5.BÖLÜM:WENDİGO’NUN
LANETİ
“Yarın kütüphaneye gidip eşyalarımı toplayacağım.” Müdüre çoktan tatlısını
bitirip gitmişti, fakat biz okul konusunu...- pardon “Kraliyet akademisi” konusunu
tüm yemek boyunca düşünmüştük. Hiç kimse yemeğini bitirmemişti bu yüzden.
“Olur, ama yanında birisinin olması lazım.” Babam hem benim soruma yanıt
vermeye çalışıyor, hem de ağzındaki lokmayı bitirmeye çalışıyordu.
“Muhafızlardan birisini gönderirim. Ayrıca çok eşya vardır, konvoy ile
getirtirim. Yinede gitmek istersen tutan yok.”
“Olur.” Dedim. “hem öğleden sonraya yetişirim. Öğleden sonra şu kılıç çekme
ve taç giyme töreni var, meşhur (!)” dedim. Aslında kütüphanede sert yatakta
yatmaktansa , kuş tüyü yataklarda yatmak istediğim için böyle demiştim, çünkü şimdi
gitsem geceyi orada geçirecektim.
“Fakat, yarın sınavın var tatlım, kraliyet sınavı.” dedi annem. Aslında sabah
erken kalkıp bir iki saatliğine oyalansam, sınava yetişirim vaktim bile kalırdı. Bu fikri
anneme belirttim ve üst kata yatak odama uyumaya çıktım.
Gecelikleri mi giydim ve yatağa girdim. Gecenin mavi gökyüzüsü ile Asena
gölünün durgun sularının birleşip uzayla bütünleşmiş gibi olmasını izliyordum. Asena
halkı uyuyordu ; nöbetçiler hariç. Sessiz ve güzel Asena’yı izlerken aklıma
şehirdekilerin benim dedikodumu yapıp yapmadığı takıldı. Aman, neyse. Umurumda
bile değil. Yavaş yavaş uykunun pençelerine düşüyordum... Gözlerimi açtım.
Ormanın içindeydim. Daha doğrusu ormanın içinde bir antik şehir in merkezi gibi bir
yerdi. Ay ve güneş karşı karşıya duruyordu, gece ile gündüz...derken çalılıkların
arasından koşan bir geyik çıktı. Bana doğru geliyordu, hem de çok hızlı...
Seni yalancı, yalan söylüyorsun...Sen indigoyu , görmedin sen hiçbir şey
görmedin... yalan söyleme!
Dur, kafamın içindeki sesler durmuyor, dur, dur, dur DUR!
“DUR!”
Ve durdu...
Geyik durdu... Ama hayır arkasından daha büyük bir geyik geliyordu. İnsan
gibi duruyordu, dört ayak değil iki ayak üzerindeydi, boynuzları ağaç dallarından
yüksekte bitiyordu, Bu bir Wendigoydu*.
İçimdeki ses artmaya başlamıştı, fakat içimdeki sesin indigo geyiğinin
söylediğine emindim.
Kaç, yalancı. Kaçmazsan yalanlarınla beraber öleceksin kaç!
Bunu duyar duymaz salisesinde kaçtım. Fakat bu sefer Wendigo susmadı.
“Kaçma Elodie, kaçma! Gerçekleri duyacaksın... Gözlerini kapamayı seçenler
bile bir gün gerçeği duyacaktır...”
Bu söz... ünlü bir Türk Alim’in sözüydü. Hazreti Mevlana...
Ben koşarken etrafa sis çöktü , bir metre ötemi göremiyordum, çok
koşmuştum. Bir uçuruma denk geldim ve.....
Düştüm...
Sabahın karanlık bulutlarında bir avcıydım... yalanın avcısı.
SABAHIN KARANLIK
BULUTLARINDA BİR AVCIYDIM...
YALANIN AVCISI. YALANI AVLAMAK
İSE KENDİ YALANLARIMDAN
KAÇMAK DEMEKTİ...
- Ay koruyucusu 1538-1539 numara 35
*Wendigo: Kanada ve Kuzey Amerika’da yaşayan mitolojik canlı.