni.

Y; tamam baba ararım görüşürüz.

Telefonu kapatıp diğer hastalarla ilgilenmeye başladım.335

♧> Asena'dan <♧

Gözümü açıp etrafıma baktığımda hastahane de olduğumu gördüm. Ne olmuştu ki buraya geldim.

Düşün Asena düşün, "kız hiçbirşey hatırlamıyor musun?" he hatırlıyorum şaziye salak numarası yapıyorum.

"Asenacım senin numara yapmana gerek yok ki sen zaten salaksın." Off sen neden benim iç sesimsin.

"Bilmem neden acaba ben seçmenin herhalde senin gibi manyak birinin iç sesi olmayı beni buraya postaladılar."

Aman aman sanki ben sana çok meraklıyımda şimdi bunları boşver de ben neden buradayım.

"Abooo cidden hatırlamıyor. Neyse kriz gecirdigin için Savaş'cım getirdi seni hastahaneye."

Savaş'cım derken boşuna benim abime göz dikme o benim kimseye vermem.

"Hayır yani ben boşuna demiyorum bu kız salak diye. O kadar şeyden bunu mu çıkardın. Hani sen kriz geçirdin ya bunu mu düşünsen.

"Hem canım hani ben senin iç sesinim ya yani ben sen, sen benim anladın mı kimsenin kimseyi aldığı yok."

Hee doğru zaten istesen de ver- LAN BEN KRİZ GEÇİRDİM. "Allah'ım çok şükür uzun sürse de jeton düştü."

Şaziye şuan seninle uğraşamicam sen git hadi babayy canım. "Tamam be gittim hadi babayyy"

Kriz geçirdiysem demek ki kendime zarar vermişimdir. Vücuduma baktığımda elimin sarılı olduğunu gördüm tahmin ettiğim gibi zarar vermişim.

Kriz geçirdikten sonra her zaman hiçbirşey hatırlamıyorum. Kriz geçirmek o kadar kötü bir his ki kimsenin tahmin edemeyeceği gibi birşey.

Aradan bi 10 dakika geçtikten sonra bizimkiler girdi odaya. Savaş hemen yanıma gelip "güzelim iyi misin?" diye sordu.

"Çok iyiyim Savaş'ım" dedim. Ha bu arada ben ne zaman kriz geçirsem sebepsiz yere çok enerjik ve mutlu oluyorum.

İşte garip bir insan olduğum burdan anlaşılıyor. Herkes kriz geçirdikten sonra mutsuz ya da halsiz oluyor ama ben de tam tersi olaylar oluyor.

Odaya göz gezdirdiğimde sadece Sare yoktu. "Sare nerde?" diye sordum. "1 hafta sonra okullar başlıyacak ya hani.

Oda bugün gitti normalde daha geç gidecekti ama yurtta bir sorun çıkmış. Erken gitmek zorunda kaldı.

Yoksa seni görmeden gitmek istemiyordu." dedi Emir. "Anladım" dedim. Biraz konuştuktan sonra odaya biyolojiklerden biri girdi.

Üstünde önlük vardı. Demek ki doktor olan biyo abi "Evet hastamız kendisini nasıl hissediyor." diye sordu.

"Çok iyiyim ne zaman çıkıcam" dedim. Koluma bakıp serumun bitmiş çıkış işlemlerini yapıp çıkabilirsin." deyip,

Bir süre gözlerime bakıp odadan çıktı. Ama sanki hiç çıkmak istemiyormuş gibiydi.

Ardından Efe çıkış işlemlerini yapmaya gitti.705

●●●●●●●●●●●●

Bugün 9 da dersim vardı. O yüzden erken kalktım. Kalktığımda saat 7.30 du daha kimse uyanmamıştı.

Kısa bir duş alıp kahvaltı hazırlamaya başladım. Sonrasında ikizler hariç diğerlerini uyandırıp kahvaltıyı yaptık.

Savaş karakola geçerken İpek ile beni bırakacaktı. İkizlerin dersi öğleden sonra olduğu için onları uyandırmamıştım.

Çantamı alıp arabaya geçtim. Tabi bu sıra da İpek'le kavga etmiştik kim öne oturacak diye ama tabi kii ben kazandım.

Yola çıktığımızda telefonu arabaya bağlayıp şarkı açtım. Şarkının sesini fulleyip İpek ile söylemeye başladık.

İnsan yalnız doğar da yalnız ölmezmiş, n'aber?

