İçeriğe geç

Sonsuz Çekim

Bölüm 19 · 2 dk okuma

Sonsuz Çekim

Bölüm 19

Bölüm 19: Sessizliğin Rengi

​Komuta merkezindeki tüm ekranlar yeşile dönmüş, yapay zeka Minva’nın zafer şarkısını andıran mekanik raporu odayı doldurmuştu: "Yörünge stabil. Düşüş durduruldu. Minerva-4 güvenli hatta."

​Ancak Asena için bu odadaki tüm ışıklar ve sesler anlamını yitirmişti. Kulaklarında sadece o son patlamanın uğultusu ve Demir’in telsizden gelen son fısıltısı yankılanıyordu: "Bırakmıyorum."

​"Demir? Demir, cevap ver!" Asena telsiz panelinin üzerine kapandı, mandala öyle sert basıyordu ki parmak uçları acıyla sızladı. "Yedinci seviye, durumunu bildirin! İşçi Demir, bu bir emirdir, ses ver!"

​Hoparlörden gelen tek şey, derin uzayın boşluğunu andıran soğuk bir statik hışırtıydı.

​Asena bir anlığına etrafındaki devasa ekranlara, kendisini milimetrik olarak izleyen güvenlik kameralarına baktı. Minva’nın mercekleri üzerindeyken bir istasyon şefinin yapması gereken şey, yerinde kalıp sistem kontrollerini tamamlamaktı. Ama içindeki o buzdan duvar, aşağıdan gelen o sağır edici sessizlikle tamamen paramparça olmuştu.

​"Şef Vance," dedi Minva, kadının hareketlerindeki anomaliyi sezip uyararak. "Komuta merkezini terk etmeniz protokol ihlalidir. İletişim hatlarındaki arıza için bir robotik ünite görevlendirilebilir."

​"Protokolleri de robotları da lanetlesinler," diye tısladı Asena.

​Üzerindeki şef ceketini fırlatıp attı. Kameraların önünde, o kusursuz imajını, rütbesini ve kariyerini tek bir hamleyle arkasında bıraktı. Koşarak komuta merkezinin ağır kapısından çıktı ve asansöre doğru ilerledi. Hayatında ilk kez bir yere giderken mantığıyla değil, kalbinin o vahşi ritmiyle hareket ediyordu.

​Asansör yedinci seviyeye doğru hızla inerken, Asena ellerini yumruk yapmış, titremesini engellemeye çalışıyordu. Aşağı katların o ağır, yağ ve pas kokan havası kapılar açılır açılmaz yüzüne vurduğunda, bu koku ona ilk kez yabancı ya da kirli gelmedi. Bu koku Demir’di.

​Koridorda hızla koştu. Üçüncü itici hattının olduğu vana odasına ulaştığında, içerideki duman gözlerini yakıyordu. Patlayan hidrolik borularından sızan sıvılar zemini kaplamıştı.

​"Demir!" diye haykırdı Asena, dumanların arasına dalarak.

​Odanın köşesinde, devasa bir çelik kirişin dibinde, Demir sırtüstü yatıyordu. Üzerindeki işçi tulumu yırtılmış, sol omzundan aşağıya doğru koyu bir kan sızıyordu. Yüzü kömür karasıydı ve gözleri kapalıydı.

​Asena dizlerinin üzerine çökerek kendini adamın yanına bıraktı. O steril, ulaşılamaz Minerva Şefi, şu an o yağlı ve kanlı zeminde, ellerini Demir’in yüzüne yerleştirmişti.

​"Demir, aç gözlerini," diye fısıldadı Asena. Sesi ilk kez tamamen kırılmıştı, gözlerinden süzülen iki damla yaş Demir’in yanağındaki siyah lekeyi temizleyerek aşağı aktı. "Beni burada yalnız bırakamazsın. Duydun mu beni? Sana izin vermiyorum."

​Demir’in göğsü hafifçe sarsıldı, ardından derin ve acı dolu bir nefes alarak gözlerini araladı. Karşısında, saçları dağılmış, ağlayan ve kendisine korkuyla bakan Asena’yı gördüğünde, çatlamış dudaklarının kenarında o tanıdık, hafif tebessüm belirdi.

​"Kameralar..." diye fısıldadı Demir, sesi zar zor çıkıyordu. "...kameraları yukarıda bırakmışsın, Şef."

​Asena, adamın hayatta olduğunu görmenin verdiği o devasa rahatlamayla hıçkırdı ve başını Demir’in sağlam olan omzuna yasladı. "Bıraktım," dedi, adamın boynundaki sıcaklığı hissederken. "Hepsini yukarıda bıraktım."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.