Kendimi bir boşlukta hissediyorum. Sanırım uzun zaman sonra o uyku hissini tatmıştım.
Aslında çoğu kişi herhangi bir dertlerinin uyuyunca geçe-
ceğini düşünüyor. Peki ya rüyalar, yaşadıklarımız ister istemez bilinç altımıza işliyor. Ve bu da her şeyin uyuyunca geçmediğini açıklıyor. Belki de uyudukça derdimizin geçeceğini düşünürken, rüyalarımız bize o derdi daha derinden ve daha acı bir şekilde yüzümüze vuruyor.
Ayağa kalkmalıyım ne olursa olsun pes etmemem gerek. Ama şu an bir boşluktayım. Ve bu boşluk beni daha çok kendine doğru çektikçe sanki ölüme biraz daha yakınmışım gibi hissedi-
yorum...
Ben rüya mı görüyorum. Ama şu an uyuyor olamam. "Bunu size söylememin bedelini belki de çok kötü bir şekilde çekeceğim. Ama bilmeniz gerekenler var. Artık benim hikayem burada sonlanır. Beni unutmayın ve sakın Gizem ile aynı kaderi paylaşmamıza izin vermeyin. Bunu ne ben ne de siz istersiniz. O benim size anlattıklarımı size anlatmamalı. Ben bunu Gizem için yapıyorum. Sakın konuşmasına izin vermeyin. Bunu size anlatamaz. Ona çok iyi bakın, ve sakın benim gerçek ölüm nedenimi öğrenmesin. Yoksa bu ona benim yaptığım hataları yaptırabilir. Gizem 'e iyi bakın unutmayın o benim gibi olmamalı. Lütfen... "
"Anne, anne!"
Annemin yüzünü gerçekte görmemiştim. Ama fotoğraflar-
dan tanıyordum. Gözlerimi açmıştım ve hastanedeydim başımda ablam vardı.
– A-abla, ne oldu bana?
–Önemli bir şey değilmiş. Sadece bayıldın.
Evet o yaratığın dediği gibi ben rüya görmüştüm. Ama buna rüya denir mi bilmiyorum. Çünkü uyumamıştım, ben bu rüyayı bayılarak görmüştüm.
Hayla güçlükle konuşuyordum. Ama bunu acilen ablama sormam gerek.
–Abla, şimdi bana dürüstçe cevap ver.
–Bunu benim sana söylemem gerek bence.
–Ne demeye çalışıyorsun?
–Gizem, neden bayıldın. Yani o sırada ne oldu. Doktorlar bunun aniden korku nedeniyle olduğunu ve yere düşünce de başına darbe aldığın için olduğunu söylüyor. Peki o an seni korkutan neydi?
Bunları çok sakin bire şekilde söylemişti. Ve gözlerindeki o endişeyi görebiliyordum.
–Abla
–Efendim
–Benim iyi olmamı istiyor musun?
–Tabiki istiyorum Gizem.
–Senin bana sorduğun soruya cevap vermeden önce, ben sana bir soru sorucam. Ve tekrar söylüyorum, lütfen bana karşı dürüst ol.
–Peki.
–Annem in, gerçek ölüm nedeni ne?
–Gizem sana dedim ya. Maalesef onu babam öldürdü.
–Abla!
–Gizem sakin ol. Benim sana yalan borcum mu var?
–Abla! Annemi babamın öldürmediğini her ikimiz de çok iyi biliyoruz. Ve içimden bir ses annemin ölümünün sana anlatmama izin vermediğin konuyla bir ilgisi olduğunu söylüyor.
Şimdiye kadar kolay kolay hislerimde yanılmadım. İşte kendimede sevdiğim nadir özelliklerden biri bu, hislerimde yanılmamam.
Ve o sırada yine karşımda o yaratığı gördüm. Olamaz yine mi? Şaşkın bir şekilde ona bakıyordum. Kalp atışım hızlanmıştı. Ve o sırada ablamın hayla bana acıyla baktığını görünce, ablamın o yaratığı görmediğini anladım.
Bronz tenliydi ve hafif şeffef bir görüntüsü vardı. İri gözleri ve insanların kulaklarına göre hafif daha iri ve değişik bir şekile sahip kulakları, onu daha ürkütücü gösteriyordu. Aynı zamanda ayaklarının biri diğerine göre daha yukarıdaydı. O da ne bunun dört parmağı mı var?
Ben şaşkın ve korkmuş bir şekilde ona bakarken, ablam.
–Gizem, iyi misin? Neden oraya öylece bakıyorsun,Gizem?
Ve bana bir adım yaklaşınca. Daha fazla kendimi tutamayıp çığlık attığım an, ablam hemen doktor çağırmak için bağırmaya başladı. Fakat kimse gelmeyince ablam hemen doktor çağırmak için odadan dışarı çıktı. İşte şimdi daha çok korkuyor-
dum.