Bizden uzak olsun keder

Sormana hiç gerek yok, yanmışım, tarifi zor

Söylerim günde bin kere

Yüzün gülünce güneş doğar ya

Gözlerimi kısarım, güller açar bir anda

İşte seninle bir ömür böyle

Güller, güneşler dolup ellerimizde

Söylenmedi hiç

Sana layık düşler benden önce

Tutsak yüreğim

Biliyorsun sen de ince ince

Biz şarkıyı söylerken Savaş tebessümle bakıyordu.

Yangın yeri hep

Buralar sayende, yok şikâyet

Gel bir sarayım

Aşkın olayım

İnsan yalnız doğar da yalnız ölmezmiş, n'aber?

Bizden uzak olsun keder

Sormana hiç gerek yok, yanmışım, tarifi zor

Söylerim günde bin kere

Yüzün gülünce güneş doğar ya

Gözlerimi kısarım, güller açar bir anda

İşte seninle bir ömür böyle

Günler, güneşler dolup ellerimizde

Söylenmedi hiç

Sana layık düşler benden önce

Tutsak yüreğim

Biliyorsun sen de ince ince

Yangın yeri hep

Buralar sayende, yok şikâyet

Gel bir sarayım

Aşkın olayım

Söylenmedi hiç

Sana layık düşler benden önce

Tutsak yüreğim

Biliyorsun sen de ince ince

Yangın yeri hep

Buralar sayende, yok şikâyet

Gel bir sarayım

Aşkın olayım

Şarkı bittiğinde üniversitenin önüne gelmiştik. İnmeden önce ikimizde Savaş'ın yanağınığı öpüp arabadan indik.

Sınıfa girdiğimizde sınıftaki kızların hepsi arkadaşlarıyla yeni gelecek hoca hakkında konuşuyordular.

Sınıfta toplasan kız olarak 3 kişiyle anlaşıyordum. Bunlardan biri yanıma gelen Cansu'ydu.

"Kızlar biliyor musunuz bu dersin hocası emekliye ayrılmış. Yeni gelecek olan hoca çok disiplinli ve kuralcı biriymiş bide herkes çok yakışıklı diye konuşuyor." dedi Cansu.

Valla sevinmiştim bizim kel hocanın emekli olmasına emekli olmasa sanırım derste ders anlatırken kalp krizinden öteki tarafa giderdi.

Cansu çok heyecanlı bir şekilde anlatmıştı. Şahsen hiç merak etmemiştim. Benim için sadece saygılı ve dersi iyi anlatması önemli.

Dersin başlamasına 5 dakika kala herkes yerine oturmuş merakla yeni gelecek hocayı bekliyorlar.

Tam 5 dakika sonra kapı açılıp dersin yeni hocası girdi...

9.Bölüm

..Herkes ayağa kalkmıştı. Gözünü sınıfta gezdirip bende durdu. Ama saniyelikti sonra önüne döndü.

Söze girerek "bu yıl Medeni Hukuk dersini dersini gireceğim.

Adım Deniz Aras Hanzade ama Aras ismini kullanmıyorum.

En çok önem verdiğim şey dersin sessiz bir şekilde dinlenmesi laubali haraketlere tahammülüm yok.

Eğer düzgün bir şekilde not alıp derslerinize çalışırsanız bu dersten geçersiniz.

Evet şimdi derse geçebiliriz." diyerek cümlesini bitirdi. Bana bakıp derse başladı.

Ne kadar Aras ismini kullanmıyorum dese de benim içimden ona Aras demek geliyordu.

Acaba ben mi kuruntu yapıyorum ama baktığımda o siyah gözleri unutamadım sanki daha önce bir yerde görmüştüm.

"Kızım sen salak mısın bu taşı daha önce görüp te hatırlamıyor musun?" Tahmin edin kim konuştu sizce,

Tabi ki de şaziye beni bırakmıyor ki evet şaziye hatırlamıyorum. Bir kere gördüğüm birini nasıl hatırlayabilirim.

Yani gördüğüm bile belli değil sadece o siyah gözler tanıdık geldi.

"Üfff tamam be bende gider İpekciğimin iç sesiyle dedikodu yaparım sana doyum olmuyor."

Hadi gidip sen ipekciğinin iç sesiyle dedikodu yap bir daha da dersteyken gelme dikkattim dağılıyor.

"Tamam ben gidiyorum ama gitmeden önce sana son bir iyilik yapayım. Şuan bizim taş sana bakıyor."

