Hissediyorum kalp atışım hızlandı ve bir an sanki zaman durmuştu. Hissediyordum bu hayatımın dönüm noktasıydı. Her şey çok değişecekti.
Fakat o da neydi. Bu şeyi daha önce hiç görmemiştim bu varlık neyin nesiydi. Bağırmaya çalışıyor fakat bağırmıyordum. Konuşmaya çalışıyor fakat konuşamıyordum. Sadece bakıyordum. Sanki o an komadaymış gibi sadece görüyür ve duyuyordum. Bir an kendime geldim ve bunları idrak etmeye çalışıtım. Hâlâ bağırmıyordum. Kısık bir sesle "Sen de kimsin?" diyebildim sadece. "Daha fazla konuşma. O geceyi hatırlıyor musun? Annenin öldüğü o geceyi. O gece gördüğün rüyayı sana hatırlatma vaktim gedi." dedi ve gitti.
Bu da neydi şimdi kesin komadayım da böyle saçma şeyler duyuyorum. Bu gece rüya göreceğimi söylüyordu fakat ben uyumuyordum ki. Uyumadan nasıl rüya görebilirdim. Aklım çok karışmıştı ve o bahsettiği rüya artık her neyse bilmiyorum. Zaten bilmemi de beklemiyordum çünkü ne de olsa çok küçüktüm. Ama bu yanıma gelen de neydi. Sanırım bunu ablama söylemem gerekiyordu. Belki o bunun ne olduğunu biliyordur.
Hızla odadan çıktım. Hâlâ kalp atışımın hızlı olduğunu fark ettim. Ve hemen yanına gittim. Olanları ablama anlatmaya başladı. Ve birden bana "Sus!" diye bağırdı. "Daha fazla sakın anlatma, tek kelime dahi etme!" Dedi sanki gözlerinde acı, hüzün, korku be nefret vardı. Ne oldu şimdi ben ne dedim ki. "Neden bağırıyorsun sadece sana az önce yaşadığım ve ne olduğunu bilmediğim bir olayı anlatıyordum. Ben sadece korktum ve bunu anlatma ihtiyacı duydum. Bunu anlatabileceğim tek kişi sensin, güvendiğim tek kişi sensin. Ya benim senden başka kimsem yok. Şimdi kırk yılda bir kere korkumu birine anlattım. Ve sen bana bir anda neden böyle çıkıştın?" Kendimi çok kötü hissediyordum bir yerden tanıdık geliyordu bu bağırma sesi evet, o gece annem de böyle bağırmıştı. Bana çok acı dolu bakıyordu ablam. Acaba dediklerime mi kırılmıştı? Buna kırılacak biri değil ama kolay kolay kıramazsınız onu."Gizem bunu ne bana anlat ne de başka birine. Git istediğin yere haykır bunu veye o günlüğüne, defterine yaz ama bana veya başka hiç kimseye anlatma. Hem benim için hemde kendin için."Bu da neydi şimdi."Neden" diye sordum. Çünkü bana bunları söylemesinin bir nedeni olmalıydı. "Bu konu hakkında konuşmayalım. Yoksa ben bu kaderin sonunu tahmin edebilirim. Eğer bu konu hakkında konuşmaya devam edersek ben tahminlerimde hiç yanılmayacağım." Offff tamamda ne diyordu bu, neyse son kez bir soru sorayım. Bir şey olmaz herhalde. "Peki bu konu hakkında konuşursak, kaderimin sonu nereye varacak." yani herkesin sonu ölümdü ama yine de sorayım dedim. "Ölüm" dedi sakin bir sesle. " Zaten herkesin sonu ölüm değil mi?" diye sordum bence gayet te haklıydım. "Ama bu ölümün zamanı belki de çok yakın ve çok kötü bir şekilde gerçekleşecek. O yüzden bunu bana anlatma!" dediğinde susumuştum nereden biliyordu bunları. Bana anlatmadığı bir şeyler vardı. Ama ne? Bu dediklerinden sonra tek kelime dahi etmeden korkuyla odama çıktım. Ve düşünmeye başladım.
" Bunları dediğine göre ablam zeten yaşadığım olayın tamamını biliyor ve yaşayacaklarımı da tahmin edemiyor olmalı." Diye mırıldandım kendi kendime. Ama olamazdı bunun bir açıklaması olmalıydı ablam bunları nereden öğrenmişti. Ya daha önce bunları yaşamış ya da yakından tanıdığı biri bunları yaşamıştı. Kendisi olamazdı çünkü eğer kendisi olsaydı sonunun ölüm olduğunu ölmeden anlayamadı ve hayla hayattaydı. Babam da olamaz çünkü o hayla yaşıyor ama hapiste. Annem? Bana annemi babamın öldürdüğünü söylemişlerdi. O yüzden o da olamazdı. Ama benim şimdiye kadar hiç bir zaman sorgulamadğım bir soru vardı. Ammeni gerçekten babam mı öldürmüştü? " Ben bu yaşıma kadar bunu hiç sorgulamıştım. Bunu ablama tekrar sormam gerekli. Bu konuyu ablama sormamın sonu da ölüm olmaz herhalde. Hemen hızlıca odamdan çıktım ve ablamın yanına gitmeye başladım.
Fakat bir anda karşıma çıkan o daha önce gördüğüm yaratığın önümde belirtmesi ile çığlık attım ve yere yığıldım.