..."hastaneden çıktıktan sonra ailen beni aradı biraz konuştuk. Sana cidden çok değer veriyorlar.
Nerdeyse beni hergün arayıp ne yaptığını soruyorlar. Biliyorum geçmişte çok kötü şeyler atlattın.
Ne kadar biz yanında olmakta asla ailen gibi hissettiremeyiz. Senden istediğim onlara bir şans vermen ben her zaman yanındayım.
Küçücük bir sıkıntı da her zaman yanındayım. Bana söz ver güzelim onlara şans vereceksin onları çok iyi anlıyorum.
Seni kaybetmek den çok korkuyorlar o yüzden seni atlamamak için benimle iletişime geçtiler." dedi. Ne diyeceğimi bilmez bir şekilde abimin dediklerini dinliyorum.
Kafam o kadar karışık ki ne düşüneceğimi bilmiyorum.Ama abim bile böyle diyorsa bir şans vermeyi düşünüyorum.
Ama ışte çok korkuyorum geçmişte yaşadığım şeylerin aynısını yaşamak istemiyorum.
Sanırım abim de ne düşündüğümü anlamıştı. "Güzelim evet korkuyorsun eskisi gibi olmak istemiyorsun biliyorum seni anlıyorum da ama güven bana sana çok değer veriyorlar.
Zaten kötü bir durum olsa ben seni oraya göndermem."
Haklı sanırım ne zamana kadar böyle devam edecek. İlk günden beridir içimde küçük de olsa bir heyecan vardı.
Evet korkaklık yapmayacağım. İlk defa korkmadan kalbimden ne geçiyorsa onu yapacam.
Sanırım onlara şans vericem. "Tamam onlara şans vericem." dedim kısık bir sesle.
"O zaman ben arayıp bugün onları akşam yemeğine davet edim." dedi. Kafamı sallayıp odadan çıktım.
İpeğin yanında gidip, "kankiiii bugün akşam yemeğe benim biyo aile gelecek yemek yapmamız gerekiyor" dedim hafif heyecanlı sesimle.
İpek onların geleceğine baya bir şaşırmıştı. Çünkü ben kesin bir dille görüşmeyi red etmiştim. Hatta kriz bile geçirmiştim.
Ama abimin konuşması beni etkilemişti. Zaten beni gördüklerinde hep konuşmaya çalışıyorlar. Hele ki o gözlerin de ki hasreti görmüştüm.
Ama korkuyordum. Artık kabul etmiştim bugün hepsiyle yüzleşiceğim. İpek ikizleri markete göndermişti. Evde eksikler olduğu için.
Nerdeyse akşam olmuştu bütün yemeklerde hazırdı. Sadece sofranın kurulması kalmıştı. Birçok çeşit yemek yapmıştık.
Ne sızdığını bilmediğimiz için aklımıza gelen yemeklerin hepsini yaptık. Tabi benim el lezzetim vardı.
Üniversiteye başlamadan önce bir sürü yemek kurslarına gitmiştim. Bir ara merak salmıştım bu konuya.
Masayı kurup şuan hepimiz salonda oturuyorduk. Çok heyecanlıydım avucumun içi terketmişti. Ama aynı zamanda da içimde bir korku vardı.
Sanki-yanımda oturan- Efe anlamıştı. Çünkü elimin üstünde elini hissediyorum.
Nerdeyse bi 5 dakika sonra zil çaldı. Ne yapacağımı bilmez bir şekilde hala koltukta oturuyorum.
Emir elimden tutup beni ayağa kaldırdı. "Yanındayım kardeşim yapabilirsin" dedi. Evet yapabilirim herkes bana guveniyorken artık mutlu olup geçmişi düşünmemeye çalışıcam
Böyle davrandıkça bizimkileri üzüyordum. En çok ta abimi beni hep Pelin'in yerine koymuştu.
(Pelin Savaş'ın ölen büyük kardeşi tanıtımda söylemiştim.) Hep bana birşey olacak korkusu vardı.
Zaten Pelin'i kaybetmişti. Bana da birşey olsa kimse toparlayamaz onu evet İpek'i de seviyor ama bana daha çok bağlı tabi bu benim de hoşuma gidiyor.
Kötü zamanımda yanımda olmuştu. Hiç ayrılmayıp gerçek abi-kardeş olmuştuk. Şimdi ki biyolojiklerle de abim gibi olabilecem mi?
Ya da onlara abi dersem abim üzülürmü hep bunları düşünüyorum. Artık başım o kadar ağrıyor ki...
Bugün herşeyi bir kenara bırakmıştım. Abime söz vermiştim onlara şans vermek için o yüzden bugünün güzel geçmesi gerekiyor.
Abim zaten kapıyı açmaya gitmişti. Bende hemen arkasından gidip arkasında durdum.
Hepsi içeriye geçince direk salona geçmiştiler.-Buna ailenin tanışmadıgım diğer fertleri de dahil- Zaten daha önce geldikleri için yolu biliyorlar.
Abim de he,en arkasından girmeden önce bana göz kırpıp kafasıyla içeriyi göstermişti.
İçeriye geçip 'hoşgeldiniz' dedim. Hepsi gözümün içine mutlulukla bakıyordu. Nedense bende mutlu olmuştum onları böyle görünce.
Aynur hanım(biyo anne) söze girerek "kızım bizi ne kadar mutlu ettin bilemezsin çok teşekkür ederim" dedi dolu gözleriyle.
Diyemedim ki abim konuşmada sizi kabul etmezdim diye aslında zaten tam olarak kabul de etmiş sayılmam ama neyse.
Hiçbir şey demeden öyle baktım. Ben birşey söylemeyin sanırım alınmıştı. Çünkü bi ara yüzü düşmüştü ama hemen toparlanıp yüzüne tebessümü ekledi.