Ne diyorsun be bizim taş kim kendi kendine gelin güvey olma. "Hıhı aynen ben seni ileriki zamanlarda görücem neyse ben gidiyorum sende dersine odaklan"

Diyerek gitti. Bu sırada da İpek kolumu deşiyordu resmen. "Ne oldu" diye sordum.

"Kızım hoca sana bakıyor biz bu sahneyi daha önce de yaşamıştık. Tek fark hoca değişikliği dikkatini toplayıp derse odaklan final haftası yaklaşıyor."

"Tamam ya bende biliyorum. Ne yapayım şaziye rahat durmuyor." dedim son kısmı sessiz söyleyerek yoksa deli zannedebilirdi.

Hoca tekrar önüne dönüp dersi anlatmaya devam etti. Bende bu sırada not tutuyordum.

Sınıfa baktığımda bütün kızların yeni gelen hocaya dibi düşmüştü. Saçma saçma sorular sorup dikkat çekmeye çalışıyorlar.

Önlerde olan kızlardan biri "hocam kaç yaşındasınız? acaba çok genç duruyorsunuz da."

Bir iki kere görmüştüm ama hiç konuşmadığım için kızın adını bilmiyorum.

"Benim özel hayatımın seni ilgilendirdiğini düşünmüyorum.

Bir daha benim hakkımda sorular sormayın sorsanız da cevap vermem.

Eğer illa ki soru soracaksanız ders ile ilgili sorun." diyerek resti çekti.

Tabi adam da bıktı yani 5 dakikaya bir farklı kişi soruyordu. Aslında sevdim bu hocayı eski hoca gibi değil.

O göbekli kel hocamız kızların dibine düşüyordu. Bildiğin sapığın, yavşağın tekiydi.

Ama şimdi ki Aras hoca geldiğinden beri sadece derse odaklıydı. Hiç etrafına bile doğru düzgün baktığını görmedim.

Şuan tahtaya hem yazılar yazıyor hemde konuyu anlatıyordu. Bende söylediklerini ve tahtadakileri not alıyordum.

Garip bir şekilde çok iyi ve akıcı anlatıyor. İpeğe baktığımda öylece defterini karalıyordu.

Onun bu dersi iyi olduğu için çok çalışmazdı. Benim not aldığımı bildiği için sınav zamanı bende alırdı.

Aradan bir saat geçtikten sonra ders bitmişti. Yavaş hava herkes sınıftan çıkıyordu.

Sınıfta tek ben kalmıştım öğrenci olarak Aras hoca da çantasını topluyordu. Benim not almam bitmediği için sınıftan çıkmamıştım.

Şuan gözünün bende olduğunu biliyordum. Ama bakmadım bir süre sonra sınıftan çıktı.

Bende 10 dakika sonra not almam bittiği için çıktım. İpek lavaboya gittiği için üniversitenin kafesin de buluşma kararı almıştık.

Kafeye gelip en sessiz öğrencilerin olmadığı bir masaya oturdum telefonla uğraşarak İpek'in gelmesini bekledim.

Bu sırada telefonla uğraşırken Emir'in mesaj attığını gördüm,

Şebeğimm💩

-Güzelim ne yapıyorsunuz. Dersiniz bitti mi?

Asena;

-Şimdi dersimiz bitti. İpek lavaboya gitti bende üniversitenin kafesine geldim İpek'i bekliyorum. Siz ne yapıyorsunuz.

Şebeğimm💩

-Bizde biraz önce kalkıp kahvaltı yaptık. Bugün ki dersimiz iptal olmuş.

Toplantı mı ne varmış.

Efe'ye soylim bize oraya gelelim ordan da gezeriz biraz ne zamandır zaman geçiremiyoruz.

Asena;

-Tamam o zaman bekliyorum ben hadi görüşürüzzz😘

Şebeğimm💩

-Tamam bebeğimm görüşürüzz😻💞

Mesajlardan çıkıp telefonu masanın üzerine bıraktım. O sırada da zaten İpek gelmişti.

"Kanka bugün ikizlerin dersi iptal olmuş. Öğleden sonra öğretim üyelerinin toplantısı varmış.

O yüzden ilk önce buraya gelecekler sonra da eski günler de ki gibi gezecez." dedim.

"Tamam kanka bana uyar zaten özledim vakit geçirmeyi." diyerek onayladı beni.

Aradan 35-40 dakika geçtikten sonra kafeye ikizler girdi. Elimi kaldırdım bizi görmesi için Emir bizi görüp elini salladı.

Sarılmak için ayağa kalktığımda Emir koşarak üzerime atladı. Ve bilin bakalım ne oldu tabi ki de yere kapaklandık.

