İçeriğe geç

Soylu Ailesi

Bölüm 10 · 7 dk okuma

Soylu Ailesi

Bölüm 10

10. Bölüm

Evet şu an Ahmet abi bizi çıkarıp başkomiser Ali abinin odasına götürüyor. Bu sefer cidden kurtulamicağız.

Odaya gelip Ahmet abi kapıyı çalınca içeriden 'Gir' sesi gelince kapıyı açıp ilk önce kendisi sonra da bizi girdirdi.

Şuan Ali abiyle bakışıyoruz. Lan bi dakika Ali abinin resmen göz rengi değişti.

Kız şaziye biz mi fark etmedik. Ali abini gözü ne zamandan beridir kırmızı "kızım sen cidden salaksın"

"Aaa ab-yani başkomiserim neden öyle bakıyorsun ona göz rengin değişti. İlk defa görüyorum. Ne güzel gözlerin var yakışıklı başkomiserim."

Niye lan ne dedim ben yine "Asenacım acaba şu an neden böyle bakıyor salağa yatma ikimize biliyoruz ki sadece konuyu değiştirmeye çalışıyorsun."

Tıch tıch sen beni tanıyamamışsın ben neden böyle birşey yapim. Şaziyecim çok alındım lütfen bir dakika konuşmayalım.

"Hıhı ben sanki seni bilmiyorum kızım 21 senedir seninle birlikteyim. Aman ne yapıyorsan yap ben gidiyorum." Huh

Şimdi zurnanın zort dediği yere geldik. "Lan ben size demedim mi bir daha buraya gelmiceksiniz diye bu ay kaçıncı oldu bu?" Dedi başkomiserim

Hepimiz başımızı eğmiş bekliyorduk. İlk kim konuşucak diye birbirimize baktığımızda hepsi beni dürtüp, ""Sen söyle, başkomiser sana kıyamıyor."" Dediler.

Evet bana biraz daha iyi davranıyor diğerlerine göre ama azıcık iyi Parmağımı kaldırıp,

"şimdi küçücük minnacık bir şey diyebilir miyim komiserin." diye sordum

"Evet seni dinliyorum Asena neden Şemsi beyin evinin duvarlarını boyadınız. Hadi boyamak istiyorsanız neden birinin evini boyuyorsunuz."

"Şuan Savaş komiser Şemsi Beyle konuşuyor şikayetini geri çekmesi için dua edin şikayetini çeksin." dedi başkomiserim.

Lannn Şemsi mii bide Bey dedi ya la olm ben bunla şemsiye dayı diye dalga geçerimm. Ne beyi bee PUHAHAHAHAHAHA

"Şöyle ki-bana kaşlarını kaldırıp ne diyeceğimi bekliyordu.-başkomisercim biz Şemsiye ay pardon Şemsi dayının evi olduğunu bilmiyorduk."

Şemsiye dediğimde bizimkilerden sessiz-benim duyabileceğim-şekilde gülüyordular.

"Hem hangi salak ay yani insan öyle ıssız bir yere ev yapar ki hem ev aynı terk edilmişti. Kimse yoktu ki..."

Haklıyım ama ev sanki 100 yıllık amk hem kimse yoktu ses gelmiyordu.

"Siz hiç akıllanmicaksınız Şemsi tarihi şeylere ilgi duyduğu için şimdiki oturduğu ev 128 yıllık bir evmiş. Siz geldiğinizde kendisi markete gitmiş."

Hepimizde bir ""OHA"" nidası yükseldi. Lan ben 100 yıllık diyordum. Ev 128 yıllık çıktı ya ben buna götümle gülerim.

Tam konuşacağım sırada kapı çalınıp içeriye abim girdi. Uffff erkekğğ ya şu endama bak be üniforma ne de çok yakışıyor.

Abim söze girip, "başkomiserim adam şikayetini geri çekti. Dilekçeyi imzalayıp gitti." dedi.

"Tamam Savaş ne kadar Şemsi bey şikayetini geri çekse de bunlar bir cezayı hak etti." dedi başkomiserim.

Bak burda bir uzaklaştık kendisiyle neyse neyse bizimkiler hemen kafalarını kaldırıp itiraz etmeye başladılar.

Ama dinleyen oldu mu hayır. "Şimdi sizin cezanıza gelirsek-Ahmet abiye bakıp- Ahmet koçum bunları nezerathaneye at da akılları başına gelsin" dedi.

Gözlerim sonuna kadar açılmıştı. Evet önceden de ceza alıyorduk ama bunu daha çok abim yapıyordu.

