İçeriğe geç

Sonsuzluğun Zümrüt Kılıcı

Bölüm 6 · 2 dk okuma

Sonsuzluğun Zümrüt Kılıcı

Bölüm 6

5. Bölüm

5.BÖLÜM:WENDİGO’NUN

LANETİ

“Yarın kütüphaneye gidip eşyalarımı toplayacağım.” Müdüre çoktan tatlısını

bitirip gitmişti, fakat biz okul konusunu...- pardon “Kraliyet akademisi” konusunu

tüm yemek boyunca düşünmüştük. Hiç kimse yemeğini bitirmemişti bu yüzden.

“Olur, ama yanında birisinin olması lazım.” Babam hem benim soruma yanıt

vermeye çalışıyor, hem de ağzındaki lokmayı bitirmeye çalışıyordu.

“Muhafızlardan birisini gönderirim. Ayrıca çok eşya vardır, konvoy ile

getirtirim. Yinede gitmek istersen tutan yok.”

“Olur.” Dedim. “hem öğleden sonraya yetişirim. Öğleden sonra şu kılıç çekme

ve taç giyme töreni var, meşhur (!)” dedim. Aslında kütüphanede sert yatakta

yatmaktansa , kuş tüyü yataklarda yatmak istediğim için böyle demiştim, çünkü şimdi

gitsem geceyi orada geçirecektim.

“Fakat, yarın sınavın var tatlım, kraliyet sınavı.” dedi annem. Aslında sabah

erken kalkıp bir iki saatliğine oyalansam, sınava yetişirim vaktim bile kalırdı. Bu fikri

anneme belirttim ve üst kata yatak odama uyumaya çıktım.

Gecelikleri mi giydim ve yatağa girdim. Gecenin mavi gökyüzüsü ile Asena

gölünün durgun sularının birleşip uzayla bütünleşmiş gibi olmasını izliyordum. Asena

halkı uyuyordu ; nöbetçiler hariç. Sessiz ve güzel Asena’yı izlerken aklıma

şehirdekilerin benim dedikodumu yapıp yapmadığı takıldı. Aman, neyse. Umurumda

bile değil. Yavaş yavaş uykunun pençelerine düşüyordum... Gözlerimi açtım.

Ormanın içindeydim. Daha doğrusu ormanın içinde bir antik şehir in merkezi gibi bir

yerdi. Ay ve güneş karşı karşıya duruyordu, gece ile gündüz...derken çalılıkların

arasından koşan bir geyik çıktı. Bana doğru geliyordu, hem de çok hızlı...

Seni yalancı, yalan söylüyorsun...Sen indigoyu , görmedin sen hiçbir şey

görmedin... yalan söyleme!

Dur, kafamın içindeki sesler durmuyor, dur, dur, dur DUR!

“DUR!”

Ve durdu...

Geyik durdu... Ama hayır arkasından daha büyük bir geyik geliyordu. İnsan

gibi duruyordu, dört ayak değil iki ayak üzerindeydi, boynuzları ağaç dallarından

yüksekte bitiyordu, Bu bir Wendigoydu*.

İçimdeki ses artmaya başlamıştı, fakat içimdeki sesin indigo geyiğinin

söylediğine emindim.

Kaç, yalancı. Kaçmazsan yalanlarınla beraber öleceksin kaç!

Bunu duyar duymaz salisesinde kaçtım. Fakat bu sefer Wendigo susmadı.

“Kaçma Elodie, kaçma! Gerçekleri duyacaksın... Gözlerini kapamayı seçenler

bile bir gün gerçeği duyacaktır...”

Bu söz... ünlü bir Türk Alim’in sözüydü. Hazreti Mevlana...

Ben koşarken etrafa sis çöktü , bir metre ötemi göremiyordum, çok

koşmuştum. Bir uçuruma denk geldim ve.....

Düştüm...

Sabahın karanlık bulutlarında bir avcıydım... yalanın avcısı.

SABAHIN KARANLIK

BULUTLARINDA BİR AVCIYDIM...

YALANIN AVCISI. YALANI AVLAMAK

İSE KENDİ YALANLARIMDAN

KAÇMAK DEMEKTİ...

- Ay koruyucusu 1538-1539 numara 35

*Wendigo: Kanada ve Kuzey Amerika’da yaşayan mitolojik canlı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.