Ağzımdan kısık aç dolu bir inleme çıktı.Allah'ım ya bu kendini küçük mü zannediyor.

Efe hemen Emir'i üzerimden kaldırıp "lan şerefsiz herif ayı kadarsın niye kızın üzerine atlıyon.

Birgün senin yüzünden sakat kalacak Asena."

Beni ayağa kaldırıp ilk önce bir hasar varmı diye baktı. Sonra da "denizim iyi misin bir yerin acıyor mu?" diye sordu.

"Hayır acımıyor aşkım iyiyim" dedim. Aşkım dememe gülerek baktı. Emir'e dönüp baktığımda suçlu çocuklar gibi kafasını eğmiş bekliyor.

"Emir bana bak kardeşim iyiyim ben ama bir daha medenice sarıl ama üstüme atlama bi ara beyaz ışık gördüm."

Diyerek güldüm oda gülünce sıkıca sarıldım. "Tamam Asena aşkım bir daha 'medenice' sarılıcam."

Medenice yi vurgulayarak söylemişti. Gülüp masaya oturdum.

Garsondan ben ve Efe kahve, Emir limonata, İpek de sıcak çikolata istedi.

Masada öyle sohbet ďönerken izlenme hissiyle etrafa baktığımda bir de ne görim yan masada oturan Aras.

"Ooowww acaba şimdi nerden Aras oldu hem o ismini kullanmıyorum deme di mi hemde senden büyük neden Aras dedin."

O fff şaziye hemen çöp çatanlık yap öylesine söyledim hem sen beni boşver neden bana yani bize böyle bakıyor.

"Nerden bilim müneccim miyim ben sen düşün niye öyle baktığını" tamam ya sana da birşey sorulmuyor.

Elime dokunan elle irkildim. "Efendim" "Güzelim iyi misin seslendim ama duymadım." diye sordu.

"İyiyim dalmışım hem bütün günü burda geçirmeyelim kalkın bakalım sizi çok güzel bir yere götürücem." diyerek sırıttım.

Efe "ben bu sırıtmayı biliyorum ama hadi hayırlısı" "çocuk senin sırıtmandan çözmüş aklından geçen pis düşünceleri" dedi şaziye ama takan oldu mu yooo

●●●●●●●●●●●●

"Düştüm mapus damlarına öğüt veren çok olur düştüm mapus dam-LAN YETER LAN SUS ARTIK BIZDE Kİ DE KAFA diyerek bağırdım Emire

Artık sabrın kalmamıştı. Geldiğimizden beridir susmuyor.

Şimdi size ne olduğunu söylim biz neredeyiz tabi ki de nezerathaneye düştük. 1 saattir burda bekliyoruz.

Burda memur olan Ahmet abiye seslendim. "Ahmet abi Allah aşkına ne zaman çıkacaz biz 1 saattir bizi burda tutuyorsun" diyerek bağırdım.

"Geldim Asena ya ben sizden kurtulamicam mı valla benden bu kadar Savaş komiserim geliyor ona anlat derdini."

"Ya abi kurbanın olmayıp verme o seri katil tipliye valla en son bir daha karakola düşersiniz ceza veririm demişti."

"Ben bilmem artık derdinizi ona anlatın bende bıktım be her hafta burdasınız."dedi.

"Ahmet Abi gözünü sevim Abim çok büyük cezalar veriyor."diyerek yalvarma moduna geçtim.

Arkadan bir ses geldi. " demek çok büyük cezalar veriyorum öyle mi biliyorsanız neden hala buraya geliyorsunuz.

Son geldiğinizde ben sizi uyarmıstım değil mi" dedi. Adamın gözlerinden resmen ateş fışkırıyordu.

Hepimiz aynı anda """"Evet"""" dedik. "Ben karışmıyorum derdinizi başkomisere anlatırsınız." dedi.

Hasss Ali başkomiserim ağzımıza sıcacak kesin, abim vurulduktan sonra onunla baya yakınlaşmıştık.

Beni kardeşi gibi görüyordu. Ama sadece sivil hayattayken bana kıyamıyordu. Offff cafer bez getir koçum.

Abim tabi biliyor. Ne olacağını pis pis bize sırıtarak bakıyordu.

"Ahmet koçum aç kapıyı sonra da Ali başkomiserin odasına getir bunları" diyerek çıktı.

Gazamız mübarek olsun. Hakkınızı helal edin.

Bölüm sonu

2 yorum