Abim bana bakıp 'biz ne konuşmuştuk' bakışı attı. Bende tırsıp ona 'off be tamam' bakışı attım.
Şimdi siz diceksiniz nasıl anladın diye bizim hepimizin anlaşma şekli bu topluluk da hem gözlerimizle anlaşırız.
Ayy çok konuştum gerçekliğe dönelim. Salondakilere baktığımda hepsi bana bakıyordu. Sanki birşey dememi bekler gibi.
Ben birşey demeyince Aydın bey söze girerek tanımadığım kadınları ve çocukları tanıtmaya başladı.
"Kızım-sarı saçlı kadını gösterip-Mirza abinin karısı gelinim Nil- Nil yengenin yanındaki kizi göstererek- kızı Melek"
Meleğe baktığımda bana bakıyordu. Gülüp göz kırptım hemen annesinin boynuna sarıldı sanırım utanmıştı.
Aydin bey devam ederek-siyah saçlı kadını gösterip-"Aslan abinin karısı gelinim Bade kendisi avukat kucağındaki de Soylu ailesinin prensi Kayra" dedi.
Hemen yerimde dikleşip Bade albaya meraklı ve heyecanlı gözlerle baktım. Sanırım kimse anlamamıştı benim böyle bakmamı.
Bende düzelip "şey bende hukuk okuyorum da o yüzden bir an heyecanlandım." dedim.
Onlarda sanırım benim hakkımda birsey öğrendikleri için mutlulardı. Bade abla bana bakıp "yaa öyle mi ne güzel meslektaşız bir gün seni çalıştığım büroya götürebilirim" dedi.
Hemen "çok isterim gelmeyi" dedim benim bu halime gülüp "tamam" dedi. Bu sırada ayağa kalkıp,
Kayra'nın yanına gittim. Bade ablaya bakıp "kucağıma alabilir miyim?" diye sordum. "Tabi ki o senin yeğenin" deyip beni, kucağıma verdi.
Yeğenim...
Ne kadar kabul etmesem de benim iki tane yeğenim vardı. Kayra'yı yüzüme doğru döndürüp sevdim. Bu sırada ortam sessizleşmiş sadece bizim seslerimiz vardı.
Koluma dokunan ele baktığımda Melek'ti. Utangaç bir şekilde bakıp "şey merhaba ben Melek" diyerek elini uzattı.
Onun bu tavrına gülüp, "şey merhaba bende Asena" dedim. Onu taklit etmemi sanırım komik bulmuştu kıkırdadı.
Bana bakıp "sana hala diyebilir miyim?" diye sordu. Meleğin sorusuna salona bir sessizlik çökmüştü. Herkes benim ne cevap vereceğimi bekliyordu.
Ben demiştim artık mutlu olucam diye. Tebessüm edip, "Tabi ki diyebilirsin ben senin ve Kayra'nın halasıyım" dediğimde salondakiler derin bir nefes almıştılar.
Biyo abi lerden çok çekiniyorum ama nedense kendimi Asil'e yakın hissediyorum. O gün karakolda yaptığım şeyden pişman olmuştum.
Aydın beyden hala çekiniyorum, sadece Asil den, Toprak'dan ve Aynur hanımdan çok çekinmiyorum.
Şuan herkes birbirleriyle gülerek güzel bir sohbet ediyorlar. Ben kaç yildır kurduğum hayal gerçek olmuştu.
Ne kadar o gün aile istemiyorum desem de abim konuştuktan sonra kafamda bir şeyler düzelmişti. Hem onların hiçbir suçu yok ki.
Artık herşeyi geride bırakma kararı aldım.
Salondakilere göz gezdirip "masa hazırdı buyrun geçelim." dedim. Benim konuşmamla hepsi yüzüme tebessüm ve ışıldayan gözlerle bakıyorlar.
Bana bu kadar mı değer veriyorlar. "Asena acaba sen salak mısın" off şaziye yine neden ben salak oldum.
"Sence sana değer vermeseler gelip seninle konuşurlar mı? Ya da sen onları istemediğinde neden üzüldüler. Hem nerdeyse hergün abinle iletiişıme geçmişler.
Seni sevip değer vermeseler bunların hiçbirini yapmazlar." Dedi aslında bi yandan haklısın şaziye.
Istemeseler hiçbirini yapmazlardı. Hem bende mutlu olmak istiyorum. Evet arkadaşlarımın yanında mutluyum ama her zaman 'aile' tarafım bende hep buruk.
Ama artık birşeyleri aşmam gerekiyor. O yuzden 6 ocak bu tarihten sonra mutlu olucam, mutlu olmaya çalışıcam.
Hepimiz masaya oturup yemek yemeğe başladık. Artık onlara soğuk değil de yüzümde ki tebessümle bakıyorum.
Sanırım onlara böyle bakmam biraz şaşırtmıştı. Şimdi dikkat ettim de Mert ve Toprak yoktu.
Suan masa o kadar sessizdi ki büyük ihtimal benden çekiniyorlar. Konu açmak için " Mert ve Toprak nerede" diye sordum. Onları sormam biraz şaşırmıştilar.
Ama hemen toparlanıp Mirza söze girdi. "Mert'in karakolda nöbeti vardı, Toprak'ın ise yarına gitmesi gereken proje ödevi vardı. Çok gelmek istedi ama gelemedi." dedi.
''Anladım" dedim. Sonrası zaten güzel geçti. Yemegı yiyip bulaşıkları kadınlar olarak hepimiz beraber yıkadık.
Tabi bu sırada baya eğlenmiştim hem biraz kendilerinden bahsetmişti. Sonra abilerle konuşup vakit geçirdik.
Yani kısacası bugün çok güzel geçmişti. Iyiki abimi dinlemiştim diyorum.