"Ateşlemeye son altmış saniye," dedi Minva’nın mekanik sesi. Komuta merkezindeki devasa ekranlar, Jüpiter’in devasa bulut kütlesine doğru dikilen ana iticilerin dış kamera görüntülerini yansıtıyordu. İstasyonun her bir levhası, artan statik yük yüzünden hafifçe titremeye başlamıştı.
Asena, ana konsolun önünde dikiliyor, parmaklarını ateşleme butonunun üzerinde tutuyordu. Gözleri rakamlardaydı ama zihni tamamen yedinci seviyedeki o daracık vana odasındaydı. Minva’nın soğuk varlığı odadaki her hareketi milimetrik olarak kaydederken, Asena ilk kez bu mutlak gözetimden nefret ettiğini hissetti. Şef olmak, her an bir cam fanusun içinde izlenmek demekti. Ve o fanusun dışındaki tek gerçek şeyi, alt katların karanlığında bırakmıştı.
Telsiz mandalına bastı. "Demir. Basınç odasındaki son durumu doğrula."
Cevap anında geldi ama bu kez sesindeki o mesafeli işçi tonunun altında gizli bir meydan okuma vardı. "Mekanik hatlar hazır, Şef. Aşağıdaki basınç stabil. Yukarıdaki düğmeye basabilirsin."
"Ateşleme sekansı başlıyor," dedi Asena. Sesi titremedi ama butona basarken parmak uçlarının buz kestiğini hissetti.
GÜÜÜM.
Minerva-4, tarihinin en büyük sarsıntısıyla yalpalamaya başladı. Ana iticiler derin uzayın karanlığına devasa mavi plazma dalgaları püskürtürken, istasyon Jüpiter’in ölümcül çekim alanından sıyrılmak için tüm gücüyle direniyordu. Komuta merkezindeki ekranlar sarsıntıdan dolayı bulanıklaştı. Yapay yerçekimi bir anlığına tamamen devre dışı kaldı; masanın üzerindeki veri tabletleri ve kalemler havada süzülmeye başladı.
"Yörünge düzeltmesi başladı," diye rapor verdi Minva. "Ancak üçüncü itici hattında aşırı yüklenme tespit edildi. Mekanik valf sıkışıyor."
Asena’nın kalbi hızla çarpmaya başladı. Ekrandaki kırmızı uyarı çizgisi doğrudan Demir’in olduğu bölgeyi işaret ediyordu. "Demir! Üçüncü hat valfi kilitleniyor. Basıncı düşürmen gerek, hemen!"
"Görüyorum," dedi Demir. Telsizden gelen sarsıntı ve metal dövme sesleri içerideki durumun ne kadar vahim olduğunu gösteriyordu. "Boru hattı esniyor. Manuel kolu zorlayacağım."
"Dikkatli ol," dedi Asena. Kelimeler ağzından bir şefin emri olarak değil, içindeki o bastırılmış kadının korku dolu fısıltısı olarak döküldü. Kameraların önünde olduğunu, Minva’nın bu anı kaydettiğini tamamen unutmuştu. "Demir, duyuyor musun? Kendini tehlikeye atma."
Telsizden sadece ağır metalik gıcırtılar ve Demir’in dişlerini sıkarak verdiği o derin nefesler geliyordu.
"Beni... orada yalnız bırakma demiştin Asena," dedi Demir, sesindeki sarsıntıya rağmen net bir tonla. "Bırakmıyorum."
Büyük bir patlama sesi telsiz frekansını kesti. Ardından derin, boğucu bir sessizlik çöktü. Komuta merkezindeki ekranlarda üçüncü itici hattının rengi yeşile döndü; yörünge kilidi kırılmış, istasyon düşüşten kurtulmuştu. Ama Asena’nın gözleri sadece Demir’in kapkara kalan durum paneline kilitliydi.