---
**Gece 02:35 - Villa Bahçesi**
Şiddetli yağmur villa bahçesini dövmeye devam ediyordu. Villanın arka tarafındaki eski çam ağacının altında, dizlerinin üzerine çökmüş bir kız sessizce hıçkırıyordu.
**Eylül.**
Saçları tamamen ıslanmış, siyah montu su çekmiş, makyajı akmıştı. Elleriyle yüzünü kapatmış, omuzları sarsılarak ağlıyordu. Yağmur gözyaşlarına karışıyor, sesini bastırıyordu.
Eylül: (kendi kendine, kırık bir sesle)
Neden… neden her şey böyle oldu? Kaan… ben sadece seni sevmek istedim… Sadece seni…
Bir süre önce Mira’nın Kaan’ı dövdüğü sahneyi uzaktan izlemişti. Kaan’ın kanlar içinde yere yığılmasını, Mira’nın çığlıklarını… Hepsi gözünün önündeydi.
Eylül: (hıçkırarak)
O kadar çok kan vardı… Yüzü… yüzü mahvolmuştu. Ama ben hâlâ… hâlâ onu seviyorum. Neden bu kadar aptalım?
Telefonunu çıkarıp Kaan’a mesaj yazmaya çalıştı ama parmakları titriyordu. Birkaç kez yazıp sildi.
**Eylül:**
Kaan lütfen dışarı gel… Çok korktum. Seni o halde görmek istememiştim.
Mesajı göndermedi. Telefonu kucağına bıraktı ve tekrar ağlamaya başladı.
---
Tam o sırada villanın arka kapısı yavaşça açıldı.
Kaan dışarı çıktı. Yüzü şiş, morarmış ve kan izleriyle kaplıydı. Burnuna aceleyle yapıştırılmış bir bandajı, kaşındaki derin kesiği vardı. Yağmura rağmen umursamadan bahçeye indi. Eylül’ü fark edince olduğu yerde durdu.
Kaan: (düşük ve boğuk sesle)
Eylül?
Eylül başını hızla kaldırdı. Kaan’ı o halde görünce daha da çok ağlamaya başladı.
Eylül: (ağlayarak ayağa kalkmaya çalışırken)
Kaan… Tanrım… yüzün… Mira sana neler yapmış böyle… Çok kanıyordu… Çok korktum…
Kaan yavaşça yaklaştı. Yağmur ikisinin de üzerinden sel gibi akıyordu.
Kaan:
Burada ne işin var? Eve gitsen daha iyi olurdu.
Eylül: (hıçkırıklara boğularak Kaan’ın koluna yapıştı)
Seni yalnız bırakmak istemedim… İçerideki o kavgadan sonra… Seni görmek istedim. Çok kötü görünüyorsun… Acıyor mu?
Kaan cevap vermedi. Sadece Eylül’ün ıslak saçlarına baktı.
Eylül: (sesi titreyerek)
Ben… ben her şeyi gördüm. Mira’nın sana vurduğunu… çığlıklarını… Sen hiç karşılık vermedin. Neden? Neden kendini savunmadın?
Kaan: (soğuk ama yorgun)
O benim kardeşim. Onu incitemem.
Eylül: (daha yüksek sesle ağlayarak)
Ama o seni incitti! Hem de çok fena! Senin kanlar içinde yere yığılmanı izlemek… kalbim parçalandı Kaan. Seni seviyorum… Gerçekten seviyorum. Neden beni kendinden uzak tutuyorsun? Neden kimseyi yaklaştırmıyorsun?
Kaan bir süre sessiz kaldı. Yağmur şiddetlenmişti.
Kaan: (alçak sesle)
Çünkü ben zehirliyim Eylül. Senin gibi temiz ve duygusal bir kızı… mahvederim. Mira da mahvoldu. Sen de mahvolursun.
Eylül birden Kaan’a sıkıca sarıldı. Islak vücudu Kaan’ın kanlı ve ıslak tişörtüne yapıştı.
Eylül: (hıçkırarak)
Mahvet o zaman! Mahvet beni! Yeter ki yanımda ol… Sensiz nefes alamıyorum. Lütfen… lütfen beni itme…
Kaan ilk başta kaskatı kaldı. Kollarını ne yapacağını bilemedi. Ama sonra yavaşça kollarını Eylül’ün sırtına doladı. Bu onun için çok yabancı bir histi.
Kaan: (fısıltıyla)
Aptal kız… Sen benim gibi bir canavara âşık olmamalıydın.
Eylül: (hâlâ ağlayarak)
Âşık oldum bir kere… Geri dönüşü yok. Mira kaçtı değil mi? Eren’le birlikte…
Kaan:
Evet. Kaçtı.
Eylül: (korkuyla)
Onu bulacak mısın? Ona zarar verecek misin?
Kaan cevap vermedi. Sadece Eylül’ü daha sıkı sardı.
---
**Villa Penceresinden**
Leyla ve Ege bahçeyi izliyordu.
Leyla:
Kaan sonunda birine sarılıyor… Bu tehlikeli olabilir.
Ege: (soğuk bir gülümsemeyle)
Bırak. Belki bu onu daha güçlü kılar. Ya da tamamen kırar.
---
**Bahçe**
Eylül Kaan’ın kanlı yüzüne dokunmak istedi ama Kaan elini tuttu.
Kaan:
Dokunma. İğrenirsin.
Eylül: (gözleri dolu)
Asla iğrenmem. Senin kanın bile benim için önemli.
Kaan: (derin bir nefes alarak)
Eve gir. Üşüyeceksin.
Eylül:
Sen de gir… Bu gece yalnız bırakma beni. Lütfen.
Kaan bir an tereddüt etti. Sonra Eylül’ün elini tuttu ve birlikte villaya doğru yürümeye başladılar.
Kaan: (yürürken, fısıltıyla)
Eylül… Eğer benimle kalırsan, bir gün seni de incitebilirim.
Eylül: (gülümseyerek, gözyaşları içinde)
İncit. Ama incitmeden önce biraz sev beni Kaan… Sadece biraz.
İkisi birlikte villaya girdiler.
---
**Bölüm Sonu**
---