Oda bize kıyamayıp en çok elimizden arabayı falan alıyordu. Abim baktım yalvaran gözlerle,

"Asena güzelim hiç öyle bakma bu sefer cidden hak ettiniz bu ay bu kaçıncı buraya gelmeniz eğer çok istiyorsanız sadece "ziyarete" gelin" dedi.

Ziyaret kelimesini bastırarak. Tekrar başkomisere baktığımda bizi takmıyordu.

Ahmet abi bizi çıktığımız yere geri getirip, kapıyı kilitleyip gitti. Aradan bir saat geçtikten sonra kapı açılıp, yan tarafa benim biyo ikiz ve kardeş geldi.

Yanlarında da yüzleri dağılmış 3 kişi vardı. Tabi bunların yüzlerinde de küçük hasarlar vardı.

Beni gördüklerine baya şaşırmış duruyorlardı. Biyo ikiz yani Asil konuşmaya başladı. "Asena senin ne işin var burda?" Dedi.

"İlgilendiriyor mu?" diye sordum soğuk bir şekilde. Bir anda karnım bir sızı hissettim. Baktığımda ipek dirseğiyle karnıma vurmuştu.

'Ne var' dercesine kafamı salladım. Oda 'salak o senin ikizin' bakışını attı. Nasıl anladın derseniz inanın onu bende bilmiyorum.

"Evet ilgilendiriyor çünkü sen benim ikizimsin" dedi. Hiç takmayarak birşey demedim.

Hayır yani neden anlamıyorlar ben bir aile istemiyorum. Bu zamana kadar sadece bizimkiler vardı.

Bu saatten sonra da onların olmasını istiyorum. Yani diyeceğim o ki benim aileye ihtiyacım yok.

"Asena bu dediğine şu an götümle güldüm." Banane be yine başlama şaziye seni çekecek havamda değilim.

"Tamam aşkom ben kaçar" ayy neyse şu an içerde konuşulan konulara dönelim.

"Asena ben sana dedim yapmayalım dinlemedin ki beni hayır yani yapacaksak neden düzgün bir yere yapmıyoruz." dedi Efecik.

Bu sırada yan taraftaki biyolar da bizi dinliyordular ama ben hiç o tarafa bakmamıştım.

"Yaa bende şu yok ki ben nerden bilebilirdim orda birinin daha doğrusu Şemsiyenin yaşadığını hem gelmeseydi sanki zorladım." dedim.

Emir gülmeye başlamıştı. Tabi İpek ve bende gülüyorduk.

Efe bana tek kaşını kaldırmış bakıyordu. Niye böyle bakıyor ki kız şaziye sen biliyon mu?

"Hem beni kovuyon hem de işin düşünce çağırıyon neyse kızım ben seni anlamıyorum sen balık hafızalı mısın" niye ya hee doğru ya la,

Şey birazcıcık ucundan tehdit etmiş olabilirim.

> Karakola gelmeden önce <

"Evet arkadaşlar şimdi ne yapacağımızı merak ediyorsunuzdur. Tabi ki de Grafiti yapacağız. Var mısınız bu yolda benimle" dedim.

Emir hemen atlamıştı "ben her zaman varım hem bahadır yapmıyorduk. Hem sonra beraber film izleriz." dedi.

İpek biraz kararsız kalmıştı ama sonradan "Tamam bende varım" dedi. Efe'ye döndüğümde, "Asena hiç bana bakma ben gelmicem hatta sizde gitmiceksiniz başka birşey yapalım." dedi.

Her zaman ki Efe işte "niye be" diye tersçe sordum. "Neden acaba en son senin aklına uyup gittigimizde sonumuz karakolda bitmişti." dedi

Aslında biraz haklıydı ama yapacağımız duvar sahipsiz eski bir evdi. "Biz gideceğiz sende geleceksin hem yapacağımız yer uygun ben baktım sahipsiz bir yer" dedim.

"Niye gelecekmişim gelmicem ben kendimi riske atamam valla bu sefer bi önce ki gibi olmaz büyük bir ceza alırız." dedi Efecik

"Ayyyhh Efe ne kadar korkaksın birsey olmaz ama eğer bizi yanlız bırakıp gelmez sen geçen gün abimin arabasını senin çarptığını söylerim." dedim.

Valla başka şansım yoktu her zaman birlikte vakit geçiremiyorduk. Efe bana şaşkın bir şekilde bakıyordu. Sanki 'yapamazsın böyle bir şeyi' der gibi,

Ama beni çok iyi tanıyordu. Dediğimi yapardım omuzlarını düşürüp "Tamam geliyorum" dedi.

