İçeriğe geç

Sonsuz Çekim

Bölüm 7 · 2 dk okuma

Sonsuz Çekim

Bölüm 7

Bölüm 7: Telsizdeki Nefes

​"Demir! Cevap ver!"

​Asena’nın sesi, telsizin statik cızırtıları arasından sıyrılarak Demir’in bilincinin kıyısına çarptı. Kaskın içindeki dijital ekran titreyerek kapandı; piller bitmemişti ama yüksek radyasyon, zırhın hassas devrelerini geçici olarak felç etmişti. Demir, karanlığın içinde kendi ağır ve düzensiz nefesini dinliyordu. Vücudu kurşun gibiydi, parmak uçlarını dahi hissetmiyorsa bu sadece yorgunluktan değil, havaya karışan sızıntıdandı.

​"Eğer o koridorda kalırsan..." Asena duraksadı. Sesi ilk kez bu kadar çıplak ve korumasızdı. Otoriter maskesi, aralarındaki kilometrelerce uzanan metal şaftların arasında eriyip gitmişti. "...Seni oradan tek başıma çıkaramam Demir. Beni duyduğunu biliyorum. Ayağa kalk."

​Demir, sırtını dayadığı metal duvarın soğukluğunu zırhın katmanlarına rağmen hissetti. Göz kapakları tonlarca ağırlıktaymış gibi kapanmak üzereydi. Ama Asena’nın sesindeki o nadir, neredeyse yalvaran ton, içindeki hayatta kalma güdüsünü son bir kez tetikledi. Bu kadın emir vermeye, yönetmeye alışmıştı; çaresizlik ona yakışmıyordu.

​"Buradayım..." diye fısıldadı Demir. Sesi çatallı ve zayıftı. "Hâlâ... buradayım."

​"Tanrıya şükür," dedi Asena. Sesindeki ani rahatlama telsizden net bir şekilde okundu, hemen ardından o eski, sert kabuğunu tekrar takınmaya çalıştı. "Zırhın yedek güç ünitesini devreye sokmam gerekiyor. Göğsünün sağ tarafındaki manuel sigortayı hissetmeye çalış. Küçük, plastik bir mandal."

​Demir, uyuşmuş sağ elini zorlukla göğsüne doğru kaldırdı. Parmakları kalın kurşun eldivenlerin içinde hissizleşmişti. Metali yokladı, aradı ve sonunda o küçük mandalı buldu. Tüm gücüyle aşağıya doğru çekti.

​Çıt.

​Zırhın içindeki küçük fanlar hafif bir vınlamayla yeniden dönmeye başladı. Kaskın ekranı soluk yeşil bir ışıkla aydınlandı. Radyasyon göstergesi hâlâ tehlikeli sınırdaydı ama en azından hidrolik destek sistemi yeniden canlanmıştı.

​"Güç geldi," dedi Demir, duvardan destek alarak yavaşça ayağa kalkarken. Dizleri titriyordu ama zırhın mekanik iskeleti onu ayakta tuttu.

​"Hemen sızdırmazlık kapağına dön," dedi Asena, emir kipine geri dönerek. "Filtreler çalışmaya başladı. Yukarıdaki oksijen seviyesi yükseliyor: %19.1. İstasyon nefes alıyor Demir. Şimdi sıra sende."

​Demir, arkasında bıraktığı parlak yeşil filtre paneline son bir kez bakıp, ağır adımlarla havalandırma şaftına doğru yürümeye başladı. Her adımında, ölümün kıyısından dönmüş olmanın verdiği o tuhaf hafiflik vardı. Ama asıl hafiflik, yukarıda onu bekleyen kadının, o ulaşılamaz Şef’in sesindeki insani çatlağı keşfetmiş olmaktan geliyordu.

​Şaftın merdivenlerine ulaştığında, "Yukarı geliyorum Asena," dedi.

​Asena bu kez isminin telaffuz edilmesine sessiz kaldı. Telsizden gelen tek şey, Demir’in tırmanışına eşlik eden düzenli, derin bir nefes alış verişiydi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.