Sevinip hemen boynuna sarıldım. Daha doğrusu çalıştım bunlar çok uzundu be.

Neyse ilk önce kırtasiyeye gelip her renkten sprey boya almıştık. Benim bulduğum yere gelip duvarı boyamaya başladık.

Hepimiz farklı şeyle çizmiştik. Ben 'Queen' yazılı birsey çizmiştim. İpek en cok sevdiği çizgi film karakteri 'Mabel' i çizmişti.

Efe rastgele şeyler, Emir ise kalpler çizmişti daha doğrusu çizmeye çalışmıştı.

Nerdeyse resmimiz bitmek üzereyken arkamızdan polis siren sesleri geliyordu.

Hemen eşyaları toplayıp kaçmaya başla tabi arkamizdaki polislerle birlikte hepimiz şuan koşuyorduk ama kısa sürede yakalanıp karakola götürüldük.

Tahmin edin hangi karakol tabi ki de abimin olduğu bizde ki şansı s*kim o kadar karakoldan getire getire abimin ve başkomiserimin çalıştığı karakola getirdiler.

Bizi nezarethaneye tıkıp gittiler.

☆ Şimdi ki Zaman ☆

Neyse ne önemi var ki sonuçta yine hep birlikteyiz. Aradan bi 10 dakika sonra kapı açılıp biyolardan biri geldi.

Sanırım hatırladığıma göre bu polis olan Mert'ti. Direk yan tarafa geçip, "aslanım iyi misiniz ne oldu" diye sordu.

"İyiyi abi bir sorun yok sadece-yanındaki 3 kişiye bakıp-şerefsizlere haddini bildirdik." dedi.

Biyo abi yeni fark ediyormuş gibi o tarafa döndü. Onların dağılmış yüzünü görünce dudağının kenarı kıvrıldı.

Daha fazla o tarafa bakmayarak kafamı Emir'in omzuna koydum, İpek de Efe'nin omzuna koymuştu kafasını.

İçerde bir süre sessizlik olunca kafamı kaldırıp bakma ihtiyacı duydum. Kafamı kaldırdığımda biyolar bana bakıyordu.

Ama biyo abi sanki Emir'i öldürecekmiş gibi kaşlarını çatmış bakıyordu. Emir de bu bakışı görünce kulağıma eğilip sessiz söylediğini sanıp,

"Kanka bu adam neden beni s*kecekmiş gibi bakıyor." dedi. Ağzımdan bir kıkırtı kaçtı.

Diğerleri de ben gülünç gülmeye başladı. Buna biyolar da-biyo abi hariç- güldüler.

Emir anlamaz bakışlarla bizim gülmemize bakıyordu. "Emir kankacım dışından söyledin" dedim.

Gözlerini sonuna kadar açıp "ne" diye bağırdı. Biz onun tepkisine daha çok gülmüştük.

Ahmet abi gelip yan taraftakileri çıkardı. Sanırım biyo abi halletmisti olayı. Gitmeden önce biyo ikiz Ahmet abiye dönerek,

"Asena çıkacak mı? ya da ne zaman çıkacak" dedi Asil. Ahmet abi gülerek "onlar bugün buradalar yarın çıkacaklar" dedi.

Ahmet abinin gülmesine biyo abinin kaşları çatılmıştı. "Neden" diye sordu. Ahmet abi durur mu ne kadar anlatma diyerek bakan gözlerime aldırmadan

"Çünkü cezalılar bu sefer başkomiserim ile Savaş komiserimi çok kızdırdılar." dedi.

Ah Ahmet abi neden söylüyorsan neyse onlar bana son kez bakıp çıkmışlardı. Bizde burda bulunan sedire oturup bekledik.

●●●●●●●●●●●●

Şuan hep beraber oturmuş kahvaltı ediyorduk. Size ne olduğunu söylim, sabah abim bizi çıkarmıştı.

Gelir gelmez hepimiz uyumuştuk. Çünkü orda rahat edememiştik. Nerdeyse öğleden sonra kalkmıştık ve kahvaltı yapmaya başladık.

Hepimiz bitirince yemeye herkes bir yerlere dağıldı abim beni çağırıp, "güzelim bi 10 dakika gelir misin seninle birşey konuşmam lazım" dedi.

Ne diyeceğini baya merak etmiştim. "Tamam abi geliyorum." dedim.

Yanına gidip konuşmasını bekledim. Biraz bekleyip söze girdi.

"Bak şimdi güzelim...

Bölüm sonu

1 yorum